Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 177: Gelecek Kurtarıcıma Mesaj


Lass öldükten sonra Cennet'i saran şok dalgaları kesildi. Tanrılar Tanrısı'nın cansız bedeni salonun harap zeminine düştü. 10,000 yıllık maceram son bulmuştu. İçimi kaplayan duyguyu tarif etmekte zorlanıyordum. Tanrı olmak için çıktığım yolda cezaların en ağırına çarptırılmış ve ölüm benim irademin dışında bırakılmıştı. Yaşadığım talihsizlikler yeryüzünde beni takip etmiş ve hatalarım sonucu çok fazla iyi insan ölmüştü. Tanrılara olan nefretim nankör insanlara yönelmiş ve koca bir krallığın başkentini haritadan silmiştim. Yolculuğum yaşadığım zulmü hafifletmek için çabalarken merhamet ve af duyguları beni sürüklendiğim karamsarlıktan kurtarmıştı. Dostun ne demek olduğunu baştan öğrenmiştim. Geçmişin uzak anılarında kopuk izlerden ibaret ailemi unutsamda bana hayat veren annem ve babama teşekkür ettim. 

 

Tanrılığa ilk ulaşmaya çalıştığım dönemde beni izleyen insanlara neler olduğunu merak ettim. Ben Cennet'e götürülürken onlar gerçekten hayatlarına devam edebilmiş miydiler? Adi Tanrılar'ın sözlerine güvenilmezdi. Ardımdan hepsi cezalandırılmış ya da öldürülmüş olmalıydılar. Bugün alınan intikam sadece bana ait değildi. Bu Dünya'nın intikamıydı. Evren gezegenimizde yaşananları öğrenecekti. Bizler gibi güçsüzler diğerlerine ilham kaynağı olacaktık. Kendimi Alem Kralı'nın yerine koymaya çalıştım. Varlığıma tehdit olacak her şeyi yok ederdim muhtemelen. Lakin aklıma Sett geldi. Onu küçük bir çocukken, henüz rakibim dahi olamayacak yaştayken öldürebilirdim ama yapmadım. Neden mi yapmamıştım? Bunu söylemek güçtü, aynı Alem Kralı'nın beni öldürmeyip kölesi yapmaya karar vermesi gibi.

 

Lancelot ve kalan 3 Tanrı teslim oldular. Frimold onları kapılar ardına kapatarak ordusuna yeni askerler ekledi. Cennet temizlenmişti. Yeryüzünde artık istilacı Tanrılar yoktu. Kurtuluş için savaşmış ve kazanmıştık. Herkesin yüzündeki gülümsemeyi ve özgürlüğün getirdiği mutluluğu görebiliyordum. Otea'nın endişeli olduğunu fark ettim. Dikkatle etrafına bakıyordu. 

 

'Rahatlayabilirsin kızım. Her şey bitti.' Yine de rahatlamadı.

 

'Kehanette böyle olacağını söylemiyordu. Etrafta gizlenmiş Tanrılar olmalı.' Emir subayına döndü. 'Derhal Kraliyet Koruyucu Ailelerini çağırın.' Emir subayı hızla gözden kayboldu. Kısa süre sonra Sahir Kayıpruh, Zephyr Ay ve Hale Muhafız askerleriyle beraber kraliçelerinin yanına geldi. Askerler Otea'nın huzurunda saygıyla eğildiler.

 

'Bizi emretmişsiniz Kraliçem.' dedi Zephyr.

 

'Bütün bölgeyi didik didik arayın. Tanrılar'dan gizlenenleri hemen infaz edin.'

 

'Emredersiniz!' 

 

Askerler saray salonundan başlayarak etrafı aramaya başladı.

 

'Tanrılar'ın hepsi yenildi Otea. Seni endişelendiren şu kehanette ne?' diye sordum.

 

'Kehanet Tapınağında Foemis bana bir kehanette bulunmuştu. Son savaşta seni korurken öleceğimi söylemişti. Kazandık ama içim henüz rahata ermedi. Ters giden bir şey olmalı.'

 

Foemis'in kehanetlerinin doğru çıktığına emindim. Extia gibi o da sırra kadem basmıştı. Bir de İdarr kayıptı. Frimold'un ustası. Evren'in ücra taraflarına mı sürüklenmişlerdi? Kehanetin neden gerçekleşmediğini biliyordum. Bu Alem Kralı'nın işiydi. Kölesi olacağıma karşılık ailemi koruyordu. Böyle olmasına inanmak istedim. Otea'nın tedirginliğini azaltacak pek bir şey yoktu. 

 

'Ayrılırken burayı yok edeceğiz. Eğer Tanrılardan sağ kalan varsa patlamayla beraber ölecektir.' Geri çekilme emrini verdim. Son derece dikkatli bir geri çekilme başladı. Tanrılar'ın aramıza sızmadığından emin olundu. Birlikler geri çekilirken burayı yok etmeyi düşündüm. Cehennem'in fiziki formunu bozarak onu yok etmeyi başarmıştım. Fakat burası yeryüzüne bağlı görünmüyordu. Cennet'i ayakta tutan bir şey olmalıydı. Bir çekirdek ya da güç kaynağı. Sarayın derinlerine indim. 

 

Çocuklarım ordunun toparlanmasıyla ilgileniyorlardı. Bana eşlik etmesi için Otea kraliyet muhafız komutanlarını göndermişti. İsimlerinin Zephyr ve Sahir olduğunu söyleyen iki genç benimle sarayın alt katlarına ilerledi. Zifiri karanlık merdivenler baş gösterdiğinde duraksadım. Alevlerimi küçük ışık toplarına çevirerek bize yol göstermeleri için önden gönderdim. Merdivenler eski ama bakımlıydı. Sönmüş altın şamdanları tek tek aydınlattım. Şamdanlar birbirlerini izledi. Basamaklar son bulduğunda geniş, basık bir odadaydık. 

 

'Efendim?' Sahir'e döndüm.

 

'Nedir?'

 

'Bu mekan… bunaltıcı. Sanki… beni dışarı atmak istiyor gibi.'

 

'Beni de. Kalbim sıkışıyor.' dedi Zephyr.

 

Kendimde bir gariplik hissetmedim. Odanın ortasında büyük, neredeyse 3 metreden daha geniş çaplı yere gömülü oval bir kristal vardı. Soluk sarı rengi uzun zamandır aynı parlaklıkla yanıyor olmalıydı. Ona yaklaştım. Üzerinde birikmiş kalın toz tabakasını sildim.

 

'Biraz dayanın. Kristalin ne olduğunu çözmeliyim.' Kristal ona dokunduğum noktada biraz daha yoğun parladı. Zayıf ve yorgun bir ses duyuldu. Yaşlı birine aitti. Cümlelerinin bazılarını anlayabiliyordum fakat diğerleri başka bir dildeydi.

 

'Yaratırım beyaz kanatlıları ve sağlarım güç bu topraklara. ……… ..…… …….. ……… ………  Seziyorum sende ötede bir güç. ……… Lakin tükenmiş kaderin bahtsızlıkla. ……… ……… ………. Olurum sana mihenk taşı uzayın yabancısı beni özgür kılma koşuluyla. ………. ……….'

 

'Zaman ve kader emrime girmeyen 2 saf güç. Teklifini kabul edeceğim yol gösterici.' Yaşlı ses konuşmaya devam etti. Zephyr ve Sahir'in nefes alıp verirken zorlandıklarını fark ettim. Biraz daha dayanmalıydılar.

 

'Sürecek milenyumlar hapsinde ama sen ümit kesme. ……. ………. ……… ……… ………. Göndereceğim sana bir kurtarıcı. Evreni fethederken bir yoldaş. ……… ………. ……….' Kristalin elimi koyduğum yerinde bir oyuk oluştu. 'Kandır sözümüz. Kandır bağlayan kardeşleri birbirine.' Kanımı oyuğa akıttım. Kristal önce turuncuya sonra pembeye ve son olarak kırmızı yandı. '.......... ………. …….. ……. Şimdi özgür kıl bu bilgeyi sana bulsun evrendeki kurtarıcını. Kır bu kabuğu.' 

 

Kılıcımı kristale geçirdim. Kırılan yüzeyinden ince bir duman yükseldi. Yaşlı bir adamın suretini gördüm. Cennet'in ayakta durmasını sağlayan gerçekten bu kristaldi. Onu kırmamla yer sallanmaya başladı. 

 

'Nedir adın kurtarılmak istenen? …….. …….. …….?' İkinci cümlesinden de bir şey sorduğunu fark ettim ama dediğini anlayamadım. Tavan çökmeye başlıyordu.

 

'Azyl Karagüneş.' Bilge ruh ikinci soruyu anlayabileceğim şekilde tekrarladı... sanırım.

 

'Nedir mesajın kurtarıcına?'

 

'Kurtarıcım Acı Tanrıçası Extia'yı bulsun. Onun gücü ve bilgeliğine ihtiyacı olacak. Görevinde Extia'nın ona eşlik edeceğine eminim.' Kılıcımı ruha gösterdim. Parlak mor ve siyah dokusuna dikkatle dokundu. 'Bana bulacağın kurtarıcıyı bu silahı taşıyabilen kişi ile seçebilirsin bilge.'

 

'Götüremem onu yanımda.'

 

'Öyleyse kılıcımı Dünya'da bırakacağım. Kurtarıcımın ona ihtiyacı olacak. Bu kılıç benim dışında kimsenin taşıyamayacağı bir iradeye sahip. Eğer onu kullanabilirse gerçekten beni kurtarabileceğine inanmış olacağım.' Ruh başını sallayarak kayboldu.

 

'Efendim artık buradan çıkmalıyız!' diye bağırdı Sahir. İkisi de bitkin görünüyordu. Onları tuttum. 

 

'Hızlı ve heyecanlı bir yolculuğa hazır olun.'

 

'Anlamadım efendim? Ahhhh-!' dedi Zephyr. Hızla kanat çırparak çöken merdivenlerden yukarı süzüldüm. Tepemize düşen kolonlardan sıyrıldım. İleri de yol tıkanmışa benziyordu. Alevlerim yıkıntıyı havaya uçurdu. Enkazın altından dışarı çıktık. Gökyüzü yırtılıyor ve yok oluyordu. Son kalan askerler de kapıdan geçerek yeryüzüne dönüyordu. Kapıya doğru uçtum. Zephyr ve Sahir’in çığlıklarına gülerek karşılık verdim. 

 

‘Baba acele et!’ diye bağırdı Frimold. Geride kalan askerlerin geçmesine yardım ediyordu. Hızlandım. Kanatlarım Cennet’te son kez çırpında ve kapıdan geçtim. Ardımda kapanan kapı ile beraber Cennet sorunu çözülmüş oldu.

 

.

.

.

 

Amacıma ulaşmanın mutluluğu bundan sonraki köle hayatıma gölge düşüremezdi. Evet mutluydum. Cennet’in çekirdeği bana bir kurtuluş yolu bulacaktı… umarım. Son savaşın ardından haftalar geçmişti. Hala yapılacak çok iş vardı fakat artık onlara vakit ayıramayacaktım. Yeryüzünü çocuklarıma emanet etmenin zamanı gelmişti. Gitmeden yapabileceğim son bir iş vardı; Cennet’i yaratmak. 

 

Başkent Polis’in güzel bahçesinde Frimold yeni Cennet’in kapısını çağırdı. Beyaz taştan kapı altın varaklarla süslüydü. Kapı yavaştan açıldı. Altın sarmaşıklar kapıdan taştı. Odis kara kanatlarını çırparak dışarı süzüldü. Bahçeye yanımıza indi ve diz çöktü.

 

‘Cennet emrinize hazır efendim.’

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1384

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1158

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 960

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 889

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 778

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 738

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 697

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 629

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 594

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 554

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 515

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 214

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 156

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 128

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 125

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 122

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 121

Site İstatistikleri

  • 19914 Üye Sayısı
  • 564 Seri Sayısı
  • 28086 Bölüm Sayısı


creator
manga tr