Korku dağları bekler. #Atasözü

Cehennem Online - Bölüm 58-Cadde Savaşı


Tankımız ilk yeteneğini iptal ederek ikincisini serbest bıraktığında, görsel olarak çok hoş bir manzara çıktı ortaya, bir süredir küfürler eşliğinde saldıran dörtlü her biri ayrı yöne olmak üzere havada süzülüyordu.

Bu fırsatı kaçıramazdım, yedikleri darbeyle şaşkına dönen moblara saldırı düzenleyerek tüm sinirlerini alacaktım.

“Yetişin, hepimizi dövmeye gelmişler!”

“Mekân sahibi adam çağırmış!”

Biz moblara dalmışken Marpucu da saniye boş durmuyordu, bir iki masanın yetmeyeceğini anlayınca ortamda ne kadar müşteri mob varsa üzerimize salmaya çalışıyordu.

Hiç de zorlanmıyordu bu konuda, kendi bölgesi olduğundan dolayı tek sözü ile manipüle etmişti tüm Düşmüşleri.

“Siz kime şekil yapıyorsun oğlum!”

“Yürüyün beyler, indirelim şunları!”

Çok kısa sürede mobların tek hedefi biz oluvermiştik, Bulgar’ın baraj kapaklarını açtığında Edirne’yi basan sular misali akıyorlardı olduğumuz yere doğru.

“Abi sıkı dur, hepsi birden geliyor!”

“Gelecekleri varsa görecekleri de var!”

Ben cevabı sağımdaki Şükrücük’ den beklerken, solumdan haşin bir ses yükseldi, Bossun oturduğu masadaki işini bitiren Toraman elindeki ağır sopayı sallaya sallaya konuşuyordu.

Rimel’ de hemen arkamızdaydı artık endişelenecek bir durum kalmamıştı, klasik hücum formasyonumuzu alarak bir mızrak gibi daldık mobların aralarına.

Masa, sandalye ne varsa havada uçuşuyordu, hiç durmuyorduk parti olarak, arkamızda kalan Rimel’ in hedef olarak alınmaması için yılan gibi kıvrılarak ilerlemekteydik.

Bu sırada göz ucuyla da Marpucunu kesiyordum, keyfi hiç yoktu bossun zira mücadele de üstün taraf konumuna geçtiğimizi gördüğü gibi kapıdan fırlayıp kaçacaktı.

O an içimde bir tehlike hissi peyda oldu, hayra alamet olmayan bu hareketin bize ne sonuçlarla döneceğini az çok tahmin ediyordum.

“Hey, burada garsonların tarafını tutanlar var, hepimizi öldürmek için gelmişler!”

Çok af edersiniz götünü yırtıyordu şu anda boss; şık taşlarla döşenmiş yolun ortasına çıkmış, kendisine ait olan bölgedeki tüm mobları yardıma çağırmıştı.

“Millet hemen dışarı çıkmamız lazım, burada kapana kısılacağız!”

Heyecan içinde bağırmamla beraber dışarı fırladık, bir de ne göreyim? Mekânların kapılarından karınca sürüsü gibi kısa paçalı ve dar yelekli adamlar fırlıyor.

“Max, bunların hepsi bizim için mi geliyor!”

Partimizin düşman kafadarları bu soruyu bana aynı anda soracaklardı, korkmuş veya tedirgin olmuş değillerdi, sadece olayların bu raddeye gelmesine çok şaşırmışlardı.

“Evet, bunca tantana sadece bizim için, baksanıza bu sahne size de çok tanıdık gelmedi mi?”

Avamından sofistikesine kadar tüm müşteriler yol kesen haramiler gibi karşımıza dikilmişlerdi, aynı statümüz değiştiğinde peşimize düşen Günahkârlar gibi.

“Ne yapacağımızı söylememe gerek var mı?”

Gerçekten de hiç gerek yoktu, her ne kadar diğerlerinden bir değil birkaç adım önde başlasak da, buraya gelene kadar birçok zorlukla yüzleşmiştik.

Başarısız olduğumuz ilk boss kesme girişimi, alakasız bir olaydan sonra tüm başlangıç köyünün kellemizin peşine düşmesi, kendi içimizdeki küçük çatışmalar derken, artık konuşmadan anlaşabilecek bir partiye dönüşmüştük.

Klasik yarma düzenimizi aldık, yüksek savunma ve Hp yenileme kabiliyetleri işe Şükrücük dönüşmeye çalıştığımız okun delici ucuydu, ben ve Toraman da ucun deldiği yerden okun geçmesini sağlayan delici kenarlardık.

Rimel ise itici gücümüzdü, dikkatle bakmayan bir kişi genç kızın işe yaramadığını söyleyebilirdi ancak konunun erbapları onun her şeyin temeli olduğunu görecekti.

Ellerine önlerine çıkan ilk şeyi kapıp gelmiş Düşmüşler üzerimize hücum ettiğinde biz de onlara doğru ilerliyorduk, aptala dönmüş ifadelerine bakılırsa sanırım korkup kaçacağımızı sanıyordu zavallılar.

Bilinçsizliklerinden ötürü bir saldırı düzenleri yoktu, geniş bir alana yayılarak kaçış yollarımızı kapatmak için saflarının sıklığını göz ardı etmişlerdi.

“Abi, del geç şunları!”

Şükrücük benimle aynı fikirde olacak ki elinde silahı vardı bu sefer, ilk kazandığı yeteneği kullanma şansı olmadığı için zararı kalkanında toplayarak kullanmasını sağlayan ikinci yeteneğini aktif etmişti.

