“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Beyond Eternity - Kitap 2, Bölüm 36: Gözüme Girmek İsteyen Generallerimin Rekabeti


Melek ölmeden önce diğer Şafakgetirenlere nerede olduğumu bildirmişti. Onlar buraya geldiklerinde ölümlerini bulacaklardı. Gelmelerini bekleyecektim. Nis gezegenindeki baş direnişin çöküşüyle diğer gezegenlerin direnişleri çöktü. Gecenin Kıyısı generalleri yavaştan güçleniyorlardı. Nispact'in savaştığı şövalye gücünü artıracak nesneye sahipti. Kim bilir evrende başka ne tür gizemli güçlendiriciler vardı. Onların hiçbiri zırhımla boy ölçüşemezdi. 


Meleği öldürdüğümde garip bir olay gerçekleşti. Bedeni ışığını kaybettiğinde minik bir ışık topu avucuma kondu. Karanlık ile sarılmış zırhımı eritti. Normal bedenimle onu tuttuğumda sorun çözüldü. Bu minik ışık topu Hextech çekirdekleri gibi toplanabilir enerji parçacıklarıydı. Ruhumu ışık ile beslemek karanlığımı bozacaktı. Avucumda duran bu ışık parçacığı umut aşılıyordu. Alnıma düşen saçlarımı düzelttim.


'Nispact.' Sırtı ışık oklarıyla delindikten sonra toparlanmıştı. 'İyi görünüyorsun. Bir avuç ışık okunun seni durduramaması gerekirdi.'


'Hepsi sizin gücünüz sayesinde Lordum.'


'Yalakalığı sonraya sakla. Elimdeki şeyin ne olduğunu biliyor musun?'


Nispact buhar soludu. Başını iki yana salladı. 'Açık görüşlü olmamda sakınca görüyor musunuz?'


'Devam et.'


'Bir çeşit ışık zımbırtısına benziyor.' 


'Kelimelerini dikkatli seç.' diye tısladı Reau. Dişlerini Nispact'e göstererek.


'Sorun değil. Ona izin verdim. Bazılarının sözlerinden ziyade hareketlerine dikkat etmesi gerekiyor.' Reau ve Beau başlarını eğdi. Konuya geri döndüm.


'Aslında tahminin doğruydu. Işık zımbırtılarından bir tanesini elimde tutuyorum.' Işığı onlara doğru tuttum. 'Ona baktığınızda ne duyuyorsunuz?'


'Baş ağrısı.' dedi Nispact. Güldüm. Güzel cevap.


'Siz ikiniz?'


'Ağlayan bir kadın sesi.' dedi Beau.


'Çocuk sesleri.' dedi Reau.


'Bu şey umudun bir nevi şekillenmiş hali. Kullananı yüreklendiriyor.'


'Adrenalin gibi mi?'


'Etkisi ondan daha fazla Nispact. Yine de onunla aynı. Son derece tehlikeli bu yüzden yok edilmesi gerekiyor.' Umut parçacığını ezdim. Işık taneleri avucumdan kayarak toprağa düştü. ‘Desmo, Sharita ve Terror’den bir haber var mı?’


‘Sharita ve Terror gezegenlerin kontrolünü ele geçirdiklerini bildirdiler Lordum.’


‘Desmo?’


‘Henüz haber yok.’


Şu yaşlı bunak işleri ağırdan almayı seviyor. Sadakatten yana generallerimin bir sıkıntısını görmemiştim. Onlara artık güveniyordum. Paragona ulaşamadıkları gerçeği bir yanda duruyordu. Nispact’in yenildiği Şafakgetiren meleği sıradan bir askerdi. Yarattığım cennetten gelen bir askerin gücü hafife alınamazdı. Cennet ve Mantis İmparatorluğu’nun arasındaki anlaşma ile Şafakgetirenler ortaya çıkmıştı. Evrende başka buna benzer güçlü birlikler vardı. Darkinleri bu kefeye koydum. Ben haricinde dört kişiden oluşan koca imparatorluk herkesin korkulu rüyasıydı. Şafakgetirenin başındaki isimden habersizdim. İhtiyacım olan bir casus ağıydı. Sahip olduğum generallerin hepsi savaşa odaklı dövüşçülerdi. Bana arka planda gücüme güç katacak, kolları gizlenmiş her deliğin içine girebilecek gizli bir kuvvet gerekiyordu. Bu kuvvetin amacı dövüş değil bilgi edinme olmalıydı. Elimde böyle bir kuvvet olduktan sonra gelecek savaşlarımı şimdiden kazanabilirdim. Düşmanımın bir değil on adım önünde olursam bu bana Ebedi Taşları bulmayı da sağlardı. Yeraltı birliğim için yeni Hiçlik yaratıkları yaratılması gerekiyordu. 


Generallere haber saldım. Yetenekli hırsızları, dolandırıcıları ve yankesicileri toplamalarını söyledim. Evrenin en yetenekli dolandırıcısını aramakla vakit kaybedemezdim. Emrim altında sıfırdan güçleneceklerdi. Casus örgütümün başına geçecek kişiyi bulmak uzun sürebilirdi. Dost bildiklerimizin sırlarına ulaşmalıydı. Bugün dost olan yarın bizi sırtımızdan bıçaklayabilirdi. 


