"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Beyond Eternity - Kitap 2, Bölüm 47: Umudun Yandaşı Karanlığın Yoldaşıyla Karşılaşır


Ertesi gün dinlenmiş olarak kimliği belirsiz enerjiyi araştırmayı sürdürdüler. Tarayıcıdan boyutunu saptamak zordu. Alan sandıklarından daha genişti. Araştırma birkaç gün sürecekti. Alucard bölgeye geçici kamp kurulmasını emretti. Bulundukları gezegen aranan madenler yönünden zengindi. Şatodan madenlerin çıkarılması için izin talebinde bulunacaktı. Ustasını araması gerekiyordu. 


Gecenin Kıyısı Reau'nun yetenekleri savaşçılara özgü değildi. Görünmez bedeni sessizce düşmanın arasından geçecek kadar kıvraktı. Diğerlerine görünmek istediği vakitlerde bedeni kara dumanca sarılıyordu. Derisi dumandanmış gibi görünüyormuş. Alucard ustasının asıl görüntüsünü bir kez görebilmişti. 


Yağmurlu havada antrenman yapıyorlardı. Şiddetlenen yağmur damlaları ustasının seri adımlarını ele vermekle kalmayıp bedeninin asıl görünüşünü ortaya çıkarmıştı. Mor bedeninin rengi haricinde Gecenin Kıyısı generallerinden Beau'ya çok benziyordu. Bazı farklılıklar hariç ikiz olabileceklerini bile söyleyebilirdi. Güzelliği dikkatini dağıtmıştı. Antrenmanlarına odaklanamıyordu. Sanki başı dönüyor gibiydi. Ustası Reau antrenmanlarını durdurmuştu.


'Bugünlük burada bitirelim. Asıl bedenimi gördükten sonra antrenmana odaklanman mümkün değil. Bedenimi sadece öldürmek istediğim güçlü kişilere gösteririm. Bugün benim hakkında başka bir şey öğrendin Alucard. Buna zayıflığım diyebilirsin.'


'Zayıflığınız su mu? Bu daha çok ikinci bir gizli kaçış kapısı gibiydi.'


'?'


'Demek istediğim görünmezlik ve çeviklik etkili yetenekler ancak buna karşı güçlü varlıklar vardır. Onlara karşı kullanabileceğiniz gizli bir kozunuz var. Bu karşı saldırı ya da bir kaçış mekanizması olarak kullanılabilir.'


'Bu… Etkileyici bir açıklamaydı Alucard. Öyleyse antrenmana devam mı etmek istiyorsun?' 


Alucard sırılsıklam olmuştu. Ustası Reau'nun ıslak bedenine baktı. Çevik birinin kalın ve ağır giysiler giyemeyeceğini zaten düşünmüştü. Bacaklarını saran siyah dar deri ıslandığından bacaklarına sıkıca yapışmıştı. Kolları tamamen çıplaktı. Göğsünü saran yeleğin sırt kısmında beline gelen kısa bir pelerin vardı. Ona bakmaya devam ettikçe kalp atışlarının orantısız hızlandığını ve artmaya devam ettiğini hissedebiliyordu. Dövüşmeye devam ederlerse kalp krizinden nalları dikebilirdi.


'Hayır, bugünlük bu kadarı yeterli.' Reau gülümsemişti.


'Akıllı karar. Gün geçtikçe akıllanıyorsun.'


Sert ve duygularını göstermekten çekinen ustasına rağmen Alucard, Reau'yu özlediğini fark etti. Ustasına aşık falan olmamıştı. O aşk adamı değildi. Her şeyden, karanlık gelmeden epey zaman önce işleri yoluna koymaya çalışmış ama becerememişti. Sevdiği kadın onu terk ettikten sonra elini aşk işlerinden çekmişti. Karanlık taraf ona bu fırsatı verdiği için mutluydu. Acınası hayatından sonra biraz itibar ve güç elde etmişti. Daha fazlası içinse yanıp tutuşuyordu fakat bu kör bir tutuşma değildi. Karanlık efsanelerde anlatıldığı kadar gaddar değildi. Aydınlığın ne derece nankör ve yalancı olduğunu tekrar düşündü. 


