Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 176: Kurtuluşa Erildi


Ucubeyi kral ve çocuklarına bıraktım. Düşmanın arasında Tanrı Lordlarını aradım. Yirmisinden birkaçını burada öldürebilirsem yenilgiyi hissettirebilirdim. Kendime savaşmaya uygun düşman bulamıyordum. Tanrılar bir bir elimde can veriyordu. Üstünlük elimizdeydi. Sayı ve güç! Cennet ucubesi yüzlerce ejderin saldırısıyla hareket edemez hale geldi. Bedeni parçalara ayrılırken çığlıklar atıyordu. Çevresini saran ejderler yanında minik kuşlara benziyorlardı. Hepsi üzerine çöktü. Ucubenin bedeni ejderlerden görünmüyordu. Dengesini kaybederek yere düştü. Ağır cüssesi yeri öyle sarstı ki, yeryüzünde olsaydık dünyanın evrende yer değiştirdiğine inanırdım. Sarsıntı saniyeler sürdü. Yer yarıldı ve dibi görünmeyen yarığa iki ordunun askerleri düştü. 

 

Yarık genişledi. Cennet ucubesinin ağırlığını yer kaldıramıyordu. Dipsiz yarığın içine düşecek kadar genişlerken on binlerce hatta yüz binlerce kişi beraberinde düştü. Yaratık gözden kaybolsada çığlıkları ve sarstığı yer dinmedi. Tanrılar geri çekiliyordu. Her iki tarafında kaybı ağır olmuştu. En çok kayıp bizim tarafımızdaydı ama hala üstündük. Düşman güçlerini toplamak için geri çekilirken ilerlemeye devam ettik. Ardımızda geçtiğimiz topraklar alevler içindeydi. Beyaz taştan yapılma kocaman bir saray sanki sisin içinde gizleniyormuşçasına kendini gösterdi. Havada beklemede duran Tanrılar'ı gördük. 

 

Benimle beraber herkes durdu. Tanrılar güçlerini birleştirerek sarayı bariyer ile destekliyorlardı. Biraz ilerleyip bariyere dokundum. Geçmemize izin vermiyordu. Çocuklarım yanıma geldiler.

 

'Bizi geride tutabileceklerini gerçekten düşünüyor olamazlar değil mi?' dedi Otea.

 

'Çaresizken aklına gelen her aciz fikir mantıklı gelir kardeşim.' dedi Aleif. 

 

Frimold bariyere dokundu. 'Ele geçirdiğim Tanrılar ile bunu kırabilirim. Tek noktaya uygulanan güce dayanamaz.' Ardında onlarca kapı belirdi. En başta Vulheda olmak üzere sayıları kırkı aşıyordu. 

 

'Gücün beni korkutuyor abla. Onları henüz yakalamıştın. Ele geçirmen çok hızlı oldu.' dedi Ursa şaşırarak.

 

'Daha fazlasını istiyorum.' dedi Frimold gülerek. 

 

Çocuklarım kendi aralarında konuşurken geldikleri noktayı izliyordum. İnanılmazdı. Ben olmadan Cennet'i yok edebilirlerdi. Dünyam ben gittikten sonra güven içinde kalacaktı. Tanrılar arıları andırıyordu. Arkalarında korudukları ise kovanlarıydı. 

 

'Ursa şu bariyeri toza çevir. Hepiniz ablanıza Tanrılar'ı yakalamada yardımcı olun. Sizin için hepsini dışarı çıkaracağım.'

 

Dördü aynı anda cevap verdi. 'Tamam baba!'

 

Ursa asasını havaya kaldırdı. Kaos'un Tanrısı olarak yıkıma yol açacak her büyüye sahipti. Karanlık, ışık, ateş, su, toprak ve rüzgar büyüleri birleşti. 6 farklı renk birleştiğinde ortaya gri büyü bariyere ilerledi. Bariyer gerildi ve saldırıyı başarıyla karşıladı. 

 

'Hmm, öyleyse buna ne dersin!' Ursa 6 büyüyü tekrar birleştirdi. Büyüyü serbest bırakmadan ona şekil verdi. Sivrilen büyüsünü saldı. Saplanan büyü, bariyeri bir cam gibi çatırdattı. Bariyer kırıldı. Tanrılar korktu. 

 

Kılıcımı havaya kaldırdım. Gücümü çekmesine izin verdim. Parladıkça parladı. Biriken güç silahımı kavrayan elimi titretene kadar devam ettim. Gücün parlaklığı Cennet'in saf ışıklarından daha parlaktı. Tanrılar onları tek seferde silip atacağımı düşünüyor olmalıydılar. Gücü serbest bıraktım. Arı kovanını andıran sarayın yarısı havaya uçtu. Molozları bize kadar geldi. Saldırıya geçtik. Tanrılar yok olan saraydan dışarı çıkıyordu. Lass denen köpeği bulmalıydım. Saraya yöneldim. Bu savaş çoktan bitmişti.

 

Alevlerle kaplı saraya girdim. Dışarıda kan gövdeyi götürüyordu. Her yerden patlama ve dövüş sesleri geliyordu. 10,000 yıldan uzun zaman önce zorla getirildiğim salondaydım. Kubbesi nokta kadar uzakta görünen salonu artık Melekler'in ve bülbüllerin güzel şarkıları doldurmuyordu. Çöken kolonların altında ezilmiş Melek ve Tanrılar vardı. Muhtemelen saldırımdan dolayı ölmüşlerdi. Lass korkudan kaçmış mıydı? Dışarıda değildi. 

 

'Ortaya çık Tanrılar Tanrısı! Hesap verme günün geldi!' Üzerime yıldırımlar yağdı. Hepsini kestim. Sonsuz kubbenin parlaklığından aşağı doğru inen biri vardı.

 

'Kehanet Tanrısı Foemis geleceğini söylemişti.' dedi Lass.

 

'Ona merhamet göstererek hata etmişim.' Kılıcımı kaldırdım. 'Bir daha olmaz. Lancelot ile çevirmeye çalıştığınız oyunun farkındayım.' Yumruğumu sıktım. 'Extia nerede?'

 

'O hain buraya hiç gelmedi. Gelseydi yaşamasına izin vereceğimi mi sanıyordun? Bu kadar aptal olma.' Bedeninde yıldırımlar akıyordu. 

 

'Yaşamama izin vererek asıl aptallığı sen yaptın! Zırhım hırladı. 'Seni öldürdüğüm zaman her şey sona erecek. Yurduma çektirdiğin binlerce yıllık acı dinecek. Zorla alıkoyduğunu teslim etme vaktin geldi pislik.'

 

Salonun duvarları parçalandı. Etrafım Tanrı Lordları ile sarıldı. Aralarında Lancelot'u gördüm. 

 

'Eğer sende ölürsen bu karışıklık son bulacak. Küçük bir sorun olmaktan çok uzun zaman önce çıktın. Elimde olsaydı da o tapınakta seni öldürebilseydim.' dedi Lancelot.

 

'Extia'nın amcasısın diye sana yardım ettim. Beni az kalsın tuzağına çekiyordun Lancelot.' Salonda ki düşmanlarıma baktım. İçlerinde büyüyen endişe ve ölüm korkusunu hissedebiliyordum. Bu his beni gıdıklıyor ve güldürüyordu. Gülüşüm yankılandı. 'Beni yenemezsiniz… hiçbiriniz. Şimdi diz çökerseniz köle olarak yaşamanıza izin vereceğim.' Tanrılar birbirlerine baktı. 

 

Köle olarak yaşamanın ne demek olduğunu onlar bilmezdi. Yöneten sınıf asla alt tabakayı düşünmezdi. Yaşamak her şeyden ve herkesten kıymetlidir. Gözlerinde yatan tereddütü sezdim.

 

'Yirmiye karşı teksin. Pazarlık yapacak durumda değilsin!' dedi Lancelot. 

 

'Dışarıda yüz binler emrim altında soyunuzu katlediyor. Onların yanına katılmanız uzun sürmeyecek.'

 

Tanrılar Tanrısı Lass konuştu. Sesi sakin ve kendinden emindi. 

 

‘Seni öldürmediğim için pişmanlık duyduğumu sanma Yeryüzü Tanrısı. Bu saray senin mezarın olacak. Liderlerinin ölmesiyle ordun dağılacak. Dünya bizim yönetimimizde değilse kimsenin yönetimine kalmayacak.’ Tanrı Lordlarına işaret verdi. Saldırıya geçtiler. 

 

Onlar sıradan Tanrılar değillerdi. Tanrı Meclisi’nin en güçlü 20 Tanrısına karşıydım. Onursuzca aynı anda saldırdılar. Alevlerim salonu doldurdu. Gelen büyüleri kestim, saldırıları engelledim. Alevlerimin içinde rahat hareket edebiliyordum. Ateşe dayanamayan Tanrılar'dan ikisini yere serdim. Gücüme Lordlar dahi karşı koyamıyordu. Kanatlarım alevlerin içinde özgürce kayıyordu. Alevler yırtıldı ve yıldırımlar üzerime aktı. Zırhımı sıyırdı. Acıyı hissettim. Yıldırım belimi kızartmıştı. Derimin uyuştuğunu hissettim. 

 

Zeus'un yeteneğine çok benziyordu. Yıldırımdan nefret ediyordum. Ona karşı koyamıyordum. Bedenime sızıyordu. Lass tekrar saldırdı. Tanrılar onunla beraber saldırdı. Yıldırımın uyuşukluğu beni yavaşlatmıştı. Saldırıları karşılayamadım. Zırhım parçalanırken yere düştüm. Elim çözüldü ve kılıcım kayarak benden uzaklaştı. Kollarım ve bacaklarım ağırlaşmıştı. Parmaklarımı hissedemiyordum. Ayağa kalktım. Sendeliyordum. Destek alarak kalktığım kaya parçasından uzaklaştım. Bu yıldırımların etkisi bambaşkaydı. Zihnim daralıyordu. Görüşüm bulanıklaşıyordu. Bana doğru yaklaşan bir şey vardı. Kollarımı kendimi korumak için siper ettim.

 

Yaklaşan şey Lancelot'un dev kalkanıydı. Darbe kırılmış zırhımı parçaladı. Aynı yıldırımlar nefretimin dışarı çıkmasını da engelliyordu. Sırt üstü yere serildim. Miğferimin parçalanmış tarafından yüzüm hasar almıştı. Başımdan akan kan gözümü doldurdu. Beni zayıflatan bu etki geçmek bilmiyordu. Yerden kalkacak gücü toparlayamıyordum. Bedenim tonlarca ağırlığın altında ezilmemeye çalışırmış gibi gerilip titriyordu. 

 

Bir patlama sesi duydum. Beraberinde esen bir rüzgar. Bağrışma ve dövüş sesleri duydum. İki çift kol beni doğrulttu. Yüzüm kan içindeydi. 

 

'Baba!' Bu Otea'nın sesiydi. Diğer tarafımda da Aleif vardı.

 

'Bunu sana nasıl yapabildiler!?' Bedenimi saran uyuşukluk geçti. Tekrar hareket edebiliyordum. Zihnim açıldı ve görüşüm netleşti. Nefretim bedenimi tekrar sarmaladı. Zırhım sapasağlam eski haline döndü. Salonun ortasında havada Ophelia, Sett, Ursa ve Frimold Tanrılarla savaşıyordu. Tanrı Lordları zincirleme inen saldırılarla can verdiler. Geriye sadece 5 düşman kalmıştı. Geri kalan Tanrılar Lass ve Lancelot'un etrafında toplandılar. Sarayın etrafı ordumla çevrelendi. Savaş bitmişti. Kurtulma şansları yoktu. 

 

'Ben iyiyim çocuklarım. Hadi şu savaşı bitirelim.' Havaya yükseldim. 'Sonun geldi Lass! Etrafın sarıldı. Yenilgiyi kabullen!' 

 

'Asla!' Yıldırımları şekil değiştirdi. Lass'tan yayılan şok dalgaları tüm Cennet'te dalgalandı. Dalgalar hepimizi güçten kesti. Kanatlarımız gevşedi. Zorla yere konduk. Lass'ın demin yaptığı saldırının aynısıydı ama uygulama şekli farklıydı. Bedenlerimiz yine uyuşuyordu. Dizlerimizin üzerine çöktük. 

 

'Bundan kurtulamayacaksın Lass! Kaçınılmaz sonu uzatıyorsun!'

 

'Kapa çeneni!' diye haykırdı. 'Bedenleriniz patlayana kadar devam edeceğim.' 

 

'Efendim! Ya bizler?!' Lass ve diğer Tanrılar da saldırıdan etkileniyordu. Lass cevap vermedi.

 

Bu aciz saldırının kurbanı olmak istemiyordum. Ordum, dostlarım ve çocuklarım acı çekiyordu. Kendimi ayağa kalkmaya zorladım. Bacaklarım bana itaat etti. Şok dalgalarına meydan okuyarak ayağa kalktım. 

 

'Ayağa kalkmaya nasıl cüret edersin! Yeryüzü Tanrısı! Hiçbir şeyi değiştiremeyeceksin! Dünya benimdir!' Dalgalar şiddetlendi. 

 

Yumruklarımı ve dişlerimi sıktım. Basınç yüzünden burnum ve kulaklarımdan kanlar akıyordu. 


'Hayır. Dünya bize ait, sana değil.' Silahımı yerden kaldırdım. Bacaklarım sadece ayakta durabilmemi sağlıyordu. Geceyırtan'ı Lass'a fırlattım. 'Abinin yanına git ve bir daha sakın geri dönmeyim! demeyin' Silah Lass'in göğsünü delip geçti.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1384

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1158

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 960

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 889

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 778

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 738

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 697

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 629

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 594

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 554

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 515

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 214

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 156

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 128

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 125

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 122

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 121

Site İstatistikleri

  • 19915 Üye Sayısı
  • 565 Seri Sayısı
  • 28091 Bölüm Sayısı


creator
manga tr