Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 167: Gözü Kara


Oğlum ve kızımı çevreleyen ışıklar onları göğe kaldırdı. Bu kutsal anın tadını çıkarmalarına izin verdim. Öngörülemez güç ve sınırsız potansiyel. Hepsi artık önlerindeydi. Ursa'nın melek kanatları çıkarken Frimold'un kanatları genişledi. Tanrı Lordluğuna ulaştığında bedeni yeryüzünde durmaya dayanamayacaktı. Hapım bu etkiyi ortadan kaldırmak için elimde hazır bekliyordu. Tanrı Lorduna etkisi sadece bu kadar olacaktı. Ursa yere indiğinde görünüşünde herhangi bir değişim olmadığını fark ettim. Yüzünde kendinden emin bir gülümseme vardı.

 

'Ne Tanrısı oldun oğlum?' 

 

‘Kaos!’ Ellerinden çıkan büyü akımı çok güçlüydü. Kaos yıkım demekti.

 

.

.

.

 

Yıllar birbirlerini takip etti. Tam olarak söylemem gerekirse 5 yıl oldu. 5 yılda size yeryüzünün geldiği noktayı anlatacağım. Sadece iyi şeyler yaşanmadı bunu bilmelisiniz. Bu mutlu adamın yaşayabileceği başka acı kaldı mı diyenler için… anlatıyorum.

 

Liderler ziyafeti ve ardından gelen Karagüneş festivali kazanılan zaferi taçlandırdı. Zaferden 1 yıl sonra Ölümsüz toprakları tamamen temizlenmişti. Üç Elf Krallığı yeni yuvalarına taşınırken Orklar da birleşti. Yıllar önce masada yeni yeryüzü haritasının sınırlarını beraber belirlediğimiz Cüce Kralı Duborli hayatını kaybetti. Yeraltının derinliklerindeki sarayına bir anıt mezar yapıldı. 

 

Elfler ve Orkların yeni yuvalarına yerleşmeleri 3 yıl sürdü. Ulu Elf topraklarında yeni bir krallık kuruldu. Periler yeryüzündeki kısa tarihlerinde krallığa dönüşmenin gururunu yaşadı. Yüce Peri Kayn yaşlansada krallığının başındaydı. Evlenmemişti. Evlilik adamı olmadığını iddia eden yaşlı peri, yanına varis olarak Elisar Ateşnefes'i uygun görmüştü. Torunum Elisar 16 yaşında genç bir delikanlıydı artık. Babası Omen, Ateş rüyasını oğluna teslim etmişti. Elisar babasının demirci yeteneklerine ve annesinin kuvvetine sahipti. 

 

Bu 5 yılda çok sayıda dostum hayatını kaybetti. Dost… bu kelime asırlar önce asla kullanmayacağım bir kelimeydi. Ailem ve dostlarım vardı. Bir insanın başka neye ihtiyacı olabilirdi ki? Kızıl Buz ve Ebedi Söz liderleri vefat eden dostlarım arasındaydı. Daha kimleri mi kaybetmiştik? Hepsinin sırası gelecekti. Ebedi Söz lideri Specta'nın kızı Rochel tarikatın başına geçti. Aramız kötü olsada yaşadığı kayıp onu derinden sarstı. Bu yürek yakan anda yanındaydım. En iyi arkadaşı Frimold da yanındaydı. Bir diğer isimde Başdanışman Avarosa oldu. Yurdu Buz Diyarına götürülerek saray aile mezarlığına defnedildi. Halkı ardından çok gözyaşı döktü.

 

Kötü haberlere devam etmeden önce yaşanan birkaç iyi haberi anlatayım. Gelecek Ordusu kuvvetlerini katlamıştı. Bir milyondan fazla asker Cennet'i yerle bir etmek için emirlerimi bekliyordu. Yavaştan vakit geliyordu. Ursa Yılanadam Kralı olmuştu. Eleel ile evlenmişlerdi. Hayatları çok güzel ilerliyordu. Bu mutlulukları bir kız çocukla taçlandı. Aleif ve Otea da evlendiler. Parzival uzun yıllar önce kaybettiğim buz panterim Jagos'u buldu. Aleif ile kısa süre sonra evlendiler. Onları takip eden yıl Seth ve Otea evlendiler. Onlarında bir kızları oldu. Otea ve Aleif'in karşılaşması büyük ses getirdi. Son yılların en çok ses getiren olayı oldu.

 

Tanrılar geçtiğimiz yıllarda ufak bir saldırı düzenledi. Azat yurdumu ziyaret ettiğim sırada Yılanadam sarayına saldırmışlardı. Saldırı sonucunda Draris hayatını kaybetti. Ursa bütün Tanrıları yok etmişti. Bu alçak saldırının haberini aldığımda yıkılmıştım. Apar topar oğlumun yanına gittim. Karımın tabutun içinde yatan soluk bedenine baktığımda dizlerimin bağı çözüldü. Öfkeliydim ama hüznüm onun yanında okyanuslardan bile büyüktü. Mezarının başında ne kadar ağladığımı bilmiyordum… haftalar, aylar sürmüş olabilirdi. Hüznüm bitmek bilmediğinden öfkeme sıra gelmiyordu. Bunlar 5 yılda yaşananlardı.

 

Yeryüzünde Tanrılara ait tüm tapınakların yıkılması emrini vermiştim ama bir tanesi hariç… Acı Tapınağı. Extia için yaptırdığım tapınağa kendimi kapattım. 3 yıldır dışarı çıkmamıştım. Hiçbir çocuğumla görüşmedim. Tek başıma acımla başbaşaydım. Tapınağın gün ışığının dahi girmeyi unuttuğu odaları ve koridorları yeni yuvam oldu. Ailem olduktan sonra asla yalnız kalmam sanmıştım. Draris'i kaybetmem beni çöküşe sürükledi. Çocuklarım tapınağa beni ziyaret etmeye geldiklerinde karşılarına çıkmadım. Onlar Draris'i anneleri olarak kabul etmemişlerdi. Elbette ölümüne üzülmüşlerdi ama benim kadar üzülmeleri mümkün değildi.

 

Birbirlerimize kavuşmak 30 yıl sürmüştü... 30 yıl. Ve birlikteliğimiz o kadar sürmeden sona ermişti. Bu haksızlık değil miydi? Çaresizliğim beni yiyip bitiriyordu. Beni bu çöküşten kurtaracak bir ışık bulamıyordum. Kalbimin sesini duyamıyordum. Oğlumun neler yaşadığını merak ediyordum. Annesinin mezarının başında benimle beraber gözyaşı dökmüştü. Benim kadar yıkılmış mıydı? Bu tapınaktan çıkmalıydım ama ayaklarım geri geri gidiyordu. 

 

Uzun yaşamanın güzel bir yanı yoktu. Sadece boşa akan zaman ve sevdiklerinizin ölümü vardı. Zihnim kararıyor ve yine zamanın akışına kendimi bırakıyordum. Yeryüzünde neler oluyordu? Şu an umrumda değildi. Karımın yasını tutuyordum. Hüznüm ne zaman dinecekti? Öfkem zırhımı beslemeye devam etti. Azgın yaratığın hırıltılarını duymaktan bıkıp zırhımı çıkarıp attım. Kılıcım ise onu fırlattığım duvara saplı vaziyette 2 yıldır duruyordu. Saçlarım ve sakallarım birbirine karışmış haldeydim. Tek yaptığım yas tutmaktı. 

 

Bir gün uyandım ve artık hüznümün yerini öfkemin kapladığını fark ettim. O kadar öfkeliydim ki kendime geldiğimde duvarlar sarsıldı. Dökülen toz yığınlarını umursamadım. Cennet'i yerle bir etmek istiyordum. Tek başıma ya da çocuklarımla fark etmezdi. Sevdiğim kadını öldürmenin bedelini hepsi ödeyecekti. Tek bir Tanrı sağ kalmayacaktı. Gözümü kaplayan hırs beni kör etti. Geceyırtan'ı fırlatmış olduğum duvardan çıkardım. Paslanmaz yüzeyi parıltısını koruyordu. Zırhımı çıkarıp attığım yere yürüdüm. Üstü tozlarla kaplı kızıl zırhım duvara dayanmış duruyordu. Ona dokunmamla kan kırmızı parladı. Göğsündeki kuru kafa simgesinden fırlayan yaratık bedenimi sardı. Şu an sahip olduğum öfke zırhımın binlerce yıldır sahip olduğundan daha fazlaydı. Tapınağın mühürlediğim kapılarına ilerledim. Bu kısma gelmeyeli kaç yıl olduğunu hatırlamıyordum. Bir daha açılmaması için mühürlediğim kapıyı havaya uçurdum. 

 

Gün ışığı gözümü kör etti. Kaç yıldır yüzüm güneş görmemişti. Acılar içindeyken nasıl olurda güneş parlamaya devam edebilirdi! Ben bu dünyanın tanrısıydım! Ben mutsuzsam kimse mutlu olamazdı. Delirdiğimi hissettim. Umutsuzca dizlerimin üzerine çöktüm. Kılıcım elimden kayıp düştü. Güneş inatla ışıklarını savurmaya devam ediyordu. 

 

'Sevdiğim kadınla beraber olmama izin vermedin. Binlerce yıl işkence gördüm. Beni bir Tanrı yaptın. Hayat! Benimle oyun oynamaktan bıkmadın mı!? Benim ölmeme izin vermezken neden sevdiklerimi elimden alıyorsun!?'

 

Dakikalarca öylece oturdum. Sözlerim birine değildi ama içimde saklamaktan iyiydi. Hepsini gebertecektim. Beni bu hala getirenlerin hepsini!

 

'Tanrılar! Biriniz bile sağ kalmayacaksınız. Evinizi yok edeceğim. Gözümde hiçbirinizin farkı kalmadı!' Ayağa kalktım. Acı Tapınağı karşımda duruyordu. Extia'nın heykeline baktım. Öfkem gözlerimi kararttı. Alevlerimi tapınağa saldım. Koca tapınağı alevler sardı. Heykeli paramparça ettim. 

 

'Extia… sende bir Tanrısın! Kılıcım sana zarar vermez sanıyorsan yanılıyorsun. Soyunuzu kurutacağım.' Bir şeylerin tapınağa yaklaştığını hissettim. Bunlar insan değildi. Başka bir ırktan da değildi. Doğruca bana geliyorlardı. Tanrılar! Saklanmak istemiyordum. Beni durduracak varlık bir Tanrıdan fazlası olmalıydı. Öfkem bedenimde patlıyordu. Her tarafımı saran alevler çelik kadar sağlamdı. 


Tanrılar etrafımı sardı. Lanet beyaz kanatlar ve kibirli bakışlar. Yeryüzüne ne olmuştu? Çocuklarım iyi miydi? Onları kaybetmeye dayanamazdım. 'GELİN!' diye haykırdım. 'Tam karşınızda duruyorum. Bana bir çizik bile atabilirseniz ölümünüzün hızlı olacağına söz veriyorum!'




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1392

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1171

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 965

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 891

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 785

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 745

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 700

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 629

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 595

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 555

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 530

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 215

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 201

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 156

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 130

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 130

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 124

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 122

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 122

Site İstatistikleri

  • 20549 Üye Sayısı
  • 580 Seri Sayısı
  • 28833 Bölüm Sayısı


creator
manga tr