Korku dağları bekler. #Atasözü

Beyond Eternity - Kitap 2, Bölüm 22: Ve Karanlığın Sahibi Yeni Adına Karar Verir


Gemi patlayarak irtifa kaybetmeye başladı. Yeryüzüne indim. Gemi uzaklara çarpıp havaya uçtu. Köye saldıran askerlere baktım. Neler olduğuna bakmak için başlarını bana çevirdiler. Bedenimden yayılan korku dalgası hepsine silahlarını düşürdü. Savaşmadan geldikleri küçük gemilere koşuyorlardı. Savaşmadıkları sürece umrumda değillerdi. Gemilerden birini almama gerek var mıydı? Uzayda hareket edebilmemi sağlayan zırhım vardı. Fakat nasıl tehlikelerle karşılaşacağımı bilmiyordum. Gemilerden birine ilerledim. Kapağı hızla kapandı ve havalandı. Hiçbir yere kaçamazdın. Kolumdan uzayan dokungaçlar gemiyi sardı. Onu aşağı çekti. Gemiyi süren zorlasada kaçamayacağını fark etti.


Gemiyi indirip içine girdiğimde çömelmiş korkuyla bekleyen suratı dikenli adamı gördüm. Beni gördüğünde elindeki silahı bana doğrulttu. Işık oku karnıma saplandı ama eriyerek yok oldu. 


'Benden uzak dur yaratık!' Ona doğru yürüdüm. 'Yaklaşma!' Silahı kendine doğrultup tetiğe bastı. Hızlı davranmıştı. Tüm gemilerin geri çekilişini seyrettim. Bunu nasıl uçuracağımı bilmiyordum. Panele elimi koydum. Kara kara düşünüyordum. Bu garip aracın ne çok tuşu vardı böyle. Kolumdan yayılan balçık gemiyi kaplamaya başladı. 


Panel balçığa gömüldü. Beraberinde her şeyi eritti. Harika. Panel yeniden şekillenmeye başladı. Gemiyi yönetebileceğim bir kol ortaya çıktı. Koltuğa oturduğumda gemiyle birleştiğimi hissettim. Fonksiyonlar otomatikleşti. Gemi havalandı. 


'Beni eve götür.' Kendi kendine hareket etti. Gezegenden uzaklaştım. Sonsuz karanlığa doğru uzun bir yolculuğa çıktım. Dünyaya dönmek istiyordum. 


Uzayda zamanı ölçmek mümkün değildi. Hangi güneşin doğuşuna bakacaktım? Hepsi kıpırdamadan duruyordu. Garip gezegenler ve yıldızlar gördüm. Etrafında halkalar olan bir gezegen vardı. Mavi bir yıldız gördüm. Hızla bunları geride bıraktım. Karanlığın boyutlarını keşfettim. İlerledikçe asıl karanlığı gördüm. Hiçbir ışığın ulaşamadığı derinliklerdeydim. Korkmuyordum. Karanlık ve ben kardeştik. Görebilmem için ışığa gerek yoktu. Gezegenleri hissedebiliyordum. Karanlığın içi görünebilenden daha doluydu. Göremediğim onca şey gözler olmadan hissedilerek keşfedilebilirdi. Görmeyi o kadar büyütmüşüz ki önümüzdekini göremez olmuştuk. 


Karanlık yavaşça yırtıldı. Işık taneleri tekrar kendini gösterdi. Büyük, mor bir gezegene yaklaşıyordum. Burası Dünya mıydı? Mavi okyanusları, yeşil ovaları neredeydi? Ev diye nereye gelmiştim? 


Araç gezegene yaklaştı. Atmosferdeki basınçla titremeye başladı. Sarsıntı geçti ve sakince yüzeye iniş yaptım. Dışarı çıktım. Ev diye geldiğim topraklara baktım. Parlak mor kayalar ve çöl vardı. Kadim yerleşkelerin kalıntıları çölde uzanmış uzun bir uyku çekiyordu. Burada zamanında yaşayan bir halk vardı. Elimi toprağa koydum. Hala yaşayanlar vardı ama artık buranın yeni sahiplerine benziyordu. Yerin altı daha hareketliydi. Gemiyi kaplayan balçık ayrışarak bana geri döndü. Kumlar hareket etti ve gemi yavaşça battı. 


Zırh beni buraya getirmişti. Bana yeni amaç veren zırha boyun eğdim. Senin istediğini yapacaktım. Bedenimi istediğin yere götürebilirsin. Zırh hareket etti. Saatlerce çölde yürüdüm. Beni izleyen gözlerden haberdardım. Saldıracakları zamanı bekliyordum. Hava kararırken saldırıya geçtiler. Minik yaratıklar kalabalıktı.


Güçlerim azalsa bile savaşmaktan çekinmedim. Kılıcım bileğime yapıştı ve mor parladı. Yaratıkları kesmeye başladım. Yedisi ellerimde hızla can verdiğinde saldırmayı kestiler. Hepsi benzer sesi çıkarıyordu. Tek bir kelimeden oluşan sesi sürekli tekrarlıyorlardı.


'Kassaiadyn, Kassaiadyn.' Kumun altından yeni yaratıklar çıkıyordu. Onlarda koroya katılıyorlardı. Kısa sürede yüzlerce minik yaratık etrafımı sardı. Sürpriz bir saldırıyla yaratıklar neye uğradıklarını şaşırdı. Havadan tepelerine inen bombalarla dağılmaya başladılar. Hepsi toprağın altına kaçıştı. Kum tepesinin zirvesinde biri dikiliyordu. Benzer mor zırhı giyiyorduk. Zırh onunda suratını sarmalamıştı. 


'Seni tanıyor muyum?' diye sordu bir kadın sesi. Bakışlarımı ona çevirdim. 


'Evrenin bu tarafında hayır.'


'Seni ne diye çağırdıklarını biliyor musun?'


'Hayır, buraya ait değilim. Hiçbir yere ait değilim.'


'Hiçliğe aitsin. Onun yozlaşan parçalarından biri oldun ve zaman içinde benliğini yitirdin.'


'Öyle olmadı. Kim olduğumu biliyorum.'


'Kimsin yabancı? Hiçlikte ne işin var?'


'Ben yaralı bir adamım. Diğer soruyu sana sormayı düşünüyordum.'


'Burada bulunma sebebim senin gibi yaratıkları avlamak. Hiçliğin derinliklerine, ait olduğun inine dönmen gerekiyor.' 


'Benim ait olduğum bir yer yok. Buraya kendi rızamla gelmedim.'


'Hepsi aynı cümleyi söyler zaten. O yaratıklar buranın eski dilini konuşur. Bir zamanlar oldukları halkın dilini. Sana Kassadin dediler.'


'Kassadin… anlamı nedir?'


'Anlamı çölün tanıdığıdır. Bir zamanlar babama dendiği gibi.'


'Dört kızım vardı, onlardan biri olamazsın. Tanıdık hissettirmiyorsun.'


'Hiçliğe düştüğünde anıların değişmiş olabilir. Bir kez giren eskisi gibi geri çıkamaz. Haberci de böyle derdi.'


'Haberci de kim?' 


'Malzahar.'


'Bana ne dediklerini umursamıyorum. Sen benim kızım değilsin. Burada bulunma amacım zırhın yüzünden oldu. Onu çeken şey için geldim. Bilincim yerinde. Hiçlik denen aciz oluşum benim irademi bastıramaz.'


Kadının surat zırhı açıldı. Koyu mor saçları ve gözleri vardı. Alnında ve yanaklarında bir çift mor ince çizgi vardı. Sırtında kanadı andıran iki küçük çıkıntı vardı.


'Maskeni çıkar yabancı.' dediğini yaptım. Sağ gözüm görmüyordu ve suratımın yarısında çirkin bir yara vardı.


'?'


'Bana Hiçliğin Kızı Kai'sa derler. Seni Hiçlik'te kaybolan babam ile karıştırdım yabancı. Eğer Hiçlik iradeni ele geçiremediyse onu yok etmek için buraya geldiğin anlamına gelebilir mi?'


'Yok edeceğim şey beni güçlendirecekse bunu seve seve yaparım. Nerede olduğumu bana söyleyebilir misin?'


'Darkin İmparatorluğunun topraklarında, Shurimadasın yabancı. Doğru yerde değilsin. Burada sadece güçlü olan hayatta kalır. Her gün, her dakika bir savaştır.'


'Bu benim hayatıma benziyor. 18,000 yıldır savaşıyorum.'


'Kiminle?' diye sordu Kai'sa.


'Kendimle elbette. Benimle savaşmak istiyor musun Hiçliğin Kızı? Sana iki çeşit ölüm sunabilirim. İlki uzun ve acılı olan, diğeri ise kısa ve hızlı olan.' Güldü.


'Görür görmez saldıran yaratıklardan usanmıştım. Eğer Hiçliği yok edeceksen yoluna çıkmayacağım. Derinlere, aşağıya git yabancı savaşçı. Aradığın orada seni bekliyor. Olur da orada babamı görürsen ve benliğini kaybetmişse... benim için onu öldür.' Suratını zırhı yeniden sardı. Bedeni görünmez oldu. Geriye kayan kumların sesleri kaldı. Gitmişti.


'Hiçliği yok etmemi istiyorsun ama adın Hiçliğin Kızı. Ne kadar ironik.'


Bambaşka bir yerde ve farklı olayların içindeydim. Hiçlik ilgimi çekiyordu. Onu zırhımla donatırsam eski gücüme kavuşabilirdim. Kai'sa'nın dediği gibi yaptım. Derinlere, aşağıya ilerlemeye başladım. 


Çöl amansız yaratıklarla doluydu. Pek azı bana yaklaşacak cesareti gösteriyordu. Büyük bir krallığın antik kalıntıları arasında geziyordum. Hiçlik… bu isim bir yerden bana tanıdık geliyordu. Buz Diyarındaki isyanı bastırdığımda kaybolan kızım ve dostlarımı geri getiren halk Hiçlik değil mi? 8,000 yıl sonra medeniyetlerinin bu hale geldiğini düşünmek üzücüydü. Kötülüğü seçmiş olabilirdim ama kötülerinde gururu vardır. Hala erdem sahibi bir adamdım. Ailemle ilişkilerimi kesmiştim fakat bu önceden yapılan iyiliğin karşılığını ödeyemeyeceğim anlamına gelmezdi.


Hiçliğin geçmiş halkı kızım Otea'nın hayatını kurtarmıştı. Onu bir daha göremeyecek olmanın korkusundan beni kurtarmışlardı. Şimdi, 8,000 yıl sonra çok geç kalınmış olsada iyiliğin borcunu ödeyecektim. Hiçliği silecektim. Bu topraklar onu zehirleyen nehrinden kurtulduğunda başına ne gelecekti bilemem ancak ben, bana düşeni yapmalıydım. Ben herkesin düşmanıydım. Benim tarafımda kimse olamazdı. Tek kişiden oluşan bir orduydum. Ebediyetin Ötesinden buranın dilini öğrendim. Yeni bir ada ihtiyacım vardı. Umudun karşılığı, Gazabın Tanrısı Azyl Karagüneş adını istemiyordum. 


Bundan sonra benim adım, Karanlığın Sahibi Azialyn Ayaad.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1434

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1190

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 975

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 902

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 791

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 770

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 712

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 635

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 620

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 569

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 569

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 216

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 157

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 139

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 133

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 128

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 125

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 124

Site İstatistikleri

  • 13889 Üye Sayısı
  • 661 Seri Sayısı
  • 31361 Bölüm Sayısı


creator
manga tr