Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 175: Kurtuluş'a İlerleyiş: Cennet Savaşı


Cennet'e açılan kapının güvenliğinden emin olup saraya geri dönmüştük. Savaştan sonra neler olacağını kızıma söylemiştim. Bu sona eninde sonunda ulaşacaktık. Daha fazla uzatmanın anlamı yoktu. Herkesin beklediği savaş kapıya dayanmıştı. Cennet yerle bir olacak ve evren, güçlülerin yönetiminde mutlak hakimiyetin zorunlu olmadığı yeni fikri keşfedecekti. Cennet'in Tanrılar'ı kaç kişiydi hala bilmiyordum ama 1 milyondan kalabalık orduma karşı koyamazlardı. Ellerinde o kadar Tanrı olsaydı çoktan yeryüzünü silerlerdi. 

 

Rochel'ın ulaştığı alemlerden gelenler yeryüzüne göz kulak olacaktı. Ejderler'in ve Azatlar'ın yola çıktığı haberini alarak bende başkente ilerledim. Polis'e vardığım vakit gökyüzü yüzlerce ejderle doluydu. Kale bahçesine inerken dostum Ejder Kral'ın Azat Tanrıçası ile beni beklemekte olduğunu gördüm. Geç kalmıştım. Hatırladığım kadarıyla Chinjoka bekletilmeyi sevmiyordu. Pegasus usulca bahçeye indi.

 

'Geç kaldın Azyl. Geç kalmak sana yakışmıyor.'

 

'Ufak detayları halletmek uzun sürüyor dostum. Ayrıntılara dikkat etmemiz gereken bir döneme giriyoruz.' Ophelia başını salladı.

 

'Geçen yaptığımız görüşme yarım kalmıştı. Öğrencin her ne kadar güzel fikirler dile getirsede tatmin edici değildi.'

 

'O günkü kabalığım için beni bağışlayın Kraliçem. Yapmam gereken şey önem arz ediyordu.' 

 

'Savaştan sonra konuştuklarımızın üzerinden tekrar geçeriz. Şu an önümüzdeki savaşa odaklanmalıyız. Cennet'e açılan yol nerede? Bütün ordu başkentte toplanmış durumda.'

 

'Kapı elimizin altında merak etmeyin. İstediğimiz yerde onu kullanabiliriz.' Frimold'un girdabı ele geçirme hikayesini anlattım. İkisi de oldukça şaşırdı.

 

'Kızının senden geri kalır yanı yok Azyl.' dedi Chinjoka.

 

'Çocuklarımın hiçbirinin benden geri kalır yanı yok dostum.'

 

'Biri hariç, savaşmayı reddeden kızındı, yanılıyor muyum?'

 

'Savaşmıyor doğru fakat krallıktaki en iyi danışman olması gerçeğini değiştirmiyor.'

 

'Ben babam gibi politikadan anlayan biri değildim. Savaşamayan biri benim gözümde yetersizdir.' 

 

'Ömrünün sonuna kadar savaşmayı mı düşünüyorsun?'

 

'Babam öyle yapmıştı.' Uzun bir soluk aldım. Bu ihtiyarla tartışılmaya gelmiyordu. 

 

Savaşmıyor diye kızımı evlatlıktan reddedemem. O kendi yolunu seçti.'

 

Ejder Kraliçe Esmeralda aramıza katıldı. Ondan hoşlanmıyordum ve Seth'e yaptıklarından sonra güvenilirliğinden şüphe ediyordum. Şimdi ise oğlunun arkasına saklanan bir kraliçeydi. Kötü mazimizi unutmak mümkün değildi. Kendini düşünen bir kadından fazlası değildi. 

 

'Tekrar karşılaştık Tanrı. Görüyorum ki epey yol almışsın.' Uzun siyah bükleli saçları kısaydı. Gözleri sert ve buz kadar beyazdı. Sivri dilliğine atıfta bulunan uzun keskin bir burnu vardı.

 

'Olduğum yerde sayamazdım. Özellikle kurtarmam gereken bir dünya varken.' Esmeralda güldü. 

 

'Sana bu görevi kimse vermedi. Kendini kahraman diye tanıtarak iyi nam saldın.'

 

'Anne!' Chinjoka'nın sesi sertti. 'Neler yaptığını bilmiyorsun. Çocuklarımı onun sayesinde kurtarabildim. Sen ortadan kaybolduktan sonra vaktimi seni arayarak geçirdim ve halkımı aramayı geciktirdim.'

 

'Annene karşı bu adamı nasıl savunabilirsin?! Bize ihanet edenler onlardı unuttun mu?' 

 

Ejder Kral'ın tepesi attı. 'Hayır! O Tanrılar'ın işiydi. Zehir Lordu Arthur çoktan öldürülmüştü!' Esmeralda sustu.

 

'Bu savaş Azyl olmadan başlamayacak. O yüzden konuyu kapatın. Savaş zamanı, tartışma değil.' dedi Ophelia.

 

Orduların toplandığı şehir sınırında ki geniş çayıra vardık. Ömrümde bu büyüklükte bir orduyu bir arada ilk görüşümdü. Çadırlardan oluşan bir şehri andırıyor ve sonu bucağı görünmüyordu. Bu haliyle bile henüz gelmeyen birlikler vardı. Peri ve Yılanadam ordusu ortalarda yoktu. Diğer tüm ırklar toplanmıştı. Komuta çadırında liderlerle buluştuk. Her ırkın liderleri burada toplanmıştı. Gördüğüm yüzler tanıdıktı. Kurtuluşun heyecanını yüzlerinde görebiliyordum. Onların kurtuluşunu.

 

Ortada ayrıntılı bir plan vardı demek yalan olurdu. Kapıdan geçip ortalığı yakıp yıkacaktık. Binlerce yıl önce yeryüzünü nasıl istila ettilerse aynısını yaşatacaktık. Kimseye merhamet gösterilmeyecekti. Tarihe Tanrı Soykırımı olarak geçecek bu olay adı kadar kötü hissedilmeyecekti. Dişe diş, kola kol durumu söz konusuydu. Geç kalan adalet sonunda yerini bulacaktı. Emir subayı çadıra girip son birliklerinin geldiğini haber verdi. Kızımı ve oğlumu karşılamaya gittim. Gördüğüm manzara Frimold'un becerikliliğini ortaya koyuyordu.

 

Açılan kapıdan son askerler geliyordu. Haftalar önce aklıma gelen fikri kızım başarmıştı. Kendi gezegenimizde kapılarını hızlı seyahat için kullanabiliyorduk. Bunun ticaret dahil her şeyi hızlandıracağı kesindi. Titan Krallığı'nı ben kurmuş olabilirim fakat onu yükselten çocuklarımdı. Kızımın yeteneği krallığı yıkılmaz kılacaktı. Umuyorum bir gün Titan'ın geldiği boyutu görebilirdim. Ursa ve Frimold aramıza katıldığında önceden konuştuğumuz konulara değindik. Tanrılar'ı üzerimize çekmek için ortalığı yakıp yıkacaktık. O güzel sarayı kendi ellerimle yok etmek istiyordum. Savaşı başlatmak için çadırdan ayrıldık. Damarlarımda akan kan alev alıyordu. Kaynar suyun hokurtusunu duyabiliyordum. Yoksa bu hokurtular zırhımdan mı geliyordu? İkimiz birdik; o benim çeliğim, ben onun zihniydim.

 

Taş kapı karşımda belirdi. Eskisinden geniş ve yüksekti. Askerlerin düzenli şekilde geçebileceği ölçüdeydi. Çocuklarım ve dostlarım etrafımda toplandı. İlerlememi bekliyorlardı. Pegasus'un sırtına atladım. Yeşil kapıdan düşmanlarıma ilerledim. Beraberimde ordum takip etti. Cennet’in güzelliği giren herkesi dehşete düşürüyordu.Tanrılar’ın gaddarlıklarına inanmayan tek bir kişi dahi yoktu. Bu güzellik ordumda ki kimsenin gözünü kör edemezdi. Vardığımız ormanı talan ederek yolumuzu açtık. Tanrılar bu sürpriz saldırımızdan haberleri olana kadar tüm ordu kapıdan geçecek vakti bulacaktı. Saldırmak için tüm ordunun geçmesini beklemenin anlamı yoktu. Askerlere talan etme emrini verdim. Gördükleri canlı cansız her şeyi yakmaya ve kırmaya başladılar. Kısa sürede büyüyen yangının isli dumanları uzaklardan görünecek kadar yükselmişti. Tanrılar yakında burada olurlardı. Ejderler Cennet’in gökyüzünde cirit atıyor ve binlerce yıl önce ki mağlubiyetin intikamını alevlerini doya doya saçarak kutluyorlardı.

 

Cennet’in bakir topraklarını saran alevler vicdanımı tatmin ediyordu ama bu yetersizdi. Tanrılar’ın kirli kanında yıkanmak ve kılıcımla onları lime lime etmek istiyordum. Geçitten durmadan taarruza kalkan askerler koşuyordu ve ardı arkası kesilmeksizin akmayı sürdürüyordu. Bugün çok yüce ve kutsal bir gündü. Tanrılar’ın yeryüzünde ki soyunu kurutacağımız kutlu vaktin başlangıcıydı. İlk melek kanatları ufukta göründü. Binlerce Melek ve Tanrı savaşmak için geliyordu. Yerin sarsıldığını hissettim. Ufukta yaklaşan düşmanın silüetlerinin arasında devasa kara bir leke belirdi. Adım attıkça sarsılan yerin gürültüsü o yaklaştıkça artıyordu. Cennet’in Muhafızı geliyordu. Son direnişte öldürülen ejderlerin bedenlerinden yaratılan ucube! Havaya yükseldim. Savaşmak için kendini hazırladım. Ordum Melekler ve Tanrılar’ın icabına rahatlıkla bakacaktı. 3 yıl sonraki gelecekte beni canlı canlı yemek isteyen bu ucubenin ilk Tanrılığa yükseldiğim vakit suratında açtığım yarasının tazeliği kendini koruyordu. Geçen sefer kaçmıştı, bu sefer ona bu şansı vermeyecektim. 

 

Cennet’in Muhafızı kulakları sağır edercesine kükredi. Zırhım parladı. Bedenim kan kızılı parlak metalle kaplandı. Boynuzlu kuru kafa miğferim başımı sardı. Nefertim Cennet’in ucubesine cevap vermek ister gibiydi... öyle de oldu. Sesten kulaklarımın patladığını düşündüm. Bu kükreme, nefretim olan kızıl zırhımdan mı gelmişti? Kükremeyle titreşen zırhım bedenimi sarstı. Ardımda saldırıya geçen ordumun savaş naraları çınladı. Bu kükreyiş onlara moral vermişti. Ucube tekrar kükremeyedi. Burada ondan daha canavar olan bir varlık vardı! İki ordu kafa kafaya birbirine girdi. Gökyüzü ve Yeryüzü’nün savaşı başlamıştı!

 

Cennet’in ucubesine ilerlemek için ileri atılırken Ejder Kral yanıma süzüldü. Kara, mor pullarla kaplı bedeni korkutucu duruyordu. O Karanlığın Ejderiydi. Yanında oğlu Dağ Ejderi İmyss ve kızı Bulut Ejderi Panem vardı. 

 

‘Onu bize bırak Azyl! Halkımın etini ve kanını kullanarak yarattıkları bu yaratığı yok etmek bizim görevimiz!’




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1384

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1158

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 960

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 889

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 778

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 738

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 697

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 629

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 594

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 554

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 515

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 214

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 156

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 128

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 125

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 122

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 121

Site İstatistikleri

  • 19916 Üye Sayısı
  • 566 Seri Sayısı
  • 28097 Bölüm Sayısı


creator
manga tr