Kurulan geçici kamptan ustası Reau ile bağlantı kurdu. Ustasının yüzü panelde belirdi. Yüzü dumanlara sarılı değildi. Alucard, Reau'nun bedenini gizlemeden karşısına çıkmasına şaşırmıştı. Reau konuştu. Sesinde merak vardı.


'Görevinde ilerleme katedebildin mi Alucard?'


'Evet usta. Ne olduğunu bilemediğimiz bir kaynak ile karşılaştık. Bölgeyi tamamen araştırmak zaman alacak. Bu vakitte gezegene karanlık yayılmaya devam edecek. Burada ihtiyacımız olabilecek madenlere rastladık. Onları çıkarıp şatoya götürecek araç ve ekipman gerekli.'


'Gezegendeki koordinatlarını yolladıktan sonra gerekli hazırlıkların emrini vereceğim. Şu bulduğun kimliksiz kaynaktan biraz daha bahset. Haritada ne renk görünüyordu?'


Usta Reau mor rengin ne anlama geldiğini biliyor mu?


'Tek diyebileceğim mor renkte göründüğü. Araştırmaya henüz başladık.'


'Mor renk… Büyük alan... Yüksek seviye bir enerji olsa gerek. Araştırmanın gidişatını her gün bana rapor etmeni istiyorum. Baş edebileceğinizden fazlasıyla mücadeleye girmeyin.'


İki korsan gemisini bu işin dışında tutalım.


'Anlaşıldı. Araştırmaya devam edeceğiz. Akşam sizinle tekrar bağlantı kuracağım.' 


Görüntü kayboldu. Alucard terlediğini fark etti. Sebebi Reau'nun asıl bedenini görmesi miydi? Yoksa hava mı sıcaktı? Araştırma yapan askerlere katıldı. İki saatin sonunda bir patika buldular. Doğal olmadığı belliydi. Düzleştirilmiş toprak çok sık kullanılmadığını gösteriyordu. Tepelerdeki hareketler Alucard'ın dikkatini çekti.


'Ne zamandan beri izleniyoruz CP.043?'


'Patikayı bulduğumuzdan beri. Takip etmeyi keselim mi efendim?' diye sordu CP.043.


'Saldırgan görünmüyorlar. Şimdiye çoktan saldırmışlardı. Neyin peşinde olduğumuzu öğrenmek istiyorlar.'


'Ne yapmamızı önerirsiniz?'


'İşimize odaklanalım. Bakalım bizi daha ne kadar izleyecekler.'


Patikayı takip ettiler. Onları izleyen gözlerin sayısı arttı. Bir süre sonra kendilerini gizlemeyi bıraktılar. Tepelerin üstünden koşarak geçen yerlilerin sayısı hayli fazlaydı. Askerler silahlarını doğrulttu. Yerliler tıslayarak ve mızraklarını savurarak karşılık verdi.


‘Silahlarınızı indirin.’


‘Bu hoşuma gitmedi efendim.’


‘Siz dediğimi yapın. Onlarda indireceklerdi.’ 


Askerler silahlarını indirdi. Yerlilerde silahlarını indirdi. 


‘Gördün mü? Sana söylemiştim. İlk saldıran biz olmamalıyız.’


‘İlk saldıran onlar olursa sıkıntıya gireriz. Bizi çevreliyorlar.’


‘Zararsız olduğumuzu kanıtladıktan sonra bizi rahat bırakacaklardır.’


Toprak patika yol yerini uzun ağaçların gölgesi arasında taş yola bıraktı. Zaman zaman anlamını bilmedikleri taşa kazınmış semboller buluyorlardı. Burası tarihten ne kadar öncesine aitti? Semboller ortak dilde değildi. Büyük bir taş levha patikayı kesiyordu. Benzer semboller levhaya da işlenmişti. Alucard elini yavaşça levhaya götürdü. Yerlilerin nasıl tepki vereceklerini merak ediyordu. Yerliler elini levhaya koymasına karşılık verdiler. Eli levhaya değdiğinde zihninde diğerlerinin duyamadığı bir ses belirdi.


‘Dağların korkusuz hakimini uykusundan uyandıran kimdir?’


‘Ben…’ Kendi adı yerine efendisinin adını vermeliydi. ‘Ben Karanlık Lordun hizmetkarlarından biriyim.’


‘Karanlık Lord mu? Şeytan Kral yeniden mi doğdu?’


‘Yeniden doğduğunu söyleyemem. Lord ölmedi. Bu yüzden dirilemez.’


‘Benimle dalga geçmeye kalkma!’ Yer kısa bir süre sarsıldı. ‘Azyl onu öldürdüğünde bu işin sonlandığını düşünmüştük.’


‘Azyl de kim?’


‘Karanlığı yok eden, adı umut olanı tanımadığı iddia edemezsin. Yaşamakta olduğun evren onun çabası sayesinde kuruldu. Onun adı Azyl Karagüneş’tir.’



Alucard, Azyl Karagüneş’in kim olduğunu biliyordu fakat artık o kadim bir efsaneydi.


‘Ya sen kimsin?’


‘Adım İmyss. Dağ Ejderi İmyss. Ejder Kralın oğluyum.’


Alucard ejderlerin uzun zaman önce dünyevi hayattan ellerini çekerek sonsuz inzivaya çekildiklerini duymuştu. Efsanelerde anlatılan kralın hala yaşadığı ve kendi ırkı ile insanlar arasında köprü görevi görmek için Titan İmparatorluğun’da kaldığı söylenirdi. Ejder Kral Chinjoka’nın iki çocuğu vardı. Oğlu Dağ Ejderi İmyss ve kızı Bulut Ejderi Panem. Bu mistik yerde inzivaya çekilmiş bir ejder bulacağını hiç beklemiyordu. Özellikle kralın oğlunu!


‘Seni uykundan uyandırdığım için üzgünüm kadim ejder. Buraya seni avlamaya ya da zarar vermeye gelmedik. Etrafındaki mistik enerjiyi araştırıyorduk.’


‘Haha, beni avlamak mı? Bir ejderi avlamayı telaffuz edecek kadar yüreklisin insan! Siz fanilerin sistemi biz ejderinki ile kıyaslanamaz.’


‘Ejderin kadim ve bilge varlıklar olduklarını biliyordum lakin bu kadar küstah olmalarını beklemiyordum.’


‘Sözlerin cahilliğini ele veriyor. Sana gerçek küstahlığın ne olduğunu göstereceğim!’ Levha titremeye başladı.


Levhanın içinden çıkan dev pençe Alucard’ı sıyırdı. Askerler geri çekildi. Kudretli ejder levhanın ardına gizlenmiş girdaptan dışarı çıktı. Metrelerce yükseklikteydi. Kükremesi gökyüzündeki bulutları dağıttı. Yerliler yere kapanıp ejdere secde etmeye başladı. Askerler ejdere asker etmeye hazırlandı.


‘Ateş etmeyin!’ diye Alucard bağırdı ama askerler çoktan ateş etmişti.


İmyss’in kalın derisine ateş işlemedi. Alucard tekrar bağırdı. Askerler ateş etmeyi kesti. Ejderin öfkesini üzerlerine çekmişlerdi. Dağ Ejderi nefesini püskürttü. Askerlerden birinin nefese yakalandığını gördü. Saniyeler içinde küle döndü ve rüzgar külleri dağıttı. Alucard saklandığı yerden ellerini kaldırarak çıktı. 


‘Yaklaş! Sana göstereceğimi söyledim.’ dedi İmyss.


Alucard ejdere yaklaştı. Askerleri silahlarını ejdere doğrultmuş şekilde bekliyordu. İmyss pençesinin ucunu Alucard’ın alnına temas ettirdi. Görüşü bulanıklaştı. Geçmişi görüyordu.




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1470

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1207

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1001

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 910

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 806

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 787

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 721

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 637

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 635

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 608

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 608

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 155

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 130

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 16293 Üye Sayısı
    • 735 Seri Sayısı
    • 34473 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr