Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 172: Melekler Hakkında ve Aile İçi İlişkiler


'Ne demek istediğini anlayamadım. Ruhları nasıl hissedeceğim?' diye sordu Eleel. 

 

'Daha önce demediğim bir şey olduğundan anlayamaman normal. Odaklan ve etrafından başlayarak çevrendeki anormal enerjiyi tara. Ruhlara yoğunlaştıkça onları daha baskın hissedeceksin. Tekniğini geliştirdikten sonra bunu başkalarına da öğrenmelisin. Tek başına yüzbinlerce ruhu yakalayamazsın. Kardeşin Akira ve diğer maceracı dostlarını bulabilecek tek kişi şimdilik sensin.'
Eğer bu teknikte ustalaşabilirse belki de Şekildeğiştirenleri bile sezebilirdi!

 

'Çünkü bende bir ruhtum. Şimdi anlıyorum. Çok garip, ben sıradan bir maceracıydım. Hayatın beni buraya getireceğini beklemezdim. Bütün bunlar seninle tanışmam sayesinde oldu Bay Azyl. Sana minnettarım.'

 

'Benim yüzümden öldün. Sana yardımcı olamadım. Sen kendin buraya geldin. Bana minnettar olmana gerek yok.'

 

'Öyleyse gelininiz olduğum için onur duymalıyım.'

 

Gülümsedim. 'Teşekkür ederim. Oğlumla evlendiğin de beni çok mutlu etmiştin. Kızın Helen'in geliştireceğin tekniği miras alacağına emin olmalısın. Kim bilir belki yeryüzünün en büyük tarikatını bu teknik ile kurabilir.'

 

'Daha ortada teknik yok. Büyük hayaller kurmamalıyız. Hem Helen daha 5 yaşında. Oyun oynaması, koşup gülmesi gereken yaşları. Çocukluğunu güzel yaşaması gerek.'

 

'Kızını nasıl büyüteceğini elbette söyleyemem. Fakat büyük hayaller büyük azimler doğurur. Tanrılar tek tehditimiz değil. Evrenin karanlığı benim bile uykularımı kaçırıyor. Ben göçüp gittiğimde yeryüzünün ayakları yere sağlam basan nesilleri olmalı.'

 

'O nesiller yetişene kadar neyseki yanımızda olacaksın. Bu yüzden çok şanslıyız. Seninle tanışamayacak olan gelecek nesiller için üzülüyorum.'

 

İçten içe şimdki neslin beni görecek son nesil olacağını biliyordum. Savaşı sebepsiz uzatarak kaç yıl kazanabilirdim ki? 2? 3? Alem Kralı'nın yeryüzüne gelip beni alıkoyması uzun sürmezdi ve halkımın beni öyle görmesine izin veremezdim. Dünya'yı terk edecektim. Beni hep iyi hatırlamalılar. Bir köleye dönüşmüş halde değil.

 

'Onlar içinde başka Azyller gelir merak etme. Ben bu çağın Azyl'iyim sadece. Tekniğine gelecek olursak, ruhların neye benzediklerini ve az çok enerjilerini biliyorsun. Buna odaklan. Seni yalnız bırakayım.'

 

Oda kapısını arkamdan kaparken Eleel'in sesini duydum.

 

'Teşekkür ederim, her şey için.' 

 

Cennet ve Cehennem'in yaratılışına geçebilirdik. Frimold da aklımdakileri anlattığımda bunun olabileceğini söyledi. Kapılar sonsuz uzaya açılıyordu. İçine ikisini de yapabilirdi. Bana başka ilginç bilgiler de vermişti. Kapılar içine girenlerin arzuları ve amaçlarıyla içeriden şekilleniyordu. Işık Tanrıçası Vulheda'nın kapısından içeri girdiğimiz anı hatırladım. Uzayı ışıkarıyla dolduran Tanrıça bir ışık bahçesi yaratmıştı. Parlak çiçekler, asmalar ışıldıyordu. Kar beyazı alemi kirlettiğimi hissettim ve orada durmak beni boğmuştu. Vulheda bu bahçede oturuyor ve bahçesiyle ilgileniyordu. Biz içeri girdiğimizde ayağa kalkıp sessizce beklemişti. Kapıdan çıkarken ışıl ışıl parlayan bir gülü kopardım. Dışarı çıktığımızda ışıltısı aynı kalsada yeryüzünün solukluğu onu daha parlak gösteriyordu. Draris'e vermek için harika bir hediyeydi. 

 

Frimold'un gücü bir gün beni aşacaktı. Her zaman bir adım arkamdan beni izlemişti. Cennet ve Cehennem'in yöneticilerini uzun zaman önce belirlemiştim. Yaşam ve Ölüm Melekleri, Odis ve Otasis onları çağırmam üzerine Yılanadam sarayımda bize katılmışlardı. Odis beni kurtarmak için beyaz melek kanatlarını feda etmişti. Artık kara kanatları vardı. Her sözümü dikkate alan dikkatli bir melektir. Ancak Otasis başkaydı. Bütün meleklerim arasından en çok kızmıştım. Ölüm Meleği olarak doğasına uygun hareket ediyordu. Evrende mutlak kötü ve mutlak iyinin varlığına inanıyordu. Onun gözünde iyi birisi kötülük düşünemezdi. Kötü olansa başkasının iyiliğini isteyemezdi. Hayatı bir peri masalına benziyordu.

 

Cennet ve Cehennem'in oluşması için Yaşam ve Ölüm Melekleri'nin kapılar arkasında kalmaları gerekiyordu. Belkide oradan asla ayrılamayacaklardı. Özgürlükleri için durmadan savaşmalarını söylediğim melekleri şimdi kapılar ardına hapsetmek hoşuma gitmedi. Odis ve Otasis karşılarında kapılar açıldığında bunu onlara vereceğim ceza olarak düşündüler. Yanılıyorlardı ama bunun açıklaması bir cezaya benziyordu. Cennet ve Cehennem'in oluşması için içeri girmeliydiler. Onlara durumu anlattığımda birbirlerine sonra bana baktılar. Bunun için doğmuşlardı. Amaçları onları çağırıyorlardı. Kapılar üzerlerine kapandı. Yüreğimde büyük bir hüzünle kaybolan kapıları izledim. Bana ait olan meleklerimden ayrıldığıma üzülmüştüm. Savaşgetiren Asyn'i de ben yaratmıştım fakat onu Ophelia'ya vermiştim. 

 

Bunlar olurken Ursa da yanımızdaydı. Meleklerimden ayrıldıktan günler sonra beni odamda ziyaret etti. Yeni Cüce Kral'ının yazdığı mektubu okumaktaydım. Yılanadam Kralı'nı ayakta karşıladım. Otea'ya yaptığım gibi resmi görüşmelerde ekselansları kelimesini özellikle kullanmaya dikkat ediyordum. Ursa peşi sıra onunla gezen muhafız ve hizmetçilerine dışarıda beklemelerini söyledi. Kapı kapandığında resmitiyette dışarıda kaldı. Oda da sadece baba ve oğlu vardı. Biraz heyecanlı duruyordu. Ağzındaki baklayı bekletmeden çıkardı.

 

'Bende bir Tanrıyım ama neden bir Meleğim yok? Melekler'in nasıl oluştuğunu bile bilmiyorum. Sen biliyor musun baba?' Sandalyeme geri oturdum. Ursa da merakla koltuğa oturdu. Gözlerinde bir Melek istediğine dair tutkulu bakışlar vardı. Otuzlarındaki bir adamın çocuk gibi Melek isteyişini görmek gülmeme sebep oldu. 'Hey! Komik olan ne?! 

 

'Melekler kozmik varlıklardır. İki şekilde yaratılabilirler. İlki sıradışı olan yol; uzayı kesmektir. Bu beceriye sahip yeteneklerin varsa kolayca bir Meleğe sahip olabilirsin. İkinci ve doğal olan yol yıldız tozu kullanmaktır. Ben Meleklerimi yıldız tozuyla elde ettim, çünkü uzayı kesebilecek yeteneğim yoktu.'

