Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Cehennem Online - Bölüm 31-Şans ile Gelen Talih


Tahmin edebileceğiniz üzere bu hareket sonrası halayda, çemberde dağılacaktı, başını kaybetmiş bir oluşumun var olma şansı yoktu.

“Oğlum bir dur, ya da durma kaç çabuk!”

İlk tepkim, oynamayı bırakıp Toro’nun üstüne saldıran çekirdek ekibin elinden deli oğlanı kurtarmak için olacaktı.

“Yettim yeğenim, az dayan!”

Benimle beraber Şükrücük’ de harekete geçmişti, laf atmayı falan düşünmüyordu, tam gaz hırçın genç irisinin peşine düşen ilk moba toslayacaktı.

Daha ne oluyoruz demeden tarzımız olmayan bir şekilde iki darbe indirmiştik hedeflerimize, bu olay her ne kadar sürpriz olsa da beni asıl şaşırtan şey başkaydı.

“Şükrücük, hemen çevir şunları; Toro, benimle beraber tam güç saldırıyorsun!”

Az önce istemeden ateşlediğim Toraman’a bunu söylememe gerek yoktu ama tek vuruş aldıktan sonra Hp si yarıya inmiş halay başını görünce her şeyi unutuvermiştim.

“Kendi aralarındaki kavgada epey Hayat Puanı kaybetmişler, iyileşmeden indirelim Düşmüşleri!”

Bu sefer, fevri hareket eden parti üyemiz bize iyi talih getirmişti. Bir de, şu saldırmadan düşmanın tüm değerlerini görme işini halledebilirsek çok iyi olacaktı.

“Sizin yüzünüzden ağladı, bu odunu kafanızda parçalamaz mıyım ben şimdi?”

Devasa halay çemberinden geriye kalan birkaç mobu, bu ve buna benzer sözler eşliğinde kesiyorduk, alnında küçük solucanlar gibi dolaşan damarları hiç inmemişti Toraman’ın.

Nihayet önümüzü tıkayan engeli son kırıntısına kadar silip atabildik, çiğnenmiş yerlerde oluşan göçüklerin üzerinden mağrur birer kahramanlar gibi yürüyerek, bu bölgenin ilk katmanını ayıran kalkanın önüne gelmiştik.

“Burada da direkt lvl 15 oluyor Düşmüşler, biz ise henüz ancak 11. Seviyeye gelebildik!”

Koca bölgeyi temizlememiz süresince neredeyse hiç konuşmayan Rimel aramıza bu sözlerle dönüyordu, kendisi için öne atılan Toraman’ın jesti işe yaramıştı anlaşılan.

“Söylemesen hiç aklıma gelmeyecek, durumlar nasıl arkadaşlar?”

“Yeteneklerimizin ve diğer değerlerimizin son durumunu bir gözden geçirelim mi?”

Genç kızın söyledikleri aklımı başıma getirmişti, hızlıca konuşurken bir yandan da arkamda kalmış parti üyelerime doğru dönüyordum.

Hani olur ya, yerli dizilerde başrol oyuncusu aniden döner ama o sahne yavaşlatılarak izlettirilir, şu anda sanki içim dışıma çıkmış ve kendimi o şekilde izliyor gibi hissettim.

“Doğru diyorsun Max yeğenim, benim de sana sormak istediğim birkaç konu vardı zaten!”

Hay anasını demek istiyordum ama sanki çenem kilitlenmiş dilim ise kurumuştu, gördüğüm şeyi duyduklarımı söyleyen adama nasıl açıklayacaktım ben.

“Abi boş ver şimdi sen onları, gel biz diğer bölgeye geçelim!”

Şimşek gibi fırlayıp partimizin tankını kolundan yakalayıverdim, bir elimi arkasına dönmesin diye belini attığım gibi çekiştirerek uzaklaştırıyordum onu.

“Dur yahu bu ne acele, buradaki possu görelim bir hele!”

Şükrücük bir terslik olduğunu sezmişti lakin onu altlı üstlü kapana aldığım için neler olduğunu göremiyordu.

“Ya abi ne yapacaksın sen bossu, ilk önce sana bir silah alalım pazardan!”

İyice çocuğunu eğleyen yalancı annelere dönüyordum, bir an önce uzaklaşmak için söylemeyeceğim yalan yoktu an itibari ile.

“Abi, bunu mutlaka görmelisin!”

Toraman üstüne hiç vazife olmayan bir biçimde ağzını açana kadar yaptığım maymunluklar işe yarar bir vaziyette ilerlemekteydi, bu sıkıntıdan kurtulabileceğimize ne kadar da inanmıştım oysa.

“Ne oldu poss mu çıktı?”

Yanlış telaffuzu ile beraber ellerimden kurtulan Şükrücük, bir adım önümde durarak görmesini hiç istemediğim şey ile yüzleşmişti, Bağcılar Bölgesi ilk bossu karşımızdaydı.

“Abi gel gidelim!”

“Sus, bu hesap burada kesilecek!”

Son kez şansımı denemem müthiş bir defansa çarparak püskürtüldüğünde, Şükrücük’ ün üzerinden kalkan buharı gözlerimle görebiliyordum.

Bu nasıl bir sinirdi, adeta içinde bir alev yanıyor ve etrafındaki havayı tutuşturuyordu tankımızın. Tepkisi tamamen tahmin ettiğim gibi olmuştu, hafızasında kalan birkaç anının içinde en büyük yeri kaplayan kısmını bir daha yaşıyordu adeta.

Köçek

Bossun adı buydu, yerleri süpüren eteğinin püskülleri rüzgârda çılgınca dans ederken, düğmeleri yarıya kadar açık gömleğini üstüne giydiği rengârenk yelekle tamamlamıştı. Göğsünün sağ tarafında ay yıldızlı bir işleme vardı, elindeki zilleri birbirine vuruyor, aynı zamanda umursamaz tavırlarındaki cazibesini etrafa saçmak istermiş gibi kendi ekseninde dönüyordu Köçek.

“İntikammmmmmmmm!”

Önündeki manzara sonrası kendini tutmadı Şükrücük, tankımızın sesi boş alanda öyle bir çınlayacaktı ki; değil boss, ikinci katmanı ayıran kalkanın arkasındaki Düşmüşler bile cana gelip bize saldırmaya çalışıyordu an itibari ile.

“Şükrücük abi!”

Yerinden ok gibi fırlayan orta yaşlı adamın ardından sadece bu iki sözcük döküldü dudaklarımdan, tutamadım aslanımı, kayıverdi ellerimden.

Ben iyice arabeske bağlamıştım, nasıl bağlamayacaktım ki, gaza gelmiş delilerin bir tanesi zaten yetiyordu ama şimdi kaderin cilvesi nedeniyle bu sayı iki olmuştu.

“Beni takip edin! Bu seferlik komuta bende olacak, dediklerimi harfiyen yapın!”

Şükrücük aklıselim bir şekilde konuşunca benim yüzümde güller açtı, şaşkın papatyaların arasından sıyrılan beyaz güllerdi bunlar.

“Gel bakalım civelek !”

Hasmına kafadan dalan tankımız, bossunda kendi üstüne doğru hareketlenmesi ile beraber iyiden iyiye havaya girmişti, hırstan alev alsa da kafası bir buzdağı gibi serindi.

Normal bir insanın üç katı büyüklüğündeki Köçek, iki katlı eteğini savurarak ilk saldırısını yaptığı an, tek hamlede duran Şükrücük’te aniden yana çekildi. Saldırı yapamayacak kadar hipnotize olmuş bir vaziyette izleyeceğimiz hamle takasının başlangıcı böyle olmuştu, tankımızın azarlar bir tavırla bağırmasına kadar da ağzımız açık olanları izledik.

“Ne bekliyorsunuz, sırtını size döndüğü gibi yapıştırın!”

İkili dövüşmüyor, sanki karşılıklı kurtlarını döküyor gibiydi. Köçek’ in dans figürü şeklindeki her saldırısına, Şükrücük onu kıskandıracak kadar kıvrak bel hareketleri ile karşılık vermekteydi.

“Max, aynı anda şimdi!”

Saldırı takımını oluşturduğum diğer arkadaşımla göz göze geldiğimizde ikimizde ne yapacağımızı biliyorduk zaten, Köçek’ in koca sırtında bir yetenek ve tam güçle savrulmuş kalın odun parçası patlayacaktı.

“Çıkı çıkı, Çıkı çıkı, Çıkı çıkı, Çıkı çıkı!”

Sonrasında aklımı başımdan alacak zil seslerini duydum; bedenimin kontrolü bende değildi artık, kafam saniyesinde bir dünya olmuştu.

“Kaçın hemen!”

Rimel bağırıyordu, güzelleştiği hızla açılan beynimin algıladığı görüntü ise denileni yapmamın benim için en hayırlısı olduğunu söylemişti.

Aldığı darbenin etkisi ile parmaklarına taktığı zillerle hipnoz saldırısı yapan Köçek, savunmasız kalmış bize doğru çalkalayarak yaklaşmış, hışımla salladığı alt bedeni ile vuruşunu yapıyordu.

Müthiş koordineli bir saldırı gerçekleştirmişti Bağcılar Bölgesinin ilk bossu. Onun için ne yazık, ben ve Toro için ise çok şükür ki Rimel’ in yeteneği son anda paçamızı kurtarmıştı.

Arındırma sayesinde hipnozun etkisinden kurtulup sağ ve sol yana doğru balıklama atlayacaktık, o nasıl bir öne göbek atmaktır arkadaş, rüzgârından bile tüylerim diken diken olmuştu.

Eteği savrulmamıştı civelek bossun, tam belinin üstüne taktığı rengârenk püsküllerin yarattığı bir esintiydi bu.

“Max, çabuk yere biraz altın at!”

Kelle koltukta kaçtıktan sonra ancak doğruluyordum, ikinci saldırıyı atlatmanın düşüncesi içinde tankımızın komutunu duydum. Söylenenlerde mantık aramayı sevsem de koşullar bunu yapmamamı bağırıyordu adeta, hem zaten baştan anlaşmıştık, bu seferlik emir komuta Şükrücük’ ündü.

Artık nasıl tırstıysam elimi cebime attığım gibi ne varsa saçacaktım ortaya; çok garip, bu duygu sekiz saatlik azaptan gelmiyor gibiydi. Sanırım, arkadaşlarımla beraber biraz daha savaşabilmek istiyordum ve bu ayrıcalıktan mahrum kalmaktı içimi boğan korku duygusunun kaynağı.

 

 

 

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1216

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 871

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 811

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 642

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 545

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 517

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14745 Üye Sayısı
  • 449 Seri Sayısı
  • 19402 Bölüm Sayısı


creator
manga tr