“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 166: Güzel ve Parlak Bir Gün


Zaferin tatlı gururuyla beraber başkente döndük. Aylar önce coşkuyla uğurlayan halk yine aynı coşkuyla şanlı ordumuzu karşıladı. Çığlıklar ve tezahuratlardan yanımda at süren öğrencimin sözlerini duyamıyordum. Halkıma el sallayarak Pegasus'u ağır adımlarla ilerlettim. Gül yaprakları havada uçuşuyordu. Kaleye girdikten sonra bile halkın coşkulu sesini duyabiliyodum. Zaferin üzerinden aylar geçmişti ve yeryüzüne kutlu haber yayılmıştı. Her krallığın lideri büyük ziyafete davet edildi. Hepsinin gelmesi birkaç ayı daha bulacaktı. Ziyafeti takip eden günlerde yıllardır kutlanan Karagüneş festivali olacaktı. Adımı taşıyan bir festivalin olması beni biraz utandırdı. Neden utandığımı bilmiyordum.

 

Tüm ailemle beraberdim. Şeytan yenilmiş ve barış hakimdi. En mutlu günlerimdi. Torunlarıma sarıldım. Küçük Elisar'ı görmek harikaydı. Kocasını ve oğlunu aylar sonra tekrar gören Frimold da çok mutluydu. Oğlunu durmadan öpüyordu. Yıllarca çocuklarımdan uzak kalmış olan ben bile kızımın ailesinden uzak kalmasına üzülmüştüm. 

 

Seth, Başdanışman Avarosa'yı gördüğünde şaşkınlıktan küçük dilini yutacaktı. Kraliçesinin önünde saygıyla eğildi. Seth Buz Diyarın da sıradan bir vatandaştı. Kraliçesiyle böyle karşılaşmayı beklememiş olmalıydı. Yeni öğrencimi tanımayan kalanlarla tanıştırdım. Avarosa öğrencimin büyük saygısına karşılık hafifçe başını eğerek selam verdi. Bunu gören Seth yerlere kadar eğildi. Otea ise bir gün Avarosa gibi çok saygı ve hürmet gören bir kraliçe olmayı diledi. Halkı onu seviyordu ama Avarosa ile aralarındaki farkı hissetmişti. Halkı ona sevgiden fazlasını besliyordu. 

 

Medusa'yı ışıl ışıl elbiseleri içinde gördüğümde onu ne kadar özlediğimi hatırladım. Kızıl saçları açık ve çok güzeldi. Koyu yeşil elbisesi ona yakışmıştı. Kalbim göğsümde çırpındı. Bakışlarımız buluştuğunda gülümsemesi içimi ısıttı. Karıma sarıldım. Yumuşacık saçlarının kokusu tüm yükümü aldı. Kuş kadar hafiftim ve tatlı sözlerini duydum. 'Eve hoşgeldin.'

 

Şehir hiç olmadığı kadar canlıydı. Gecenin geç saatlerine kadar ışıklar ve sesler devam ediyordu. Korkmadan yaşamak bu olmalıydı. Tepelerine hesap vermeden hür yaşayacakları bir gelecek başlıyordu. Günler akıyor ve hayatımın keyfini çıkarıyordum. Liderler Polis'e geliyordu ve ziyafet hazırlıklarını Tüylü Nusret'in hazırlaması için kesin talimat vermiştim. Siyah gözlüklü Kaplanadam heyecandan ter içinde yerlere yatarak bu onuru kabul etti. Hayatında yaptığı en iyi yemeklerin garantisini verdi. Buna şüphem yoktu.

 

Damadım Omen, oğlum Ursa, torunum Myndir ve öğrencim Seth ile beraber kale hamamının tadını çıkarıyorduk. Küçük Elisar'ın da hamama gelmesini istemiştim ama Omen hamam sıcağının oğlunu rahatsız edeceğini söyledi. Babası haklıydı. Ben çocuklarımı ileriki yaşlarında yanıma aldığımdan küçüklüklerinin nasıl geçtiğine dair bilgim yoktu. Bu yüzden küçük Elisar'ın hamama gelmesini istemiştim. Yeterince düşünceli değildim.

 

Kafamda ziyafet için güzel planlar vardı. Yıllar önce yarattığım Tanrı ve Yeryüzü arasında yer alan güç sisteminin boyutlarını herkese sergilemek istiyordum ve bunun için aynı buz büyüsünü kullanan Otea ve Aleif'in arasında bir düello yapılmasına karar kılmıştım. Lakin bu düello hiç gerçekleşmemişti. Bu planımı unutmamıştım. Aleif Melek seviyesine ulaşmış olabilirdi ama Otea'nın ondan geri kalır yanı yoktu. Büyük bir gösteri maçı olacaktı. Yarattığım yeni sistemin gücü çoktan kendini kanıtlamıştı ama amacım zirvenin gücünün neye denk olduğunu göstermekti. Bu herkesi güçlenmeye şevk edecek bir karşılaşma olacaktı. Hamamın sıcaklığı düşüncelerimi dağıttı. Ateşlere hükmeden kişiydim ama hamamın sıcaklığını yenemiyordum. Güldüm.

 

Torunum Myndir daha fazla sıcaklığa dayanamayıp sudan çıktı. Yanda duran serin suyun tatlılığına kendini bıraktı. Hepimiz güldük.

 

'Yılanadam sarayında da böyle büyük bir hamam vardı. Buraya gelmeden önce sık sık giderdim ama aradan zaman geçti. Bu sıcaklığa alışmak uzun sürecek.' dedi Ursa sudan çıkarken. Bedeninden yükselen dumanlar diğerlerinin arasına karıştı. Boğazından aşağısı kıpkırmızı olmuştu.

 

'Dikkat et, sevgilin seni böyle domatese benzer halde görmesin Ursa.' diye dalga geçti Omen. 

 

'Eleel'in bu halimi daha çok seveceğine eminim. Domatese bayılıyor!'

 

Hepimiz gülüyorduk ama Seth'in kahkahaları daha gürdü. Domates dendiğinde aklına Salça Tanrısı Ursa espirisi geliyordu. Domates o zamandan beri en sevdiği sebzelerden biri olmuştu. O da sudan çıktı. Ursa ve Seth'te serin havuzda keyif yapan Myndir'e katıldılar. Sadece Omen ve ben kalmıştık.

 

Yeteri kadar durduğuma karar vererek sudan çıktım. Omen de benimle beraber çıktı. Vücudum yumuşak ve kırmızıydı. Omen'e baktığımda ise bedeni hiç kızarmamıştı. Ben Rüzgar ve Toprak rüyalarına sahiptim. Damadım ise Ateş rüyasına sahipti. Hamamın onu etkilememesi bu yüzden olmalıydı. Kendimi serin suya bıraktığımda büyük bir ferahlık dalgası bedenimi sardı. Bu ferahlığa kendimi saldım. Su yüzeyine çıktım. 

 

'Belki Elisar'ı getirebilirdim. Bu havuzu kesin severdi.' dedi Omen.

 

'Frimold ablam da hamamı kullanacaktı. Elisar'ı yanında götürmüştür.' dedi Ursa

 

'Benimle gelmektense annesiyle gitmesi daha iyi olmuş.'

 

'Biz erkeklerin yanında sıkılırdı. Annesinin yanında daha çok eğlenir.'

 

Oğluma yan gözle baktım. 'Aklından tuhaf şeyler geçmiyor değil mi oğlum?' 

 

'Şu an Elisar'ın yerinde olmak gibi mi? Tabi ki hayır!' 

 

Hamamdan sonra uzun, tatlı bir uyku çektim. Bedenimin farkında olmadığım yerleri aylarca at sürmenin ve kılıç sallamanın yorgunluğunu attı. Akşama doğru Ursa'ya planladığım sürprizi gerçekleştirecektim. Saçlarımı okşayan güzel eşimin elini hissettim. Gözlerimi hafif araladım. 

 

'Bir 100 yıl uyuyacak gibi duruyordun.'

 

'Uyumuşluğum var.' Gülümsedim. Draris yanıma uzandı. Elleri yatağı örten çarşaftan bile yumuşaktı. Parmaklarım yanaklarında kaydı. 'Seninle beraber bir 100 yıl daha uyuyabilirim.' 

 

'Çok cazip bir teklif ama oğlumuzu yalnız bırakmasak iyi olur.'

 

'Ablalarını geçtim yanında Eleel var. Bizsiz de gayet idare edebilir.' Eleel'in adını duyunca yüzü asıldı.

 

'Onca şeyden sonra hala o elfi seviyor olmasını inanamıyorum.'

 

'İkisinde kendimizi görüyorum. Bu yüzden beraber olmalarını garip bulmuyorum.'

 

'Neremiz benziyormuş?' Yüzü bana yaklaştı. Dudaklarımız buluştu. Aylardır tatmadığım dudakları çok güzeldi.

 

'İkimizde inatçıyız ve birbirimize aşığız.' Güldü. 

 

Akşama doğru odamdan eşimle ayrılırken yeni bir adamdım sanki. Asırların yükünü atmış ve kendimi olan güvenim zirvedeydi. Dünya farklı görünüyordu. Ursa'ya olan planım tahminimde yanılmıyorsam Tanrılığa yükselmesi ile sonuçlanacaktı. Bu aynı zamanda kızım Frimold da Tanrı Lordluğuna yükseleceği anlamına geliyordu. Önemli bir gün olacaktı. Kale bahçesinde toplanan ailem sürprizim için bekliyordu. Herkes gelmişti. Planımdan sadece Aleif'in haberi vardı. Oğlumu ve kızım Frimold'u yanıma çağırdım. Aleif heyecanla yanımda beklemekteydi.

 

'Bugün çok güzel bir gün. Beraber ve mutlu olduğumuzdan dolayı güzel bir gün ama bugünü taçlandıran başka bir şey var.' Aleif asayı Ursa'ya uzattı. 'Bugün senin Tanrı olacağın gün oğlum! Ve ablanında Tanrı Lordu olacağı gün!' 

 

Ursa asayı eline aldı. Beyaz asa elinde parladı. 'Bu harikulade bir asa baba.'

 

'Ablan senin için bu asayı sakladı. Bu bir Tanrı silahı ve artık senindir.' Asa parıltısını kesti ve yeni efendisini kabul etti. Ama bu Ursa'nın Tanrı olması için yeterli değildi. Yumruğumu havaya kaldırdım. Kale bahçesi turkuaz ışıkla aydınlandı. Elimi Ursa'ya çevirdim. Avucumun içinde turkuaz parlayan hap Ursa'yı bekliyordu. Ursa hapın ne olduğunu anladı.

 

'Tanrı seçilmişlerinin haplarını kullanamadığını hatırlıyorum baba.'

 

'Evet kullanamıyordun ama artık o devir kapandı. Bu elimde görmüş olduğun hap, benim nihai hazinem! Bunu al ve üzerindeki her türlü etkiyi kır oğlum. Kendine bir seçilmiş seçmene gerek kalmayacak. Sana Tanrılığın bambaşka bir yüzünü veriyorum!'

 

Ursa turkuaz hapı aldı. Parıltısı göz kamaştırıcıydı. Sonunda Tanrı oluyordu. Ablası Frimold da onun kadar heyecanlı duruyordu. Hapı aldığında bedeni sarı bir ışıkla aydınlandı, bu ışık gökyüzüne ve ötesine ilerliyordu. Frimold'dan yükselen turkuaz ışıkta gökyüzüne ve ötesine ilerledi. Bugün çok güzel ve parlak bir gündü.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1392

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1171

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 965

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 891

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 785

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 745

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 700

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 629

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 595

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 555

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 530

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 215

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 201

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 156

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 130

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 130

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 124

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 122

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 122

Site İstatistikleri

  • 20547 Üye Sayısı
  • 580 Seri Sayısı
  • 28831 Bölüm Sayısı


creator
manga tr