"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Beyond Eternity - Kitap 2, Bölüm 66: Mükemmelliğe Bir Adım Uzaktasın


Çaylaklar görevlerine gideli bir yıl geçmişti. Altısı gitti ikisi geri geldi. İkisi iletişimi devam ettirdi ancak diğer ikisinden haber alınamadı. O ikisi Nicolay ve Ravedo'dan başkaları değildi. Ölmeleri önemli değildi. Değerli bilgileri iletemeden ölmeleri önemliydi. Ordumun iki albayı takdir edilesi işler yaptılar. Generallerine ilk AP rütbe askerlerini yaptıklarını yeni bildirmişlerdi. Ordumu istersem en üst rütbe askerlerle donatacak kudrete sahiptim ancak öyle olsa bu küçük oyunumun ne zevki kalırdı. Belki de elimin altında gizlediğim öyle askerler vardı kim bilir. Hem onları yönetecek olanlar generallerimdi. Orduları yönetecek beceriden yoksun kalırlarsa hiçbir işe yaramazlardı. Şafakgetirenlere nedenini bilmediğim bir zayıflık çökmüştü. Dış hattaki gezegenlerini koruyamıyorlardı. Direniş azdı. Bunun sebebini yakında öğrenecektim.


'Lordum.' Medas diz çöktü.


'Söyle.'


'Çaylak Ravedo döndü efendim. İthamda bulunduğu eylemler inanılması güç.'


'Küçüklerden biri daha döndü demek. O usta bir yalancıydı, dediklerine o yüzden mi inanmıyorsun?'


'Bunu söylemem sizin düşüncenizi ne kadar etkiler bilmiyorum lakin tek başına Şafakgetiren ikmal istasyonunu yok ettiğini söylüyor.'


'Nerede o?'


'Hemen dışarıda bekliyor Lordum.'


'Yalan söyleyip söylemediğini anlayacağız. İçeri getir.'


Ravedo içeri girdi. Yerlere kadar eğildi. Ustası Beau'ya haber verilmemiş olmalı ki o burada değildi.


'Görevimden döndüm efendimiz.'


'Duyduklarım doğru mu küçük? Tek başına bir ikmal istasyonunu yok etmişsin. Adamlarına ne oldu?'


'Hepsi öldü. Düşman güçlüydü efendimiz. Hayatta kalmak için çok çabaladım.'


Basamakları yavaşça indim. 


'Ayağa kalk küçük.' 


Onunla aynı hizaya geldim. Aramızda bir karış boy farkı vardı. Gözlerinin içine baktım. Bedeni titredi. Tüylerinin diken diken olduğunu hissedebiliyordum. Bana yalan söylemeye cesaret edemezdi. Gözlerinin ardında kimsede görmediğim karanlık yatıyordu. Benim içimde yatan karanlıktan daha karanlıktı. Paha biçilmez bir mücevher orada uzanıyordu. Çok daha fazlası vardı fakat açığa çıkamıyordu. Katıksız kötülüğü sezdim ve beni memnun etti. Elimi dar omzuna koydum. Söylediği her kelime doğruydu. Onu kendi ellerimle ödüllendirmeye karar verdim. O farklıydı. İleride işime yarayacak güçlü bir piyon daha, hayır piyondan fazlası olacaktı. Boştaki elimde hafif mor bir parıltı oldu. Avucumu açtım ve ödülü olan minik hapı ona sundum.


'Aramıza hoşgeldin Ravedo. Daha fazlasını yapabilecek imkanı sana veriyorum.'


Ravedo hapı aldı. Yüzünde şeytani bir gülümseme belirdi. Medas kaşlarını çattı ama onu yatıştıracak bir bakış attım. Onlar önümde duran cevherin kıymetini henüz anlayamıyordu. Hapı dudaklarına sürdü. Ortaya çıkacak şeyi biliyordum ama izlemek istiyordum. Ravedo dengesini kaybetti. Onu tutmadım. Zemine yüzüstü düştü. Salonun kapısı hızla açıldı. Gelen Beau'ydu. Yüzünde sert bir ifade vardı. Öğrencisinin yerde hareketsiz yattığını görünce panikledi. Onu durdurdum. 


'Onun süreci zorlu geçecek. Sakince izle. Üstün bir yaratığın doğuşuna şahitlik edeceksiniz.'


Medas ve Beau sessizce beklediler. Ravedo'nun hareketsiz bedeni yükseldi. Mor ışık göğsünden tüm bedenine yayıldı. Ne kadar nostaljik bir görüntüydü bu. Geçmişte etrafım geleceğe yön verecek kişilerle çevriliydi. Şimdi bir kez daha bu anlardan birine denk gelmiştim. Mor ışık tüm salona yayıldı ve birden çekilerek Ravedo'nun bedenine döndü.


Mor saçları vardı. O kadar koyu ki siyahı andırıyordu. Gözleri açık mordu. Bakışları deliciydi ve orada hiçbir duyguya yer yoktu. Kar beyazı teni yumuşak kızıl elbisesiyle mükemmel uyuyordu. Henüz bitmemişti. Acıyla çığlık attı. Dizlerinin üzerine çöktü. Sivri pençeleri andıran tırnaklarını sırtına götürdü. Çıplak sırtı kabarıp tomurcuklanıyordu. 


'Çok acıyor! Çok!' diye bağırdı. 


Narin çenesini tuttum. Yaşlar akan gözleri benimkilerle buluştu. Ona bakmam acısını biraz hafifletti.


'Sabret küçük. Mükemmelliğe bir adım uzaktasın.'


