Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 163: Kutsal Salça Kavanozu


Seth yatağından doktora haber vermeden kalktı. Durumu ciddi değildi. Boşa yatak işgal etmek istemiyordu. Yaralı askerlerin iniltileri çadırı dolduruyordu. Askerlerin çoğunluğu siyah zincirli zırhlar giyiyordu. Çok azında ise sarı zırhlardan vardı. Ustasının kızıda buna benzer bir zırh giyiyordu. Kül rengi saçları ve garip renkteki gözleri aklına geldi. Ve tabiki o kokusu! Revirden çıkıp onu görmek istiyordu. Ağır adımlarla ilerledi. Sırtı her adım attığında ağrıyordu. Çadırdan dışarı çıktı. Durmadan bir koşuşturmaca vardı. Onu tanıyan birini görmemeyi umarak dışarı çıktı.

 

'Nereye gidiyorsun?' Kahretsin! Arkasını döndü. Ustasının kurtardığı oğlunu gördü. Elinde bir tepsi yemek taşıyordu. 

 

'Biraz… hava almaya çıkmıştım. İçerisi fazla kasvetliydi.' Revir çadırını işaret etti. Ursa anlayışla kurtarıcısına baktı. Elindeki tepsiyi Eleel ve kendisi için hazırlamıştı. Aklına adamında aç olabileceği geldi ve adını hala bilmediğini fark etti. Tepsiyi tek eliyle dengeledi. Seth'e elini uzattı.

 

'Sana teşekkür etme fırsatım olmadı. Ben Ursa Karagüneş.'

 

'Seth.' Ursa'nın elini sıktı, sanki ustasının elini sıkıyormuş gibi hissetti. Tuhaftı ama tanıdıktı da. Ursa tek kaşını kaldırdı.

 

'Sadece Seth mi?' 

 

'Yetimdim. İkinci adım hiç olmadı.' Ursa güldü. Seth komik bir şey dememişti.

 

'Üzgünüm. Gel beraber yemek yiyelim, çadırım az ileride. Hem sana niye güldüğümü anlatırım.'

 

'Aslında revire dönsem daha iyi olacak. Sırt-' Sırtından bahsetmemeye karar verdi.

 

'Hayatımı kurtaran adama borcumu ödemek istiyorum ve yemek davetimi reddediyorsun!' Seth ödülünü zaten almıştı. Ursa'nın ona bir şey vermesi gerekmiyordu. Yüreği ustasının kızını görmek için çırpınsada acıkmıştı. Kadının karşısına çıkıp midesi guruldarken rezil olmak istemiyordu. İkisi beraber Ursa'nın çadırına gittiler. 

 

Eleel Sho kendine gelmişti. Yataktan sıçradı. Tanrı onları öldürmek üzereyken biri ona  arkadan saldırmıştı. Sonrasında bayılmıştı. Kendini yatağa geri bıraktı. Kurtulmuşlardı. Duygularını geri kazandıktan sonra Ursa'ya karşı beslediği hisleri aklına geldi. En kötü gününde onunla beraber kalmıştı. Adamın yaptıklarının değerini o zamanlar kavrayamıyordu. O duygusuz halinde bile Ursa onu güldürmeyi başarmıştı. Çadırın önünden gelen konuşma seslerini duydu. Sırtını çadırın ağzına verdi ve battaniyeyi üzerine çekti. İçeri iki kişi konuşarak girdi. Biri Ursa'ydı ama diğerinin kim olduğunu bilmiyordu.

 

'Bu yüzden gülmüştüm. Amacım seni gücendirmek değildi.' dedi Ursa. 

 

'Anlıyorum. Gülmekte haklısın. Bu evliliği kolaylaştırıyor. Kimin adını alacağın kavgası olmuyor.'

 

'Görüyorsun.' Yemek tepsisini masaya bırakıp karşılıklı oturdular. Ursa, Eleel'in hala uyuduğunu gördü. Zamana ihtiyacı vardı. 'Her şerde bir hayır vardır. Hadi yiyelim.' Tepsideki üstü örtülmüş tabaklardan birini kenara ayırdı. 

 

Seth merakla sordu. 'Sen bu krallığın prensisin yanılıyor muyum?' Ursa başını salladı. 'Öyleyse kendi yemeğini neden taşıyorsun? Bu işi yapacak hizmetçiler vardır.' 

 

'Elbette var, ama bunu kendim yapabiliyorken peşimde dolanan birilerini istemem. Hem mutfakta yemek yapmayı seviyorum.'

 

'Yemek mi pişiriyorsun? Bir prens?' Ursa kendi pişirdiği yemekten büyük bir kaşık aldı. 

 

'Evet. Bir dene. Bu zamana kadar kimse pişman olmadı.' Seth endişeyle yemekten bir kaşık aldı. Kaşığındaki şey patatese benziyordu ama rengi biraz kahveye kaçıyordu ve değişik bir koku alıyordu. Ağzına götürmeden önce kokladı. Ursa'ya tekrar baktı.

 

'Pişman olacağım çok şey yaptım. Bir tane daha yapsam sorun olmaz.' Ve yemeğin tadına baktı. Düşündüğü gibi patatesti ama yediği hiçbir patatese benzemiyordu. Tereyağ, yumurta ve daha önce tatmadığı bir şey vardı. Sanırım yemeğe mükemmellik katan buydu. Bir kaşık daha aldı, sonra bir tane daha. 'B-Bunun içinde ne var!? Harika bir şey. Yediğim hiçbir yemeğe benzemiyor.'

 

Yemeğin güzel kokusu çadıra yayıldı. Uyuyor numarası yapan Eleel bile hoş kokuya karşı koymakta zorlanıyordu. Canı yemekten yemek için ona yalvarıyordu. Ursa'nın yüzünde kendini beğenmiş bir ifade vardı. Yemekleri görüntüden uzaktı ama tatlarına rakip çıkamazdı. Sandalyesinin yanında duran heybesinden cam bir kavanozu çıkarıp marifetmiş gibi masaya hızla koydu. 'Bu,' dedi. Kavanozdaki koyu kırmızı sosu işaret ederek. 'benim kutsal salça kavanozum. Can yoldaşım, yol arkadaşım!' Kavanozu tek eliyle altından tutup havaya kaldırdı. Seth ciddi ciddi kavanozun kutsal olduğunu sandı ama sıradan, dandik bir cam kavanozdu sadece. Ağzına götürmekte olduğu kaşık durdu. Kahkaha atmaya başladı. En son ne zaman böyle içten güldüğünü unutmuştu. 

 

'Salçada ne oluyor?' Ursa ona dalga geçiyor olmalısın bakışı attı.

 

'Aynı dünyada yaşadığımızdan şüphe etmeye başladım. Hangi insan evladı salçanın ne olduğunu bilmez!'

 

'Diğer yerleri bilmem ama Buz Diyarında o bitki yetişmiyor.' Ursa elini alnına vurdu. Adam salçayı bitki sanıyordu. Salçanın domates adındaki sebzeden yapıldığını anlattı. 

 

'Bu tattan mahrum kalmanıza çok üzüldüm.' Eleel'e yemek hazırladığı günün sabahını hatırladı. Salçası olmadığı için ne kadarda üzülmüştü. Kutsal kavanozunu Seth'e doğru itti. Koca ekmeği ikiye böldü ve adama uzattı. 'Sen benim ve Eleel'in hayatını kurtardın. Komik gelebilir ama bir prens olsamda bu hayatta en değer şeylerden birini sana veriyorum! Kutsal salça kavanozum senindir dostum!' Seth kavanozu eline aldı. Ursa'nın gözünde kavanozunu vermenin hüznünü görebiliyordu. Bu adam ciddiydi. Seth ciddiyetin farkına vardı. Kavanozu narin bir güzelin elini tutar gibi kavradı.

 

'Salça Tanrısı'nın huzurunda bu kıymetli ödülü kabul ediyorum. Sizi hayal kırıklığına uğratmayacağım!' Sinirlerine hakim olamadı. Gülümsedi. Gülümsemesi kahkahalara dönüştü. Onu Ursa takip etti. İkisi dakikalarca güldüler. Ursa gülmekten konuşamıyordu. Eleel'in uyuduğunu bile unutmuştu. 

 

'Salça Tanrısı ha? Haha! Ne yapıyorum peki, salçalara mı hükmediyorum, haha?' Seth şakasına şakayla karşılık verdi.

 

'Haha! Salçadan askerlerin tüm düşmanlarına korku saçıyor!' 

 

Eleel daha fazla uyuyor numarası yapamadı. Gülmeye başladı. Kıkırtıları arttı ve yatakta doğruldu. 'Salça Tanrısı! Lütfen beni güzel salçanızla kutsayın. Bu kulunuz açlıktan ölüyor!' 

 

Ursa Eleel'in uyandığına sevinmişti. Son yaşananlar kalbini kadına tamamen kapattığına kendini inandırmıştı ama bunu başaramayacağının farkına varmıştı. Üstü kapalı duran yemek tabağını alıp yatakta oturan elfe ilerledi. Eleel'de yemeğe katıldıktan sonra üçlünün sohbeti çok tatlı bir hal aldı. Kimse geçmişin karanlık günlerini düşünmüyordu. Geleceğin ışıl ışıl olacağından hepsi emindi. 

 

Umut, en koyu yürekleri bile aydınlatabilir. Yarının ışığı dünün karanlığını aydınlattığı vakit, tek yapılması gereken buna musallat olacaklara karşı direnmektir. Göz yummak ve yenilgiyi kabul etmek doğamıza aykırıdır. Özgürlük damarlarımızda akan kan kadar bize aittir ve hakkımızdır. 

 

Seth yeni hayatının neşesine kendini bıraktı. Bunun bir rüya olmasını istemiyordu. Yıllar sonra mutlu olduğunu düşündü. Kalbi şiddetle attı ve ona ustasının kızını görmek istediğini dile getirdi. Birkaç saattir bu çadırdaydı ve artık gitme vakti gelmişti. Bardağında kalan içkisini havaya kaldırdı. Eleel ve Ursa da bardaklarını havaya kaldırdı.

 

'Salça Tanrısı'nın sağlığına!' dedi ve kalan içkisini kafaya dikti. Ağzı içkiyle doluyken ayağa kalktı ve Ursa ile Eleel'i yalnız bırakmak için çadır perdesine yöneldi. Salça kavanozunu almayı unutmadı. Ursa, Eleel'in yatağının baş ucunda oturuyor ve elfe yemeğini kendi elleriyle yedirmekte ısrar ediyordu. Sohbetlerine doyamamıştı ama onları yalnız bırakması iyi olacaktı. 'Yemek ve sohbetiniz için teşekkür ederim dostlarım.' Dostlarım derken kendini garip hissetti. Bu kelimeyi uzun zamandır kullanmamıştı. 'Hayatımın en keyif dolu gününü yaşattınız.'

 

'Bundan sonra hep beraberiz dostum.' dedi Ursa sırıtırken. Seth'te gülümsedi ve çadırdan çıktı. Askerlerin çoğu aynı yöne seri adımlarla ilerliyordu. Sırtı daha iyiydi ve rahat yürüyebiliyordu. Askerleri takip etti. Yoksa kalbinin sesini mi?

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1369

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1143

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 952

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 886

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 777

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 729

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 690

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 624

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 588

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 548

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 507

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 155

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 115

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 104

Site İstatistikleri

  • 19104 Üye Sayısı
  • 553 Seri Sayısı
  • 26851 Bölüm Sayısı


creator
manga tr