Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 144: Şeytan Triton


Cehennem tahmin edildiği gibi bir yerdi. Alevlerle kaplı ve sıcaktı. Acı çeken ruhları görüyordum. Dağınık enerjileri her yerdeydi. Öldükten sonraki yer burasıydı. Sonsuz ateş. Ruhlar dalgın, kendilerinden habersiz sürükleniyorlardı. Parmaklarıma dolanan enerjileri anılarını görebilmemi sağladı. Karmakarışık anılar; iyisi ve kötüsüyle, acısı ve tatlısıyla. Cehennemde olmayı hak etmeyen yüzbinlerce ruh. Dalgın ruhlar etrafımda toplanıyordu. Silik beyaz siluetlerin gözleri boş bakıyordu. Ebedi amaçsızlığı temsil ediyorlardı. 

 

'Ne düşünüyorsun Otasis? Cehennem böyle bir yer mi olmalı? Ölümden sonra durmadan acı çekmeye devam mı etmeliyiz?'

 

Otasis ruhlara baktı. Cehennem Şeytan yok edildikten sonra onun emrinde olacaktı. Yeryüzünü koruyan muhafız olacaktı.

 

'Suçlu acısına devam etmeli. Cehennem boğaza dayanan soğuk pençe olmalı.'

 

'Yanlış.' Yûrümeye başladım. Etrafımdaki onlarca silik ruh duman gibi dağıldı. 'Senin amacın fırsat tanımak. Değişebileceğine inandığına 2. şansı vermek.' Durdum. Kılıcım Geceyırtanı çektim. Ruhlar yeniden bana doğru geliyordu. Fakat bu sefer doğruca kılıcıma ilerliyorlardı.

 

Geceyırtan'ın siyah metaline dokunan ruhlar yok oluyor, geriye sadece ufak dumanlar bırakıyordu. 

 

'Cehennemde ruhun yok olursa ne olur Otasis?' 

 

'Geri dönüş imkansız olur.'

 

'Evet, tamamen yok olursun. Varlığın unutulur, yaptığın, geride bıraktığın onca şey. Silinip gider. Eğer bu ruhları öldürürsek kaybeden Dünya olacak. Hepimiz olacağız.'

 

Otasis Cehennemin Muhafızı görevinin asıl sorumluluğunu anlamıştı. Ruhlar 2. şansı elde edebilecek mi, mesele buydu. Kılıcımı kınına soktum. Ruhlar Şeytan'dan kaçıyordu. Bunca zaman onlarla beslenen iblis yeryüzüne dönmek için planlar kurmuştu. Bugün canını alacağım gün olacaktı. 

 

'Odis'in nerede olduğunu hissediyorsun değil mi?' Otasis başıyla onayladı. 'Yolu göster. Alev çukurlarının tepesinden uçtuk. Ruhlar giderek azaldı. Geç kalmamayı diledim. Ateş topları etrafa saçıldı. Hengamenin koptuğu yere gelmiştik. Odis'i gördüm. Şeytan ile savaşıyordu. Tanrılıktan kovulunca korkunç bir yaratığa dönüşmüş Şeytan'a baktım. Bedeninden boynuzlar fırlıyor, gözleri ateş kırmızısı parlıyordu. Ateş Lordu Triton adının hakkını veriyordu. Siyah bir duman Triton'un bedeninde geziniyordu. Siyah duman insan bedenine büründü. Kılıcını Triton'un kalın derisine sapladı ama iblis oralı olmadı. 

 

'Şeytan Kovucu dedikleri kadar kuvvetli değilmiş.' Çatışmanın en uzağında büyü asasını kullanan oğlum Ursa'yı gördüm. Titan Polis'ten ayrılmadan kendini geliştirmişti. Otasis'e işaret ettim. 'Bakalım Tanrı güçlerimin zirvesi neymiş?'

 

Kızıl Gazap zırhım bedenimi sardı. Ona bu ismi vermeyi uygun bulmuştum. Kılıcımı çektim ve büyülü alevimle kapladım. Melek kanatlarım gerildi. Yerimden ok gibi fırladım. O ana kadar ilgisizce savaşan Triton'un gözleri açıldı. Kılıcım başındaki boynuzu kesti. Kestiğim boynuz suratında patladı. Kestiğim her şey patlıyordu. Tekrar saldırdım. Jilet gibi pençeleri Geceyırtan'ı durdurdu. 'Yerini bil iblis!' Kılıca yüklendim. Pençesini kesip geçti ve patladı. Triton kükredi. 

 

'Baba!' Ursa saatlerdir saldırdıkları Şeytan'ın ilk kez ciddi bir yara aldığını gördü. Babası onları kurtarmaya gelmişti. Buna çok sevindi ama bir o kadar da üzüldü. Kendiside bir Tanrı olacaktı ama babası ile aralarındaki fark onu ezdi. Tanrı olmadan öncede çok güçlü olduğunu düşünüyordu ve sürekli kendini babasıyla kıyaslıyordu. Ursa iyi bir örnek olamamıştı.




Triton acıyla inlerken oğlumun yanına indim. 'Neden beni beklemediniz?!' Eleel süzülerek yanımıza geldi. Meleklerim Triton'a saldırmaya devam ediyordu. 

 

'Ursa'nın suçu değildi! İlk ben içeri girdim.' Bir zamanlar tanıdığım elf maceracıya baktım. Gözlerim yaptığını onaylamıyordu. 

 

'Çıkın burada. Odis size yolu gösterecek. Bu sizin savaşınız değil.'

 

Eleel itiraz etti. 'Bu bizim savaşımız. Kalacağım!'

 

'Eleel, babam haklı. Saldırılarımız ona işlemiyor. Melek Odis yanımızda olmasaydı çoktan ölmüş olacaktık.' dedi Ursa.

 

'Şeytan'ı öldürmek benim kaderim. Hiçbir yere gitmiyorum.'

 

'Acını anlıyorum çocuğum ama onu yenemezsin. Kahramanların ölmemesi gerekir. Ölümsüzleri temizleyerek büyük iş başardın. Şimdi kalan son pisliği temizlememe izin ver.'

 

Triton öfkeyle kükredi. Cehennem sallanıyor, alevler her yerden yükseliyordu. Meleklerim geri çekildi. Lavlar Triton'un bedenini sardı. Sertleşen magma, zırh kadar sertti. Eleel Sho iblis lorduna korkuyla baktı. Buraya kadar korkmadan gelmişti ama artık korkuyordu. Bacakları titredi. Ursa kolundan tuttu.

 

'Babama güven Eleel. Çıkalım buradan.' Eleel başını salladı.

 

Ayrılmalarından önce Ursa'yı kolundan yakaladım. 'O bir Tanrı'dan fazlasıydı ve sen ona dayandın oğlum.' Başını alıp hızla omzuma bastırdım. 'Seninle gurur duyuyorum.' 

 

İkisi koşarak cehennem kapısına ilerledi. Odis'i onlarla göndermeyi düşünmüştüm. Aşağılanma hissini fazla hissetmesinler diye yapmadım. 

 

'Gel haydi gel! Tam karşındayım neyi bekliyorsun?!' Triton kükredi. Sözlerim onu kızdırıyordu. 'Gerçek bir Tanrı'nın gazabını tatmaya hazır ol!' Triton ağzından alev üfledi. Ateşten kaçmadım. Ben alevlerin en kudretlisine sahiptim. Hiçbir ateş beni yakamazdı. Kollarımı açtım ve alevi kucakladım. 

 

'Efendimiz!' diye bağırdı Odis. Alevlerin içine atladı. Bedeni acıyı ilk kez tattı. Melek kanatları onu ateşten koruyordu. Acıdan değil. Parmaklarımı şaklattım ve Meleğimin etrafını saran alevler söndü.

 

'Sakinleş Yaşam Meleğim. Bu ateş benimkinin yanında hiçbir şey.' Alevlerin içinden yürüyerek çıktım. 'Sana en kudretli alevin tadı nasılmış göstereyim.' Yumruklarım alev aldı. Triton'un tepemden aşağı boşalttığı bütün alev zırhımda birikmişti. Kendi alevlerimi onlara ekledim ve bana yolladığının on misliyle geri iade ettim.

