"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 165: Öğrenci Takdimi


Revire ilerlerken Otasis ve Aleif'in sakin bir yerde oturup konuştuklarını gördüm. Ben revirden dönene kadar orada kalmalarını umarak ilerledim. Öğrencimin durumunu kontrol etmeliydim. Askerler ben geçerken durup selam veriyorlardı. Dünyanın zirvesindeydim ve bu duyguyu bedenimin her bir noktasında hissedebiliyordum. Cenneti yok ettikten sonra beni ne bekliyordu? Alem Kralı ile karşılaşacak mıydım? Derinliğini keşfettiğim gizemli tabunun diplerine indikçe cevaplar buluyordum ama beraberinde yeni cevapsız sorular türüyordu. Beni dünyamın dışında bekleyen mistik şeyler ilgimi çekmeye başladı. Hedefimin değişmeye başladığının farkına varıyordum. Tanrı olup cenneti ve Lass öldürmek artık kolay bir hedefti. 

 

Devrimci ruhum bu noktada isyankar ruhumu bastırıyordu. Cenneti şimdi bile yok edebilirdim ancak sonrasında olacaklar muallaktı. Evrenin büyüklüğü ve tehditlerle dolu oluşu bana Tanrıların en büyük sorun olmadığını sunuyordu. Tanrıların binlerce yıllık zulmüne uğramamız Alem Kralı'nın umrunda bile değilse, bu yüce varlık ne ile meşguldü? Tanrıların asıl evleri gibi binlerce benzeri dünya olmalıydı ve bunlardan bazıları Tanrılardan bile güçlü olmalıydı. Kanım kaynıyordu. Karşılaşacağım rakipleri hayal edemiyordum. İşte bu yüzden Cennet'i şimdi yok edemezdim. Cennet'in varlığı yeryüzünü zorba dış kuvvetlerden koruyordu. Bunu istemeyerek kabul ettim. Ben dünyamdan ayrıldığım vakit Tanrıların yerini alacak başka sömürgeciler gelebilirdi. Yeryüzünün güçlenmesi şarttı. Ben her zaman yanlarında olamazdı. Çocuklarımın gücü tek başlarına ordulara henüz denk değildi. Zamana ihtiyacımız vardı. Hükmedemediğim tek şey olan lanet zamana.

 

Yaralı askerler arasında hemen kendini belli eden Seth uzanmış yatıyordu. Onu çadırda durmaz sanıyordum. Beni şaşırtmıştı. Yanına vardım.

 

'Bütün günü uyuyarak geçirdin uykucu, kalk bakalım. Görende ciddi yaralandığını düşünecek.' Seth yavaşça kalktı. Gözlerini ovuşturdu. Gözlerine baktığımda gerçeği gördüm. Zincir tanımaz güçlerim bana Seth'in bugün kampta yaptıklarını tek tek gösterdi. Sahip olduğum gücün boyutu bana gizli gerçekleri açığa çıkarıyordu. Ursa ile beraber yemek yediklerini öğrendim. Seth'in yaşadıklarını sanki ben yaşamış gibiydim. Onun gözlerinden yaşadığı duyguları hissettim. Mutluydu. Sonra çadırdan ayrılıp tören alanına gelmişti. Kızımı izlerken hissettiği tutkuyu ve bahsettiği garip güzel kokuyu aldım. Bu Seth'in cevabını almak istediği soruydu. Kampa gelirken sürekli sorduğu sorusunu sormayı kesmişti.

 

Seth'in Otea platformdan inerken birbirlerini arayan bakışlarını gördüm. O sırada kendimi kızımla konuşurken Seth'in gözünden gördüm. Görüntü kararmaya başlıyordu. Güçlerim bana şimdilik bu kadarını gösterebiliyordu. Seth kızıma aşık olmuştu ve görünüşe göre Otea da ona. Öğrencim olarak aldığım kişi kızımı seviyordu. Ona kızamadım. Otea'nın aşkı öğrenmesine sevinmiştim. Öğrendiklerimi yüzüne vurarak öğrencimi rencide etmekten vazgeçtim. Gerçek benimle güvende kalacaktı. Seth yatağından kalktı.

 

'Kanatlarını ustasına kestiren birini her gün göremezsin.' Güldüm.

 

'Yarın yola çıkıyoruz. Yanına almak istediğin eşyaları toparlamaya başlamalısın. Benimle gelmeden önce eşyalarını nerede tutuyordun?'

 

'Benim eşyam yok.' Hem üzüldüm hemde sevindim. Gitmeye çoktan hazırdı.

 

'Öyleyse benimle gel. Seni çocuklarımla tanıştıracağım.' Revirden çıktık. Otasis ve Aleif hala gördüğüm yerde oturuyorlardı. Masaya dayanmış kehribar kılıcı ve beyaz asayı fark ettim. İkisi yanlarına geldiğimizde ayağa kalktılar. Öğrencimi onlarla tanıştırdım. Otasis bizzat hayatını kurtardığı için teşekkür etti. Masaya dayanmış silahları konuşmaya başladık.

 

'Şeytan öldükten sonra kara kılıcını aldım. Çok tuhaftı. Rengi değişti. Bilmediğim dilde sözler duydum ve hoşuma gitmedi.' dedi Aleif. Kehribar kılıcı elime aldım ama hiçbir şey hissetmedim. İkisi birbirlerine bağlanmışlardı. İleride neler olacağını görecektik.

 

'Prenses Aleif ile bu konuyu tartışıyorduk. Silahın yok edilmesi taraftarıyım efendim.' dedi Ölüm Meleği Otasis. Silahın kötücül olduğu belliydi. Lakin her kötülüğün altından bir iyilikte çıkabilirdi.

 

'Ganimet bulanındır. Kızım silahı yok etmek isterse ancak o zaman bende yok edilmesini isteyebilirim.' Konu kapanmıştı. Otasis'in huzursuzlandığını sezdim. Olabildiğince çocuklarımın kendi kararlarını almalarına izin veriyordum. Yanlarında olduğum müddetçe her türlü beladan korunacaklardı. Sıra beyaz asaya geldi.

 

'Bu asa yendiğim tanrıya aitti. Onu etkili kullanamadığım için Ursa'nın işine yarayabileceğini düşündüm.' Asayı elime aldım. Büyümü içine çekti ve parladı. Gökyüzüne nişan aldım. Asadan fırlayan büyü cümbüşü gökyüzünü renk renk ışıklarla kapladı. Yükselip patlayan büyü ışıkları akşamı güzel bir şölene dönüştürdü. Kamptaki herkes ufak gösteriyi hayranlıkla izledi. Havai fişek gösterisi sona erdiğinde asayı bıraktım. 

 

'Oğlum buna bayılacak.' dedim.

 

'Kesinlikle.' diye cevap verdi Seth. 'Y-Yani kim sevmez ki, değil mi?' İlk cümlesini duymazdan geldim. 

 

'Tanrı silahlarının kişinin gücünü artırdığını söylemiştin değil mi?' Aleif onayladı.

 

'Evet, Şeytan'ın kılıcı beni, İlah seviyesini atlatıp Melek seviyesine çıkardı.' Kaşlarımı çattım. Bir silahın bu kadar güç barındırabilmesi inanılır gibi değildi. Silahı tekrar incelemeye karar verdim. 

 

Kehribar kılıcı sol elime aldım. Herhangi bir tepki yoktu. Kılıcım Geceyırtan'ı sağ elimle kavradım. Kehribar kılıç titredi. Kendi kılıcımı kabzasından çıkarıp sağ elime aldığımda Şeytan'ın kılıcı çıldırdı. Geceyırtan'ı bıraktım. Kılıç toprağa saplandı. Kızımın bahsettiği anlamsız konuşmayı zihnimde duydum. Boğuk ve insana ait olmayan ses hiddetliydi. Ses konuşmaya devam ediyordu. O kadar çok şey söylüyordu ki, dediklerini anlayabilseydim bile hızına yetişemezdim. Ses sakinleşti ve alçaldı. Onu anlayabilmemin bir yolu yok muydu? Ebediyetin ötesini keşfeden ben dahi kılıcın sözlerini anlayamıyorsam, yeryüzünde onu anlayabilecek kimse yok demekti. Sıradan bir Tanrı silahı olmadığı kesindi.

 

Belkide bunun açıklaması onun mutlak Tanrı silahlarından biri olmasıdır. Sadece 10 tane olan bu mutlak silahlar Ejder Kral Tbaung Chinjoka'nın babası eski Kral Tbaung Morokat'tan yapılmıştı. Daha önce birini Extia'nın elinde görmüştüm. Kullanıcının duygularından beslenen ve renk değiştiren hançerin adı Tutsak İhtiras'tı. Kılıcın adını merak ettim. Kızıma, yeni sahibine, uzattım. 

 

'Sıradan bir Tanrı silahı olmadığı kesin. Belkide 10 mutlak Tanrı silahından biri olabilir. Başkente döndüğümüzde kılıcı bir de Omen'e göster. En azından barındırdığı güç hakkında daha detaylı bilgi verebilir.' Beyaz asa hala bekliyordu. 'Asayı kaleye vardığımızda Ursa'ya ver. Onun için farklı bir planım var.'

 

'Tamam baba.' 

 

Kendi kılıcım toprağa saplanmıştı. Seth kılıcı tuttu. 'Buyur usta, kılıcın-' Asıldığı kılıç milim bile oynamadı. Neyin ters gittiğini anlamadı ve tekrar kılıcı çıkarmaya çalıştı. Kasları gerildi, damarları şişti ama kılıç kıpırdamadı. Nefes nefese kaldı. 'Bu kılıç ne böyle!?' diyo sordu. Aleif ve ben gülüyorduk. Kılıcım sadece beni tanırdı. Onu başkasının kaldırmasına izin vermezdi. Kılıcımı tutup rahatça topraktan çıkardım.

 

'Bu Geceyırtan.' Ay ışığında mor ve kızıl  parıltısı toprağa yansıdı. 'Demin olan şey ise kılıcımın bana olan sadakatiydi.'

 

Gülerek yanlarından ayrıldık. Çadırıma gidip beni bekleyen ufak işlere dönmeden önce Seth'in Ursa'yı zaten tanıdığını bildiğimden, diğer kızlarımla, Frimold ve Otea ile tanıştırmaya karar verdim. Başkente döndüğümüzde son kızım Mirana, damadım Omen ve 3 torunumla da tanışacaktı. Kraliyet çadırında tanıştıracağım iki kızım beraberdi. Işıkgetiren İzrail ve yeni Yüce Peri Kayn de onlarla beraberdi. Bir konuşmanın tam ortasındayken içeri girmiştik.

 

'Çoktan Elflere, Orklara ve Cücelere kartallarla haber yollamaları için Perilerimi gönderdim.' dedi Frimold.

 

'Bende vebalı toprakların temizlenmesi için perileri harekete geçirdim.' dedi Kayn. Periler'in bir krallığa dönüşmesi azimli lideri heyecanladırıyordu. Işıkgetiren başını salladı.

 

'Öyleyse yolda onlarla buluşup sizden ayrılacağım efendilerim. Ölümsüz topraklarını temizlerken perilerinize eşlik edeceğim.' 

 

'Şevkle çalışıyor olmanız harika ancak bugünlük bu kadar yeter. Yorucu bir gündü ve artık hepiniz dinlenmelisiniz.' dedim. Savaşlar her zaman en kolay taraf olmuştur. Kazanılan zaferleri siyasi zaferler takip etmezse ölenlerin ve acı çekenlerin emekleri boşa giderdi. 'Sizleri öğrencim Seth ile tanıştırayım. Kendisi oğlumu, arkadaşını ve meleklerimi kurtaran kişidir.' 

 

Seth herkesle resmi olarak tanıştı. El sıkıştıkları sırada kızım Otea ile olan bakışmaları dikkatimden kaçmadı. İzrail hayatını kurtaran adama teşekkürlerini sundu. Gece yaklaştı. Ertesi gün ve gelecek umut doluydu. Önümüzdeki birkaç yıl barış ile geçecekti. Tanrıların artık beni durdurabilecek gücü kalmamıştı, onları yok etmeden önce yapılması gereken işleri halletmeliydim… Halletmeliydik!




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1458

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1199

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 987

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 906

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 801

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 779

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 718

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 633

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 596

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 596

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 151

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 129

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 15128 Üye Sayısı
    • 716 Seri Sayısı
    • 33279 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr