"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Cehennem Online - Bölüm 3-Bindik Bir Alâmete, Gedeyoz Kıyamete


Kıyamet kopmuştu ve biz bu anlarda kafamız güzel İstiklal Caddesinde neşe içinde yürümekteydik; benim diyen babayiğidin yapamayacağını bir şekli, istemeden en olmayacak kişiye karşı yapmıştık.

Fayton feneri gibi kafası ile böğrümü delme denemeleri yapan yanımdaki adam bir anda kayboluverdi, girdiğim kısa süreli şok dört bir tarafta aynı olay olmaya başlayınca korkuya dönüşmüştü. Neyse ki çok uzun sürmedi bu duygu, içimin çekildiğini hissetmemle dört yanı beyazlar içindeki bir mekâna geldiğimi görmem bir oldu.

Panikle etrafıma bakınmaya başladım, duvar yoktu fakat göz alabildiğince beyazdan oluşan ortam bende adeta şeffaf bir kafese atılmışım hissiyatı yarattı. Kulağıma gelen öksürük sesi sonucu ürkerek tekrar önümü döndüğümde, bir an önce orada olmayan fakat şu anda yüzüme iki karış mesafeye gelmiş bir varlık gördüm.

“Hesap zamanı geldi fani canlı!”

Neler olduğunu biliyordum lakin için için tüm bunları reddeden bir düşünce, geniş gövdeli kavak ağaçlarını kemiren kurtçuklar gibi beynimin kıvrımlarında da gezmiyor değildi.

Gözlerimle bu son umudu yıktığım an bu andı, etsiz kemiksiz ve sabit bir şekle sahip olmayan tuhaf yaradılış karşımdaydı. Evet, yaradılış diye geçti aklımdan, ne ironik değil mi insan korktuğu zaman ilk önce inkâr ettiği şeylere sarılıyor.

Havada süzülüyordu ve konuşacak bir ağzı olmasa bile tüm söylediklerini net bir şekilde duyabiliyordum, adeta beynimin içinde yankılanıyordu hepsi.

“Günah ve sevapların sıralanacak fani, hangisi fazla ise gereken yere gideceksin!”

Hadi bakalım, dananın kuyruğunun kopacağı yere gelmiş bulunmaktayız, bakalım şu kısa hayatım boyunca neler yapmışım. Bundan sonrası zamandan ve mekândan azledilmiş şekilde geçti; tüm hareketlerimin yarattığı etkileri ve sonucu olarak haneme işleyen sonucu tekrardan yaşayarak görmüştüm.

Geri döndüğümde aynı yerde karşımdaki biçimsiz varlıkla beraber duruyordum, yaşadığım şoku anlatacak kelime bulmam mümkün değildi fakat asıl bombayı duyana kadar beklemem gerektiğini biraz sonra öğrenecektim.

“Fani, son geceye kadar sevapların seni cennetin alt katmanlarına götürmeye yetiyormuş lakin hesap gününün arifesinde birçok günah işlemişsin!”

Bir an gözlerimin karardığını hatırlıyorum, kulağımda gece vakti ansızın insanı uykudan uyandıran hain bir sivrisineğin çıkardığı sesin yüz katı büyüklüğünde uğultular esiyordu. Sonra arada günah ve sevabın eşitlenmiş şeklinde bir ifade duydum, heyecandan neredeyse ölecektim.

Biliyorum bu ifade yok hükmüne düşeli çok olmuştu ama insanın dili bir kere alışmaya görsün, kemiği olmamasını bahane etmeden duramıyor.

“O son kadehi içmeseymişsin, kısa bir süre Araf’ta kaldıktan sonra yaradanın sevgili kullarının arasına karışma hakkın olacakmış ama o son kadehin bedeli ağır olacak!”

“MUHARREMMMMM AABBİİİİ!”

Senin yapacağın işin de, veda kutlamasının da diye devam ediyordum ki görüntü gitti bende, üzerime anneanne yorganı örtülmüş gibi hareketsiz şekilde uykuya dalmıştım.

Tüm umutlarım, gerçekleştirmek için deli gibi çalıştığım hayallerim buhar olup uçmuştu; bir de üstüne büyük ikramiyeyi tek rakamla kaçırdığımı öğrenince yere ve zamana bakmadan coştuğumdan dolayı gözlerimi açtığımda bedenim dayak yemiş gibi sızlıyordu.

Elimi oynatmaya çalışsam da bu çabam nafileydi, buz kalıbının içinde kalmış balık gibiydim şu anda. Aklımda bir ses yankılanıyordu, bilincimi kaybetmeden önce duyduğum üç kelime dönüp duruyordu bozuk plak gibi “Cehennemin ilk katı” .

Ne kadar süre geçti bilmiyorum bu halden kurtulana kadar, bedenimin kontrolünü geri aldıkça yavaş yavaş doğrulmaya başladım. Etrafım şaşkın bakışlarla dolanan, benim gibi yarı doğrulmuş veya hala yerde hareketsiz şekilde duran insanlarla doluydu.

En sonunda enerjim ve hislerim tamamen geri gelince ayağa fırladım, artık her şey daha net görülebiliyordu; kısa süren araştırmam sonucu kabataslak neler döndüğünü çözebilmiştim.

İlk fark ettiğim istisnasız herkesin başının üstünde bir isim yazmaktaydı, denemek için birkaçına seslendiğimde cevap alamadım ama pes etmeye niyetim yoktu. Konuşmaya çalışacaktım onlarla, bu yer hakkında ne kadar çok bilgi toplarsam o kadar iyiydi.

“Max, kardeş bak hele Max!”

Hırsım, kulağımın dibinde bağıran biri tarafından bölünecekti, kulağım dediysem lafın gelişiydi bu tabir zira arkamı dönmemle omuzlarıma ancak gelen, göbek bölgesi halka şeker gibi sonradan kendisine eklenmiş yirmili yaşlarda gösteren bir akranım bana sesleniyordu.

“Max ne birader, girmişin dibime az geri açıl!”

Kişisel alan diye bir kavramdan haberi yoktu galiba bu arkadaşın, hafifçe kızdığımdan dolayı al al olmuş tombul yanaklarının ona kattığı sempatikliğe bakmadan kaydım fırçamı.

“Kafanın üstünde yazıyor kardeş, adın sandım onu. Sana, benimkinde ne yazıyor onu soracaktım?”

Sahi ya herkeste tuhaf tuhaf şeyler yazarken ben bundan muaf olamazdım ya, demek benim kafamda da Max yazıyor ama neden gerçek ismim yerine bu tuhaf şey var.

İşte ilk aydınlanmamı bu an yaşayacaktım, ne kadar düşünürsem düşüneyim ismim aklıma gelmeyecekti, hatta hafızamı zorlarken fark ettim ki ölmeden önce yaşadıklarım bile bölük pörçüktü.

Yüzler olaylar birbirine girmiş, son gece hariç her şey fluydu. Bu belirsizlikte dahi tek bir kişinin tüm detayları hafızamda mühür gibi duruyordu, Muharrem Abi.

“Toraman yazıyor birader senin üstünde!”

Az önce haksız çıkıştığım balıketliden hallice olan çocuğa başının üstündekini söylediğimde, yüzü bir anda düşmüştü. İçine derin bir nefes çekti, küçük bir araba kadar olan gövdesi bu olayla beraber iyice heybetli hale gelmiş, benim bile içimde bir tehlike hissi oluşmasını sağlamıştı.

Her nasılsa beklediğim şey olmadı, hırsla soluyan çocuk bir süre sonra yavaşça sakinleşerek yere çöktü. Çılgınca bağırarak önüne gelene saldıracak diye onca tahmin yürütüp tedbir aldığım Toraman isimli çocuk, sakince uzanarak uykuya dalıyordu.

Yaşadığım bu tuhaf olay biraz zamanımı çalmıştı ama temel bir gerçeği de öğrenmemi sağladı. Bu andan itibaren Max dendiği zaman bana seslenildiğini bilecektim zira bu yenidünyamda adım buydu.

Araştırmama geri döndüğümde, belli sınırlar içindeki alanı fanus gibi kaplayan dört renkli oluşumu fark ettim, sarı, yeşil, mavi ve kırmızı renklere sahip bu yapının içindeydik hepimiz. Bir süre sonra tam merkezde yer alan küçük tek katlı evler dikkatimi çekti, hızla onlara doğru koşmaya başladım.

Cehenneme geldiğimi biliyordum ve küçüklüğümden beri öğretilenler sonsuz eziyet çekmeye başladığımı söylüyordu bana, yani artık bir acelem olamazdı ama nedense içimden bir his her saniyenin değerli olduğunu bağırıyordu.

Durduğum yerle binalar arasındaki mesafe çok değildi, normal şartlarda bir iki dakikada varabilirdim fakat aradaki yüzlerce insandan sıyrılmaya çalışmam çok vaktimi almıştı. İstediğim yere geldiğimde, bir cephelerinde tezgâhlar olan yuvarlak bir biçimde sıralanmış küçük yapılar ve ortalarında dört tarafına yazılar olan bir taş yazıt gördüm.

Şimdi işe uyanmıştım, alanı çevreleyen kalkan, dükkân şeklindeki yapılar ve ortalarında bir taş yazıt, şüpheye yer yoktu burası MMORPG ‘lerdeki klasik başlangıç köyüydü.

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1147

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1027

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 617

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 585

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 530

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 309

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13223 Üye Sayısı
  • 390 Seri Sayısı
  • 18092 Bölüm Sayısı


creator
manga tr