"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Beyond Eternity - Kitap 2, Bölüm 69: Işığın Altın Çocukları


Patlamaların arasında gemi sarsılarak ilerliyordu. Gezegene inmek üzerelerdi. 


'Heyecanlı mısın?' diye sordu Beau.


Ravedo'nun dudakları kıvrıldı. Zalim gülüşünü takındı. Mor gözleri parladı.


'İçim içime sığmıyor.'


'Güzel, indiğimizde arkamdan ayrılma. Hedefimiz generallerden birini devirmek. Onunla teke tek mücadeleye girecek güçte değilsin. Arkada dur ve bana destek çık.'


'O sadece sıradan bir Paragon meleği, Lord'dan aldığın SSP Nirvana seviye asker ve ikimize karşı bir şey yapamaz.' 


'Generalin yalnız olduğunu kim söyledi. Sen korumalarıyla ilgileneceksin. Ben ve bu koca oğlan generali geberteceğiz.' İşaret ettiği SSP.1127'di. Beau, Ravedo'nun surat astığını gördü. 'Seni kaybetmeyi göz alamam Ravedo. Benim seviyeme gelene kadar emirlerimi dinlemek zorundasın.'


'Tamam. Yapalım şunu. Hıncımı ışık piçlerinden çıkaracağım.'


Geminin kapağı açıldı. Beau, yirmi metre yükseklikten aşağı atladı. Ravedo ise uçarak ilerledi. Kıyametin içinde yukarıdan Beau'nun askerler arasında hızla ilerleyişini görebiliyordu. Ara sıra bombalardan çıkan yoğun dumanların içinde kayboluyordu. Düşman generalin konumunu yukarıdan gördü. Dalışa geçti. Generalin etrafı muhafızlarla doluydu. Savaşa öncülük ediyordu. Arkasından yaklaştı. Pençelerini sırtına saplayamadan karnına yediği darbeyle yere serildi. Nefesi kesilmişti.


'Efendim, düşman elitleri çoktan gelmiş!' diye bağırdı askerin teki. General, Ravedo'ya döndü. Dört parlak kanadı vardı. 


'Bu o kadar güçlü görünmüyor. Onu size bırakıyorum çocuklar. Diğeri yaklaşıyor.'


Sana gücümü göstereceğim.


Hızla yerden kalktı. Muhafızları pençeleriyle deşti. Pençeleri kan içindeydi. Hepsini tek hamlede öldürmüştü.


'Bak sen şuna. Benimle oynamak mı istiyorsun aciz yaratık. Sana neyle karşı karşıya olduğunu göstereyim.' 


Ravedo Paragon ve Tanrı seviyesinin arasındaki derin uçurumun derinliğini iyi biliyordu. Onun istediği bu farkın hızla kapanmasıydı. Bu yüzden kendini zorluyordu. Pençeleri generalin zırhına saplandı. Sağdan yediği yumruk dengesini bozdu. Sol kolunun kontrolsüzce sallandığını gördü. Yediği tek yumruk omzunu çıkartmaya yetmişti. Acıya katlanabilirdi. Omzunu tutup itti. Yerine oturan kemik geride müthiş bir acı bıraktı. 


'Pes et ucube.' 


Ravedo ona dişlerini gösterdi. Havaya yükseldi. General peşinden havalandı ve hızla mesafeyi kapadı. Işık büyülerini pençeleriyle parçaladı. Göğüs göğüse çarpıştılar. Ravedo kollarının titrediğini gördü. Çok güçsüzdü. Seçtiği rakip dengi değildi. Böyle devam ederlerse ölecekti. Kaçacak fırsatı yoktu. Generalin bedeni tüylü iki kuyruk tarafından çekildi. Beau onu yere fırlattı ama general havada toparlandı. Beau yere yumuşak iniş yaptı. Ravedo'ya sert bir bakış attı. Emirlerini dinlememişti. 


'Senin rakibin benim.'


