“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 158: Adım Babamdan Sonra En Korkulan Olacak!


Mavi bir çarşaf olan buz sertleşti. Buzullar katılaştı. İnce görünen buz katman katman kalınlıktaki sık buzla kaplıydı. Hiçbir ok bu zırhı deşemezdi. Keskin birçok silah zırhın dokusuna zarar veremezdi. Mavi parlak dalgaları ışık yüzeyine vurdukça belirginleşiyordu. Canlı bir heykel havası vardı. Buz zırhı asalet saçıyordu. Yüzünü koruyan miğferin üst kısmı açıktı. Kül rengi saçları rahatça salınıyordu. Göz yuvalarını koruyan buz katmanı inceydi. Bu onu her türlü göze gelebilecek minik hasardan koruyordu. Dev Tanrı silahını tutan askere atıldı. Beklenmeyen bir çeviklik örneğiyle askerle arasını kapadı. Asker ölüm korkusuyla çığlık attı. Otea kalkanını deve fırlattı. Suratına çarpan kalkan devin saldırısını bozdu. Yüzünde derin bir yara açılmıştı.  Asker hızla geri çekildi. Arkadaşının yanına geçti. Otea buzul kılıcını çekti. Kalkan yaralı koluna geri döndü. Buz zırhı kalkanı buzlarla kapladı. Simetrik ustaişi buz kıvrımları kalkanı köşeli hale sokmuştu. Kraliçe arkasında duran hayatını kurtaran 2 askere bakmadan seslendi. Sesi minnet ve saygıyla dolu bir kraliçeninki gibiydi.

 

'Siz ikiniz! Bana isimlerinizi söyleyin.' Devin suratındaki derin yara iyileşmek üzereydi. Askerler cevap verdi. Devin baltasını tutan asker konuştu.

 

'Sahir Kayıpruh, kraliçem!' Adı Zephyr olan arkadaşı cevap verdi.

 

'Zephyr Ay, kraliçem!' Otea miğferini çıkardı. Kül rengi saçları rüzgarda dalgalandı. Askerlere yan gözle bakıp gülümsedi. Önündeki korkunç devi andıran tanrı onu korkutmuyordu sanki. Askerler hayranlıkla kadına baktılar.

 

'Kraçeliniz siz iki kahramanın ismini unutmayacak. Hayatta kalırsanız ikinizide ödüllendireceğim.' Sahir ve Zephyr'in yürekleri gururla kabardı. Savaş devam ediyordu. Otea, ikisinin savaştan sağ çıkacaklarına inancı tamdı. 'Bundan sonrasını bana bırakın cesur askerlerim. Siz görevinizi yerine getirdiniz.' Miğferini taktı ve deve atıldı. Zephyr'in gözleri parladı. Orduya kraliçesinin zarafetini görmek için katılmıştı. Dünyada bu kadar erdemli ve soylu birinin var olabileceğine inanmamıştı. Ta ki Kraliçe Scan'dra'yı görene kadar. Asaletiyle attığı her adım kraliçeye olan hayranlığını katlıyordu. Arkadaşı Sahir de benzer duygulara sahipti. Gelecek Ordusu'nun çoğunluğu aynı düşünceye sahipti.

 

Zephyr ve Sahir Titan Krallığı kurulduğunda aileleri civar kasabalarda yaşayan 2 gençti. Yeni yönetimin izlediği politika bu gençlere parlak bir gelecek sunmuştu. Geleceğe karamsar bakan nice genç hayatlarını umutla yaşamaya başlamıştı. Kraliçe dev rakibiyle korkusuzca savaşırken bu iki asker hayranlıkla kadını izliyorlardı. Saldırıları devi parçalıyor ama dev kendini hızla yeniliyordu. Sahir devin en fazla 2 saldırısına dayanabileceğini düşündü. Kraliçe Scand’ra hafife alınacak bir insan değildi.

 

‘Eğer ölümümü seçme şansım olursa bu kadın için ölmeyi seçerim. Bu asaleti hayatımda başka kimsede görmedim.’ dedi Zephyr. 

 

‘Tanrı babasını görme şerefine erişemedik ama eminim en az kraliçe kadar şerefli bir adamdır.’ dedi Sahir. 

 

‘Biz sıradan askerler bu şerefe erişemeyiz Sahir. Hayal kurmayı bırakta ölmemeye çalış.' Elleri alevleriyle parladı.

 

‘Elimde bu balta olduğu sürece sendende güçlüyüm farkındasın değil mi?’ Zephyr çocukluk arkadaşı Sahir’e sırıttı.

 

‘Hemde nasıl kocaoğlan.’

 

Konuşurlarkenki dalgınlık sırasında arkalarına düşen birinin gûrültüsüyle dikkat kesildiler. İkili korkuyla sıçradı. Yere düşen gökyüzündeki tanrılardan biriydi. Tanrı hışımla kalkıp kanatlarını çırptı. Gökyüzünde savaştıkları tanrıçaya öfkeyle baktı. Triton onlara bu tanrıçadan bahsetmemişti. Altın zırhı ve keskin hançerleri belirsiz güçlerini gizliyordu. Qhanas, Arınma Tanrısı yeryüzünde gizlenmiş gücün kaynağını anlayamıyordu. Yeryüzünün bu kadar güçlü olması imkansızdı! Triton’a sövdü. Onları büyük bir belaya bulaştırmıştı.

 

Bu savaş Qhanas’ın umrumda değildi. Cennet amacına ulaşmıştı. Tanrılar artık yeryüzünde rahatça gezecek kutsamayı elde etmişti. Triton yenilebilirdi ama cennet tüm gücüyle indiğinde her şey yok olacaktı. Bu ordu cenneti yenemezdi. Kaçmak için yükseldi. Düşman tanrıça diğer 2 tanrı ile savaşırken onun gittiğini bile anlamayacaktı. Savaş alanından uzaklaşıyordu. Tanrıça onu fark etmemişti bile. Birden bire karşısında beliren dev kapı hızını kesti. Kapı 20 metreden daha büyüktü. Çift kanatlı taş koca kapı yavaşça açılıyordu. Qhanas yokluktan beliren kapının ne alamet olduğunu anlamaya çalıştı. Yeterince açılan kapıdan ışıklar çıkıyordu. Güneş kadar parlak ışıklar Qhanas’ın gözlerini kamaştırdı. Kapıdan tanıdık bir enerji geliyordu. Cennetsel bir enerji. Triton’un yedek bir planı olabilir miydi? Kapının içinden sızan ışıklar çıkan kişinin gölgesiyle kesildi. Qhanas çıkan kişiyi tanıdı. Bu Işık Tanrıçası Vulheda’ydı. Gözlerinin yuvarı sarı parlıyordu. Işık Tanrıçası’nı gördüğüne sevindi.

 

‘Öldüğünü sanmıştık Vulheda. Hayatta olmana sevin-’ Vulheda’nın ışıkları Qhanas’ın göğsünü delip geçti. Vulheda’nın yaptığı haince saldırı Qhanas’ın gafil avladı. Karşılık dahi veremedi. Tanrı sözünü bitiremeden öldü. Cansız bedeni yere düşüyordu. Aşağıdaki askerler tanrının onlara saldıracağını düşünerek uzun mızraklarını havaya kaldırdılar. Qhanas’ın cansız bedeni mızraklarla delik deşik oldu. Beyaz melek kanatları parçalandı ve kanla kaplandı. Askerler ölen tanrı ile tekrar moral kazanıp ölümsüzlere taarruza kalktı.

 

Frimold, Vulheda’yı kapılar arkasına hapsettiğinde tanrıça orada ölmüştü. Ondan geriye kalan her şey kapının ardından yeniden şekillenmişti. Işık Tanrıçası artık onun kuklasıydı. Kapıların gücünü kullanarak güçlü tanrıları ele geçirecekti. Üçüncü tanrının kaçmasına bu yüzden başta izin vermişti. Qhanas ele geçirilmeye değer bir tanrı değildi. Ancak karşısında savaştığı tanrıları yakalamak istiyordu. Qhanas’ın kolayca ölmesi iki tanrıyı endişelendirdi. Birkaç saattir savaştıkları tanrıçanın gerçek gücünü yeni görüyorlardı. Tüm savaş boyunca tanrıça onları parmağında oynatmıştı. Gücünü yeni gösteriyordu.

 

‘Teslim olun, bende size nazik davranacağıma söz vereyim. Vulheda’nın yanında yerinizi alın!’

 

‘Ölürüm daha iyi!’ dedi tanrı. 

 

‘Nezaketimi hor görüyorsun.’ Gökyüzünde 2 kapı belirdi ama Vulheda’nın kapısı kadar büyük değillerdi. İçleri kapkaraydı. Vulheda efendisinin arkasında yerini aldı. İki düşman tanrı yeryüzünün geldiği noktaya korkuyla baktı. Bu kadının gücü tanrılığın sınırlarını aşıyordu. Tanrıdan mutlak bir kişinin mevcudiyeti varlıklarına tersti. Tanrılığın zincirlerini kırmış kadın onlara küçümseyen gözlerle bakıyordu. Bir zamanlar Tanrıların yeryüzüne baktığı gözlerin aynısıydı bu gözler. Devir değişmişti. Tanrılar artık küçümsenen taraftı. Aslında Frimold hala tanrı alemindeydi ama ulaştığı güçler diğer tanrılara bambaşka bir boyutta görünüyordu. O 1. aşama bir Tanrıydı.

 

Frimold kapıları harekete geçirdi. İlk kapıdan fırlayan zincirler tanrılardan birinin bacaklarını ve kollarını yakaladı. Diğer tanrı zincirleri kırmaya çalıştı. Zincirler darbelerine tepki göstermedi. Zincirlere vurulmuş tanrı yavaş yavaş umudunu kaybederken, aynı duyguları tanrı güçlerinin zincirleri parçalamaya yetmeyen tanrıda hissediyordu. Frimold’un kara gözlerinde kibir yoktu. Düşmanlarının çaresizliği ona zevk veriyordu. Katıksız, keskin bir sesle konuştu. Ses tonu ölüm saçıyordu.

 

‘Yakında benim olacaksınız. Sizlere yeni isimler vereceğim. Şu an isimlerinizi öğrenmemin hiçbir anlamı yok. Sizler benim piyonlarım olacaksınız. Tanrı akranlarınızı gebertirken sizleri kullanacağım. Soyunuzu yine sizin soyunuzu kullanarak kıracağım. Kendi kendinizin katili olacaksınız!’ Bu sözleri söylerken son derece soğuk kanlıydı. Son kapıdan 2 çift daha zincir çıktı. Diğer tanrıyı yakaladı. Bu zincirlerden kurtulmanın yolu yok muydu?

 

Zincirler tanrıları kapılara çekiyordu. Tatlı haykırışları ve yalvaran dilleri Frimold’a şarkı gibi geliyordu. Tanrılar onun gözünde değersiz ve güçsüzdü. Tanrı Lordları dışında hiçbir Tanrı artık onun rakibi olamazdı. Güçlenmeye devam edecek, kendine tanrılardan bir ordu kuracaktı. Bu ordu cenneti temelinden yok edecekti. Babasının ardından yeryüzüne gelmiş en güçlü kişi olacaktı. Adı düşmanlarının yüreklerine korku salacaktı. Bu cılız tanrılara gücünün yarısını bile kullanmamıştı. Damarlarında akan kan kaynıyordu. Gücünün boyutlarını hayal etti. Yüzünde kendine yakışmayan bir gülümseme vardı ama bu hoşuna gitti. Eskiden doğaya hükmederdi. Artık tanrılara hükmedecekti! Kapılar tanrıların üzerine kapanırken kahkaha attı. Kendini gücü her şeye yeten acımasız biri gibi hissediyordu.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1369

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1143

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 952

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 886

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 777

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 729

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 690

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 624

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 588

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 548

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 507

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 155

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 115

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 104

Site İstatistikleri

  • 19104 Üye Sayısı
  • 553 Seri Sayısı
  • 26851 Bölüm Sayısı


creator
manga tr