“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Ejder Dişi Ticaret Şirketi [F5] - 6.Bölüm: Geçmişin Kırıntıları


6.Bölüm: Geçmişin Kırıntıları

 

“Şıp şıp şıp, şıp şıp şıp” Gökyüzü bir daha asla son bulmayacakmış gibi yağmur yağdırırken, Blade ailesinin malikânesi önünde siyah şemsiyeli, küçük bir figür yağmurun şemsiyesinde çıkardığı sesleri taklit ederek şarkı söylüyordu.

 

Aniden gelen bir yığılma sesini hayal meyal duyunca küçük figür aniden şarkı söylemeyi kesti ve sesi duyduğunu düşündüğü yer olan malikânenin girişindeki duvara doğru ilerledi.

 

Küçük figür ürkek adımlarla bilinmeyen sesin geldiği yöne doğru ilerlemeye devam etti. Malikânenin girişinde ki duvarlara geldiğinde ise gördüğü görüntü küçük bir çocuk için biraz korkutucuydu.

 

Küçük figür karşısındaki şeyin ne olduğunu anlamak amacıyla minik adımlarını durdurdu ve incelemeye başladı.

 

Karşısında ki şey hemen hemen bir insanın özelliklerini taşıyordu. Sırtını duvara yaslayıp, başını öne eğdiğinden dolayı uzun, kirli saçları yüzünü örtmüş ve yüzünün görünmesini imkânsız hale getirmişti.

 

Uzun zamandır kirden dolayı gri olan saçı yağmur yüzünden yapış yapış olmuş ve asıl rengi olan kahverengini benekler ile belli etmeye başlamıştı. Küçük figür karşısındakinin bir insan olduğundan emin olunca adamın önüne gelip konuşmaya başladı:

 

“Neden buradasın, yolunu mu kaybettin?” Küçük figür sorusunu sorduğunda adamdan bir cevap alamayınca birkaç kere daha tekrar etti fakat sonuçta bir değişiklik yoktu.

 

“Hm? Buldum, çok açsın öyle değil mi, neden evime gelmiyorsun? Sana orada çok lezzetli yemekler verebilirim.”

 

“B-be-ben ç-ç-çok açım” Adam küçük figürün sorusuna cevap verebilmek için bütün gücünü kullanıyordu. Dudakları, paslanmış ve eskimiş ağır bir kapının uzun zamandan sonra ilk defa açılması gibi hareket ediyordu.

 

“Aha! Problemini buldum, şimdi sadece sana yemek bulmalıyım.” Küçük figür bu sözlerle beraber malikâneye doğru koştu. Adam ne kadar süre geçtiğini hesaplayacak güce sahip değildi ancak uzun bir bekleyişin ardından küçük figürün tekrardan karşısında dikildiğini gördü. Adam yüzünü kaldırıp küçük figüre doğru baktı.

 

Siyah saçlara ve gözlere sahip dokuz yaşında bir çocuktu karşısında ki. Tabii ki bu kişi az öncekiyle aynı kişiydi. Küçük figür elinde iki adet paket sandviç taşıyordu.

 

“Al, bunlar sana.” Küçük figür elindeki sandviçleri adama doğru uzatırken yüzünde büyük bir gülümseme vardı. Adam, küçük figür’ün elinden sandviçleri alıp paketlerini var gücüyle açtı. Çok fazla güç uyguladığından ilk paketteki sandviç yere düşmüştü.

 

Adam sandviçin yere düştüğünü görünce eline aldı ve vahşice yemeye başladı. Bir ısırık alıyor ve öncekini yutmadan öteki parçayı ısırıyordu, arada yutkunmak zorunda kalıyor boğulma tehlikesiyle yüz yüze gelip öksürüyordu. Adam bir süre böyle devam ettikten sonra sandviçleri bitirmiş ve bağdaş kurarak duvara geri yaslanmıştı.

 

“Teşekkürler çocuk, hayatımı kurtardın.” Adam saçlarını sol eli ile geriye doğru attı ve küçük figür’e teşekkür etti. Saçları, yüzünden çekilince adamın mavi gözleri ortaya çıkmıştı. Mavi gözleri tıpkı kül grisi olmuş hayallerin içindeki tek umut ışığı gibi parıldıyordu.

 

“Evet, bu seferlik öyle oldu ama bir daha yanına gelemeyebilirim bilmiyorum. Neden benim kâhyam olmuyorsun. Eğer benim çalışanım olursan istediğin kadar yersin ve babam sana para verir. ” Küçük figür, Adama bir teklif sundu, onun yaşamasını sağlamak için elinden gelebilecek tek şey onu çalışan olarak yanına almasıydı.

 

“Kâhya mı? Ama ben kâhyalıktan hiçbir şey anlamam, hem babanın beni kabul edeceğini sanmıyorum.”

 

“Ben bir şeyler ayarlarım.” Küçük figür adama doğru büyük bir gülümseme gösterdi. Öyle bir gülümsemeydi ki, en sert insanın bile içindeki o yumuşak tarafı harekete geçirebilirdi.

 

“Haha, benim adım Satou evlat, Senin ismin ne?” Küçük figürün gülümsemesini gören Satou uzun zamandır içinde bulunan, kir ve pas içinde ki umut çarklarının yeniden dönmeye başladığını hissetmişti.

 

“Adım Leo, Leo Blade.” Leo, Satou’nun elini tuttu ve onu malikâneye doğru çekiştirdi. Satou ayağa kalkıp Leo’nun yanında yürümeye başladı. İkisi yan yana yürümeye devam ettiler ta ki malikâneye girene kadar.

 

“Haha! Bay Leo, şu ana kadar duyduğum en mükemmel hikâye olabilir. Gerçekten güzel bir çocukluk geçirmişsiniz gibi duruyor.” Aglentina hikâyeyi bitirdiğimi fark ettiğinde elindeki şarap kadehini yukarı kaldırarak gülmeye başladı. Abartılı tepkisi alkollü olduğunu belli ediyordu. Hikâyeyi anlatırken çoğu kısmı o zamanki yaşımdan dolayı hatırlayamadığımdan o yerlerde Satou devreye girmişti.

 

“Hikâyenizin devamını dinlemek için sabırsızlanıyorum ancak gitmeliyim. Yarın uzun bir gün olacak gibi duruyor.” Aglentina elindeki kadehi masaya bırakıp hafif sallanarak sandalyesinden kalktı.

 

“Ah tabii ki, iyi geceler Aglentina. Satou, ona odasına arana kadar eşlik et.” Aglentina’nın sarhoş bir şekilde sağa sola sallanarak yürüdüğünü görünce Satou’nun da onunla gitmesinin iyi bir fikir olduğunu düşündüm. İkisi salona girip gözden kaybolunca yemek yediğim tabağı kenara ittim ve çantadan kitabı çıkarıp masada açtığım yere yerleştirdim. Yüz doları yine cebime attım ve okumaya devam ettim.

 

Dokuz kutsal küre hakkında birçok hikâye vardı. Hepsinin ortak olduğu nokta ise kürelerin ne yeteneğe sahip olduğudur.

 

Bu asla şaşmaz. Her hikâyede sadece kürelerin nasıl ortaya çıktığı ve kimlerin kullandığı farklıdır. Kimisi doğa ananın küreleri kendi dengesi için yarattığını ancak insanların açgözlülüklerinden dolayı onları çaldığını söyler.

 

Bazılar ise küreleri büyücülerin yaptığını, amaçlarının ise insanlığın güç dengesini bozmak olduğunu öne sürer.

 

Ben, bütün bu hikâyelerin altındaki gerçeği aramak için seçilmişlerin mezarlarını açtım. Yaptığımdan pişman olmam pek uzun sürmedi.

 

Seçilmişlerin lanetini çok sonradan bulduğum harabelerden öğrenecektim. Ancak bu önemli değil, sen hala kürenin nerede olduğunu merak ediyorsun öyle değil mi? Her şeyin bir zamanı vardır.

 

Bekle, oku ve öğren. Her seçilmişin harabesinde kendisine layık görülen kürelerin anlatımı bulunuyor, her kürenin nelere muktedir olduğu açıkça yazıyordu. Sana sekiz farklı harabeden topladığım bilgilerin hepsini sunacağım.

 

Kitabın anlattıkları gerçekten ilgimi çekse de bir yandan garip geliyordu. Seçilmişlerin laneti neydi, kitabı satın aldığım adamın bununla bir alakası var mıydı? Bunların cevabını kitaptan değil de başka yerlerden öğreneceğime dair bir his vardı içimde. Kitabın kapağını kapattım ve balkona çıkıp sigara paketimi çıkardım, bir dal ağzıma aldım. Ceplerimi çakmak için yoklasam da bir şey bulamadım.

 

“Kahretsin, ihtiyacım olan hiçbir şeyi bulamıyorum.”

 

“Bunu mu arıyorsunuz Genç Efendi?” bir anda yüzümün önüne bir çakmak uçtu ve sigaramın ucunu yaktı. Çakmağın sahibine baktığımda Satou olduğunu gördüm.

 

“Bu benim çakmağım değil.” Çakmak benim değildi ancak pek bir önemi yoktu, ertesi günün ilk ışıkları yenisini satın alabilirdim.

 

“Yanılıyorsunuz Genç Efendi bu çakmak sizin bana verdiğiniz parayla alındı, yani kısmen sizin oluyor.” Satou yüzümün önündeki çakmağı çekti ve kendi ağzındaki sigarayı yaktı.

 

“Hatta bu çaresiz yaşam şansı bile artık sizin.” Satou ile beraber balkonda uzun uzadıya konuştuk. Uzun zamandır işlerimden dolayı onunla konuşma fırsatım olmamıştı. Her zamanki gibi biraz alaycı biraz da ciddi konuşuyordu. İkimiz de sigaralarımızı bitirip balkondan çıktık. Satou uyuyacağını söyleyerek odasına çekildi. Masanın üstünde açık bıraktığım kitaba doğru baktım. Bir dakika, kitabın kapağını açık mı bırakmıştım? Zihnim yine benimle oyun oynuyordu herhalde. Sandalyeme yeniden oturdum ve kaldığım yerden okumaya devam ettim.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1432

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1189

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 975

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 902

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 791

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 772

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 712

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 634

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 619

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 567

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 567

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 216

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 157

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 147

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 139

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 133

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 127

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 125

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 124

Site İstatistikleri

  • 13823 Üye Sayısı
  • 656 Seri Sayısı
  • 31164 Bölüm Sayısı


creator
manga tr