“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 151: Hastalıkta ve Sağlıkta Yanındayım


Torunlarım savaşa katılmaya hevesliydiler. Annelerinden izin almayı deneyecektim. Kızımı odasında bulamadım. Hizmetçiler prensesin eşimi ziyarete gittiğini söylediler. Draris'in odasına gittim. Kapı eşiğinde girmeden önce biraz bekledim. Kapıyı çalıp 'Girin' sesini duyana kadar bekledim. Eşimin yanında bir sandalyede oturuyordu. Draris derin bir uykudaydı. Çocuklarımın Draris ile seviyeli ilişkileri vardı. Bu ikimizide üzüyordu. Kan bağım bulanmasada beni babaları olarak gören kızlarım sevdiğim kadını anneleri olarak kabul etmiyorlardı. Onu ziyarete geleceklerini bile düşünmemiştim.

 

'Buraya geleceğin aklıma gelmemişti.' Başını kaldırdı. Suratında pekte üzgün bir ifade yoktu. Ayağa kalktı.

 

'Oğlu yokken çok yalnız kaldı. Ursa onu bırakıp kimseye bir şey demeden çekip gitmemeliydi.'

 

'Ursa'ya bir şey mi oldu?'

 

'Tam sayılmaz. Kardeşim tutkulu ve kafasının dikine giden biri. Yakında bir Tanrı olacak ama edindiği gücü kontrol edebileceğinden şüpheliyim.'

 

'Çocukların kadar kardeşinide düşünmen güzel Mirana. Ursa  bir yetişkin. Kendi kararlarını alabilir ama bunların hepsi doğru olmayabilir. Hepimiz gibi o da yaşayıp öğrenecek.'

 

'Ben yaşayıp öğrenmedim!' Sesini alçalttı. Yataktan uzaklaştık. Kapı eşiğinde konuşmaya devam etti. 'Bana her şeyi sen öğrettin baba. Bana öğrettiklerin ile buralara gelebildim. Fakat Ursa farklı. O annesinin yanında büyüdü. Ben ve kız kardeşlerim gibi elinin altında büyümedi. Yaptığı hatalar onu kötü etkiliyor.'

 

'Bu konuyu dışarıda konuşalım. Yeri değil.' Dışarı çıktık. Koridorda yavaşça yürüyorduk. 'Bütün mesele Ursa'nın yanlış yetişmesi mi? Çocuk elinden geleni yapıyor. Yenilgim onun hatası değildi. Kendimi büyük gördüğümden yenildim.'

 

Mirana gözlerimin içine baktı. Siyah gözleri parlak ve kocamandı. Aklından geçenleri anlatmak için kendini zorluyordu. Ve söylemekten çekindiği sözler ağzından döküldü. 'Sırf erkek olduğu için onu savunuyorsun. O senin tek oğlun ve dört kızından daha kıymetli değil mi?' Kızımın sözleri yüreğime ateş gibi düştü. Hayatım boyunca hiçbir çocuğumu bir diğerinden fazla sevmemiştim. Ayaklarım bir adım daha atmayı reddetti. Olduğum yerde donup kaldım. Gerçekten çok üzülmüştüm. Başımı eğdim. Bu sözleri duyacak kadar kötü bir baba mıydım?

 

''Bilmelisin ki hepinizi aynı derecede seviyorum kızım. Eğer Ursa'ya olan davranışlarım seni böyle düşünmeye itiyorsa bu benim hatamdır.' Torunlarımın ricası aklımdan uçup gitmişti. 'Çocukların benimle savaşa gelmeyi çok istiyordu. Senden izin almak için gelmiştim ama bu konuyu konuşmamız iyi oldu. Benimle gelmemeleri torunlarım için iyi olur. Meira'nın Myndir'e daha çok değer verdiğimi düşünmesini istemem, sırf erkek diye...' Gerisin geri geldiğimiz koridoru yürüdüm.

 

'Baba… Öyle demek istememiştim. Ah salak kafam!' Mirana sözlerinden pişman olmuştu. Koridoru geri yürürken Otea bize doğru geliyordu. Bana seslendi ama görmezden geldim. Eşimin dinlendiği odaya girdim ve kapıyı kilitledim. Sırtımı kapıya yasladım. Bacaklarım yavaşça kaydı. Yere oturdum ve ellerimi dizlerimin üzerine koydum. Gözlerimi halıya dikmiş anlamsızca bakıyordum. Ursa'yı gerçekten gözümde kızlarımdan farklı bir yere mi koymuştum? Benden uzakta baba hasretiyle büyümüştü. Belki ona birazcık fazla ilgi göstermiştim ama bu ailenin içinde yabancılık çekmemesi içindi. 