Ve oldu. Sırtı yırtıldı ve ihtişamlı kanatları dışarı çıktı. Kanlar metrelerce uzaklara sıçradı. Kan kaplı, yapış yapış kanatlara baktım. Simsiyahlardı. Tıpkı içi gibi. Şimdi yapılması gereken minik bir iş kalmıştı. Parmaklarımı şıklattım. Siyah kanatlar beyaz alevler ile kaplandı. Ravedo korkuya kapıldı ama alevlerim canını yakmıyordu. Güldüm. Alevler söndü. Siyah kanatları temizlenmiş ve daha güçlü olmuştu. Alevlerim kemiklerine işlemişti. 


Bu ufak yardımı hak ettin küçük.


'Ayağa kalk Albay Ravedo. Yeni hayatın başlıyor.' dedim. 


Ravedo saygıyla eğildi. 


'Size layık olmaya devam edeceğim Lordum.' 


Sesi soğuktu. Buz gibiydi. O konuşurken buzlar çatırdardı. Yapacağım bir şey kalmamıştı. Gitmesini söyledim. Ravedo gittikten sonra Beau'ya seslendim. Medas, Ravedo'nun ihtiyaçlarını karşılamak üzere dışarı çıktı.


'Bana üstün bir öğrenci getirdin. Ödüllendirilmeyi hak ettin.'


Diz çöktü.


'Hepsi sizin için Lordum.'


'Sana vereceğim ödül diğerlerini öfkelendirecek, aynı zamanda şevklerini artıracak. Özel askerlerimden birini emrine veriyorum.'


Özel askerler, ordunun kayıtlarında bulunmayan ve sadece benden emir olan süper askerlerdi. Hepsi SSP rütbeydi. Elimde onlardan yüzlerce vardı. Yaptığım deneylerde Hiçlik askerleri Paragon seviyesine ulaşamıyordu. Bedenleri gücü kaldırabiliyor ama zihinleri kırılıyordu. Çıkabilecekleri en üst düzey Nirvana zirvesiydi. O da SSP'di. Onları hiçbir savaşta kullanmadım. Düşman onları kullanacağım kadar güçlü bir saldırı yapmamıştı. Kozmik Krallarla olan savaşımda onları kullanmak aklıma gelmişti ama ben varken onlara hacet yoktu.


Üç asker farklı bir kapıdan salona girdi. Nirvana seviyesindeki bu askerlerin birbirlerinden farklı yetenekleri vardı. Temel olarak üç sınıftan oluşuyorlardı. 


  • En ön safta savaşanlar (Dövüşçü),

  • Diğerlerinin gücünü artıranlar (Destek) ve

  • Uzaktan yıkım saçanlar (Büyücü).


'İstediğin birini seçebilirsin. Seçimini akıllıca yap.'


Beau ayağa kalktı. Askerler arasında gezindi. Onları inceledi. Kendine at seçer gibi bir hali vardı. Seçimine karar verdi.


'Bunu seçiyorum.' dedi. 


'Akıllıca, hemde çok. İleri çık asker ve yeni efendini selamla. Artık ona hizmet ediyorsun.'


Ortadaki, destek sınıfı asker öne çıktı. Yeni efendisinin önünde diz çöktü. Kısa ve öz konuştu.


'SSP.1127 yeni efendisini selamlıyor.'


Yeni oyuncağıyla mutlu görünüyordu. Beau'nun heyecanını hissedebiliyordum. Kalbi hızla çarpıyordu. Garip. Sadece bir asker verdim. Kendisi ondan daha güçlü. Neden bu kadar heyecan yaptı?





Beau deliler gibi çarpan kalbine engel olamıyordu. Efendisinin hediyesini bambaşka yorumlamıştı. 


Lordum sonunda ona olan aşkımı görüyor! Beni şımartmak için ufak hediyeler veriyor. Yıllardır bekliyorum ama heyecanım hala dün gibi. 


Kendini Lordu'nun yanında hayal etti. Arkasında duran güçlü eşiydi. Evreni beraber fethediyorlardı. Işığın çirkin çocuklarını ayaklarının altına alıyorlardı. Tek kelimeyle harikaydı. Düşünceleri fesatlaşıyordu. 


Aynı yatakta uyuyacağız. Her gün kollarına sarılıp uyuyacağım. Ona dokunacağım, hem de istediğim kadar. Parmaklarını tenimde gezdirecek sonra… Sonra!





'Beau?' 


Dalıp gitmişti. Beni duymuyordu. O ve kardeşi Reau çok dalıp gidiyordu. Onlara anlam veremiyordum. Ona hediye ettiğim askere seslendim.


'Efendini götür buradan.'


'Emredersiniz Lordum.' dedi SSP.1127.


Onlar salondan çıkarken Beau aynı kelimeyi sayıklayıp duruyordu.


'Sonra… Sonra…'


Kapı arkalarından kapandı. İç çektim. Işığı yönettiğim zamanlarda her şey daha kolaydı. Dediklerimi kolayca yapacak güçlü kişiler vardı. Karanlığı yönetmek çok zor. Nitelikli yaratık bulmak zordu. Nasıl düşündüklerini anlamam yıllarımı almıştı. Hala anlayamadığım zamanlar oluyordu. Acele edin ve Paragon seviyesine yükselin küçüklerim. Tekrardan büyük kişilerle savaşma vakti yaklaşıyor ve bu sefer kıçınızı kurtarmayı düşünmüyorum.







Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1487

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1216

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1010

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 812

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 796

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17407 Üye Sayısı
    • 782 Seri Sayısı
    • 36078 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr