"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Cehennem Online - Bölüm 42-Kendi Çapında Bir Boss


Nasılda hızlı ilerliyordu, babasının arabasını yeni yeni kaçırmaya başlayan zengin veledi gibi ayağı hep gazdaydı sanki.

Onun kadar seri olamasak da umudumuzu kesemezdik, Toraman’la beraber kopuk uçurtma misali geri savrulmak zorunda kalan tankımızın yardımına koşmalıydık.

Niyetiniz iyi olabilirdi ve en önemlisi belki de buydu ama amacınızı gerçekleştirmek için gereken özelliklerden yoksunsanız ne istediğinizin bir önemi kalmayacaktı.

Bizde tam bu durumdaydık genç irisiyle, düştüğü yerdeki toz bulutunu gördüğümüz Şükrücük’ ün yanına çoktan varmış olan bossun, hamlesini izleyebilecektik sadece.

“Geri dur ulan sallabaş!”

O an sanki zaman durmuştu, kulaklarımızda yankılanan gök gürültüsünü andıran nara, bulutsuz günde tüm gökyüzünün kasvetle kararmasına neden olacaktı.

Gözlerime inanamıyordum, az önce paçavra gibi savrulan Şükrücük üzerine doğru koşan Patlangoç’a kalkanı ile dehşet verici bir darbe vurmuştu.

Tankımız, tüm bedenini arkasına koyduğu yuvarlak kalkanını sol omuzunun üstünde tutarak püskürtüyordu Nalburiye Bölgesi Birinci Katman Bossunu.

“Bana doğru gelin!”

Girdiğimiz şoktan Rimel’ in sesi ile ayılacaktık, iyi ki de seslenmişti bize genç kız, yoksa arkamızdan koşan mobların eline düşmek üzereydik.

Arkadaşlarımızın yanına doğru ilerlerken, hiç beklemediği bir darbe alan boss hızla ayağa kalkıp bir daha saldırıyordu, ağzındaki sakızı o kadar hunharca çiğniyordu ki bir an aynısını bize yaptığını düşündüm ve tüylerim diken diken oldu.

İçimi kaplayan kötü düşünceler beni tankımızın Hp barına yönlendirecekti, etki altındayken yediği darbeden sonra Şükrücük’ ün gücü %80 e kadar düşmüştü.

Tam bu anda boss kocaman kolunu genişçe savurarak bir yumruk daha çıkardı, aklıma gelen ilk şey gitti bir %20 daha olacaktı.

Orta yaşlı adamın kaçacak mesafesi kalmamıştı, daha önceki iki bossun aksine Patlangoç’ un hızı bambaşka bir düzeydeydi.

Şükrücük, sol eliyle sıkıca kavradığı kalkanını önüne alarak duruşunu sağlamlaştırmaya çalışıyordu, dizlerini kırıp belini hafifçe öne bükerek ağırlık merkezini aşağıya çekmişti bile.

Bir yandan koşarken diğer yandan tankımızın aldığı darbeyi izledim, göz ucuyla da partideki arkadaşlarımın Hp barlarını dikizliyordum.

Tüm bunları bir marifet gibi anlattığıma bakmayın, zaten görüş açımda bulunan bu değerleri istemesem de mecbur görüyordum.

Kendin de olan Şükrücük bu defa arkaya doğru savrulmamıştı, sadece bir adım kadar geriye sürüklendiği için aldığı savunma duruşu dahi bozulmamıştı.

%76

Bu ne diye sormayın, tankımızın Hp barının aldığı darbeden sonraki aldığı değerdi bu, birinci katman bossunun darbesini cepheden alan Şükrücük sadece %4 can kaybetmişti.

“Arkanızdan gelenleri halledin, ben bu at kafasını tutarım o vakte kadar!”

Az önce olanlara şahit olmasam kimse beni bu laflara inandıramazdı fakat şu anda geri dönüp yeteneğimi kullanacaktım.

Durdurulamaz Yumruk

Rimel’ in beni kurtarabileceği bir mesafeye geldiğim gibi vermiştim ayarı peşimdekilere, küçük çapta bir alan saldırısı özelliği de taşıyan darbem sonrası beş tane Düşmüş havalanmıştı.

Durdurulamaz Yumruk

Sonucu görünce kendimi sakınmamaya karar verdim, ardı ardına yeteneğimi kullandığım ataklarla giriştim moblara.

25 Enerji Puanına sahipken, neden sadece 2 enerji tüketen bir saldırıyı kullanmaktan çekinecektim ki, nefes aldırmadan 10 kere patlattım Durdurulamaz Yumruk’u.

5 enerjim kalıp yorgunluğu iyice hissettiğim an etrafımda kimsenin olmadığını gördüm, beşer altışar slot dönmüştüm moblara anlaşılan.

Sağ olsun Rimel’ de her etki aldığımda saniye geciktirmeden silmişti, hem beni hem de Şükrücük’ü aynı anda idare etmeyi başarıyordu.

Toraman’a gelince, doğal dokunulmazlığı olan bölgede ve ölmeden önceki hayatında defalarca yaşadığı bir durumdaydı genç irisi. Her ne kadar yeteneği kontrol üzerine olsa da, silahı ve dövüş tekniği bambaşka işler için seçilmiş gibiydi.

İkimizin de Hp barı %60’ın altına inmeden 100 den fazla Düşmüş ‘ün işini bitirmiştik, yapmamız gereken tek bir görev kalmıştı geriye.

“Gençler, nasıl böyle iyi mi?”

