Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Cehennem Online - Bölüm 40-Sosyal Sorumluluk


“Herkes beni dinlesin!”

“Bundan sonra her gün 4 saat boyunca size bir adet Düşmüş kestireceğiz, bu işin düzenlenmesi ve günlük kesme sırasının organize edilmesi Kakao adlı arkadaşın sorumluluğundadır. Kendisini Akıncılar partisinin bir üyesi olarak görmenizi tavsiye ederim, aksi bir hareketinizde sınırsız olarak yardımımızdan mahrum kalırsınız!”

İçten içe fokurdayan kalabalık anonsumdan sonra düdüklü tencere gibi ötmeye başladı, içlerinde biriken tüm gazı çıkarmadan da rahatlayacak gibi değillerdi.

“Şimdi oldu mu arkadaşım?”

Kar beyazı kirpikleri şaşkınlıktan pırpır eden adam, inanmamışlık dolu gözlerle yüzüme bakakalmıştı, ben ise sanki dejavu yaşıyordum. Ölmeden öncede benden yaşça biraz daha büyük kimseler hareketlerim karşısında sık sık kitlenir kalırdı, Kakao’ da aniden üzerine yıktığım sorumluluğun altında çırpınmakla meşguldü.

Rimel, partiyi bana verir misin tekrardan?

Tam olarak düşündüğüm gibi genç kızımız ikiletmeden liderliği bana geri verecekti, hiç fark etmiyordu, iki cihanda da güvenilir insanlarla beraber olmanın verdiği keyif tarif edilemeyecek kadar güzeldi.

“Parti daveti yolla Kakao”

Yeni arkadaşa ne yapmasını söylemeye gerek yoktu, sadece kalkanın dışına çıkıp bir mob keserek yanıma gelmesini bekleyecektim.

“Bundan sonrası artık sende, dört saat boyunca her turda beş kişiye Düşmüş kestirmeyi düşünüyorum. Planını programını yapmak sana kalmış, yüzümüzü kara çıkarma tamam mı?

İlk başta biraz şaşıran Kakao, geri geldiğinde daha net bakışlara sahipti. Yüksek bir algısı olduğuna inandığım bu kişi, ışık huzmesinin sözlerinden sonra neler döndüğünü az çok anlamış gibiydi.

“Memnuniyetle gerekli düzenlemeleri yaparım lakin bana yardım edecek birkaç kişi lazım olacak!”

Haklıydı adam, her ne kadar otuzlu yaşlarının başındaki bir erkeğin dinç görüntüsüne de sahip olsa, üstlendiği görev boyunu aşacak cinsteydi.

Yalnız boy deyince aklımda bazı anılar canlanıverdi; elimde bir dolu kutu, kalabalık bir ortamdaydım fakat burada epey huzursuz olduğumu hissediyordum.

Neyse, hemen deneyimlediğim ana dönerek yaşı büyük boyu küçük arkadaşıma biraz yardım etmeliydim.

“Bedavacı, Boşboğaz, Aragaz!”

Komedi Dans Üçlüsü kıvamındaki kafadarlar, çağrım üstüne adeta ışınlanmış gibi yanımda bitivermişlerdi, ağızları kulakları varmıştı enayilerin.

“İlk Düşmüşlerinizi kestiniz mi?”

Cevabını neredeyse bildiğim bir soruyu sormak her zaman canımı sıkmaya yeterdi lakin emin olmak için bunu yapmak zorundaydım şu anda.

“Evet abi, sayenizde!”

Bir ağızdan yüksek sesle verdikleri cevabı tüm köy duymuştu neredeyse, bu tipler tahmin ettiğimden bile çakal çıkmışlardı.

Yaptığım konuşmayı, benimle olan yakınlıklarını herkese duyurmak için bir fırsata çevirmeyi başarmışlardı. Onlara az sonra söyleyeceklerimi bilselerdi, böyle bir şark kurnazlığı yapmalarına gerek olmadığını anlarlardı fakat ne demişler, huylu huyundan vazgeçemezdi.

“Bu andan itibaren Kakao abiniz ne derse yapıyorsunuz, bu size verdiğim ikinci şansı umarım düzgün kullanırsınız!

 İşaret parmağımı gözlerine gözlerine sallayarak söylediğim sözlerin etkisi hemen kendini gösterecekti, korkudan konuşamasalar da, üçü de kafalarını emme basma tulumba misali sallamaktaydı.

“Aferin, yarın görüşürüz!”

Yapamadığım alışveriş, Toraman’ın moblarla kafayı çekmesi ve ardından gelen büyük çaplı sosyal sorumluluk projemizden sonra, artık aksiyona geri dönme zamanı gelmişti.

“Rimel, Şükrücük, hedefimiz Nalburiye Bölgesi!”

Henüz ayılmamış Toraman’ı sırtıma vurduğum gibi bende, istikametimi türlü türlü uçucu ve yanıcı madde koklayanların diyarına doğru çevirecektim.

Yanlış duymadınız, genç irisini uyandırmayacaktık, neredeyse bossa kadar ona ihtiyacımız yoktu ve Toraman gerçekten çok mutlu görünüyordu.

“Şükrücük abi, tüm gözler hala senin üzerinde farkında mısın?”

Hedefimi yolda belirlemiştim, amacım tankımızı çalıştırdığım sırada Rimel’ den ben yokken neler olduğunu öğrenmekti.

“Bilemiyorum Max’ cim, halk teveccüh gösteriyor!”

İyice assoliste bağlamaya başlamıştı orta yaşlı adam, hatta kendi kuşağının sükseli bir ismi gibi konuşuyordu şu anlarda.

“Ben derim ki; şu kalkanın önündeki alanı tek başına temizlersen, insanlar senin kudretini daha iyi anlayabilirler!”

Parlayan gözlerine bakarsak sunduğum fikir aklına yatmıştı Şükrücük’ ün, silahını çekmeye utansa da elindeki kalkanla bile bu işi rahatça halledeceğini gösteriyordu herkese.

“Gelin ulan buraya, fukara müptezeller!”

Seviye 3 e kadar olan alandaydık henüz, etrafımızdaki bütün Düşmüşleri bir anda toplamaktan çekinmeyecekti tankımız. Her vuruşunda, birkaç adım arkamızdaki kalkanın bitiminde biriken kalabalıktan bir sevinç nidası yükseliyordu, nasıl durabilirdi Şükrücük, hızını alamayıp içlere doğru ilerlemek farz olmuştu onun için.

“Rimel, şimdi bana her şeyi tek tek anlatıyorsun. Nasıl seçti bu yakışıklı partiye alacağınız kişileri?”

Amacıma ulaşıp Şükrücük’ü yanımızdan uzaklaştırır uzaklaştırmaz, merak ettiklerimi öğrenmemi sağlayacak soruyu soracaktım.

“Max abi hiç sorma, beni çok zor durumlarda bıraktı Şükrücük abi, nasıl desem?”

Genç kız sanki yanlış bir şey söylemekten korkarmış gibi aniden durmuştu, bazen bir konuşmaya başlarsam susamam diye çekindiğimiz anlar oluyor ya, tam olarak orada durdurmuştu zamanı Rimel.

“Anlat abicim, söz aramızda kalacak bu konuştuklarımız!”

“Kim sensin dediyse, ona parti daveti göndermem için baskı yaptı, etrafına toplananlar içinde sesini çıkaramayanları hiç görmedi bile. Hele en son yaptığına çok kızdım Max abi, senin bunlara kesinlikle yardım edilmeyecek dediğin üç kişiyi zorla partiye aldırdı!”

Ayarsız akan musluk misali açıldığı gibi püskürtmüştü tüm cümleleri Rimel, içlerinden bazıları bir hayli ilgimi çekmekteydi.

“Sanırım yanıma çağırdım tiplerden bahsediyorsun değil mi, hayırdır nasıl kafaladılar bizim Şükrücük’ü?”

Yanımdan tozu dumana katarak ayrıldıkları andan itibaren, kalkanın içine girip bir mob keseceklerinden adım gibi emindin Komedi Dans Üçlüsünün, şimdi sıra nasıl olduğunu öğrenmekteydi.

“Nasıl yaptılar nasıl ettiler bilmiyorum ama onca insanın çevrelediği Şükrücük abinin yanında bitiverdiler bir nefeste, ikisi bacaklarından yakaladıkları koca adamı omuzlarına aldığı an kalan bir tanesi deli gibi bağırmaya başladı!”

Bu çok ilginçti, hep beraber iki üyemizin yanına geldiğimizde üçlüye azap çekmemek için Şükrücük’ ün onayını almaları gerektiğini söylemişti. Yanlış hatırlamıyorsam, o an orta yaşlı tankımız ile aramızda Rimel’ in bahsettiği tarzda bir bağırmayı duyamayacak kadar çok mesafe yoktu.

 Ya ben, yaşadıklarımızı anlamlandırmaya çalışırken dışarıya dönük algımı kapatmıştım veya genç kız sinirinin verdiği hırsla biraz abartıyordu olayı.

“Bir başladılar ‘Âlemin Kralı geliyor, geliyor, geliyooooorrr!’ diye bağırmaya, herkes olduğu yerde donup kaldı!”

“Sadece Şükrücük abi çok mutluydu, sürekli daha yüksek sesle diye direktif veriyordu utanmaz üçlüye!”

İtiraf edeyim, olanları ilk duyduğumda suratıma nasıl bir ifade vererek duracağımı bilemedim, içten içe kaynıyordum adeta. İnsanın gülmemek için kendisini tutması ne kadar zor bir işti, zaten kısıtlı imkânlara sahip olduğumuz bu yerde, ben de daha fazla dayanamayıp basacaktım kahkahayı.

“Sana da kızgınım zaten Max abi, o haydut kılıklıları yanına çağırıp konuştun!”

İşte bunu hiç beklemiyordum, bizim çekingen ve naif Rimel gerçekten kızmıştı bana galiba. Hemen birkaç öksürük ile gülmemi bastırarak, onun sözlerinin beni çok etkilediğini gösterecektim zira ne olursa olsun partimizin içindeki en değer verdiğim kişi oydu.

“Hiç kendimi savunmayacağım, ne desen haklısın ama gel beni bir dinle sen yine de!”

Rimel’ in kızgın bakmaya çalışan gözleri, onlara ait olmadığını adeta bağıran gerginliği yavaşça kendisinden uzaklaştırırken, ben de sesime biraz şefkat katarak devam edecektim.

“O üçünü düşman listesine aldırdığımda çok kızgındım çünkü amaçları arkadaşlarımı savunmasız yakalayıp zarar vermekti. Hala tam olarak affetmiş değilim fakat bir kendine baksana Rimel; değil o üçü, otuzu birden gelse sana zarar verebilir mi?”

“Önümüzde uzun bir yol ve bilmediğimiz düşmanlar varken, çoktan geride bıraktığımız birkaç küçük olayı sırtımızda yük olarak taşımamıza gerek var mı güzellik!”




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1040

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 949

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 789

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 753

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 556

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 553

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 553

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 505

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 469

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 246

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 163

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 163

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10855 Üye Sayısı
  • 269 Seri Sayısı
  • 14984 Bölüm Sayısı


creator
manga tr