Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 146: Yeryüzü Yasta


Şeytan'ın kaçtığı haberi ile beraber Tanrı Azyl’in ağır yaralandığı haberi hızla yayılmıştı. Krallık endişe içinde Tanrı'nın uyanmasını beklemekteydi ama savaşın üzerinden aylar geçmiş, Azyl hala uyanamamıştı. Şimdi, bedeni başkent Polis'te dinleniyordu. Haberi alan bütün evlatları babalarını görmeye gelmişti. Kimsenin yüzü gülmüyor, büyük bir karamsarlık kaleyi ele geçirmişti. Şeytan kendini gizlesede zaman zaman ortaya çıkarak büyük yıkımlar yaratıyordu. Tüm ümitler Azyl'in uyanıp Triton ile yine kapışmasını diliyordu. 

 

Frimold eski güçlerini kaybettiği için çok üzgündü. Tanrılığa yükselmeseydi babasını bu vahim durumdan kurtarabileceğini düşünüyordu. Şeytan ile yüzleşirken babasının yanında olabilmeyi dilemişti. Kocası Omen karısının hüznüne ortak olup yükünü hafifletmek için hep yanındaydı. Önlerinde kötü günler olduğunun farkındaydı ve bunun üstesinden hep beraber geleceklerdi. Oğulları Elisar'a dedesinin hasta olduğunu ve kısa süre içinde iyileşeceğini söylemişlerdi. Dışarıda ve kalede dolanan söylentilerin küçük çocuklarının kulağına gitmemesi için anne ve baba uğraşıyordu.

 

Azat Tanrıçası Ophelia Azyl'in ziyaretine geldiğinde yüzünde aynı hüzün vardı. Azatlar'a felaketi tattıran bu adam, yine onları kurtarmıştı. Yanında Azyl'in ona bahşettiği, adını kendi verdiği Savaş Meleği Asyn vardı. Aylar önce Asyn'in bedeni yok oluşun eşine geldiğinde Azyl'in başına kötü bir şey geldiğini anlamıştı. Ophelia'nın merak ettiği Azyl'i yenebilecek birinin gerçekten varolabildiğiydi.

 

Ursa o kara günden sonra bir daha Eleel Sho ile görüşmedi. Babasının yaralanmasından oğlu kendini suçluyordu. Gözünü kör eden aşka lanet etti ve hala sevmekte olduğu kadına kalbini sonsuza kadar kapadı. Aşk ona artık yasaktı. Bir daha aşık olmayacağına kendine söz verdi. Onun amacı babası ile aynı olmalıydı. Yeryüzünün kurtuluşu her şeyden önemliydi. Babası hala uyanmamışken başkentten kimseye haber vermeden ayrıldı. Güçsüzlüğü bunların olmasına sebebiyet vermişti. 

 

Oğlunun kendini suçladığının farkında olan annesi Draris, oğlunu teselli etmek için dil dökmüş ama sonuçsuz kalmıştı. Habersiz ayrılışı annesini üzmüş, kocasının üzüntüsüne eklenince kadını hüzne boğmuştu. Bu ailenin bir parçasıydı fakat oğlu ayrıldıktan sonra kendini yapayalnız hissetti. Tıpkı sarayında hapsolduğu onlarca yıldaki gibi. Azyl'in yattığı yatağın yanı başından ayrılmıyor ve durmadan dua ediyordu. 

 

Babasının dönüşünde evlenmeyi planlayan Otea aldığı haberle yıkılmıştı. Günlerce odasına kapanarak ağlamıştı. Kraliçe'nin hüznü tüm krallığı yasa boğmuştu. Otea'nın kendini odasına kapattığı günden bu yana başkent Polis'in tepesinden kara bulutlar bir türlü ayrılmamıştı. Güneş bulutların arkasına saklanmıştı sanki, yüzünü göstermekten utanırcasına. Halk kraliçenin üzüntüsünün şekil bulduğunu inanmaya başlamıştı. Durmadan yağmur yağıyor ve tarlalardaki ekinler çürüyordu. Bu kötü günlerde Başdanışman Avarosa krallığı yönetemeyecek durumdaki Otea'nın yerini almış ve halkın aç kalmaması için kale ambarlarındaki tahılları dağıtma kararı almıştı. Yönetime Otea'dan sonra Mirana'nın geçmesi gerekmekteydi fakat aynı acıyı prenseste yaşamaktaydı.

 

Mirana babasının bedeni kaleye ilk getirildiğinde onu görmüştü. Yüzü solgun ve yaşlıydı. Tüyleri dökülmüş kızıl kanatları cılızdı. Gözlerine yaşlar hücum etti. Babasının ölüden hiçbir farkı yoktu. Yaşadığını duysada sevinmesine yetmemişti. Azyl onun hem annesi hemde babasıydı. Şimdiyse ikisini birden kaybetmenin acısını yaşıyordu. Çocukları Myndir ve Meira'ya dedelerinin harap halini göstermedi. Odasına yatırılıp bedeni temizlenene kadar izin vermedi. Çocukların dedelerini hep iyi şekilde görmelerini istiyordu. 

 

Babasının yenildiği haberini en son alan Aleif olmuştu. Gelecek Ordusu'nu kurmak için asker toplamakla meşguldü ve söylentiler ona geç ulaşmıştı. Kurduğu kampta askerlerini geride bırakarak başkente geri dönmüştü. Başkenti kara bulutlarla kaplı görünce ruhu huzursuzlanmıştı. Kaleye varıp yatağında soluk tenli babasını görmek hayatını kabusa çevirdi. Ona yaşama amacı veren adam ruhunu teslim etmiş şekilde yatıyordu. Kardeşleri yanı başında yas tutuyorlardı. Bütün aileye ve krallığa hüzün hakimdi. Yeryüzüde bundan nasibini almıştı.

 

'Uyanmayacak mısın baba?' Lütfen uyan.' Belkide yüzüncü kez Otea aynı cümleyi sayıklıyordu. Başını babasının yatağına yaslamış, yüzüne bakıyordu. Odaya kimsenin girmemesi için kesin talimat vermişti. 'Sen ve annemle ilk tanıştığımız zaman aklıma geldi. Hayatta amacı olmayan küçük bir kızdım. Beni istemeden öldürmüştünüz ama sen beni geri getirmiştin. Bana bir amaç vermiştin baba.'

 

Odanın kapısı açıldı. Otea öfkeyle kapıya baktı. Kimsenin içeri girmemesini istemişti. Gelenin Draris olduğunu görünce öfkesi katlandı. Draris'i asla annesi olarak kabul etmeyecekti. Onun tek bir annesi vardı o da Extia idi. Kadın yatağa yaklaştı. Yüzündeki hüzün Otea'ya hiçbir anlam ifade etmiyordu. Otea gitmek için ayaklandı. 

 

'Bekle. Seninle konuşmak istiyorum Otea.'

 

'Ne?'

 

'Azyl ile senin hakkında konuşmuştuk. Babanla evlendiğim için benden hoşlanmadığının farkındayım ama şunu bilmeni istiyorumki seni önemsiyorum. Beni kabul etmesende seni çocuğum olarak göreceğim.'

 

Otea'nın gözleri tekrar yaşardı. Nefret ettiği kadının sözleri onu hem öfkelendirmiş hemde üzmüştü. Draris'e bağırdı.

 

'Sen benim annem değilsin, aslada olmayacaksın!' Odayı terk etti. Draris üzgün ve bitkindi. Kocasına baktı.

 

'Deniyorum ama olmuyor Azyl, beni kabul etmeyecek. Çok yalnızım lütfen geri dön.'

 

Azyl'in melekleri Odis ve Otasis diğer iki melekle buluşmuştu. Azat Tanrıçası başkente geldiğinden meleği Asyn de onunlaydı. Dört meleğin hepsi ilk kez bir araya geliyordu. Savaş, Barış, Yaşam ve Ölüm. Bu 4 kelime dünyanın temelini oluşturuyordu. Savaş Meleği sert bakışlara, çatık sarı kaşlara ve yoğun siyah gözlere sahipti. Tanrıçası ona Savaşgetiren lakabını vermişti. Asyn, Odis ve Otasis'e kızgındı.

 

'Yeryüzündeki en kudretli 2 melek Tanrı babamızı koruyamadı. Şeytan, efendimizi yendi ve serbest kaldı. Cennete savaş açmak uzak bir hayalden ibaret artık.'

 

'Sözlerine dikkat et Savaş Meleği. Yaşam ve Ölüm Melekleri'nin ellerinden geleni yaptığına eminim. Biz Tanrılarımızı korumak ve yasaları uygulamak için doğduk.' dedi Işıkgetiren İzrail.

 

'Efendim bize seçim hakkı sundu. Özgür olduğumuzu ve istersek gidebileceğimizi söyledi ama biz onunla kaldık. Yaralı olsa bile bu bizi görevimizden caydırmamalı. Şeytan'ı bulmalı ve yarattığı yıkıma son vermeliyiz.' dedi Otasis.

 

'Triton'un gücüne bizzat şahit oldun Ölüm Meleği. Dördümüzün gücü onu durdurmaya yetmez. Tanrıçalara ulaşmalıyız.' dedi Odis.

 

'Azat Tanrıçam ile görüşeceğim melek kardeşlerim. Işıkgetiren de aynısını yapmalı.' Asyn'in dediğini İzrail onayladı.

 

'Yargı Tanrıçam'a bunu ileteceğim. Sizler ne yapacaksınız Yaşam ve Ölüm Melekler'i?'

 

'Ben Şeytan'ın izini süreceğim.' dedi Otasis.

 

'Bende Ejder Kralın'dan yardım isteyeceğim.' dedi Odis. 

 

‘Ejder Kral’ın nerede olduğunu kimse bilmiyor. Bir tahminin var sanırım Odis.’

 

‘Evet.’ diye cevap verdi Yaşam Meleği. ‘Canlıları sezebiliyorum, onları bulabilirim.'

 

'Öyleyse anlaştık kardeşlerim. Tanrılar Babasına bunu yapan alçak Şeytan'dan intikamımızı alalım.' Savaş Meleği Asyn'in sözleri hepsini cesaretlendirdi. Herkes üzerine düşeni yapmak için ayrıldı. 

 

Yürekler yasla doluyken bile umut tazeliğini korumaya çabalıyordu. Polis'e aylardır aralıksız yağan yağmur ilk kez kesilmişti. Güneş ıslak kaldırım taşlarına, evlerin çatılarına, görkemli kalenin kalın duvarlarına ve Tanrı Katleden heykeline dokundu. Kedere mahkum kalmış halk başını sıkı sıkıya kapadıkları pencerelerinden çıkardı. Yüzlerde ufakta olsa bir gülümsemeye yer vardı. Yeni çağın en kötü günleri geride kalıyordu. 

 

Kahramanlıklar zamanla olurdu. Adı duyulmamış nice kahraman bu topraklarda yatar yaptıkları bilinmeden. Fakat onları bilen az sayıda kişiler tutar yaslarını, koyarken sofralarına eksik tabağı. İster lanetlenmiş ya da zincire vurulmuş olmuş. Kahramanların yetiştiği topraklardır buralar.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1390

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1172

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 965

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 890

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 784

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 744

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 701

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 629

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 596

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 555

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 528

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 215

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 201

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 156

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 130

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 130

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 124

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 122

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 122

Site İstatistikleri

  • 20480 Üye Sayısı
  • 582 Seri Sayısı
  • 28729 Bölüm Sayısı


creator
manga tr