Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 170: Sana Yumruk Nasıl Atılır Öğreteyim


Mahzene inen merdivenleri iniyordum. Duyduğum seslerle olduğum yerde durdum. 

 

'Tüm askerler yukarıda değil mi?'

 

'Evet. Şaşırtmaca işe yaradı. Yinede acele etmeliyiz.'

 

'Sence yeryüzündeki Tanrının karısını öldürdüğümüzde işler yolunda gidecek mi?' Öfkeyle cennete saldırabilir.'

 

'Onu bir Tanrı gibi düşünme. Özünde insan. Sevdiği kadını kaybettiğinde hüznünden yaşamayı bile unutacaktır.'

 

'Dediklerin işe yaramazsa Tanrılar Tanrısına sen hesap verirsin.'

 

'Planı ben yapmadım. Bunların hepsini Adalet Tanrısı Lancelot planladı.'

 

'Sonuçta o Lass'ın sağ kolu. O bu işten paçayı kurtarabilse bile biz kurtaramayız.'

 

'Umalımda işe yarasın.'

 

Extia'nın amcası Lancelot Lass'ın sağ kolu muymuş? Öyleyse bizi yıllar önce oyuna getirmişti. Cennet'e amcasına yanına katılmaya giden Extia'ya neler olduğunu merak ettim. Ondan bir daha haber alamamıştım. Tanrılar bedenindeki kutsama için onu öldürmüş bile olabilirlerdi. Tanrılar benim hakkımda fazla bilgiye sahipti. Yeryüzünde casusları olmalıydı. Dışarıdan patlama sesleri duyuldu. İşlerini bitirmeden önce onlardan daha fazlası olup olmadığını anlamalıydım. İkiliyi takibe aldım. Merdivenleri seri adımlarla iniyorlardı. 

 

Mahzen girişine geldiklerinde 2 asker ile karşılaştılar. Askerler iki Tanrıyla karşılaşsalar da korkmadılar. Silahlarını çektiler. 

 

'Eskiden adımızı duyduklarında tir tir titrerlerdi. Şimdi bize silah doğrultacak kadar cesaretlenmiştir.'

 

'Hepsi o Tanrıları yüzünden.'

 

Askerler Tanrılara saldırdı. Onlara yardım etmeyi isterdim ama etmediğim daha iyi oldu. Gizlenen son Tanrı kendini bu sırada gösterdi. Askerlerin arkasında belirdi. Askerlerin onlara karşı şansı yoktu. Sonuncu Tanrı mahzenin kapılarını açtı.

 

'Kraliçeyi fazla bekletmeyelim. Medusa dışındakileri ne yapalım?'

 

'Hepsini öldürelim!'

 

'Lancelot kraliçeyi öldürüp geri çekilmemizi istedi. Fazla kayıp vermek istemiyor.' Diğer Tanrı iç çekti.

 

'Tamam tamam.'

 

Üçü içeri girdi. Hemen arkalarından içeri süzüldüm. Meşalelerin aydınlattığı loş mahzende ayak sesleri yankılanıyordu. Kısa bir süre daha onları takip ettim. Onları kimsenin takip etmeyeceğini düşünecek kadar ukalalardı. 

 

'Burayı pislik götürüyor. Geri çekilirken sarayı yok edemememiz kötü oldu. Bu pisliği temizlemeyi çok isterdim.'

 

'Biz giderken kalabilirsin. Sonuçta hepimizde yeryüzünde kalabileceğimiz kutsama var.'

 

'Kutsamayı almak zahmetliydi. Onu kolayca kaybetmeye niyetim yok sağol.'

 

'Öyleyse ağzın çalışacağına ayakların hızlansın. Durmadan konuşup duruyorsun!'

 

Birbirlerini ittiler. Tanrılardan çok haydutlara benziyorlardı. Hoşgörüden ve anlayıştan uzaklardı. Karım bu nefes artıklarının elinde can vereceğini düşündükçe öfkelendim. İkilinin konuşmasına çok odaklanmıştım. Üçüncü Tanrıyı gözden kaçırdım. Diğer ikisi birbirlerinin boğazına yapıştı.

 

'Canına susadın sanırım.'

 

'Ne yapacaksın? Beni mi öldüreceksin?'

 

'Yapamayacağım şey değil.'

 

Üçüncü Tanrı o sırada geri döndü. 'Siz iki işe yaramaz kavga ederken en azından birimiz görevimiz olduğunun farkındaydı.' Medusa'yı saçından sürükleyerek getirmişti. Yerimden fırladım. Mahzende yankılanan ayak seslerim düşmanlarıma ulaşmıştı. 

 

'Askerlerden biri mi kaldı?'

 

'Bilmiyorum.' 

 

Kılıcımı karımı saçından çeken Tanrıya fırlattım. Göğsünü saplanan kılıç Tanrıyı metrelerce sürükledi. Kılıçla beraber duvara saplandı. Diğer iki Tanrı onlara saldıranın sıradan bir asker olmadığını anlamışlardı. Hepsini teker teker katledecektim.

 

'Karıma elinizi sürmeye nasıl kalkarsınız!' 

 

'Azyl!' Draris bana doğru koştu. Birbirimize sarıldık. Karım beni haftalardır görmüyor olabilirdi ama ben onsuz koca bir 3 yıl geçirmiştim. Ona tekrar sarılabildiğime inanamadım. 3 yıl durmadan gözyaşı dökmüş ve karımın yasını tutmuştum. Tekrar yaşların gözlerimden süzüldüğünü fark ettim. Toparlandım.

 

'İyi misin hayatım?' Draris başını salladı. Gerçekten öleceğini düşünmüş olmalıydı. Bu sefer ölmesine izin vermeyecektim. 'Birazcık bekle, sana dokunmanın bedelini onlara çok pis ödeteceğim.' Draris'i arkama aldım.

 

'Sen Cehennem'i yok eden Tanrı Azyl misin? O kadar da korkutucu durmuyorsun!' dedi Tanrı. 

 

'Ho? Korkutucu durmuyorum demek...  buna ne dersin pislik?' Tanrılara doğru yürümeye başladım. Onları öldürmek için kılıca falan ihtiyacım yoktu. Nefretim bedenimi sardı. Kan kırmızı dehşet saçan zırh parladı. Boynuzlu kuru kafa miğferim başımı sardı. Sinirimi tarif edecek kelimeler yoktu. Gri gözlerim parladı. 'Sevdiğim kadını öldürmeye kalktınız! Çekeceğiniz acının ruhunuzda devam edeceğinden emin olacağım.' 

 

Tanrı saldırıya geçti. 'Sana konuşabileceğini kim söyledi. Öldürücü yumruklarım zırhını parçalayıp kemiklerini kıracak. Geber Tanrı bozması!' 

 

Bana vurmasına izin verdim. Yaşayacağı hayal kırıklığını her şeyden çok görmek istiyordum! Yumruğu çelik kadar sağlamdı. Vuruşundan güçlü olduğunu hissettim. Bir başkasına atılmış olsaydı. Muhtemelen o kişi ölürdü. Yumruk zırhıma çarptı. Dumanlar yükseldi. 

 

'İşini bitirdin mi?' diye sordu diğer Tanrı. 

 

Dumanlar dağılırken yumruk atan Tanrıyı bileğinden tuttum. Zırhım sapasağlam duruyordu. Onu kendime doğru çektim. Miğferimin altından sesim boğuk ve gaddar çıkıyordu. 'Hiç fena değildi.' Yüzündeki ifadenin çöküşünü izlerken zevk aldım.

 

'İ-İmkansız! Nasıl parçalara ayrılmadın?!' Korku yüzüne yayıldı. Bağırmaya başladı. Yakaladığım bileğine çelik pençemi geçirmiştim. Ölüm korkusu Tanrıyı ele geçirdi. Diğer yumruğunu kullandı. Belki yirmi, belki otuz kere tüm gücüyle vurdu. Eli kan içindeydi. 

 

'Bitirdin mi pislik? Sana yumruk nasıl atılır öğreteyim!' Her şeyimi yumruğuma kattım. Hayatımda attığım en iyi yumruktu. Kaburgaları kırıldı. Yere bir böcek gibi yapıştı. Gözleri ve ağzı açık ölmüştü. Üçüncü Tanrı arkasına bakmadan kaçıyordu. Kovalamaca oynayacak durumda değildim. Nefretim zırhımdan dışarı taştı. Kızıl dumanlar yayıyordu. İğrenç et ve kanla kaplı görüntüsü benim yanımda yumuşak duruyordu. Gerçekten yüreklere korku salan bir görüntüm vardı. Yaratığa emrettim. 'Yemeğin kaçıyor. Yakala onu!' 

 

Nefretim avının peşinden uluyarak takibe başladı. Tanrı mahzenin dar koridorlarında kaçmaya çalışıyordu. Peşindeki yaratığın dehşet verici görüntüsünden korkmuştu. Yaratık sırtına atladığında ikisi taklalar attı. O sadece bir yaratıktı. Bir Tanrıyı yenemezdi. Kendine olan güvenini yeniden kazandı. Tanrı Azyl'in tek hareketleriyle ölen diğer ikili aklına geldikçe ölüm korkusu içini yiyordu. Buradan kaçacaktı.

 

'Gel buraya seni çirkin yaratık! Büyümün tadına bak!' Mavi dalga yaratığa çarptı. Bedeni yok olan yaratıktan eser kalmamıştı. 'Hıh. Sadece göz korkutmak içinmiş. İntikamımı başka zaman alırım. Şimdi gitmeliyim.' Koridorlardan ilerlemeye devam etti. Bütün yollar birbirine benziyordu. Koridor ikiye ayrıldı. Hangi taraftan gideceğine emin değildi. Sağ taraftan gelen sese yöneldi. Bir çocuğun sesine benziyordu. Çok kısa süre duyabilmişti. Girdiği koridorun sonunda bir odaya vardı. İçeride hizmetçiler, yaşlılar ve çocuklar vardı. 

 

'Buraya nasıl girdin?!' dedi sert bir kadın sesi. Tanrı kadının hemen arkasında duran küçük bir kız çocuğu gördü. Giysileri ise son derece görkemliydi. Yüzünde bir gülümseme belirdi. Aradığı intikamı daha erken alabilecekti. 

 

'Sen yeni Kraliçe olmalısın, o da prenses olmalı.'

 

Eleel kızını iyice arkasına sakladı. Burada dövüşebilecek onun dışında kimse yoktu. 'Ya sen kimsin?'

 

Tanrı büyüsünü kullanmak için hazırlandı. 'Bir dost…' Eleel kızını korumak için sarıldı. Tanrının mavi büyüsü parladı ve söndü. 'Ah!' diye bağırdı.  Yok ettiğini sandığı yaratık keskin dişlerini Tanrının omzuna geçirmişti. Odadakiler bağırmaya başladı. Yaratık Tanrıyı sürükleyerek odadan dışarı çıkardı. 'Hayır, hayır!' diye bağıran Tanrının çığlıkları kısa süre sonra kesildi. Bedeni et ve kanla kaplı yaratık odaya ağır adımlarla girdi. Çirkin ve korkutucu görüntüsü herkesi korkutuyordu. 

 

Eleel yaratığı tanıdı. Kayınbabasının nefretinden oluşmuş yaratıktı. Rahatladı. Kızını tutan eli titriyordu. 'Anne, bu yaratık korkutucu!' Kızını kucağına aldı. 


'Geçti tatlım. O bize zarar vermeyecek.' Yaratık görevini tamamlayıp koridordan sahibine geri döndü.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1392

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1171

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 965

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 891

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 785

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 745

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 700

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 629

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 595

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 555

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 530

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 215

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 201

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 156

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 130

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 130

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 124

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 122

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 122

Site İstatistikleri

  • 20548 Üye Sayısı
  • 580 Seri Sayısı
  • 28833 Bölüm Sayısı


creator
manga tr