 

'Bu yıldız tozunu nereden bulacağız?'

 

'Bir yıldızın ölmesi ve geride tozunu bırakması gerekiyor.'

 

'Yıldızın ölmesi mi?! Yani Güneş ölebilir mi? Kulağa imkansız geliyor.'

 

'Yıldızların ömrü hepimizden fazla ama onlarda zamanlarını doldurduğunda ölüyorlar. Enerjilerini toplayıp patlıyorlar. Geriye ise tozları kalıyor. Yaşadığın zamanda bir yıldızın ölmesi ne kadar mucize ise geride yıldız tozu bırakıp onu senin almanda o kadar nadirdir.'

 

'Meleklerin bu kadar saf olduklarını bilmiyordum. Tanrılar onları hor kullanıyor. Baskında ölen Melekler için üzüldüm. Ya ablalarım? İkisi de senin sisteminde Melek seviyesine ulaştılar.' 

 

'Meleklere kozmik varlıklar desemde kusursuz değiller. Onlara şekil vermen ve kişilik katman gerekiyor. Emirlerini katıksız dinleyen köleleri andırıyorlar. Sistemimdeki Melekler olması gerekenin kusursuz bir kopyası. Orjinali her zaman en iyisi değildir bilirsin. Kusurlardan kurtarıldıklarında gerçek potansiyellerini sergiliyorlar.'

 

'Sanırım anlıyorum. Kozmik Melekler Tanrıları yenebilecek güçte değiller, ama senin sistemindeki Melekler Tanrıları yenebiliyor. Doğru mu anladım baba?'

 

'Doğru anlamışsın oğlum.' 

 

'Kendi sorumun cevabını da almış oldum.' Sesinde hayal kırıklığı vardı. 'Uzayı kesebilen bir büyüm yok, yıldız tozunu bulmam tamamen şansa bağlı.'

 

'Şans her zaman senden yana oldu oğlum. Bu şans ile yıldız tozunun sana geleceğine inanıyorum.'

 

'Haha, haklısın baba.' Kapı açıldı. Küçük Helen koşturarak içeri girdi. Peşinden koşan bakıcısı ona sesleniyordu.

 

'Prenses lütfen koşmayın!' Karşısında Kralını ve beni görünce donakaldı. 'Kralım! Özür dilerim.' Eğilerek selam verdi. Helen oturduğum sandalyenin arkasına saklandı ve bakıcısına güldü. Ona zor bir gün yaşattığı kesindi. Koca sarayda oyun arkadaşı olacak yaşıtı yoktu.

 

'Sorun değil Greta, çıkabilirsin. Helen bizle durabilir.' dedi Ursa. Bakıcı Greta tekrar selam verip dışarı çıktı.

 

'Otea ile en son ne zaman görüştünüz?' diye sordum. 

 

'Otea halamlar mı geliyor?! Olley!' diye bağırdı Helen. 

 

'Halanın krallığını bırakıp gelmesi çok zor tatlım.' Bana baktı. '2 yıl olmuştur. Neden sordun baba?' 

 

'Belki vakit geçirmeleri için Aviva'yı bir süre buraya gönderebilirler.' 

 

'Hmm. Ablam kızını tek başına buraya yollamaya razı olacak mı ki? Helen ile aynı yaştalar. 5 yaşındaki bir kız çocuğunun ailesinden uzaklara gitmesi sorun olur.'

 

'Ailesinden uzaklaşmıyor. Bizde onun ailesiyiz. Annesinin ya da babasının yerini tutamayız kesinlikle ama konu küçük çocuklar olunca fazla düşüncesiz oluyorum. Myndr ve Meira'dan bir haber var mı? Mirana onları Kaplanadam Krallığı'na gönderdiğinden beri görmedim.'

 

'Bende öyle. Kral Haxo'nun onlardan çok memnun olduğunu duydum sadece. Dahası çocuklarıyla evlenmelerini istemiş. Diğer krallıklar bunu yanlış anlayabilir. Karagüneş ailesiyle yapacakları akrabalık ilişkileri onları avantajlı çıkarır.'

 

İkiz torunlarım otuzlarına yaklaşıyorlardı. Henüz dizlerimde otururlarken benim için verdikleri söz hala aklımdaydı. Birbirinizden ayrılmayacaksınız, ne durumda olursanız olun birbirinizi koruyacaksınız. Onlar benim ilk torunlarımdı. Tanışamadığım damadımın çocuklarıydı.

 

'Ailemizin bir pazarlık konusu olmaması gerek. Çıkar ilişkilerinin aileleri paramparça ettiğini tarihten gördük. İkizlerin doğru karar vereceğini umalım. Bu onlar için bir test, ailemizdeki herkesin bir mevkisi ve nüfuzu var. Ateşnefes ailesi Peri Krallığı'nın temeli, Scand'ra ailesi Titan Krallığı'nın temeli ve sende Karagüneş ailesi ile Yılanadam Krallığı'nın temelisin. Başdanışman Avarosa öldükten sonra sonraki Başdanışman Mirana oldu. Annelerinin bir mevkisi ve itibarı olsada, çocuklarının kağıt üzerinde Prens ve Prenseslikleri var. Hiçbir krallığa bağlı değiller. Bu durumda ne karar verecekleri çok kritik bir önem arz ediyor.'

 

'Aleif ve Parzival da hiçbir krallığa bağlı değiller. Onları neden saymıyorsun?'

 

'Buz Kralı Gualtian zamanında Aleif'e Buz Fatihi ünvanını verdi. Buz halkı ona büyük saygı ve sevgi besliyor. Sen henüz çocukken Başkent Avaros'un sınırlarını 200 kilometre çapında genişletti. Ablaların arasında en göze batmayan Aleif gibi durabilir ama bu onun hiçbir şey yapmadığı anlamına gelmiyor. Buz Diyarı topraklarında onun namı benden daha fazla.'

 

'Ama sen ülkelerindeki darbeyi önledin! Kraliçeyi kurtardın. Ablam o sırada ellerinde tutsaktı. Seni değilde ablam daha çok saygı görebiliyor?'

 

'Hemen celallenme. Buz halkının tarihi çok eskilere dayanır. Yaşadıkları dışlanmışlık onları birbirlerine bağladı. Aleif buz büyüsünü öğrenmek için onlara katıldı. İşlemediği suç yüzünden ağır şekilde cezalandırıldıktan sonra gerçek gün yüzüne çıktı. Aleif yinede onları suçlamadı. Darbeden sonra onlara yardım etti. Bu yüzdendir ki Buz halkı onu saygıyla anarlar. Mahçubiyetlerini kaldırmanın tek yolu buydu. Kızımı kendi halklarından biri olarak gördüler'

 

'Ben aileye katılana kadar çok fazla şey yaşanmış. Ailemiz giderekte büyümeye devam ediyor. Bir 10 yıl sonra sahte akrabalarımız türüyerek insanları kandırabilir. Soyumuzu belgelememiz gerek.'

 

'Mirana uzun zamandır bunun üzerinde çalışıyordu. Beni, ailemizi ve tarihimizi konu alan bir kitap yazıyordu. Bana soyağacımızın bir kopyasını gönderdi. Çekmecemde olacaktı, sana göstereyim.' Çekmecemi açtım. Yığınla belge ve kitap doluydu ama aradığım kağıdı özenle koyduğun yerden kolayca çıkardım. Kaliteli kağıda özenle el yazısıyla yazılmış soyumuzu Ursa'ya uzattım. Küçük Helen de babasının yanına koştu. Yanına oturdu ve beraber soyumuza baktılar.

 

 

 

'Adım en aşağıda yazıyor baba bak! Helen Karagüneş.' 5 yaşındaki çocuğun çoktan okuma yazma bildiğini düşünmemiştim. Sahi ben kaç yaşımda öğrenmiştim ki? Asıl geçmişim zihnimden parça parça siliniyordu. Babamın, annemin ve abimin yüzlerini uzun zaman önce unutmuştum. Artık isimleri de siliniyordu. Hayal meyal annemin saçımı okşadığı anılarımı hatırlıyordum sadece… abimle oynadığımız oyunları, babala yaptığımız güreşleri.

 

'Aleif, Frimold ve Mirana ablalarımı yanına aldığını biliyorum ama tek kan bağın olan çocuğunun ben olduğunu sanıyordum. Otea ablamla da aranda kan bağı varmış.' Otea'nın annesinin adına baktı. 'Extia mı? İkinci kez evlendiğini bilmiyordum baba.' Soyağacına ilgisini kaybetmişti. Kağıdı kızına verdi. 'Tatlım, soyumuzu yan oda inceler misin? Dedenle konuşmam gereken bir mevzu var.' Helen başını salladı ve kağıtla yan odaya gitti.

 

'Extia ile evlenmedim. Eğer Extia ile evlenseydim annene ihanet etmiş olurdum. Annenle birbirimize verdiğimiz sözden sonra Extia ile aramdaki ilişki ilerledi. Şimdi bunları anlatırken yaptığım şeyden gerçekten utanıyorum.' Kalbimi başka bir kadına açmışken ikincisine elimi uzatmıştım. Bu hareketime söyleyecek hiçbir bahanem yoktu. Hayatımda yaptığım en utanç verici şeydi. Yeryüzünü kurtaran adam namus nedir bilmez birisiydi.

 

'Otea senin gayriresmi çocuğun, öyle mi?' Ses tonundaki hayal kırıklığını sezdim. Oğlum ablasının başka bir kadından olduğunu öğrendiğinde aralarındaki onca yıllık ilişki ne hala gelecekti? 'Otea ablam bu yüzden annemden hoşlanmıyordu. Çünkü onun annesiyle evlenmedin.'

 

'Otea, Extia ile ikimizin çocuğu değildi. Darbe yaşanmadan öncesiydi. Beni kendi safına çekmeye çalışan prensin fedaisiydi. O zamanlar bir Tanrı seçilmişiydim ve yeryüzüne gerçeği açıklamaya çalışıyordum. Gerçeği zihnine yerleştirmek için bir ayin yaptık ama Otea bunu kaldıramadı.'

 

'Kaldıramadı mı?'

 

'Evet, hayatını kaybetti.' Ursa ayağa fırladı.

 

'O bir Ölümsüz mü? Yeryüzünde geriye kalan tek Ölümsüz ablam mı?!'

 

'Hem evet, hemde hayır. Şeytan zihnime girip onu diriltmeme yardım etti. Kendime gelip onu Ölümsüz olmaktan kurtardım. Böylece ilk Titan doğmuş oldu. Otea benim kanımdan değil ama ailemizin bir parçası. Çaresiz haldeyken Extia onun annesi olmayı kabul etti.'

 

'Bu… üzücü. Eleel'in yaşadıklarına benziyor. Ablam annemden nefret ediyor ama benim için hala bir abla olarak kalacak. Ablama karşı bir iş çevirmeyeceğime sana söz veriyorum baba.' Yan odada tek başına olan Helen'e seslendi. 'Tatlım hadi annenin yanına gidelim. Dedenin işleri varmış.'

 

'Geliyorum babacım!' Küçük Helen koşarak odaya geldi. Babasının elini sıkıca tuttu. Kağıdı masaya bıraktı. 'Görüşürüz dedecim.' 

 

Ayağa kalktım. Oğlumu ve kızını kapıya kadar uğurladım. Askerler ve hizmetçilerden oluşan kalabalık kralı ve prensesi takip etti. Masaya geri döndüm. Soyağacını elime alıp uzun uzun düşüncelere daldım. 

 

'Ben gitmeden hiçbirinize lütfen bir şey olmasın.'

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1384

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1158

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 960

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 889

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 778

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 738

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 697

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 629

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 594

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 554

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 515

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 214

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 156

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 128

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 125

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 122

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 121

Site İstatistikleri

  • 19916 Üye Sayısı
  • 565 Seri Sayısı
  • 28095 Bölüm Sayısı


creator
manga tr