"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Beyond Eternity - Bölüm 148: Düştüm ve Yükseldim


Gökyüzünden yere kaya gibi çakıldım. Parçalanmış kanatlarım beni kurtaramamıştı. Doğruldum ve beni neyin beklediğine baktım. Şehrin sokakları Tanrı doluydu. Güçleri dolup taşıyordu. Bunlar sıradan Tanrılar olamazdı. Düşmanın yuvasına girmiştim. Yabancı gözleri bedenimde geziniyor, varlığım sorgulanıyordu. Kurtların arasına düşmüş bir ceylandım. Işıktan bir ok yanağımı sıyırarak geçti. Devamının geldiğini gördüm ve takla atıp koşmaya başladım. Işık okları gelmeye devam ediyordu. Zeus benle dalga mı geçiyordu? En baştan niyeti beni öldürmek miydi? Tanrılara bir kez daha lanet ettim. Okları kimin attığını bile göremiyordum. Tanrılar tepemde uçuyor ve benimle alay ediyorlardı. Şehrin sokaklarında koşturuyor, sonsuza kadar kaçamayacağımı idrak etmeye başlıyordum. Dar bir sokağa girdim. Sokağın sonunda üstü çıplak, kafasında miğferi ve elinde mızrağıyla bir Tanrı beni bekliyordu. Durdum. Işık okları kesildi.

 

'Düşüse hoşgeldin Tanrı.' dedi miğferli Tanrı. Arkamdan biri erkek biri kadın iki Tanrı'nın daha sesini duydum.

 

'Onu bize ver Ares.' dedi erkek olan.

 

'Onu ilk biz bulduk.' dedi kadın olan.

 

Savaş Tanrısı Ares güldü. 'Apollon ve Artemis bu ne sürpriz. Güneş ve Ay birlik olmuş avımı elimden almaya gelmiş. O bana kendi ayaklarıyla geldi. Yıkılın karşımdan!' Ares mızrağını yere vurdu. Yer sarsıldı. Ayakta durmakta zorlanıyordum ama diğer Tanrılar korkmuşa benzemiyordu. Tepemizde onlarcası uçuyordu. Bir başka Tanrı uçarak yere indi. Öfkeli sözleri tüylerimi ürpertti.

 

'Adımı alan sahtekar bu mu?!' Yediğim yumrukla yere yapıştım ve kalkamadım. Bu Tanrının gücü inanılmaz bir boyuttaydı.

 

'Onu öldürme Talos.’ Talos Ares’e uyaran gözlerle baktı.

 

‘Bunu benim sana de-’ Alevlerim Talos’u gökyüzüne savurdu. Dövüş istiyorlarsa istediklerini alacaklardı. Kanatlarım parçalanmış, bedenim ölmüş olsada güçlerim hala benimleydi. Alevler bedenimi sardı. Kılıcımı kınından çıkardım. 

 

‘Çok gevezesiniz. Beni mi istiyorsunuz? Gelin alın öyleyse!’ Ares koşmaya başladı.

 

‘Bende tam bundan bahsediyordum!’ Mızrak ve kılıç buluştu. Yıkıcı gücüne karşı koyamıyordum. Geri çekildim. ‘Ne oldu? Gelmemizi isteyen sendin.’ 

 

Nefesimi tazeledim. ‘Sadece biraz soluklandım.’ Rüzgara seslendim. Sokaklarda esen uğultusu bana ulaştı. Kılıcımı rüzgarla sardım. Güç farkını kapatmam gerekiyordu. Tek Ares’e karşı dövüşmüyordum. Apollon ve Artemis’in ışık oklarını rüzgarla savuşturuyordum. Diğer Tanrılar bizi izliyordu. Bunları yensem bile daha yüzlercesi beni bekliyordu. 

 

Rüzgar Ares’i geri püskürttü. Gökyüzünde kırmızı bir parıltı gördüm. Talos çok büyük bir alev topuyla geliyordu. Bağırışını duyabiliyordum.

 

‘Sen kime alev fırlattığını sanıyorsun!’ Beyaz alev dışındaki hiçbir alev bana etki edemez. Kendimi Talos’un alevlerine bıraktım. ‘Demek pes ediyorsun ukala! Bu işten kolay sıyrılamayacaksın!’ Parmaklarımı şıklattım ve kızıl zırhım harekete geçti. Aç bir kurtu andıran homurtusunu duydum. Talos’un alevlerini yemeye başladı. Beslendikçe güçleniyor ve beni koruyordu. Alev topu sokağı yok edip geride bir delik bıraktı. Siyah dumanlar yükseldi. 

 

‘Sana onu öldürme demiştim Talos!’

 

‘Güçsüz olması onun hatasıydı. Adımı çalan herkesin sonu böyle olacak.’ Eğlencenin bittiğini düşünen Tanrılar dağılıyordu. Dumanların içinden sahte Tanrının sesi duyulunca herkes dikkat kesildi.

 

‘Yemek için teşekkürler.’ Alevlerime denk olan gücü kanatlarıma canlılık kazandırmıştı. Dumanların arasından fırladım. Talos karşılık veremeyecek kadar yavaştı. Suratına geçirdiğim yumrukla duvara savruldu. Rüzgarım Apollon ve Artemis’i yere serdi. Rüzgar onları yerde tutmaya devam ediyordu. Toprak Ares’i sarmaladı. Ares bundan daha güçlüydü. Toprak onu tutmadı. Alevlerimi üzerine saldım. Mızrağı yok oldu. Alevlerimi kılıcıyla kesti. Mızraklar gökyüzünden yağıyordu. Rüzgarım onları savuşturacaktı ama bir terslik vardı. Rüzgar artık beni dinlemiyordu. Mızraklardan kaçtım. Neler oluyordu? Sırtıma saplanan okla sendeledim. Işıktan yapılmış ok derimi yakıyordu. Acıyla inledim. Rüzgar neden beni dinlemiyordu? Bir Tanrı daha harap sokağa indi. Esen rüzgar tanımış olduğumdan çok farklıydı. Soğuk ve hırçındı. 

 

‘Benimle teke tek dövüşmekten korkuyor musunuz yoksa? Bana sahte dersiniz ama arkadan saldırmaktan başka bir şey yapmazsınız!’

 

‘Sessiz ol Tanrı. Keşfetmediğimiz yeteneklere sahipsin. Kendini bir şey sanma.’ dedi Kuzey Rüzgar Tanrısı Boreas. ‘Ateş, toprak ve havaya hükmeden bir Tanrısın. Bir çoğumuzun adını lekeliyorsun. Benim gibi…’ Sert rüzgar bana saldırdı. Kanatlarım bedenimi koruyordu. 

 

Işık okları kanatlarımı parçalıyor, canımı yakıyordu. Gazap Tanrısı Talos yıkıntıların arasından çıktı. Son derece öfkeli görünüyordu. Ares’in mızrakları tekrar geliyordu. Altımdaki toprağı çökerttim. Sırtım ve kanatlarım oklarla doluydu. Her adımımda acı çekiyordum. Şehrin altında kendime bir tünel oluşturdum. Yeterince uzaklaştığımı düşünerek okları çıkarmaya başladım. Sırtımdaki oklardan ilkini tuttum ve söktüm. Okun sivri ucu çıkarken bütün etimi kesti. Çok acıyordu ama devam ettim.

 

‘Ahh!’ İlkinin acısı muazzamdı. ‘Bekleyin siz! Bu sahte Tanrı hepinizin sonunu getirecek.’
Sırtımdaki bütün okları çıkardım.

 

‘Öyle mi diyorsun?’ Sesin geldiği taraf karanlıktı. Alevlerimi savurdum. Karanlık tünel aydınlandı ama kimse yoktu. Boğazıma soğuk bir pençe yapıştı. Düşmanım görünmezdi. Beni duvara dayadı. Nefesim kesildi. ‘Geldiğimi bile görmedin acınası. Kardeşim Zeus tehlikeli olacağını söylemişti.’ Yeraltı Lordu Hades onu görünmez kılan miğferini çıkardı.

 

‘Ö-Öyleyim!’ Bedenimi ateşler sardı. Hades’in kolu alev aldı ve boğazımı bıraktı. Boğazımı tuttum. Derin nefes aldım. Yaralıydım ve adamdan güç patlıyordu. Yanan kolundaki alevler ansızın söndü. Ateşim onu yakamamıştı. Alevler etki etmiyorsa kılıcım vardı! Geceyırtan karanlığı keserek kınından çıktı. Hades savaşmak için can atıyordu. 

 

‘Gel. Bende ölümü bulacaksın.’ Miğferini taktı ve görünmez oldu. Onu sadece saldırırken yaydığı öldürme içgüdüsünden hissedebiliyordum. Karşı saldırı yapamıyordum. Göremediğim, duyamadığım bir düşman vardı karşımda. Yukarıda beni bekleyen Tanrı sürünü Hades ile savaşmaya yeğlerdim. Geldiğim yoldan geri koşuyordum. Hades’in alaycı kahkahası hemen arkamdaydı. Koşarken toprakla tüneli kapatıyordum ama Hades önüne çıkan bütün engelleri yok ederek ilerliyordu. Acelesi yoktu, eğlencenin tadını çıkarıyordu. Gücüm hiçbirine yetmiyordu. Tek yapabildiğim dayanmak ve kaçmaktı. Bütün yaptığım zaten bu değil miydi? Durdum. Kaçmamalıydım. Zeus beni gerçek Tanrılardan birine dönüştüreceğine söz vermişti. Tanrılar sözlerini tutardı. Kendini beğenmiş ve zorba olsalar bile bu huyları hepsinde aynıydı. Kanatlarımı tüm gücümle çırptım. Toprak çatırdadı ve yarıldı. Şehre geri çıkmıştım. Bütün ışık okları kanatlarımdan kopmuştu. Güneşin ışığı üzerime kaydı. Gözlerimi kör ediyordu. 

 

Güneş ve Işık Tanrısı Apollon Tanrı’nın gizlendiği yeri belirlemek için gücünü kullanmıştı. İkiz kardeşi Ay Tarnıçası Artemis hemen peşindeydi. Bir Tanrıyı düşürmek kolay değildi. Kimse güçlerini kaybederek yeniden doğmayı kabul etmezdi. Bu çok acı verici bir yoldu. Babası Zeus’un emirleri açıktı. Bu Tanrı yeniden doğacaktı ve aradıkları Tanrı kendini gösteriyordu. Bedeni yaralarla kaplı ve kan içindeydi. Öylece kardeşi Apollon’un ışığında dikiliyordu. Galiba pes etmişti. Tanrılar etrafımda toplanıyordu. Artık her şeyin farkındaydım. Bu bir ayindi. Düşmem gerekiyordu. Alçalıp yeniden yükselecektim. Bu sefer onlardan biri olarak. Kollarımı açtım. Beni bekleyen şeyden daha fazla kaçamazdım. Hayatımı doğru olanı yapmaya harcamıştım. Hatalarım olmuş ve pişmanlık duymuştum. Şimdide doğru olanın peşinden ölmeye gidiyordum. Ölecek ve doğacaktım. Tüm varlıklar gibi. Apollon'un ışığı derimi kavuruyordu. Bedenim oklar, mızraklar ve büyülerle delik deşik olmuştu. Kanatlarım küle dönüştü. Yere düşüyordum. Zaman yavaşlamış, sevdiklerimin sözleri kulaklarımda çınlıyordu.

 

'Düğünümde sende olmalısın baba.'

 

'Senin gibi büyük bir adam olacağım baba, söz veriyorum.'

 

'Dede bize hikayelerini anlat.'

 

'Seni seviyorum hayatım.' 

 

Yere çarptığımda acım dindi. Her yer karardı. Ayin tamamlanmıştı. Zeus'un sesini duydum.

 

'Tanrılar'ın Babası olarak aramıza katılmana izin veriyorum Tanrı Azyl. Sana Dünya'nın Tanrısı ünvanını veriyorum. Düşüşün tamamlandı, artık yükselebilirsin Tanrı.'

 

Gözlerim açıldı.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1357

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1136

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 948

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 874

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 763

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 716

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 687

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 623

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 585

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 549

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 485

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 212

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 151

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 147

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 126

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 120

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 110

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 78

Site İstatistikleri

  • 18314 Üye Sayısı
  • 528 Seri Sayısı
  • 25120 Bölüm Sayısı


creator
manga tr