"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 168: Yolumun Sonu, Elveda


Çevremi saran Tanrılar tehditkarlardı. Onlardan onlarca saydım. Alevlerim hepsini kavuracaktı. Beni çevreleyen alev duvarını serbest bıraktım. Alevler metrelerce genişledi. Hepsini tek seferde küle çevirdim. İçgüdülerim bana arkadan saldıranı haber verdi. Saldırıyı karşıladım. Tanrı alevlerimden etkilenmiyordu. Bedeni parlak mavi bir tabaka ile kaplıydı. Fakat aramızdaki güç farkı ortadaydı. Saldırısını savuşturdum. Boğazına yapıştım. Üzerime saldırılar yağmaya başladı. Tanrıyı bırakmak zorunda kaldım. Çeşit çeşit büyü ve silah darbelerinden kaçındım. Yağmur yağmaya başladı. Bu da Tanrıların işi olmalıydı. Alevlerim buharlaştı. Yağmur damlaları hızlandı. Önce doluya sonra daha ince ve keskin hale dönüştüler. Gökyüzünden iğne yağıyordu. Diğer Tanrılar bu saldırıdan etkilenmiyordu. Onları koruyan bir büyü vardı.

 

Zırhım kükreyerek tüm bedenimi kapladı. Boynuzlu kuru kafayı andıran miğferim başımı sardı. Bu aciz saldırının benim üzerimde işe yarama imkanı yoktu. Yağmur görüşümü bozuyordu. Tanrıların acınası büyüleri zırhıma dokunup bozuluyordu. Havaya yükseldim. Bulutların tepesine çıkacaktım. Tanrılar beni takip etti. Yüzlerce metre yükseldim ve bulutların tepesine çıktım. Bulutlarla kaplı semada güneş parıl parıl parlıyordu. Sıra sanada gelecekti! Öfkemi tatmayan kalmayacaktı. Gerekirse seni bile yok edecektim ateş parçası! Tanrılar bulutların arasından çıkıp saldırıya geçtiler.

 

Onları koruyan bariyeri kimin yaptığını bulmalıydım. Saldırılarımdan korunuyorlardı. Düşmanımın saldırısını karşıladım. Gökyüzü benim hükümdarlığımdaydı. Rüzgara seslendim. Sert rüzgarlar bıçak kadar keskindi. Tanrıları geri püskürttüm. Çoğunun kanatları parçalandı. Aşağıya düşüyorlardı. Rüzgar emrimden çıktı. Garip bir şey vardı. Bir kadının kahkahasını duydum. Yeşil saçları uzundu. Rüzgar bedeninin etrafında dans ediyordu. Onu hatırladım. Ejder Kral Chinjoka'nın anılarında bu kadını görmüştüm… Rüzgar Tanrıçası Mivra.

 

'Kimse hükmettiğim rüzgara benim dışında emir veremez.' Rüzgara hükmedebilirdi ama bende dünyanın kendi büyüsüne sahiptim. İki ayrı dünyanın rüzgarları karşı karşıya gelecekti. 

 

'Dünyanın has büyüsüne sahibim. Senin esintin benim hortumuma yem olacak.' Ufak bir alev topu oluşturdum. Rüzgarım onu harmanladı. Saniyeler içinde devasa bir alev kasırgasına dönüştü.

 

'Güldürme beni, senin rüzgarın zayıf!' Mivra rüzgarını savurdu. Alev kasırgam dağılırken sert rüzgarı keserek tanrıçaya ilerledim. 'Zavallı! İlahi bariyer üzerimdeyken bana zarar vere-' Kılıcım kalbine sapladı. Yüzündeki şaşkınlığa gülerek karşılık verdim. Yüzündeki ifadeyi unutmamaya çalışacaktım.

 

'Boş ve kendinden emin sözler… hiç değişmiyorsunuz.' Kılıcımı kalbinden çıkardım. Diğer Tanrılar kaygıyla bana baktılar. Mivra'nın bedeni boşlukta kaydı. Alevlerim etki etmiyorsa kılıcım vardı. Küçük dal parçaları kadar kolay kırılıyorlardı. Bana rakip olabilecek hiçbir Tanrı olamazdı. Rüzgarlar tekrar emrime girdiğinde eğlenceme devam edebilecektim. 

 

Tanrılardan biri kılıcını sırtıma savurdu. Çok kalabalıklardı. Zamanında karşılık veremedim. Kılıç zırhıma çarpıp parçalandı. Tanrı silahlarının gücü zırhımı delmeye yetmiyordu. Tek taraflı bir savaştı. Dakikalar içinde bir tanesi hariç hepsini geberttim. Onu yakaladım. Yere indik. Titreyen elleri arasından silahı kayıp düştü. Canı için yalvarmaya hazırdı.

 

'Yeryüzünde ne işiniz var, konuş!' 

 

'!'

 

'Sana konuş dedim!' Kılıcımı bacağına sapladım. Onu yere serdim ve yaralı bacağına bastım. Acıyla haykırdı. 

 

'Yokluğunu fırsat bilip yeryüzüne saldırdık!' dedi Tanrı. Kılıcım boğazına dayanmıştı. 

 

'Çocuklarımı ve ordumu yenecek gücü nerden buldunuz?'

 

'İlahi bariyer bizi her türlü saldırıdan koruyordu… ordun darmadağın edildi.'

 

Ordum yok mu edilmişti? İnanmak istemedim. Fakat kudretli alevlerimin işlemediği bir bariyerin gücünü hafife alamazdım. Tanrıların önceden böyle bir gücü yoktu. 

 

'Size bu bariyeri kim verdi! Hangi Tanrı?' 

 

'O bir Tanrı değil.' 

 

'Kimdi?' Konuşmadı. Tekrar yarasına bastım. 'Söyle! Hayatın zaten burada son bulacak.'

 

'A-Alem Kralı!' Duyduklarım doğru muydu? Adını duyduğumda tüylerim ürperdi. Neden Alem Kralı Tanrılara yardım ediyordu? Bunca zaman sesini çıkarmayan varlık neden şimdi harekete geçiyordu?

 

'Yalan söylemeyi kes! Alem Kralı'ı siz zavallılara neden yardım etsin?'

 

'Bilmiyorum. Yemin ederim!' 

 

'Ölümün kıyısında duran bir adam için yeminin ne önemi var!' Onu ayağa kaldırdım. 'Beni Lass'a götüreceksin. Onu gebertip her şeyi bitireceğim.' 

 

Harap tapınağa bir Tanrı daha indi. Hayır bu bir Tanrı Lorduydu. Parlak gümüş zırhı ve yaşlı bir suratı vardı. Onu tanıdım. O Extia'nın amcası Adalet Tanrısı Lancelot'tu. 'Lass'ın nerde olduğunu kimse bilmiyor. Nefesini boşa harcama.' Bu dosthane ses tonundan nefret ettim. Hayatını kurtardığım Lancelot'un bana borcu vardı. Onu kullanıp Lass'ı bulacaktım.

 

'Öyleyse beni bilen birine götür.' Yaralı Tanrıyı yakaladım ve tek hareketle boynunu kırdım. 'Sakın bir numara yapmaya kalkma. Sonun diğerleri gibi olur.'

 

'Ben senin dostunum. Sana zarar vermek gibi bir niyetim yok.' Tanrıların birine bile güvenim kalmamıştı. 

 

'Götür ya da gazabıma uğra!' 

 

'Şu an düzgün düşünemiyorsun. Önce sakinleşmelisin.'

 

Aramızdaki mesafeyi umursamadan kılıcımı savurdum. Şiddetli dalga yeri yararak Lancelot'a çarptı. 

 

'Öyleyse gazabıma uğrayacaksın.' Konuşmasını beklemeden Tanrı Lorduna saldırdım. Onun bedeni de aynı bariyerle kaplıydı. Ona güvenmemem için bir sebep daha oldu. Saldırım görünmez bir şeye çarptı. Yoktan beliren uzun kalkandan dumanlar yükseldi. Kalkana vurmaya devam ettim. Kendimde değildim. Darbelerim düzensiz ve katıksız öfkemi barındırıyordu. Gözlerimi kırpmıyor, haykırarak saldırmaya devam ediyordum. 

 

Lancelot'un kalkanı kırıldı. Kılıcımı savurdukça savurdum. Zırhını kestim. İkimizde Tanrı Lorduyduk ama bana karşı koyamıyordu. Hiçbir büyüm ona etki etmiyordu. Kılıcım tek güven kaynağımdım. Lancelot konuşuyor ama sözlerini duymaktan çok uzaktım. Öfkemi birinden çıkarmaya çalışıyordum. Lancelot yere yığıldı. Ayağa kalkamayacak kadar yıpranmıştı. 

 

'Azyl yapma! Ölen çocuklarının hatrına dinle beni!' İşini bitirmek üzereydim. Durdum. Çocuklarım ölmüşler miydi?! Ölmeleri imkansızdı! Hepsi mi ölmüştü?!

 

'Kendi gözlerimle görmediğim sürece sözlerine inanmayacağım!' 

 

'Doğruyu söylüyorum. Silahını indir, konuşalım.' Kılıcımı kabzasına yerleştirdim. Lancelot'a kalkması için elimi uzattım. Tanrı Lordu elimi kavradı. Kolunu tutup onu yıkılmış heykele fırlattım. Heykelden arta kalan ne varsa Lancelot çarptığında yerle bir oldu. 

 

'Çocuklarımın hepsi ölmüş ve sen bana gelmiş konuşalım diyorsun. Adi herif! Bütün kemiklerini kıracağım. Tanrı olarak doğduğun için kendine lanet edeceksin!' 

 

Bitkin Lancelot'u yumruklamaya başladım. Suratını tanınmaz hale gelene kadar yumrukladım. Nefes alıp almadığını kontrol etmeden yumrukladım. Gözleri şişen suratında görünmeyene kadar yumrukladım. Onu bıraktığım da çoktan ölmüştü. Bu pisliğin söyledikleri doğru olamazdı. 3 yılda bu noktaya gelemezdik! Yüzlerce yıllık çaba ve gözyaşı yok edilmişti! Yakıp yıktığım tapınak yüksek bir dağın zirvesindeydi. Krallığın hatları görülebiliyordu. Havaya yükseldim. Gördüğüm manzara korkunçtu. Tüm krallık toprakları alevler içindeydi. Kara dumanlar her taraftan yükseliyordu. Devasa Polis şehrini ateşler sarmıştı. Başkente doğru uçtum. Güzel çayırlarla çevrili topraklar yanıyordu. 

 

Tanrılar şehri yağmalamıştı. Sırf zevk için yakıp yıkıyorlardı. Öfkeden kudurdum. Kalenin önünde duran Tanrı Katleden heykeli yıkılmıştı. Her taraf ceset kaynıyordu. Katledilen halkım ve askerlerim sokakları dolduruyordu. Ölmüş ejderleri gördüm. Bedenleri hunharca kesilmiş ejderler binaların ve surların tepelerine serilmişlerdi. Başkent bir mezarlığa dönmüştü. Önüme çıkmaya cüret eden herkesi öldürüyordum. Halkım, askerlerim, dostlarım ve ailem öldürüldüyse geriye kalan herkes düşmanımdı. Tanrılar bir bir düşerken kale basamaklarını tırmandım.  Dostum Ejder Kral Chinjoka'nın cansız bedeni kale bahçesinde serili yatıyordu. Onun yanı başında ölmüş 2 çocuğu duruyordu. Bedenleri parçalanmıştı. Gaddarlığın seviyesi midemi bulandırdı. Yüreğim korktuğum gerçeğin yaklaştığını söylüyordu. Adımlarım her ilerleyişim de bana isyan ediyordu. Kalenin büyük kapılarını araladım. Geniş salon yüzlerce cesetle doluydu. Kara ve altın sarısı zırhları gördüm. Cesetlerden büyük tepeler oluşmuştu. Adım atmak neredeyse imkansızdı.

 

Ve çocuklarımı gördüm… hepsini. Büyük ahşap çarmıhlar sırayla salona çakılmıştı. Bilekleri, bacakları ve hatta güzel melek kanatları demir kazıklarla merhamet gösterilmeden çarmıha gerilmişlerdi. Çarmıha gerilmeleri yeterli değilmiş gibi bedenleri kan ve yara içindeydi. Torunlarıma bile acımamışlardı! Onlara bakamadım… hiçbirine. Gözlerimi kapadım. Bu kabustan uyanmak istedim. 10,000 yıldan fazla yaşadım. Kimsenin çekmediği acıları çektim. Pes etmeden savaştım ve kazandım. Elde ettiğim her şeyi ailemle ve dostlarımla paylaştım. Bunu hak edecek ne yaptım? Saatlerce kale salonunda ağladım. Yaşamak istemiyordum… daha fazla acı çekmek istemiyordum. Kılıcımı boynuma dayadım. Hızlı ve acısız bir ölüm olacaktı. Yolum burada bitiyordu.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1392

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1171

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 965

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 891

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 785

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 745

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 700

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 629

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 595

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 555

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 530

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 215

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 201

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 156

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 130

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 130

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 124

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 122

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 122

Site İstatistikleri

  • 20547 Üye Sayısı
  • 580 Seri Sayısı
  • 28831 Bölüm Sayısı


creator
manga tr