Etrafımızdakileri kesene kadar sesini çıkarmayan tankımız, yarı şaka yarı kinayeli bir biçimde seslenmişti Toraman ile bana, deli dana gibi sürekli kendisine saldıran bossun baskısı altında dahi karakteri değişmiyordu bizimkinin.

“Yettim Battalgazi, dayan!”

Tek başına koca kaleyi savunan bir kahraman gibiydi Şükrücük, son darbe ile %36 ya düşmüş Hayat Puanına bakmadan dimdik duruyordu Patlangoç’ un karşısında.

“Abi helal olsun, bir saattir saldırıyor sana bu tip ama anca yarı canını indirebilmiş!”

Toraman, iki eliyle sıkıca kavradığı sopasını bossun beline vururken keyifle bağırdı, darbenin ekosu, boş alanda çınlayan sesine düet yapıyordu adeta.

Sistemin hediyeleri ve son kestiğimiz bosstan düşen eşyalar gerçekten bizi başka bir lige taşımıştı, genç irisi acı kuvveti ile yaptığı vuruşla %25 canını almıştı Patlangoç’ un.

Tabii ki bunda bossun özelliklerinin de büyük etkisi vardı, hız üzerinde uzmanlaştığı belli olan Patlangoç’ un, savunma ve hücum gücünün nispeten düşük olduğunu görebiliyordum.

“Havan kime Toraman!”

Ağaç dalını andıran sopanın bosstan çıkardığı ses ben denizi şevke getirmeye yetmişti, rahatça hareket edebileceğim seviyeye gelen enerjime de güvenerek, afallamış düşmanımızın çenesine indirdim yumruğu.

Kritik Hasar x 2

Darbemden sonra gözümün önünde bir uyarı çıkıverdiğinde önce çok şaşırdım, akabinde bossun canının düştüğü değerle iyice aptala dönecektim.

Tek vuruşla %40 hasar vermiştim Patlangoç’a, bu durum az önce tatlı bir şekilde takıldığım Toraman’ın da dikkatini çekecekti.

“Max, ne oldu öyle?”

Genç irisi bir tuhaflık olduğunu anlasa da, bunun yaptığım kritik vuruştan dolayı olduğunu çözememişti, takım arkadaşıma gerçeği söylemek zorundaydım aslında ama içimden bir ses biraz eğlensen ne olur ki diyordu.

“Vurmasını bileceksin koçum; siz vurursunuz dikiş atarlar, ben vururum toprak atarlar!”

Sözler ağzımdan bir anda çıkmıştı, içgüdüsel olarak konuştuğum için beynim, söylediklerimi herkes gibi sonradan duyacaktı ne yazık ki.

Nasıl avam laflardı bunlar, gören cehennemde değilim de tropik bir adada yarışmaya gelmiş ünsüz bir ünlü zannederdi beni.

“Max abi, gerçekten sen misin konuşan!”

Arkamda duran Rimel haklı olarak çok şaşırmıştı, ne yapsam mevzu daha da boka batacağı için duymamazlıktan gelerek bossa saldırmaya devam edecektim.

Ben abuk sabuk işler peşindeyken bu sırada genç irisi de neler döndüğünü çözecekti, dövüş tecrübesi benden kat kat fazla olan birisi olarak, cevabı bulmak için saldırımı taklit etmesi yetmişti.

%50 canını da bu darbe ile kaybeden Patlangoç son bir gayretle hızlanmaya çalışsa da nafileydi, karşısında dikilen Şükrücük yalçın dağlar gibi ona geçit vermiyordu.

Darbelerimizi birbiri ardına indirebilseydik çoktan ölmüştü zaten süratiyle dikkat çeken boss, şu anda %5 can ile direnebilmesi hep saldırıların arasındaki zamanda Hp yenilemesi sayesindeydi.

“Toraman bu senin bölgenin bossu, son darbeyi indirmek sana düşer!”

Şükrücük kendi bölgesindeki bossun işini bitirmek için nasıl kararlıysa, an itibari ile genç irisine bu şerefi bahşetme konusunda da bir o kadar ısrarcıydı.

Bu durum çok hoşuma gitmişti, parti içindeki görevini kabul ederek tanklık konusunda yavaşça olgunlaşıyordu orta yaşlı adam.

Yaptığı davette karşılıksız kalmayacak gibiydi, Şükrücük’ ün etrafında sivrisinek gibi dolaşan bossun kafasına odunu vuruvermişti Toraman.

Patlangoç yavaşça rüzgâra karışarak yok olurken yere düşen eşyaların pırıltısını keyifle izliyorduk, bu sırada içimden birinci katman bossunu tamamen karşısında durarak tanklayan Şükrücük’ü övmek gelecekti.

“Abi helal olsun be, Birinci Katman Bossunu resmen tek başına tuttun be!”

Kurduğum kenar mahalle cümlesi gibi bu sözlerde tamamen içgüdüsel olarak söylenmişti, başarımızın sevinci ile çok da neşeli tınlamıştım kelimeleri konuşurken.

Benim aksime Şükrücük iltifatlar karşısında çok mağrurdu, derin bir nefesle ciğerlerini doldurduktan sonra, iç çekmeyi andıran bir tonda cevap verecekti sözlerime.

“Biz de kendi çapımızda bir bossuz be aslanım!

 

Yazar Notu

Haftalık bölüm sayısını ve gününü sabitle dediniz yaptım, hani yorumlar ?

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1216

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 871

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 811

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 642

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 545

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 517

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14746 Üye Sayısı
  • 449 Seri Sayısı
  • 19408 Bölüm Sayısı


creator
manga tr