“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Cehennem Online - Bölüm 50-Doya Doya Anadolu


Yeni duruma adapte olmamız uzun sürmemişti, iki kişi birleşerek seri ve ağır darbelerle tuhaf bir rap klibi çeken tipleri ufalayıverdik.

İlk katmanda her bölgenin mob türü farklıydı ancak ikinci katmanda karşılaştığımız ilk Düşmüş grubu ile beraber bu algımız tamamen yıkılıyordu.

Ayrı ayrı, Sosyal Medya, Nalburiye ve çılgınca dans edenlerin bulunduğu bölgede olması gereken moblar bu katmanda bir arada bulunuyordu.

“Arkadaşlar tam olarak emin değilim ama sanırım burada bölge ayrımı yok, tüm Düşmüşler bir arada takılıyor!”

Şu anda sadece bir teori olsa da akla en yatkın çıkarım buydu, ilerleyip doğruluğunu kanıtlamak dışında başka bir seçeneğimiz yoktu.

Ne tesadüf ki çok beklemeyecektik bu iş için, az ilerimizde iki tane temiz pak görünümlü genç semt oturuşu diye tabir edilen şekilde yere çökmüş birkaç tipi bozuğa yaklaşıyordu.

“Arkadaşlar, şimdi kekoları kendi mahallelerinde rahatsız edeceğiz!”

Tüm bunlardan birkaç metre uzakta, elindeki kamera benzeri aleti heyecanla sallayan başka bir çocuk daha vardı.

“Max bunlarda karışık Düşmüşler, ne yapacağız!”

İkinci örnek önümüzde belirdiğinde, doğruluğuna garanti veremesem de fikrimin gerçek olduğuna inanmıştım, durum buysa akıllıca davranmak gerekiyordu.

“Şimdilik karışmayalım, sataşılan tipler diğerlerini dövmeye başlayınca arkalarından saldırırız!”

Plan hazırdı, çok geçmeden çöktükleri yerden çift burgulu somya yayı gibi fırlayan tipi bozuklar, bela arayan gençleri dövmeye başlamıştı.

Fırsatı kaçırır mıydık? Tabii ki hayır, Şükrücük’ ün yerine tanklama işini halleden çocuklar olduğu için oda saldırı gücüne katılarak hızlıca slotu süpürmemizi sağladı.

“Anlaşılan bu sefer saldırmadan önce biraz inceleme yapmamız gerekecek, en azından, ne olursa olsun ölmeyeceğimizi garantileyecek kadar güçlenene kadar!”

Kafalarını şiddetle sallamalarına bakılırsa partimde benim aynı fikirdeydi, bu ilke doğrultusunda ilerlemeye başlamıştık.

Belki biraz yavaşlamıştık ancak karma slotları teker teker keserken birçok farklı varyasyonla karşılaştık; sosyal deneyinden, linç girişimine, kafaları bir milyon şekilde story çeken tiplerden tutunda mermilerin su gibi aktığı düğünlere kadar neler gördük.

Ancak ne olursa olsun ilk önce gözlemledik, farkına vardık ki küçük de olsa durumu gözlemleme ve buna göre hareketlerini değiştirme yeteneğine sahip moblar çıkmaya başlamıştı.

İyi haber değildi bu, ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar ilk katmanda kestiğimiz bosslar belli bir hareket kalıbı ile sınırlandıklarından dolayı kolayca elimizde ölmüştü.

Bir anda, bizimle aynı muhakeme yeteneğine sahip Düşmüşler’ in karşımıza çıkmasını beklemiyordum fakat ilerlediğimiz bu yolun üzerinde bizi bekledikleri açıktı.

En iyi zamanımızdaki kadar olmasa da bir miktar arttırmıştık hızımızı, öyle ki ikinci katmanın sonundaki başka bir kalkan duvarına kadar ilerlemiştik.

Koyu sarı renge sahipti bu yapı, birinci katmanla ikinciyi ayıran ışık duvarı kadar da transparan değildi, arkasında ne olduğunu göremiyorduk.

İçimden bir ses, kısa bir sürede olsa dışarıya çıkıp ne var gör diye bağırıyordu, ben de bu kadar ısrara dayanamayıp ilerleme fikrine sıcak baktım.

Hadi bakalım diyerek adımımı ışık duvarının diğer tarafına atmak istedim ama birde ne göreyim, adımım betondan bir duvara çarpmış gibi geri sekecekti.

Belli ki buradan çıkış yapamayacaktık, geçiş hangi özel şartlara tabi bilmiyordum lâkin içimde garip bir sevinç vardı.

Kalkanı geçme fikri aklıma geldiğinde ilk düşüncem, şöyle filmlerde olduğu gibi önce suratımı sokup daha sonra tüm vücudumla dışarı çıkmaktı.

İyi ki bu fikrimden cayıp insan gibi adımımı atmaya çalışmışım, yoksa kalitesiz güldürü programlarının skeçlerindeki gibi bir duruma düşecektim.

“Durmak yok millet, ticaret cezasının bitmesine iki üç gün kaldı, o vakte kadar bu katmanı ne kadar keşfedersek kârdır!”

Demir tavında dövüldüğü gibi bizimde ivme kaybetmeden yolculuğa devam etmemiz gerekiyordu, çeşit çeşit Düşmüşün harman olduğu yere geri dönmüştük.

“Max, abi bu nedir böyle!”

“Hayda, burada da mı buldular beni?”

Mobları kesme işlemi bir standarda oturduğunda hafiften kıllanmıştım ancak ekipteki iki arkadaşımı bu denli şaşırtacak bir sürprizle karşılaşmayı da beklemiyordum.

Durum vahimdi, çok detaya girmeden kabaca anlatmaya çalışacağım size gördüklerimi. İki kocaman masa kurulmuştu orta yere, üzerinde çeşit çeşit yemekler, tatlılar, neler neler!

Masaların ortasına yerleşmiş iki kişi vardı ki normal Düşmüşlerin hiç yoksa üç katı büyüklüğündeydiler, biri erkek diğeri kadın olan bu kişilerin ağızları tıka basa dolu, elleri yemeklerde, gözleri masaya getirilen tabaklardaydı.

“Ben biliyorum bunları, vakti zamanında bizim beldeye de gelmişlerdi. Çabuk kaçalım, yoksa bizi çiğ çiğ yer de yine de doymaz bu mahlûkatlar!”

Şükrücük, ölmeden önceki hayatından miras kalan bir travma ile yüzleşiyordu an itibariyle, manzarayı gördüğü gibi beni buldular demesi boşa değildi.

“Abi sakin ol, sanırım bu katmandaki ilk bosslarımızı bulduk!”

Büyüklükleri ve kafalarının üstünde yazan seviyelerine bakan herhangi biri bunu çok net anlayabilirdi, tam ne zaman rastlayacağız diye düşünürken birinci çinkoyu çekmiştik.

“Max abi nasıl yemek yiyor bunlar, baksana zavallı insanlar zar zor yetiştiriyor yeni yiyecekleri!”

Uzun süredir sesi çıkmayan Rimel bile biraz gerilmişti, üstelik haklıydı genç kızımız, bosslar önlerinde ne varsa çiğnemeden yutuyorlardı.

“Teyzeciğim, öperim pamuk ellerinden! Bana bugün ne yaptın?”

Sağ taraftaki masada çöreklenen erkek Düşmüşün sesi bir anda yükselecekti, biten nevalesinin yerine yenisini yetiştirememiş düşük seviye bir moba dönerek dişlerini sıkmış bir halde konuşuyordu.

“Yettim kuzum, sana yöremizin en meşhur yemeğinden yaptım!”

Çaresizdi yaşlı kadın, mahcup olma korkusu ile elinde avucunda ne varsa döküyordu ortaya.

“Vampir bu dombili vampir, bir oturdumu doymak bilmiyor!”

Küçük besleme stili kestirdiği saçlarını tamamlayan tombul yanakları, oduncu gömleğinin üstüne giydiği yeleği ile nasılda iticiydi bu tip böyle.

“Bugün, cennet ülkemizin şirin bir şehrinin dünya tatlısı bir köyündeyiz, peki ne bekliyoruz, haydi gidelim ve tüm rızkını yiyelim hane halklarının!”

Ben sağımda kalan bossa konsantre olmuşken, diğer masaya kurulan kadın kulak tırmalayıcı ses tonu ile konuşmaya başladı.

“Gözlememi yapıyorsun ablacım, beyinde pişiriyor mu? Ne güzel, hadi bir tadına bakalım!”

Masasının hemen önünde kurulmuş olan saç tezgâhın üstündeki yeni pişmiş olan gözlemeleri bir hamlede kaptığı gibi yutuverecekti kadın bossumuz, bunun gören gözlemeci mob da hemen son sürat yenilerini yapmaya koyulmuştu.

Sadece o değildi ki delicesine bir uğraşın içinde olan, iki bossun çöreklendikleri masaların etrafı her çeşitten yemeği yapmak için debelenen moblarla doluydu.

“Max yeğenim, ne yapacağız!”

Şükrücük kendine geldiğinde çaresizlik kokan bir cümle kuracaktı, zamanında nasıl bir şey yaşadıysa, cehennemde bile elini ayağını titretmişti olanlar.

“Beni çok iyi dinleyin arkadaşlar, bir planım var!”

Etrafıma topladığım parti üyelerime aklımdakileri aktarırken, bir yandan da kara delik gibi ne varsa süpüren iki bossu kesiyordum, tabağın biri inip diğeri kalkarken ne kadarda mutluydular.

“Karşımızdaki engel Rakı İçen Kadın ile benzer bir durum gibi görünebilir, ilk başta bende böyle düşündüm ama aslında yerine oturmayan bazı şeyler var burada!”

“Nedir farklı olan?”

Dinledikçe açılıyordu hırçın tankımız, sözlerim nedeniyle hissettiği umut kırıntısına tutunuyordu adeta.

“Rakı İçen Kadının yancıları durmadan onu övüyor, gerekirse uğruna can veriyordu, bir de şu zavallıların hallerine baksanıza, hiç iki bosstan memnunmuş gibi duruyorlar mı?”

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 665

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15638 Üye Sayısı
  • 514 Seri Sayısı
  • 21134 Bölüm Sayısı


creator
manga tr