Kıvrak hareketlerle generali turladı. Kuyrukları bacaklarına sarılıp onu aşağı çekti. 


'Bitmek bilmiyorsunuz!'


Işık mızrakları Beau'ya yağdı. Atik general mızraklardan kaçtı. Adımlarının hızı havada yürüyebilmesini sağladı. Rüzgara basarak koştu. Ravedo bunu nasıl yapabildiğini merak etti. Tekmesini general yakaladı. Beau bedenini çevirip diğer tekmesini adamın suratına geçirdi. Aşağı düşerken iki kuyruğunu bacaklarına doladı. Tüylü hafif bedeni zeminde sincap gibi süründü. General yere sert düştü. Ayağa kalktı. Beline saplanan pençelerle acıyla haykırdı. 


'Küçük sıçan! İlk seni öldüreceğim.'


'Yerinde olsam bana uzun süre bakmazdım.'


'?'


Kuyruklar boynunu sardı. Boğuluyordu. Elleriyle kuyruklardan kurtulmaya çalışıyordu. Kanatlarını çırptı. Havaya yükselerek yükü azaltmaya çalıştı. Ravedo kanatlarına saldırdı. Güzel melek kanatlarını kesti. Yere serildi. Bu sefer hareket etmiyordu. Ravedo generalin üstüne bastı. Tükürdü.


'Adi herif.'


Kuyruklar onu yakaladı. Kollarını hareket ettiremiyordu. Ezici güç kemiklerini kıracak kadar güçlüydü. Nefesi kesildi. Beau'nun kırmızı gözlerini öfkeyle ona diktiğini gördü. Gemiden inmeden önce dediklerini hatırladı.


'Aa… Şey.'


'Vaktinde yetişemeseydim yerde yatan sen olacaktın. Aklın nerde senin? Onu tek başına yenmenin imkansız olduğunu sana söylemedim mi?'


'Biliyorum… Hızlıca güçlenmek istiyordum.'


'Yirmi yıldır generalim ve Nirvana'dan Nirvana zirvesine çıkabildim. Bu işlerin kolay olduğunu mu sanıyorsun sen? Acele edersen ölür gidersin. Aptallığı bırak. Ölmeni istemiyorum.'


'Seni anlıyorum Beau. Artık beni bırakır mısın? Nefes alamıyorum.' 


Kuyruklar gevşedi. Elbisesini düzeltti. Askerler savaşmaya devam ediyordu.


'Onu çok kolay yendin.' diye devam etti. Beau güldü.


'Lord'un verdiği yeni oyuncağım sayesinde. SSP.1127 uzaktan bana güç veriyor. Şu an gücüm Paragon seviyesinde. Senindeki ise Tanrı Lordu.'


Ne yani Tanrı Lordu halimle ona anca bir çizik mi atabildim? Seviyelerin arasındaki uçurum genişliyor muydu?


'Bu yediğim yumrukla ölmememi açıklıyor.' Kolu biraz acıyordu. 'Şimdi ne yapıyoruz? Şatoya mı dönüyoruz?'


General öldüğüne göre askerler geri kalanları halledecekti.


'Hayır, bir hedef daha var. Onu devirdikten sonra dönebiliriz.'


'Gidelim.'


'Gitmemize gerek yok. Generali öldürdüğümüzü hissetmiştir. Bize doğru gelecektir. Burada beklememiz yeterli.'


Ravedo planı beğenmemişti. Kısa süre sonra gökyüzünde uçarak gelen birilerini gördüler. General askerleriyle oldukları yere indiler. İkinci hedef ölen generale baktı. Zırhının arkasında yüzü görünmüyordu. Başını iki yaratığa çevirdi. Kılıcı kutsal ateşle parladı. Beyaz zırhı aleviyle kutsandı. Altın sarısı oldu. 


'Bunun bedelini ödeyeceksiniz.' dedi soğuk sesiyle.


Beau generalin altın zırhını gördüğüne sevinmemişti. O elit generallerden biriydi. Altın zırhı kullanma hakkına sahipti. Demin öldürdükleri generalden daha güçlüydü. Onu yenebilir miydi? Lord Ayaad'ın altın zırhlılar için söylediği sözleri hatırladı.


Altın zırhlar kutsal ailelerin bireylerince kullanılır. Önemli ve tarihe iz bırakmış kişilerdir. Onları yenmeniz imkansız. Ruhları üstün yeteneklerle kutsanmıştır. Durum ne olursa olsun onlardan kaçının.


Ravedo savaşmak için hazırlandı. Beline dolanan kuyruk onu çekti. Beau hızla koşuyordu. Onu da beraberinde götürüyordu.


'Ne yapıyorsun Beau!?' diye bağırdı. 'Neden kaçıyoruz? Hedefimiz o değil mi?'


'O bir altın zırhlı! Onu yenemeyiz. Bu savaşı kaybettik. Geri çekiliyoruz.'


'Ne!? Saçmalama. Onu yenebiliriz.' Ravedo arkalarında oluşan dev alev dalgasını gördüğünde fikrini değiştirdi. 'O… O neyin nesi öyle?'


Alev dalgası Hiçlik askerlerini küle çevirdi. Kömürleşen toprak ve cesetler arasında altın zırhlı general kaçan iki yaratığı izliyordu. Yanındaki askerler emirlerini bekliyordu.


'Peşlerine düşelim mi, prens hazretleri?'


Prens miğferini çıkardı. Altın sarısı saçları ve koyu mavi gözleri vardı. O beş kutsal aileden Ateşnefes ailesinin tek varisi, Frimold Ateşnefes ve Omen Ateşnefes'in oğlu Elisar Ateşnefes'ti. Bir diğer ünvanı ise Paragon Alevi'ydi. Azyl Karagüneş'in torunuydu. 


'Bırakın gitsinler. Savaşı kazandık.' dedi.


Elisar savaşı kazanmıştı. Karanlığı bu cephede yenmişti. Gökyüzüne baktı. Diğer cephelerdeki durum nasıldı? Annesi ve babası başka yerdeydi. Burada o ve kuzeni Aviva Scand'ra vardı. Aviva askerleriyle yanına geldi. O Titan İmparatorluğunun asıl prensesiydi. İmparator Seth Scand'ra ve İmparatoriçe Otea Scand'ra'nın kızıydı. Diğer adı ise Paragon Mistiği'ydi. Aviva ve Elisar teyze çocuklarıydılar. 


Büyük teyze Mirana'nın ölümüne kadar beraber büyümüşlerdi. Aileleri birbirlerinden uzaklaştığında onlar da ayrılmak zorunda kalmıştı.


'Haberler iyi.' dedi Aviva. Altın zırhı ışıl ışıl parlıyordu. 'Diğer dört cepheyi de kazanmışız. Bir tanesi hariç karanlık safları geri çekiliyor.'


'Olması gerektiği gibi. Dedemiz karanlığı yok ettiğinde biz daha doğmamıştık. Bize bıraktığı huzur dolu gelecekte büyüdük. Şimdi karanlık tekrar büyüyor. Bize düşen dedemizin mirasını korumak ve yaşatmak.' dedi Elisar.


'Ne zamandan beri bu kadar ciddi oldun? Karanlığı beraber yok edeceğiz. Tıpkı anne ve babalarımızın zamanında yaptığı gibi. Seni rahatsız eden bir şey mi var?'


'Karanlık…' Kaşlarını çattı. 'Bu karanlıkla ilk karşılaşmamdı. Gözlerini kırpmadan ışığın çocuklarını öldürdüler.'


'Alışacaksın Elisar. Karanlık yok olduğunda ailelerimiz tekrar birleşecek. Eski güzel günlere döneceğiz.'


'Umarım öyle olur. Eskisi gibi hep beraber olduğumuz günleri özledim.'


'Bende.'






Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1487

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1010

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 812

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 796

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17385 Üye Sayısı
    • 781 Seri Sayısı
    • 36018 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr