"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 173: Yeni Cehennem'e Hoşgeldin Deyin


Aylar akıp gitmişti. Elimden gelen tek şey beklemekti. Geri kalan hazırlıkları ailemin yapması gerekiyordu. Eleel ruhları tespit edecek tekniği üzerinde çalışmayı sürdürüyordu. Umuyorum ki bu teknik Şekildeğiştirenleri de ortaya çıkaracaktı. Kendilerini çok iyi saklayan bu ırk hakkında az bilgi vardı. Ejder Kralın eskiden verdiği kitaptaki her şeyi okusamda onun bilgisi bile sınırlıydı. Bu gizem merakımı kabartıyordu. Yılanadam sarayına yerleşmiştim. Karım burada kalmayı tercih ediyordu. Onun ailesi burada yaşıyordu. Draris'ten ayrı kalmayı istemiyordum. Özellikle bu vakitlerde. 

 

Ruh tekniğinden haber bekliyordum ama onun yerine Frimold'dan bir haber aldım. Cennet ve Cehennem'in oluşması hızlı olmuştu. Karımdan kısa süreliğine ayrılacak olmama üzülsem de ayrılmam gerekiyordu. Peri Krallığına yapacağım yolculuk için saraydan ayrıldım. Tek başıma gitmem daha hızlı olacaktı. Yeryüzünde bana zarar verebilecek hiçbir güç yoktu. Pegasusla Peri topraklarına gökyüzünden giriş yaptım. Ateş vadisinin içindeki Peri Ormanı dışarı taşmıştı. Uzun altın yapraklı ağaçlar yavaştan yayılıyordu. Kartalların özgürce uçtukları gökyüzünde onları kışkırtmadan ilerledim. 

 

Lav şelalesi başkentin hala girişiydi. Periler bu bölgede yüksek güvenlik önlemi almışa benziyordu. Şelaleye ilerlerken lavlar akmayı kesti. Ormanın girişi aralanınca hızımı kesmeden başkente girdim. Gözüme ilk çarpan dev altın yapraklı ağaçların içlerine çok fazla yerleşim alanı açılmıştı. Burası artık bir tarikattan daha fazlasıydı. Ağaçları birbirlerine bağlayan ahşap köprüler şehri havada duruyormuş gibi gösteriyordu. En büyük ağacın geniş platformuna indim. Namıdiğer Peri Kralı Kayn beni karşılamak için gelmişti. Yanında Ebedi Söz tarikatının lideri Rochel ve torunum Prens Elisar da vardı. Rochel neden buradaydı? Uzun koyu kahve eteği diz kapaklarına kadar iniyordu. Sırtında ise kalın bir pelerin göğsünü sarıyordu.Yüzünde ileri yaşını gösteren kırışıklıklar kendini gösteriyordu. Kayn ile yakın yaşta olsalar da, yaşlı periye kıyasla daha genç duruyordu. 

 

'Hoşgeldiniz Tanrı Azyl. Yargı Tanrıçası sizi karşılamam için beni gönderdi.' Uzun beyaz bir kaftan giymişti. Sivri kulaklarını kapatmayan ince geyik boynuzundan sade ama şık bir tacı vardı. Kaftanında altın işlemeler göze çarpıyordu. Kayn'in zamanında tarikat yardımcısı ve dostum olduğunu bilsem de Frimold'un bir krallığın kralını beni karşılamaya göndermesi biraz kibirlice değil miydi? Belki de bu kadar kibirli olmayı hak ediyordu. Benden sonraki en güçlü kişi kesinlikle kızımdı ne de olsa.

 

Peri Kralı'nın elini dostça tuttum. Eli avuçlarımın arasındaydı. Kalın, nasırlı elleri geldiği yer için çok emek harcadığını ve harcamaya devam edeceğini gösteriyordu.. 'Aramızda resmiyetin önemi yok. Hadi resmitiyeti bir kenara bırakalım.' Kayn gülümsedi. Diğer elini benimkinin üzerine koydu.

 

'Nasıl isterseniz.' Rochel hafifçe öksürdü.

 

'Uzun zaman oldu Azyl. Yıllar sana işlememiş bile.' Pelerinin içine gizlediği elini çıkarıp uzattı. Nazikçe sıktım ve aynı nezaketle cevap verdim.

 

'Yıllar sana daha nazik davranmış Rochel.' Orta yaşlı kadın güldü. Garip bir gülümsemesi vardı.

 

'Yalan söylemede hala çok iyisin.'

 

'Ben İnsan bir Tanrıyım. Yalan söylemek tabiatımda var haha!' 

 

Son olarak torunum kalmıştı. Ailesinden görgü kurallarını öğrendiğini bizler konuşurken beklemesinden anlamıştım. Bir prens olarak değil, genç biri olduğunu düşünüyordu. Birbirimize sarıldık. Torunumla ilk tanıştığımda 10 yaşındaydı. Titan Krallığını kurarken geçen yıllar sırasında doğup büyümüştü. Yeni devrin parlak çocuklarındandı.  Artık 16 yaşında genç bir delikanlıydı. Babasının ona demirciliği öğretmeye başladığından emindim. Kolları olması gerekenden daha kaslıydı ve elleri sertti. 

 

'Hoşgeldin dede, yolculuğun nasıldı?' Pegasus hemen arkamda kişnedi. Benim yerime cevap veriyor gibiydi.

 

'Esintili ve bol kişnemeli, bilirsin.' Pegasus sırtımı dürttü. 'Az kişnemeli diyelim. Baban nerede? Beni karşılamaya gelir sanmıştım.'

 

'Diğer dedem ve ninemle beraber seni geniş salonda bekliyorlar.' Beyaz atımın kafasını okşadım.

 

'Pegasus ile ilgilenmek ister misin? Benim gibi yaşlı birindense genç birinin onu sürmesinden daha çok hoşlanıyor.'

 

'G-Gerçekten mi? Onu sürebilir miyim?'

 

'Elbette, kartalları sürmek daha zordur. Kartal sürmüşsündür değil mi? Yoksa annen sürmene izin vermiyor mu?' Torunum kendinden emin bir şekilde gülümsedi.

 

'Tabii ki de biliyorum!' Pegasus'tan uzaklaştım. İkisini baş başa bıraktım. Rochel ve Kayn ile beraber salona doğru yürümeye başladık.

 

'Sana iyi eğlenceler. Fazla hızlanmayın ve tatlı bakışlarıyla seni kandırmasına izin verme, bugün yeterince havuç yedi.'

 

Çoktan Pegasus'un sırtına atlamıştı. At şaha kalktı ve yükseldi. Elisar'ın sesi uzaktan duyuldu. 'Dikkatli olurum.'

 

Dev ağaca girdik. Kızımın yanına gitmeden dünürlerimi görsem iyi olacaktı. Yıllardır onlarla görüşmemiştim. Yetmiş yaşlarına gelmiş olmalıydılar. Salona ilerlerken Rochel ve Kayn'e kızımın fikrinin ne olduğunu sordum.

 

'Detayları anlatmak için sizin gelişinizi bekliyordu. Fakat bu fikrinin tüm evreni etkileyeceğini söyledi.' dedi Kayn.

 

'Bana anlattığına göre, tarikatımın tekniğinin bir çeşit benzerini yapmakta olduğunu anlattı. Gezegenler arası yolculuktan bahsetti.' dedi Rochel.

 

'Kapıların farklı bir kullanımını keşfetmiş olmalı. Evren çok tehlikeli bir sonsuzluk. Kim bilir nasıl düşmanlar ve yaratıklarla doludur. Yeryüzü büyüklüğünde yaratıklar soğuk boşlukta dolanıyor bile olabilirler.' Sesimde hafif bir korku vardı. İkisi de bunu fark etmişti.

 

'Bu yüzden Frimold beni de çağırmış olabilir. Farklı alemlere açtığım girdaplardan birini kullanmayı düşünüyor olabilir.'

 

'Evet bu kulağa mantıklı geliyor.' Salona varmıştık. Omen, babası Bay Dust ve annesi Bayan Zusda beni bekliyorlardı. Görüşemediğimiz 5 yıldan uzun sürede gözle görülür bir yaşlanmaları vardi. İkisinin de saçları artık bembeyazdı. Zorlukla ayağa kalkmaya çalıştılar. Omen kalkmalarına yardım etti. İnsanlar yaşlandıkça boyları biraz kısalırdı. Bay Dust'ın kamburlaştığını görebiliyordum. Beni gördüklerinde sesi sevinçle yükseldi.

 

'Bay Azyl! Hoşgeldin, sefalar getirdin! Lütfen buyur yanımıza otur.' 

 

'Teşekkür ederim Bay Dust. Bayan Zusda sizi de çok iyi gördüm.'

 

'Burada bize çok iyi bakıyorlar Bay Azyl.' Yaşlıları bilirsiniz, geçmişi övüp günümüz gençlerinin dikkatsizliğinden bahsederler. Dünürlerimle biraz sohbet ettikten sonra yanlarından ayrıldım. Buraya çağrılma sebebim başkaydı. Ağaç sarayın en üst katına çıktık. Koca terasta askerler ve kızım bekliyorlardı. Yukarı çıkarken Omen de bize katılmıştı. 

 

Frimold'un yanında Vulheda ve son savaşta ele geçirdiği 4 Tanrı vardı. Onlarında güçlendiklerini hissettim. Sıradan Tanrılara benzemiyorlardı. Gelişimizle kızım kapılarından birini çağırdı. Terasın tepesinde, havada süzülen kapı zincirlerle kilitlenmişti. Frimold zincirleri kırdı ve kapının usulca açılmasına izin verdi. Ağır karanlık dışarı taştı. Kızımın Tanrılar'ı savaşmak için hazırlandılar ama Vulheda onları durdurdu. Kara bir beden süzüldü. Melek kanatları beyazdı. Terasa hızla indi. Beraberinde karanlık onu takip etti. Akan karanlık bedende birikti. Birikmiş tüm karanlık kanatlara doğru çekildi. Karanlık çekilirken Otasis'in bedeni açığa çıkıyordu. Beyaz kanatlar karanlıkla şekil değiştirdi. Bir yaratığa ait kanatları andırıyorlardı. Estetikten uzak ve çirkin. Meleklerin kanatlarına benzeyen tek yönü hala beyazlığını korumasıydı. 

 

Otasis diz çöktü. 'Cehennem emrinize hazır efendim.' Sesi duygudan uzak ve ölü gibiydi. Saçları ve gözleri griye dönmüştü. Kapkara giysisi onu korkutucu gösteriyordu. Kapılar ardına hapsetmek ona iyi gelmemişti. Acaba bana kim besliyor muydu? Sadece birkaç uzun ay içeride kalmıştı. Odis'ten haber dahi yoktu. 

 

'Ayağa kalk Ölüm Meleği.' Otasis gri gözlerini bana dikti. Herkes bekliyordu. Ayağa kalktı. 'Cehennemin efendisi ve kötü ruhların gardiyanı, doğmuş olduğun görevine başlayabilirsin.' Ölüm Meleği duygusuz sesiyle cevap verdi.

 

'Emredersiniz. Size Cehennem'i gezdirmeme izin verin.' Havaya yükseldi. Kapıya ilerledi. İki kartal terasa indi. Kayn, Rochel ve Omen ilkine, askerler hemen arkadakine bindiler. Otasis'e yetiştik. 'İçerisinin enerjisi sizlere etki etmese bile diğerlerini rahatsız edebilir.' Kapıdan geçtik. 

 

Burada güneş yoktu. Nerden vurduğu belirsiz loş beyaz bir ışık Cehennem'i aydınlatıyordu. Kara kayalardan oluşan dünyaya baktım. Her yerde sıralanmış ufak kapılar vardı. Hepsi aynı renkteydi. 

 

'Bunlar henüz boş olan Cehennem kapıları. Ruhlar geldiklerinde hepsinin kendi kapısı olacak. Yaptıkları kötülüklerin derecesine göre kapıları da şekillenecek. Topluca acı çekme ya da yanma olmayacak. Herkes kendi cezasına uygun şekilde acı çekecek. Bu en adil ve mantıklı yoldur efendilerim.' Parmağını şaklattı ve bütün kapılar ardına kadar açıldı. 'Tek yapmanız gereken Cehennem'i yeryüzüne bağlamak, ondan sonra kötü ruhlar gelebilirler.' 

 

Cehennem'i yeryüzüne bağlamak için Frimold'a baktım. 'Her kapının bir anahtarı vardır. Cehennem'in anahtarını ver kızım.'

 

Frimold'un parmakları arasında bir anahtar belirdi. Cehennem gibi kapkaraydı ve elime aldığımda parmaklarım dondu. Çok soğuktu. Anahtar elimde parladı. Dışı parlak bir topa dönüştü ama içi hala kapkaraydı. 'Odis'ten hala bir haber yok. Başaramamış olabilir mi?' diye sordu kızım.

 

Otasis benim yerime cevap verdi. 'Buna ben cevap verebilirim efendim. Cehennem yok edildiğinden yenisini yapabilmem mümkün oldu. Yaşam Meleği Cennet'i çoktan tamamlamış olmalıdır, ama Tanrıların Cennet'i var olduğu sürece ikisinin bir arada bulunması imkansız. Var olan yok edilmediği sürece Odis geri dönemeyecek.' 

 

'Orada kapana kısılmaya devam ederse ne olacak?' diye sordum. 

 

'Bedeni parçalanıp oluşturduğu Cenneti'nin bir parçası olacak.' Cennet ve Cehennem, Odis ve Otasis'in bedenlerinden oluşuyordu. Oluşum sırasında orada fazla kalırlarsa bedenleri tamamen yok olacaktı.

 

'Cennet'e saldırmak için daha fazla bekleyemeyiz baba. Onları ezip geçebiliriz. Elimizde her türlü güç var.' Benim korktuğum Tanrılar değildi. Ben gittikten sonra olabilecek tehlikelerdi.

 

'En azından Eleel'in tekniği bitirmesini beklemeliyiz. Ruhların ait oldukları yere gittiklerini görmeliyiz.'

 

Cehennem'den çıktık. Soğuk, içi kara parlak küre elimdeydi. Dışarı çıktığımızda onu parçaladım. Küredeki karanlık havaya karıştı ve böylece Cehennem yeryüzüne bağlanmış oldu. Terasa geri indik.

 

'Efendim Cennet önümüzde ufak bir engelden ibaret. Neden hala varlığının sürdürmesine izin veriyorsunuz?'

 

'Bu konuda Ölüm Meleğine katılıyoruz.' dedi Peri Kralı Kayn. Kartaldan inip Rochel ve Omen ile beraber yanımıza gelmişlerdi. Cennet'i yok etmek kolaydı. Ondan sonra ben yeryüzünde daha fazla olmayacaktım. Onlar bunu bilmiyordu. Geçerli bir bahane bulamıyordum.

 

'Eleel'in tekniği Cennet'i yok etmemize mani olmamalı. Tanrıları yok ettikten sonra Cennet ve Cehennem'i oluşturmayı planlıyordun. Neden şimdi bu planları ileriye alıp acele ederken tepemizdeki düşmana saldırmaktan bu kadar çekiniyorsun?' dedi Frimold.

 

'Pekala… Cennet'e saldırmak için hazırlıklara başlamalıyız. Ama çok fazla bilinmezlik var. Ejder Kral'a ve Azat Tanrıçası'na haber verilmeli. Alıkoyduğumuz kapının bizi nereye çıkaracağı kesin değil ve bizi ne kadar düşmanın beklediğini bilmiyoruz.'

 

'Bunları bekleyerek de öğrenemeyeceğiz. Tuzak olsa bile ilerlememiz gerek.' dedi Rochel. Omen'e döndüm. Bütün konuşma boyunca sessiz kalmıştı.

 

'Sen ne düşünüyorsun damadım? Fikrini belirtmedin.'Omen biraz şaşırmıştı. Etrafındaki kişiler hayatları boyunca savaşmış güçlü kişilerdi ve o ise sadece bir demirciydi. Tamam, efsanevi bir demirciydi ama onlara denk değildi. 

 

'Benim düşüncem mi? Hmm, bir asker olarak cevap veremem ama bir vatandaş olarak kendimi özgür hissediyorum. Sanki Tanrılar hiç var olmamış gibiler. Oğlumun gülerek büyüdüğünü görmek beni mutlu ediyor. Yine de onların varlığı hala içimde ufak bir karamsarlık bırakıyor. Bunun hiç olmamasını tercih ederim.'

 

İç çektim. 'Güzel sözler söyledin ama aradığım cevap değildi. Tam bir diplomat gibi konuştun. Yapılması gerekeni yapın dedin ama ne tarih ne de yöntem belirttin.'

 

'Üzgünüm baba, demiri kızgınken dövmek gerekir. Soğursa tekrar ısıtmadan dövemezsin, kırılır.'

 

'Omen doğru söylüyor Efendi Azyl. Cennet zor durumda ve ondan bir an önce kurtulmalıyız.' dedi Kayn.

 

'Öyleyse her krallığa ve ırka haber verin. Gelecek Ordusu yeniden ve bir kez daha toplansın. Bu hazırlık sırasında geçecek aylarda Eleel'in tekniğini tamamlamasını umalım.'




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1384

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1158

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 960

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 889

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 778

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 738

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 697

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 629

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 594

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 554

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 515

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 214

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 156

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 128

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 125

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 122

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 121

Site İstatistikleri

  • 19916 Üye Sayısı
  • 566 Seri Sayısı
  • 28097 Bölüm Sayısı


creator
manga tr