 

Ursa benim izimden gitmek istiyordu. Ursa ben olmak istiyordu. Fark ettim ki oğlumun kendi için bir hayali yoktu. O hayranı olduğu babası gibi olmayı arzuluyordu. Ben onun önünde bir engeldim. Triton'a yenilene kadar oğlumun gözünde yenilmezdim. Yenilgim onu mahvetmişti. Kendimden utandım. Bir baba olarak bunu fark edememiştim. Oğluma kendi yaşama sebebini vermemiştim. Tüm umutlarını bana bağlamasını söylemiştim. Gönlüm sızlıyor ve vicdan azabı çekiyordum. Draris'in yatağından kalkıp yanıma oturduğunu fark etmemiştim. Başını omzuma yasladı. Boş boş baktığım halıdan başımı kaldırdım. Elleri önceki kadar soğuk değildi.

 

'Ben kötü bir baba mıyım?' Draris sarındığı battaniyesini açtı. Beraber sıcak battaniyeye sarıldık.

 

'En iyisi değilsin ama en düşüncelisisin.'

 

'Konuşmayı duymuş olmalısın.'

 

'Dışarıda ne konuştunuz bilmiyorum ama konu oğlumuzdu.'

 

'Mirana, oğlumu kızlarımdan çok sevdiğimi söyledi.'

 

'Sence öyle mi?'

 

'Ben… Ursa yabancılık çekmesin istedim.'

 

Başlarımızı birbirine yasladık.

 

'Kendini suçluyorsun. Bu benim hatamdı. Onu düzgün yetiştiremedim.’

 

‘Hayır böyle deme, seni yapayalnız bırakıp gittim. Senin kadar bende suçluyum. Bazen keşke Dünya’yı kurtaracak olan kahraman başkası olsaydı diyorum. Sıradan olmayı özlüyorum.’ Elimi tuttu.

 

‘Ben başka kahraman istemiyorum, sadece seni istiyorum.’ Öksürmeye başladı. Oturduğumuz yerden kalktım. Draris’i kucağıma alıp yatağına yatırdım. Ter içindeydi. Vücudu çok sıcaktı. Ateşi tekrar yükselmişti. Giysilerini değiştirmesine yardım ettim. Yataktan kalkmak onu yormuştu. Gözleri yarı yarıya kapalıydı. Bitap düşmüştü. 'Sen çok özel birisisin hayatım. Adını duymak yüreğimi ısıtıyor, yüzünü görmek tüm dertlerimi unutturuyor.'

 

Yalnızlıkla başlayan hayatımdan kurtulduğumda insanların etrafımda toplanmaya başladıklarını hissetmiştim. Yanımda bulunmak istiyorlar, beni özel görüyorlardı. Bir Tanrı olduğum için değildi bu birliktelik. Ben olduğum içindi. 'Seninle olduğum için çok şanslıyım.' Gülümsedi ve uykusuna daldı. Eşim uyurken yanında oturdum. Uyurkenki masum duruşu düşüncelerimi dağıttı. Kapının çaldığını duydum. Kilidi çevirdim ve elinde yemek tepsisini tutan hizmetçilerle karşılaştım. Saygıyla selam verdiler.

 

'Uyandığınıza çok sevindik efendimiz.'

 

'Onu ben alayım. Eşime yemeğini kendim yedireceğim. Teşekkür ederim.' Hizmetçinin elinden tepsiyi kaptım. Kadınlar cevap veremeden kapıyı kapadım. Yemeğini ona yedirirken utanır bir hali vardı. ‘Kocanın elinden yemekten utanıyor musun yoksa?’ Yüzü ateşten mi yoksa utandığından mı kızarmıştı emin değildim. Boğazındaki lokmayı zorla yuttu. 

 

‘Uyandığında yemeğini ben sana yedirmeyi düşünüyordum. Hayat sürprizlerle dolu.’ Dudağının yanına bulaşmış yemeği sildim.

 

‘Hastalıkta ve sağlıkta yanında olacağım.’

 

Günler hızla akarken Gelecek Ordusu toplanmış vaziyette başkentte beklemekteydi. Ordu çocuklarımın büyük katkıları sonucu kurulmuştu. Savaş erzağının hazırlığı tamamlanmak üzereydi. Bu da bittiğinde yola çıkabilecektik. Akşam karanlığında şehrin ışıkları gölgeleri aydınlatıyor, rüzgarsız yaz akşamı herkesi dışarı çıkmaya davet ediyordu. Pencereyi kapattım. Dolaptan eşim için güzel bir elbise seçtim. Son günlerde kendini daha iyi hissediyordu. Meraklı gözlerle bana baktı. Sade, mavi bir elbiseye dikkatle seçtim. Bu yeterliydi. 

 

‘Ne yapıyorsun Azyl?’

 

‘Aklıma geldi de şehri hiç gezmedim.’ Draris’i yatağından kaldırdım. ‘Bana eşlik etmeyi düşünür müydünüz hanımefendi?’ Eğilerek ufak bir jest yaptım. Gülerek uzattığım elimi tuttu.

 

‘Memnuniyetle…’ 

 

Kaleden ayrılmak üzere çıkıyorduk. Hizmetçilerden ve askerlerden oluşan kalabalık bir grup hemen arkamızdaydı. Ne dersem diyim peşimizden ayrılmayacaklarını bildiğim için onları görmezden geldim. Şehre adımımızı attık ve hemen önümüzdeki koca heykeli geride bıraktık. Halkın bakışları eşliğinde sokaklarda yürüdük. Sürekli savaşmakla meşgul olan Tanrı’nın şehre inmesi garip geliyordu hepsine. Dükkanları dolaştık ve sokakta çalan müzik gruplarını dinledik. Eşimle hiç vakit geçirmediğim için kendime kızıyordum. Onu yalnız bırakmıştım. Dükkan sahipleri, halk erkanı biz geçerken saygıyla başlarını eğiyorlardı. Küçük çocukların ‘Tanrı, Tanrı!’ diye bağırışlarını duyuyordum. Draris bir Kraliçeydi bu yüzden halkın içinde nasıl davranması gerektiğini biliyordu. Önünden geçtiğimiz her dükkanın sahibi bizi içeri davet ediyordu. Arkamızda bizi takip eden hizmetçilerden birini çağırıp şehrin en güzel yemeklerinin olduğu dükkanını sordum. 

 

‘İki sokak aşağıda göçmen Kaplanadamların açtığı ‘’Tüylü’nün Yeri’’ adında bir dükkan var efendimiz.’ Hizmetçi yerine döndü.

 

‘Tüylü’nün Yeri mi? Hahaha, ne kadar tuhaf bir isim.’ diye güldü Draris.

 

‘Yüzünü güldürmeye yettiyse gidip bakmaya değer.’ Hizmetçinin bahsettiği yere vardığımızda dükkanın tabelasında beyaz tüylü bir kedi resmedilmişti. Beyaz kedi elinde tuttuğu et dolu tabağa patisinin ucundan bileğini bükerek tuz serpiyordu. Resmi komik yapan şey ise kedinin siyah bir gözlük takmasıydı. Kapıda uzun bir kuyruk vardı. İnsanlar burada yemek için sıraya giriyorlardı. Hizmetçi haklı görünüyordu. Kapıdaki yapılı Kaplandam geldiğimizi gördü ve yanındaki arkadaşının kulağına fısıldadı. Arkadaşı içeri koştu.

 

‘Hoşgeldiniz efendimiz. Lütfen biraz bekleyiniz. Sizin için bir masa hazırlatıyoruz.’ 

 

‘Bu kadar insan sıradayken içeri girmemiz haksızlık olmaz mı?’ diye sordu Draris.

 

‘Haklısın tatlım.’ Kaplanadama döndüm. ‘Sıramızı bekleyeceğiz.’ Kaplanadam şaşkınlıkla ileri atıldı.

 

‘Efendimiz, lütfen içeri buyrun. Eminim sıradaki herkes girmenizi isteyecektir.’ Sıradaki kalabalıktan bağırtılar yükseldi.

 

‘Lütfen girin efendimiz.’

 

‘Biz bekleriz.’

 

Kalabalık hemfikir görünüyordu. Bu sırada dükkanın kapısı açıldı ve bembeyaz kabarık tüylere sahip, dükkan tabelasında resmedilmiş olan kediye benzeyen siyah gözlüklü Kaplanadam dışarı çıktı.

 

‘Ben Tüylü’nün sahibi Tüylü Nusret’im efendimiz. Sizi dükkanımda görmek büyük bir şereftir.’ Siyah gözlüklerinin üzerinden Draris’e baktı. Eğildi ve eşimin elini öptü. ‘Leydimizide gördüğümüz için çok mutluyuz. Masanız hazır ve nazır sizi beklemekte.’

 

‘Hizmetçiler şehirdeki en iyi yerin burası olduğunu söylediler. Dükkanının namı kaleye kadar ulaşmış.’ İçeriye girdik.

 

‘Beni şımartıyorsunuz efendim, masanız bu tarafta.’




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1451

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1198

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 986

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 906

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 799

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 778

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 718

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 632

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 592

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 592

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 157

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 150

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 149

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 129

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 14940 Üye Sayısı
    • 709 Seri Sayısı
    • 33159 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr