Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Cehennem Online - Bölüm 19-Beklenmedik Gelişme


Bu işi de hallettiğime göre hızlıca iki parti arkadaşımın yanına geçmeliydim, Toro sadece kesime odaklanınca epey hızlanacağından biz Şükrücük’le bir olup narin kızımızın seviyesini yükseltecektik.

Sosyal Medya bölgesine vardığımda büyük bir kalabalığı kalkanın içinde birikmiş halde buldum, toplandıkları yerden biçerdöver gibi Düşmüşlerin arasına dalan bir kişiyi izliyorlardı.

Sahne ışıklarının üstüne düştüğü kişi bizim Şükrücük’ den başkası değildi, arkasına aldığı Rimel ile beraber ne kadar mahlûkat varsa indiriyorlardı.

“Heyt be, abilerin gülüne bak sen!”

İnsanların şaşkın bakışları arasında onlara doğru ilerlediğimde bizimkiler geniş bir alanı temizlemişlerdi bile, yol üstünde mob olmadığı için kısa sürede yanlarına varacaktım.

“Abi zırhta şekilmiş hani, baksana kabartma falan var üstünde!”

Bu sözlerim orta yaşlı adamın yüzünün ekşimesine neden olmuştu, ekipmanı detaylı inceleme şansı yakaladığımda ben de yaptığım patavatsızlığı anlayacaktım.

Bulunduğumuz köyü saran kalkanın içi kara topraktan oluşan bir zemine sahipti, çıplak ayakla basmamıza rağmen ne ayaklarımız yerden, ne yer ayaklarımızdan dolayı kirlenmiyordu.

Kalkanın dışı apayrı bir konuydu, sıcaktan çatlamış zemin damar damar olmuşken, en ufak rüzgârda kalkan toz ve duman boğucu bir atmosfer oluşturmaktaydı.

Buna rağmen Şükrücük’ ün üst gövdesini kaplayan metalik gri zırhı cayır cayır yanıyordu, üstüne düşen güneş ışıklarını etrafa yansıtırken onu kudretli bir şövalye gibi gösteriyordu bu ekipman.

Üzerinde daha önceden gördüğüm gibi kabartmalar vardı lakin şimdi iyice yakına gelince fark ettim ki zırha işlenen figürler pek iç açıcı değildi.

Göğüs kısmında, zırhın ismini duyunca herkesin zihninde beliren karakterin bir siması göze çarpıyordu, öyle böyle değil bütün ön kısmını kaplıyordu ağlak suratının kabartması.

“Max, özellikleri çok güzel, valla ismine takılmıyorum ama şu tip baksana!”

“Yani ileride biri ‘Emrah koş’ diye bir cümleye başlasa ben ne yapacağım!”

Adam haklıydı yani, kim Türk Sinemasının en dramatize edilmiş karakterinin figürünü her daim üstünde taşımak isterdi ki.

“Sen bunlara takılma abi, biz işimize bakalım. Belli bir seviyeden sonra zırhı değiştireceksin zaten.”

İyice cambaza dönmüştüm, herkesin nabzına göre şerbet vermekten inme inecekti yakında üstüme.

Bu sorunu da çözdüm derken bambaşka bir vukuata başlayacağımı nereden bilebilirdim? İki tane şekilsiz, bizim Rimel’ in yanına yanaşmış bir şeyler geveliyordu.

“Hop hop, hayırdır!”

Şükrücük’ ün açtığı boşluktan benim gibi ellerini kollarını sallayarak gelen tipler, seslenmem sonrası kafalarını bana çevirerek baştan aşağı beni süzmüşlerdi.

“Güzel dümen kurmuşsunuz, kız bir şeyler yapıyor siz donmadan öldürebiliyorsunuz bu tipleri!”

Kafasının üstünde Lüzumsuz yazan bir tipti konuşan, nereden su bulup kafasına sürdüyse saçları inek yalamış gibi kafa derisine yapışmıştı oğlanın.

“Bundan sonra biz kullanacağız bunu, hadi şimdi ikileyin bakayım!”

Enteresan tiplinin sözü bitince yarım adım arkasında duran çocuk konuştu, koltuk altında pişik çıkmış gibi kollarını dirsekten yukarı kırmış bu modelinde başının üstünde Yancı yazmaktaydı.

‘İşte zamanı geldi, online oyunların vazgeçilmez elemanı olan it köpek tayfası da geldi sonunda!’

İçimden söylenirken bir yandan nasıl yollayacağımı düşünüyordum bu tipleri, en güzel çözüm Rimel’i yanımıza alarak biraz daha içlere doğru ilerlemekti.

Bir süre sonra illa ki moblar yeniden doğacaktı, bu olduğunda ise çapsız ikili kaçamadan günlük azaplarına yollanacaktı.

“Ne diyorsunuz ulan siz, uzayın buradan kafanızı gözünüzü kırmadan!”

İşi patırtısız gürültüsüz çözmenin peşinde olan ben, bazı konuları atladığımı kulağımın dibinde çınlayan sesin hiddetini hissedince anladım.

“Kes lan Küçük Emrah, sen git ananın peşine düş!”

Şükrücük olaya müdahil olduğunda yalama saçlının yancısı gevşek gevşek konuşacaktı, sanırım zurnanın son deliğine gelmiştik, bundan gayri yüreğimin götürdüğü yere gitmeliydim.

“Senin ecdadını….!”

Beklediğim tepki saniye gecikmeden geliyordu, iki eli ile yakasından kavradığı yancıya kafayı gömçürmüştü bizim haşin çocuk.

Dönülmez akşamın ufkundaydık ve vakit çok geçti, sağ yumruğum çoktan bedenimin yanındaki yerini almıştı. Nefesimi vererek yayından fırlamış bir ok gibi savurdum vuruşumu, madem öyle işte böyle der gibi yeteneğimi kullanmıştım.

Böylece anlayacaktım ki aslında Düşmüşler epey dayanıklıydılar zira Lüzumsuz darbeyi kafasına aldığında omuzlarının üstü boş kalacaktı.

Kafadan kopardım repliği can bulup dile gelmişti karşımda, yancının tüm yüzü içine girmişken abisinin kellesi lastik top gibi sekiyordu çatlamış toprakların üstünde.

Sanki bunu bekliyormuş gibi bir esinti şiddetle bulunduğumuz yere vurunca, iki hayduttun yok olmaya başlayan bedenlerinin külleri savrulup uçtu.

Kötülük Puanı Alındı: +5

İlk Günahkâr Öldürme Bonusu: +5

İyilik Puanı Alındı : +5

Parti Üyesini Koruma Bonusu : +5

Bildirimler önümden hızla geçerken büyük bir iş yaptığımızı anladım, bunları sadece ben görmüştüm lakin biraz sonra tüm köyün duyabileceği bir anons kulaklarda çınladı.

“Max ve Şükrücük adlı kişiler, diğer günahkârları öldürerek Kaçak durumu kazanmışlardır. Önümüzdeki 24 saat boyunca Düşmüşler gibi avlanabilir, öldüren kişilerin azap sayacı sıfırlanacak ve bir hafta azap cezası çekmeyeceklerdir!”

Duyduklarımız sonrası partimizin tankı ile amaçsızca birbirimize bakıyorduk, Şükrücük yazısı kırmızıya dönmüşken emindim ki benimde ismim av olduğumu belirtir şekilde renk değiştirmişti.

“Abi burası çok tehlikeli, gel kalkanın içine girelim hemen!”

Etrafımız hala boştu ve bu şekilde bize saldırmak isteyen insanlara açık hedef olacaktık, tahminim doğruysa kalkanın içindeki alanda bize saldırmazlardı.

“Saldırın!”

“Bunlar bizi donduramaz, hep beraber öldürelim!”

“Ben bir daha o eziyeti çekmem, vurun kahpelere!”

Halk anonstan sonra galeyana gelmişti, gözlerinde yarım ekmek tavuk döner gibiydik, iki ısırıkta yiyivereceklerdi bizi akıllarınca.

“Abi, hadi daha derinlere doğru gidelim!”

“Rimel sana bir şey yapamazlar, hemen kalkanın içine koş!”

Kızı da peşimizden sürüklemenin lüzumu yoktu, eğer öleceksek de kendi başımıza halletmeliydik bu işi.

İnsanlar iyice yaklaşmıştı fakat Rimel hala olduğu yerdeydi, biz kaçmaya başlayınca beklenmedik şekilde arkamızdan o da hızlanmıştı.

“Kızım sen içeri kaçsana, takip etme bizi!”

Şükrücük babacan bir şekilde sesini yükseltince genç kızın gözleri bir anda dolmuştu, ağladı ağlayacak şekilde konuşmaya başladı

“Sizin bu bölgeye bağışıklığınız yok, ben olmazsam eninde sonunda ölürsünüz!”

Sözleri bitince koyuvermişti gözyaşlarını Rimel, dediklerinde haklıydı, bunu kaçmaya çalışan ikili de biliyordu ama tutup da Rimel’e bizimle gel demeye içleri el vermemişti.

“Tamam, ağlama hemen, hep beraber gidiyoruz!”

Genç kızın yüz ifadesi sağanak yağmurun ardından ortaya çıkan göz kamaştırıcı bir gökkuşağı gibiydi, narin yüz hatları insanın içini ısıtırken, ışıl ışıl inci gibi dişleri geceyi aydınlatan yıldızlar misali parlıyordu.

“Yettim kardeşlerim, açılın ulan soysuzlar!”

Tam sırtımızı dönmüş kaçıyorduk ki kalkanın dibinden bir haykırış ile olduğumuz yere çivilendik. Bu çıkışın sahibini hepimiz çok iyi tanıyorduk, partimizin diğer bir üyesi olan Toraman son sürat bize doğru yaklaşıyordu.

“Çekilin lan önümden!”

Öyle böyle gelmiyordu genç irisi, kürek gibi elini savura savura, etrafındaki insanları öldüre öldüre geliyordu.

“Toraman adlı kişi diğer günahkârları öldürerek Kaçak durumu kazanmıştır. Önümüzdeki 24 saat boyunca Düşmüşler gibi avlanabilir, öldüren kişilerin azap sayacı sıfırlanacak ve bir hafta azap cezası çekmeyeceklerdir!”

İtiraf edeyim bunu hiç beklemiyordum, hımbılların şahı lakabını taktığım bu çocuk bize yarım etmek için kendini yakmıştı.

Aptala dönen günahkârlar ne olduğunu anlamak için duraklamak zorunda kalacaktı, bu olduğunda koşmayı sürdüren Toraman çoktan yanımıza varmıştı.

Nefes nefeseydi genç irisi belli ki anonsu duyduğu gibi fırlayıp buraya gelmişti, bir iki soluktan sonra kendini biraz toparlayınca o dâhil diğer iki kişiyi de ‘Şimdi ne yapacağız?’ der gibi yüzüme bakarken buldum.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1074

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 974

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 817

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 769

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 641

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 586

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 581

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 569

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 514

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 484

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 276

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 199

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 79

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11644 Üye Sayısı
  • 323 Seri Sayısı
  • 16471 Bölüm Sayısı


creator
manga tr