"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 149: Umut Bitmediği Sürece


Gösterişli bir yükseliş olmadı. Gözlerimi açtım ve ayağa kalktım. Başım dönüyor, dengemi sağlayamıyordum. Kafamdaki ağrı sızlıyordu. Acı ve nefret, bu duygulardan hoşlanmıyordum. Hayatımın bütününü oluşturan bu iki duyguyla yaşamıştım. Tanrılar yanıma iniyor ve büyük bir kalabalık oluşturuyorlardı. Kalabalığın büyüklüğü savaşı kazanamayacağımı göstermişti. Düştüm ve yükseldim ama şimdi ne olacaktı? Beni kabul etmiş oldular ama bedeli ne olacaktı? Lass ve Triton’un kellesi bu bedeli ödemeye yeter miydi? Zeus kalabalığın arasından bana doğru yürüdü. Yanında onu görünmez kılan miğferini tutan kardeşi Hades vardı. Onlardan biri olmuştum ve güçleri artık beni korkutmuyordu. Hiçbir değişim hissetmiyordum fakat beni korkutan bu Tanrılar önemini yitirmişti. Onları tanıyor gibiydim. Gerçek olmak bu anlama mı geliyodu? Bir kelimenin tanımını öğrendiğimde onu daha iyi anlayabiliyorsam, Tanrılar benim için bir araç demekti. Onları anlıyor ve saygı duyuyordum. Katıksız nefretimin içine empati karıştı. 

 

‘Hemen dönüyor musun Dünya Tanrısı?’ dedi Zeus. ‘Hatamızı telafi edip buraya, Tanrılar evine geri dönebilirsin. Tanrı ailesinden birisin artık.’ Zeus’u selamladım.

 

‘Beni bekleyen bir ailem var Tanrılar Babası. Yokluğum onları üzüyor. Sevdiklerini üzmek bir babaya yakışmaz. Tez vakitte gitmeliyim evime. Dünya bensiz savunmasız, halkım dönüşümü dört gözle bekliyor.’

 

‘Öyleyse anlaştığımız üzere seni bekleyeceğim. Hepsinin kökünü kazı ve kanıt olarak bana o vicdansızların kellelerini getir.’ Uzun bir ıslık çaldı. Kanatları olan kar beyazı bir at semada uçarak kişnedi. Gördüğüm bütün atlardan daha güzeldi. Heybetiyle beraber yere indi. Alnını ve çenesini okşamama izin verdi. Asırlar evvel Azat evimden akıncı grubu ile ayrılırken gördüğüm beyaz atı hatırlattı bana. Adını Aura koyduğum at evim yokedilirken ölmüştü. O zamandan beri atlara bağlanamamıştım. Şimdi karşımda duran bu güzellik bakışlarıyla bilgelik saçıyor, nice gördüğü olayları anlatmak için hevesli görünüyordu. Zeus sözlerine devam etti. ‘Pegasus seni evine götürecek. Onu sana veriyorum. Görevini tamamladığında onu buraya dönmek için kullanacaksın. Güvenilir yoldaştır. Seni geride bırakmaz.’ Pegasus’un sırtına bindim. Çıplak sırtı güçlüydü. Kanatlarını açtı. Gitmeye hazırdı. 

 

'Hepinizin kötü olmamasına sevindim. Söylediğim kırıcı sözler için özür dilerim.' Gazabın Tanrısı Talos'a baktım. 'Artık eşsizsin Gazap Tanrısı. Hislerini anlıyorum, umarım beni affedersin kardeşim.' Talos sırıttı. Elini uzattı. Sıkıca tokalaştık. 

 

'Sana yardım etmeye çalışıyorduk Dünya Tanrısı. Beni sinirlendirdiğin doğru, bu yüzden bende senden özür dilerim. Sende bizim kardeşimizsin. Tanrı aileni unutma.'

 

'Unutmam. İyi haberler ile döneceğim. Hoşçakalın!' Pegasus yükseldi. Bulutları yırtarak geçti. Hızı benimkinin de ötesindeydi. Beyaz yelesi savruluyor, görüntü siliniyordu. Her şey çizgiye dönüştü. Mavi ışıklar bizi çevreledi. Evime gidiyordum. Yarım bıraktığım işi bitirmeye!

 

.

.

.

 

Yıldırımlar şiddetli fırtınanın geliceğini haber veriyordu. Titan Polis'te kara bulutların istilası kısa süren kesintinin ardından devam ediyordu. Aylardır babalarının değişmeyen durumuna aile yas tutmaktaydı. Durum dahada kötüleşmişti. Otea babasının giderek solan ve soğuyan bedenini gördükçe üzülüyordu. Üzüntüsü bir hafta önce kara saçlarının bembeyaz kesilmesine sebep olmuştu. Aleif babasını ziyarete geldiğinde kalbinin atmadığını fark etmişti. Azyl'in melekleri uzun zaman önce kaleden ayrılmışlardı. Eğer o ölürse meleklerde yok olacaktı. Draris kocasının öldüğünü kendi gözleriyle gördüğünde yere yığıldı. Kadın odasına götürüldü. Azyl’in bedeni üzerine beyaz bir çarşaf örtüldü. Aile bu haberi halka henüz duyurmamaya karar verdi. Tanrı’nın ölüşü yeni kurulan birlik ve beraberliği yıkacağından korkuluyordu. Yeryüzü daha öncesinde olmadığı kadar uyum ve barış içindeydi. Sert dolu taneleri camları ve duvarları dövüyordu. Gök gürültüsü beşiklerinde uyuyan bebeklerin ağlamasına sebep oluyordu. Karagüneş ailesi elleri kolları bağlı yaşadıkları acıya göğüs germeye çalışıyordu. 

 

‘Neden uyanamadın baba? Sen güçlüydün…’

 

‘Babamız hayatı boyunca savaştı. Daima yorgundu, onu suçlayamayız.’

 

‘Onsuz ne yaparız? Yeryüzü ne yapar?!’ 

 

‘Sakin ol Otea. Hala bize bıraktığı haplara sahibiz. Kuracağımız ordu yeryüzünü koruyacak!’ dedi Aleif kararlılıkla. ‘Babamızın emaneti artık bizim emanetimiz. Onu hayal kırıklığına uğratmamalıyız.’

 

‘Haklısın abla.’ Birbirlerine sarıldılar. Kötü günler geçmiş sırada daha kötü vardı. Aile kendini hazırlamalı, birçok zorluk onları beklemekteydi. Garnizon Komutanı Jon odaya koşarak girdi. Odaya girmemesi gerektiğini biliyordu ama getirdiği haberin büyük aciliyeti vardı. Tanrı bedeninin örtülmüş olduğunu gördüğünde yüzü buz kesti. Kraliçe ve Prenses’e selam verdi.

 

‘Kraliçem şehre yaklaşan bir şey var! Bunu görmeniz gerekiyor.’ Otea gözyaşlarını sildi. Komutan hızla odanın balkonunu açtı. Bardaktan boşalırcasına yağan yağmur mermeri ıslattı. Otea yaklaşan şeyin Şeytan olmamasını diledi. Onu yenebilecek güçte artık kimse yoktu. Fırtınada uzakta bir noktayı işaret etti Jon. Zar zor görünen beyaz nokta yaklaşmaktaydı. Beyaz nokta çoktan şehir sınırlarına girmişti. 

 

‘Ondan ne zamandır haberdarsınız?’

 

‘Fırtınadan gözcüler onu fark edememiş Kraliçem. Bulutların üzerinden gelmiş olmalı. Büyü kulelerine haber vereyim mi?’

 

‘Buraya tek başına gelebilecek hiçbir düşman olamaz. Kulelere tetikte olmalarını ama saldırmamalarını söyle.’

 

‘Emredersiniz.’ 

 

Otea beyaz noktayı izlemeye devam etti. Yağmurdan sırılsıklam olmuştu. Koca krallığın kraliçesiydi ama hayat ona boş geliyordu. Kehanet Tanrısı öngörüsünde yanılmıştı. Hayatını babasını korurken kaybedeceğini söylemişti fakat şu an durum öyle değildi. Kendini bu çöküntüden kurtaramıyordu. Balkon korkuluklarının üzerine çıktı. Yaşamanın bir anlamı yoktu. Uğruna yaşanacak bir şey kalmamıştı. Kollarını açtı. Yağmur damlaları yüzüne vuruyor, sırtından aşağı damlıyordu. Aleif gözünü babasının örtülü bedeninden çekip balkonda gereğinden uzun bekleyen kardeşine baktı. Korkuluğun üzerinde kollarını açmış beklerken kardeşini gördüğünde yüreği ağzına geldi. 

 

‘Otea!’ Balkona koştu ama çok geç kalmıştı. Otea kendini bıraktı. Boşlukta süzülürken gözlerini kapadı. Sıcak kollar onu sarmalarken çoktan öldüğünü düşündü. Gözleri hala kapalıydı. Babasının tatlı sesini duydu. Gözleri yaşardı. 

 

‘Özür dilerim kızım, seni bu duruma soktuğum için.’ Sıcak elim gözyaşlarını sildi. Ufukta hızla kaleye yaklaşırken Otea’yı balkonda görmüştüm. Kendini aşağı bırakırken Pegasus tekrar hızlanmıştı. Zamanlamam mükemmeldi. ‘Korkma, gözlerini açabilirsin. Yanındayım.’ Otea gözlerini açtı. Ölüp babasının yanına gittiğini sanmıştı. Kar beyazı kanatlara sahip bir atın üstündelerdi. Babasına sarıldı. ‘Tamam hahaha, bende seni çok özledim.’ Kızımın saçlarını okşadım ve kokladım. Balkondan bir ses yükseldi.

 

‘Baba?!’ Pegasus yükseldi. Balkona indik. Otea’yı yere bıraktım. Aleif’te bir yatakta yatan bedene bir bana bakıyordu. Öncelikle bu fırtınadan kurtulmaya karar verdim.

 

‘Fırtına beni yavaşlattı.’ Ellerimi birbirine vurdum. Yıldırımlar ve gök gürültüsü kesildi. Kara bulutlar rüzgarla dağılmaya başladı. Güneş tekrar yüzünü gösterdi. Krallığın iki ucu arasında bir gökkuşağı belirdi. ‘Daha iyi. Sizleri yeniden gördüğüme çok sevindim çocuklarım.’ İkisine tekrar sarıldım. Hala şaşkınlıklarını atamamışlardı. Yatakta yatan bedene ilerledim. Örtüyü kaldırdım. Bedenim huzur içinde yatıyordu. ‘İlk kez Tanrılığa yükseldiğimde yeryüzünde kalmam için bir bedene ihtiyacım vardı. Eski güçlerimi kullanarak bedenimin bir kopyasını Hazzın Tanrıçasını yenmek için yaratmıştım. Daha sonrasında Tanrı olup kopya bedenimle birleşmiştim. Ama bunların artık bir önemi kalmadı. Gerçek Tanrılarla tanıştım ve beni aralarına kabul ettiler. Bu kukla bedene daha fazla ihtiyacım yok.’ Parmaklarımı şıklattım ve kukla bedenim yanmaya başladı. ‘Kurtarmam gereken bir Dünya var.’




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1364

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1142

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 952

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 886

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 775

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 727

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 690

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 624

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 587

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 548

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 508

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 155

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 115

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 100

Site İstatistikleri

  • 18987 Üye Sayısı
  • 547 Seri Sayısı
  • 26587 Bölüm Sayısı


creator
manga tr