 

En güçlü alev Triton'un magma zırhını paramparça etti. Parçalanan her bölge patladı. Patlamanın şiddeti cehennemi yıktı. Tek bir kaya parçası bile kalmadı. Lav denizinin tepesinde uçuyordum. Triton'un çirkin bedeni lav denizinde seriliydi. İblis ayağa kalktı. Otasis ve Odis zırhı parçalanan Triton'un kollarını kesti. 

 

'Zayıf ve acınasısın. Eski Tanrılar Tanrısı Triton'dan daha fazlasını beklerdim. Ateş Lordu'nun tüm yapabildiği bu mu?!' İğrenç boynuzlu yaratık saldırıya geçti. Kolayca kaçındım ve kılıcımı boynuna sapladım. Geceyırtan'ın metaline alevlerimi saldım ve Triton'un bedenini içten yaktım. Boydan boya kestiğim boynu patladı.

 

Bedeni patlayan iblisin parçaları her tarafa saçıldı. Kendimi ölmeye hazırlamıştım. Triton'un zavallı oluşu beklentilerimi mahvetmişti. Her şeyimi kullanmamıştım. Ben mi çok güçlenmiştim acaba? Dünya düzenine kavuşmaya bir adım daha yaklaşmıştı. Bu vebalı toprakları kurtardıktan sonra elfler gelecekti. Onların boşalttığı toprakları Cüceler, Periler ve Orklar alacaktı. Yine düşüncelere dalıp gitmiştim.

 

Gür, kalın sesli bir adamın kahkahaları cehennemde yankılandı. Hemen kılıcıma davrandım. Meleklerim bana yaklaştı.

 

'Büyük bir uğursuzluk seziyorum efendim.' dedi Otasis.

 

'Bende sezdim. Hazır olun. İş henüz bitmedi.'

 

Triton'un patlayan bedeni yeniden birleşiyordu ama bir yaratık olarak değil. Melek kanatları olan birine dönüştü.

 

'Lanetimi kaldırdın. Binlerce yıldır bu anı gözlüyordum. O aptal bedenin içinde hapsolmaktan bıkmıştım ve bana söylediğin bütün o tiksinç sözlerinin karşılığını sana vereceğim!'

 

Tanrıların komplosu ile Triton demek böyle baş aşağı edilmişti. Güçlerini baskılayan bir bedene hapsedilmişti. Asıl savaş şimdi başlıyordu. Bir Tanrılar Tanrısı'nın gücünü öğrenecektim. Beklediğim dövüş sonunda geliyordu. Bu savaşın sonucu ölümüne nefret ettiğim Lass'ı yenip yenemeyeceğimi belirleyecekti. 

 

Siyah kısa saçlı ve yeşil gözlü Triton'un üstü çıplaktı. Bacaklarını saran siyah bir giysi giyiyordu. Kanatları kapkaraydı. İçine sığmayıp patlayan enerjisini hissedebiliyordum. Asıl dövüşümüz başlamamıştı fakat enerjilerimiz çoktan çarpışıyordu. Birbirini yutmaya çalışan iki enerjinin savaşını izliyorduk. Meleklerim arkamda durdular. İki boğanın kapışmasını andıran enerji savaşını ikimizde kazanamadı.

 

'Sana dokunamadan ölürsün diye korkmuştum. Uyuşmuş uzuvlarımı çalıştırmak için iyi bir kukla olacaksın.'

 

Kılıcımı çektim. 'Korkacağın tek şey gazabım olacak.' 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1385

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1164

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 961

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 889

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 781

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 740

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 698

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 629

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 595

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 555

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 523

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 215

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 155

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 129

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 128

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 124

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 122

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 121

Site İstatistikleri

  • 20357 Üye Sayısı
  • 577 Seri Sayısı
  • 28528 Bölüm Sayısı


creator
manga tr