Bu şekilde diğer eliyle atak da gerçekleştirebiliyordu, her ne kadar asıl numarası savunma olsa da, yüksek istatistiklerinden dolayı tuhaf şekle sahip topuzunu her indirdiğinde bir kelle havaya uçmaktaydı.

İlk delme harekâtını gerçekleştirdiğimizde yetenek dahi kullanacak fırsatı bulamadım, kâğıt gibi yırtıp atmıştık önümüzdekileri.

“Durmak yok, devam!”

Hp ler dolu, enerjiler ona keza iken, ne gerek vardı beklemeye? Kırmızı pelerin görmüş boğa misali bir kez daha yürüdük zalimlerin üstüne.

Bir boss tarafından güdülenen bu mobların zekâsının yüksek olmaması çok iyiydi, onuncu seferden sonra Marpuç dayanamayıp saklandığı delikten çıkarak bağırana kadar, kendilerini kestirmek için önümüze atlıyorlardı adeta.

“Etraflarını sarın! Saldırmayın, önce etraflarını sarın!”

Konuştuktan sonra hemen gözden kayboldu sipsi kılıklı, aldırdığı kaşlarına inat olsun diye iki dudağının yanından indirdiği seyrek bıyıkları ile başka bir sıfatı hak etmiyordu bossumuz.

“Daha yarısını kesmiştik, nereden çıktı bu modern at hırsızı?”

Hızı almış Toraman bu işe çok bozulacaktı, Şükrücük de ondan aşağı kalır değildi, ağzının şekline bakılırsa mırıldana mırıldana sövüyordu yukarıdan aşağıya.

Bu sırada emri alan yancılar çoktan etrafımız sarmıştı, sayıları yarılanmış olsa da en az yüz- yüz elli kişi vardılar yine de.

“Savunma düzeni alalım, Rimel ortaya!”

Bu naçiz anlatıcınız belki ekipmansız ve tek yetenekli biriydi ama partinin elbet bir gün bu duruma düşeceğini düşünerek bir savunma düzeni bulacak kadar da akıllıydı.

“Şükrücük abi, Toraman, hadi bu işi bitirelim!”

Ekip arkadaşlarım cevap olarak şevk ile bağırdığında, bizi çevreleyen moblar da dört bir yandan saldırmaya geçtiler.

Biz de boş durmayacaktık, öğütücü çarklardan ilham alarak bulduğum savunma düzenimiz çalışmaya başlamıştı.

Yanlış duymadınız çalışmaya başlamıştı dedim; ortada Rimel’ in çekirdeğini oluşturduğu bu oluşumun kalan üç elemanı sürekli hareket halinde olduğu için en makul tanım buydu.

Ben, Toraman ve Şükrücük her seferinde eş zamanlı olarak saat yönüne doğru bir adım atarak durmadan dönüyorduk, üç beş mob grubunu üstümüze çekerek denediğimiz bu sistem şimdi en büyük sınavını verecekti.

Şükrücük’ ün sabit durmasını engellediğimiz için savunma ve yenilenme gücü bir miktar düşüyordu bu düzende ama bizim asıl amacımız beklenmeyen olmaktı.

Toraman’ın nispeten tek yönlü yıkıcı saldırıları hariç, benim ne zaman patlayarak alan hasarı vereceğim veya Şükrücük’ ün kalkanında biriken hasarı hangi yöndeki Düşmüşlere yansıtacağı tamamen bir muamma idi.

İlk hücum dalgasını savunmak gerçekten çok zor olacaktı, sanırım iki adım da bir yetenek kullandığımızı hatırlıyorum.

Üzerimizden parlak ışıklar eksik olmuyordu, parti ekranından canlarımızı takip eden Rimel durmaksızın çalışmaktaydı.

Her güzel şeyin zor olması mı, yoksa zor olduğu için mi insana güzel gelmesi mi doğru tanımdı bilmiyorum ancak şu anda gördüğüm, sağ kalan bir avuç mobun korku içinde bize bakmasıydı sadece.

On saniye bile geçmeden onlarda hiçliğe karıştı, bir zamanlar cıvıl cıvıl olan cadde cenaze evine dönmüştü.

“Beyoğlu belediyesinin İstiklal’ de senelerce uğraşarak başardığı işi, biz bu caddede bir günde hallettik!”

Bir Arap turist kafilesi de getirdiğimiz an oyların %80 ini almamız işten değildi, belki buradaki işletmelerde Karaköy’e kaçanlar gibi başka bir yer bulurdu kendilerine.

“Bossu buldum Max!”

Eski hayatıma dair anılara dalmışken, önüme atılan Boss beni artık cehennemde yaşadığım gerçeğine geri döndürdü.

“Ne bekliyorsunuz abi?”

Şükrücük ve Toraman, iki cellat gibi Marpuç’un kafasında dikilirken başka ne diyebilirdim ki?

Bu sefer galiba kızmıştı bizimkiler, bossu öldürene kadar tekme tokat dövdüler. Hatta canı azalınca biraz durup sonra devam ediyorlardı, anlayacağınız kelimenin tam anlamı ile dinlene dinlene dövdüler adamı.

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1148

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1027

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 616

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 585

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 528

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 309

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13199 Üye Sayısı
  • 389 Seri Sayısı
  • 18085 Bölüm Sayısı


creator
manga tr