Şafakgetiren baskınından önce örgütü kurmak istiyordum. İşlerin yavaş ilerlemesi ve beklemek sıkıcıydı. Zamanı akışına bıraktım. Olayların gelişeceği vakte kadar uykuya daldım. Geçmişimin güzel anılarında dolandım. Ailenin aile, dostun dost olduğu günleri düşledim. Karanlığın mutlak kötü olduğunu düşündüğümüz günlerdi.




Karanlıklar şatosunun alt katlarında sessizlik kol geziyordu. Türünün tek örneği olan bu şato hareket edebiliyordu. Karanlığın Sahibi gideceği yere şatosu ile giderdi. Uzayda hareket eden şato yüzeye geldiğinde toprağa sabitlenerek stratejik önemi olan noktalarda aşılmaz bir hal alabilirdi. Hareket halindeyken gemiye dönüşüyordu. Nis gezegeninin yüksek tepelerine konan yapı her an uyanabilen bir canavarı andırıyordu. Lord Ayaad bu şato sayesinde gezegenleri kolayca Karagüneşlere çeviriyor ve fethine devam ediyordu. Şu anda şato gelmekte olan Şafakgetiren kuvvetlerine karşı hazır beklemekteydi.


Generaller efendilerinin yeni kuracağı casus örgütü için seçkin askerler arıyışındaydılardı. Yaratılan yeni yaratıklar Lord Ayaad’ın huzuruna çıkarılmaya henüz uygun değillerdi. Reau’nun yarattığı yeni asker hanımının odasına girdi. Alucard isimli bu çaylak Hiçlik safına katılan alt sınıftandı. Hiçlik nesle önem veren bir topluluktu. Birinci nesil Gecenin Kıyısı generalleriydi. Alucard gibi yeni nesillere ikinci nesil deniyordu. Amaçları ön safta savaşmak olmayan bu nesil Lord Ayaad’ın emri üzerine yaratılmıştı. Alucard odada kimseyi göremedi. Efendisinin onu çağırdığını biliyordu. 


‘Leydim?’


Karanlık odadan bir pençe uzandı. Alucard’ı yakaladı. Boğazını sıktı. Çaylak neler olduğunu anlayamadı. Karanlığın içindeki suret tısladı. Pençesi gevşedi.


‘Düşmanından bir adım önde olmalısın. Sen bir casus olacaksın. Körü körüne ilerleme.’ dedi Reau. 


Lordu için Alucard’ı eğitiyordu ama o… Umutsuz vakaydı. Halbuki Reau’nun hayalleri çok yüksekti. Yeni örgütün lideri generallerin yetiştirdiği çaylaklardan birisi olacaktı. Desmo, Sharita ve Terror şatoya henüz gelmemişlerdi. Onların çaylaklarından haberi yoktu. Beau ve Nispact’in çaylaklarının kendisininkinden daha iyi işler çıkardığından emindi. Reau Alucard’ı bulduğunda onda potansiyel var sanmıştı. Şimdi bu potansiyel içi hava dolu bir balon gibi sönüyordu. Hayal kırıklığını ses tonunda belli etmemekle uğraşmadı. Reau’yu diğerlerinden özel yapan bedeniydi. Görünmez olabilme yeteneğine doğuştan sahipti. Bunun dışında şu an kendini tamamen görünmez yapmamıştı. Karanlık dumanlı bedeni ile görünebiliyordu. 


‘Sizden gelecek bir saldırıyı beklemiyordum Leydi Reau. Bir dahaki sefere dikkat edeceğim.’ 


‘Odada benim yerine başkası olsaydı ölmüş olacaktın. Sonraki seferlerle yaşayamazsın.’


‘...’ Söyleyecek sözü yoktu. 


‘Sessizlikte casusların çalışması gereken bir dal. En azından o konuda iyisin. Gevezeleri sevmem. Özellikle tembelleri. Hepsi bu kadar. Çıkabilirsin.’


Alucard efendisinin onu övüp aynı zamanda laf sokmasına şaşırdı. Bu aldığı ilk övgüydü. Moralinin bozulmasına izin vermedi. Bir aydır yeni hayatına alışmaya çalışıyordu. Kimsesiz bir başına hırsızlık yaptığı yıllardan sonra elinde bir şey yoktu. Karanlık gezegenlerine çöktüğünde sonunun geldiğini sanmıştı ama karanlık sanıldığı kadar kötü değildi. Zorbaydı bunu kabul ediyordu ama düşüncelerde gezen eziyetler yoktu. İçinde bir yerlerde bu karanlık yerleşmiş ve umudun yerini almıştı. Kurtulamayacağını kabullenmişti. Bu yüzden Hiçliğe takılmayı kabullenmişti. Karanlık umudu yok ederken Hiçliğe çekiyordu.


Şatonun iki kat altında bir antrenman sahası vardı. Tozlar havada uçuyordu. Nispact kılıcını yere sapladı. Ağır adımlarla yerde yatan çaylağının yanına yürüdü. 


‘Ayağa kalk uyuşuk. Hemen pes edemezsin.’ Yüzüstü yatan çaylakta kalkacak güç kalmamıştı. Titreyen kolları toprağı itiyordu ama bedeni kalkmıyordu. Nispact kollarını birbirine doladı. ‘Sana on dakika veriyorum. Eğer ayağa kalkmadığını görürsem ayakta durmayı unutabilirsin. Beni anladın mı çaylak?’ Çaylaktan ses çıkmadı. Yüzü tozlu topraktan kalkmıyordu. ‘Öldün mü, cevap ver?’


‘H-Hayır Lordum.’ dedi kadın.


‘Ölürsen tüm emeklerim boşa gider. Bir şey daha: Bana Lordum demeyi kes. Bu şatonun tek bir lordu var. On dakika Natalia, unutma.’


Nispact çaylağını dinlenmesi için yalnız bıraktı. Natalia Hiçliğe katıldığına hiç pişman değildi. Önceki hayatında sık sık dayak yerdi. Zengin erkeklerin peşine takılıp değerli eşyalarıyla beraber sırra kadem basardı. Güvenli bir yaşam tarzı değildi ama hayat ona bunu vermişti. Karanlık çöktüğünde kendine göre iş bulamaz olmuştu. Hiçlik zenginleri katletmişti. Natalia yeni devre ayak uyduramayıp sokaklarda kalakalmıştı. Nedensizce yediği dayakların yanında şu anki efendisinin dayakları daha anlamlıydı. Dayak yiyordu çünkü kendini savunmayı bilmiyordu. Sokaklar onu mahvetmişti. Efendisi onunla içinde saklanmış özgüveni ortaya çıkarmak için dövüşüyordu, ilerlemesinde sonuçlar henüz iyi değildi. Ayağa kalkmak için on dakikası vardı. Beş dakika dinlenmek ona yeterdi. 


Nispact oturmuş ona gülen Beau’ya pis pis baktı. 


‘Neye gülüyorsun uzun kulak?’


‘Çaylağın Lord Ayaad’ın huzuruna çıkamadan senin yüzünden ölecek.’


‘Hıh, sen öyle san! Yaşamak için fazla inatçı. Şimdiye çoktan ölmüş olurdu.’


‘O yüzden mi onu dövmeye devam ediyorsun?’


‘Onu eğitiyorum. İkisi farklı şeyler. Ben kimseyi dövmem, ben öldürürüm.’


‘Senin gözünde dövmek ve öldürmekte farklı olmalı.’


‘Üzerinde bunu uygulamalı olarak anlatabilirim.’


Beau güldü. ‘Belki başka zaman Nispact. Biraz meşgulüm.’


‘Bana öyle görünmedin. Seninki nerede?’


‘O... Çalışıyor.’


‘Yalnız başına mı?’


‘Sürekli başında durmak zorunda değilim. Bak! Seninki ayağa kalkıyor. Bende yavaştan tüyeyim.’ Beau oturduğu yerden kalktı. Nispact çaylağına bakmak için kafasını çevirdiğinde Beau hızla oradan uzaklaşmıştı. On dakikalık molanın bitmesine beş dakika vardı. Nispact gülümsedi. Kendi gibi inatçı olanları severdi. 


‘Sana ölmeyecek kadar inatçı demiştim, değil mi uzun kulak?’ Arkasına döndüğünde Beau yoktan toz olmuştu. ‘...’


Beau’nun çaylağı önceki hayatında dolandırıcılık yapan Ravedo isimli genç bir kızdı. Tatlı sözleriyle birçok sahte ve taklit ürünü gerçeği fiyatına satabilme becerisine sahipti. Yalan söylemekte çok becerikliydi. Yeri geldiğinde hızlı konuşarak karşısındakini konuşturmama gibi bazı ucuz numaraları olan bu genç kız karanlık çöktüğünde elindeki sahte malları satamaz olmuştu. Elindeki ürünleri satamadığından peşine düşen kaçakçılardan kaçarak yaşıyordu. 


Beau onu bulduğunda lordunun gözüne gireceğinden emindi ama eğitim sırasında Ravedo’ya bazı yeni beceriler kazandırmak isterken işler iyiye gitmemişti. Beau, Ravedo’ya çekiciliğin getirilerini anlatırken genç kız dediklerini anlamıyordu. Eğitimin daha iyi geçmesi için Beau uygulamalı gösterime geçip genç kızı öptüğünde Ravedo kendinden geçmişti. Beau’nun bedeni arzu ile doluydu. Düşmanlarını tutku ile öldürmekten zevk alırdı. Şanssız Ravedo iki gündür odasında uyuyordu. Beau çaylağının en kısa sürede kendine gelmesini bekliyordu yoksa diğerlerinin çaylaklarından geri kalacaklardı.




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1459

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1200

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 992

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 907

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 801

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 782

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 719

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 633

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 599

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 599

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 151

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 130

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 15265 Üye Sayısı
    • 721 Seri Sayısı
    • 33436 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr