"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 147: Önce Düşmen Gerekiyor


Frimold Ateşnefes dalgın gözlerini pencereden mini minnacık görünen uzak dağlara dikmişti. Elinden beklemek dışında bir şey gelmiyordu. Şeytan'ın varlığı bütün planları sekteye uğratmıştı. Oğlu ve kocası kale bahçesine gitmişlerdi. Biraz yalnız kalmak için güzel bir fırsattı. 

 

'Tanrı olmak bile yetmiyor, Tanrılığın ötesinde ne var ki? Sonu gelmeyen ömrün ve gücün arzularımızı karşılayamıyor oluşu korkunç. İmkansızın peşinde mi koşuyoruz?' 

 

İzrail odaya süzüldü. 'Bizler için imkansız yoktur Tanrıçam. Her şey zaman kavramına bağlı. Zamana hükmeden her şeye hükmeder.'

 

'Bulmacalı sözlerini dinleyecek havamda değilim sevgili meleğim. Babamın yenemediği bir düşmanla karşı karşıyayız.'

 

'Lütfen sözlerime kulak verin. Kulunuz Şeytan'ı yenmek için güç birliği yapmanızı öneriyor. Ejderler Kralı ve Azat Tanrıçası'nın gücüyle intikam alabilirsiniz.'

 

Frimold iç çekti. İzrail efendisini kızdırdığını düşünerek başını eğdi.

 

'Meleğim, benim meleğim, barışın sembolü ve ışığı getirecek olan bana intikamdan bahsediyor.'

 

'Ama efendim… Bu halinizi görmek ruhuma dayanılmaz bir acı veriyor.'

 

'Babam uyandığında herkesi ölü bulmasına izin veremem. Şeytan'ın peşine düşmeyeceğim.'

 

'Efendim!'

 

'Işıkgetiren!' İzrail başını eğdi. Odadan hızla ayrıldı. Yargı Tanrıçası olmadan planın hiçbir faydası olmazdı. Başka şeyler düşünmesi gerekecekti.

 

Kraliçe Otea Scan'dra kara bulutların dağılmasını babasının uyanmış olabilmesine ümit ederek hızlı adımlarla yatak odasına ilerledi. Kapıdaki muhafızlar esas duruşa geçip kapıyı araladılar ama kraliçenin yüzündeki umut paramparça oldu. Babası hala uyuyordu, yanı başında ablası Mirana beklemekteydi. Otea gibi Mirana da babasının uyandığını sanmıştı. 

 

'Sende demek.' Otea başını salladı. 'Geldiğimde elleri titriyordu. Elimi sıkıca tuttu ama çok kısa bir süre.'

 

'Her ne ile mücadele ediyorsa pes etmediğini gösteriyor.'

 

'Evet haklısın. Uykusunda bile savaşıyor. Babamıza dinlenmek bile yasak.'

 

.

.

.

 

Bulutların tepesinde yürüyordum. Çıplak ayaklarım yumuşak bulutların tadına bakıyor, serin meltem sırtımı sıvazlıyordu. Önümde sonsuz bir gökyüzü vardı. Triton kalbimi kestikten sonra son nefesimi oğlumun kolları arasında vermiştim. Dünya karanlığa boğulmuştu. Yok ettiğim cehennem ve var olmayan cennet olmayınca ruhum arafta kalmıştı. Sonra karanlık ışıkla dolmuştu. Beni bulutlarla dolu buraya getirmişti. 

 

Zaman zaman çocuklarımın yakarışları gökyüzünde yankılanıyordu. Geri dönmemi, beni özlediklerini duyuyordum. Bedenim hala yaşıyordu ama geri dönemiyordum. Burada benim dışında kimse yoktu. Çıkışı bulamıyordum. Bedenim yeterince dinlenirse belki ruhum geri dönebilirdi ama bu ne kadar sürecekti? Çocuklarımın konuşmalarını ve ağıtlarını duyabiliyordum. Otea'nın Draris'e bağırmasınıda duydum. 

 

'Sevenin çokmuş kayıp ruh.'

 

'Kim var orada?' Yaşlı bir adam karşımda belirdi. Gür beyaz sakalı ve saçları vardı. Yaşlıydı fakat bedeni zindeydi. 

 

'Bunu ben sana sormalıyım. Evime nasıl girdin? Sen kimsin?' Sesinde öfke ya da tiksinti yoktu. Sadece merak ve şaşkınlık vardı.

 

'Ben bir Tanrıyım. Gazabın Tanrısı Azyl'im.'

 

Yaşlı adam gülmeye başladı. Kahkahası yankılandı. 'Şakanı beğendim genç adam.'

 

'Şaka yapmıyorum. Ben Gazabın Tanrısıyım.' Bedenim kızıl alevlerle parladı. Zırhım bedenimi sardı. Yaşlı adamın suratı ciddileşti.

 

'Gazabın Tanrısı Talos'tur. Ona Yokedici derler. Tanrılar'ın evine nasıl girdin bilmiyorum ama yalanlarını başkasına sakla, özellikle bana karşı.'

 

'Tanrılar'ın evi mi? Burası Tanrılar'ın asıl yurdu mu?'

 

'Evet öyle. Şimdi nerden geldiysen oraya geri dön yabancı. Yalanlarınıda beraberinde götür.' Yaşlı adam arkasını dönüp yürümeye başladı. 

 

Burası Extia'nın bahsettiği memleketiydi. Onları süren Tanrılardı. Gözümde hiçbirinin farkı yoktu. Tanrılar'ı öldürmeye yemin etmiştim. Kılıcımı çektim ve adama saldırdım. Yaşlı adamın elinde yıldırımdan bir mızrak belirdi. Yüzünde şaşkınlıktan eser yoktu. Gücüne karşı koyamıyordum. 

 

'Siz sahte Tanrılar'ın devri yakında kapanacak. Yurdumu özgür bırakacağım ve tekrar huzur bulacağız.'

 

'Tanrılar Babası, yıldırımların efendisi Zeus olan bana sahte deme cüretini mi gösteriyorsun?!'

 

'Zırvalıklarını kes sahtekar. Tanrılar Babası olan benim! Yıldırımların efendisi diyerek kimseyi kandıramazsın. Sen Lass değilsin!' Zeus'un yüzü değişti. Zar zor karşı koyduğum gücü beni geriye savurdu. Elindeki yıldırım mızrağı kayboldu.

 

'Lass mı dedin sen? O kaçığın kıçına tekmeyi bastıktan sonra ölmek üzereydi.' Zeus'un savaşmaya niyeti olmaması işime gelmişti. Adamın gücü benimkinin yanında dağ gibiydi.

 

'Demek ki yeterince iyi tekmeleyememişsin. Yanında sahte Tanrılar'dan bir orduyla yurdumu istila etti. Özgürlüğümüzü, hayatlarımızı, her şeyimizi elimizden aldı ama yinede yetmedi. İşkence etmekten bir an olsun vazgeçmedi. Milyonlarca hayat ellerinde son buldu.'

 

Tanrılar Babası Zeus sakalını sıvazladı. İşlerin bu noktaya varacağını hiç düşünmemişti. İç savaşta isyancılardan sağ kalanları sürgüne yollatmıştı. Hayatta kalacaklarından ümitli değildi. Binlerce yıl önce düşen kar tanesi bir çığa dönüşmüştü.

 

'Genç adam sen kimsin?'

 

'Adım Azyl. Dünyamın Gazap Tanrısıyım. Halkıma özgürlük yolunda önderlik ediyorum.' Duraksadım. Ben ölmüştüm. 'Büyük işler başardım ama gitmem gereken uzun bir yol var. Dünyamı zindan eden Tanrılar'ın hepsini katledeceğim.'

 

'Güçlerin bir Tanrı'ya denk haklısın. Fakat sen doğuştan Tanrı değilsin. Limitlerini sonuna kadar zorlamış bir ölümlüsün sadece.'

 

'Ne demek istediğini anlamadım. Ölümlü olmam sizleri öldüremeyeceğim anlamına gelmiyor. Ellerimle birkaçını çoktan geberttim.'

 

'Öyle mi? Söyle öyleyse Gazap Tanrısı,' güldü. 'Savaş Tanrısı Ares'i yenebilir misin? Ya Yeraltı Lordu Hades'i?' 

 

'Bu isimler bana yabancı. Tanrılar Tanrısı dışındaki her Tanrı'yı yenebilirim. Son savaşımda Triton'un tek kolunu koparmıştım. Sonra… sonra ölmüştüm.'

 

'Hahahaha! Triton! O sümüklünün kolunu kopardın ha! Hahaha!' Zeus'un neden güldüğüne anlam veremiyordum. 'Bir konuda sana hak veriyorum Tanrı Azyl. Dünyandaki Tanrılar sahte. Sahte Tanrılar'ı yok etmek için onlardan biri olmuşsun. Yani sende sahtesin. Gel.' Elini omzuma koydu. Elini semada salladı ve bulutlar ayrıldılar. Aşağıda devasa bir şehir vardı. 'Burası Tanrılar Şehri ve sen onun sahibiyle konuşuyorsun. Binlerce Tanrı, yücesi ve düşüğüyle burada yaşar. İşte bunlar asıl Tanrılardır.'

 

Gördüklerim tüm başardıklarıma bir hakaretti. Aşağıda gördüğüm herkes Tanrıydı ve sahte olan bendim. Uğruna çabaladığım Tanrılık yalandı. Dizlerimin üzerine çöktüm. Ellerimi yumuşak bulutlara bastırdım. Biriktirdiğim onca şey gözyaşı olarak dökülüyordu. Limitimdeydim ve bu yetersizdi. Çektiğimiz sefalet devam edecekti. Bana güvenen onca kişiyi yüzüstü bırakmıştım.

 

'Gerçek açığa daima çıkar. Hiçbir yalan bunu gizlemeye yetmez Azyl. Sahte bile olsan şu halini görmek bir Tanrıya yakışmıyor. Kalk ayağa sizi bu duruma sokan benim. Sana yardım edeceğim.'

 

'Ger-Gerçekten mi? Dünyamı kurtarmama yardım edecek misin?' Ayağa kalktım.

 

'Dolaylı olarak. Sonuçta bu pislikte benimde parmağım var. Seni bizden biri yapacağım. Karşılığında bana Lass ve Triton'un kellesini getireceksin. Tanrılar evrene çok sorun çıkardı. Hepsi onlar yüzünden başladı. Yaptıklarımızı telafi ettik ama gözden kaçırdığımız hayatlar hala varmış.'

 

'Gerçek bir Tanrı olursam Lass ve Triton'u yenebilir miyim?'

 

'Elbette, ikimizde istediğimizi alacağız. Ben sana borcunu ödemiş olacağım ve her şeyin sorumlusu o iki sıçandan kurtulacağım, sende dünyanı kurtaracaksın.'

 

'Ne yapmam gerekiyor lütfen söyle bana Tanrı Zeus? Her şeyi yapmaya hazırım. Ne olursa!'

 

'Bir bakalım… Önce düşmen gerekiyor Azyl.'

 

'Ne?' Dediğine anlam veremeden beni itti. Yumuşak bulutlar aralandı ve aşağı düşmeye başladım. 

 

'Bir Tanrı kolay yetişmiyor genç adam, hahaha.'




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1364

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1142

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 952

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 886

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 775

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 727

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 690

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 624

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 587

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 548

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 508

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 155

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 115

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 100

Site İstatistikleri

  • 18986 Üye Sayısı
  • 547 Seri Sayısı
  • 26587 Bölüm Sayısı


creator
manga tr