"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

Beyond Eternity - Bölüm 143: Şeytanla Yüzleşme Vakti


Titan kalesinin her zamanki kalabalıklığından eser yoktu. Çocuklarım dünyanın dört bir tarafına dağılmıştı. Onlar olmadan evim dediğim kale taş yığınından farksızdı. Eşim Draris, Titan Kraliçesi Otea kızım, Mirana ve ikiz torunlarım burada yaşıyorlardı. Şeytan'ın peşine düşmeden önce yeryüzündeki işlerin yoluna girmesini bekliyordum. Vaktimi ailemle geçiriyordum. Asırlardır süren yalnızlığım son bulmuştum. Kocaman bir ailem vardı.

Sabahın sonlarına doğru dudaklarımda tatlı bir öpücükle uyandım. Eşim Draris yeryüzündeki en güzel kadın olarak görülüyordu ve ben onunla evlenmiştim. Bir hayali yaşıyordum. Eşimin tatlı dudakları boynumda gezinirken her şeyin başlangıcını düşündüm. Lanetlenmeden öncesini. Ailemi bir kez anlatmıştım. Nedensizce onları unutmuştum. İlk ailem, kendini asan annem ve üzüntüsüne dayanamayıp hastalıktan vefat eden babam. Onları seviyordum. Hayat zor ama sıradandı.

Ayaklarımın üzerinde durana kadar abim bana bakmıştı. Artık yüzleri hafızamda kalmamıştı. Hepsi silik anılardan ibaretti. İsimlerini hatırlamaya çalıştım. Annemin, babamın ve abimin isimlerini unutmak ne büyük utançtı. Onlar olmadan ben kimseydim. Fakat unutmuştum. Yaşadıklarım mı yoksa geçen binlerce yıl mı onları unutturmuştu? Dilimin ucundaydı sanki isimleri.

'Sorun ne hayatım?' Draris yüzümde istemeden yaptığım endişeli ifadeye bakıyordu. Yanağında gezinen parmaklarım omuzlarına ve oradanda kollarına indi. Gıdıklandı ve hoşuna gitti. Elimi tuttu ve dudaklarına götürdü. Parmaklarımı öpüyordu. 

'Yeryüzündeki en şansız ve en şanslı adam benim.'

'Sen kesinlikle en şanslısısın.'

Yerleri değiştirdik. Ben üsteydim.

'Senin yanında değilken ruhum çok yorgun hissediyor. Güzel gül kokulu saçların beni rahatlatıyor.'

Başımı elleriyle sardı. Kulağımı göğsüne yasladı.

'Bu kalbi attıran sensin. Gözlerinin içine bakmak, dudaklarını tatmak, beraber uyumak, hepsini istiyorum.'

Güzel eşimin gözlerine bakarken takıldığım geçmişimin isimlerinden biri aklıma geldi. 

'Safi.'

'Safi mi?' Doğruldum ve yatağa oturdum.

'Abimin adı… Adı Safi'ydi.'

'Abin olduğunu bilmiyordum.'

'Hiç anlatmadım. Anlatmak istemedim. Önemi kalmamış eski anılar. Bazen düşüncelere dalıyorum ve Tanrılar hiç olmasaydı nasıl biri olurdum diyorum'

Draris sırtımdan bana sarıldı.

'Hedefinden şaşmayan ve cesur biri olurdun aşkım. Beni yine kendine aşık ederdin.' Güldüm.

'Haklısın. Seni insana çevirebilmek için yeryüzünü gezerdim ve bunu başarana kadar evlenemeyeceğimizi söylerdim.'

'Çok bencilsin! Bedeninin yarısı yılan bir kadınla evlenmem mi diyorsun?'

Döndüm ve Draris'i belinden kavradım. 

'Sana söz verdiğimde aşık olduğum kadın bir yılandı. Başarıp insan bedenine sahip olmana çok şaşırmıştım.'

'Yılan bedenimle daha esnek olabiliyordum. 30 yıl önceyi hatırla.' 

'İnsan bedeninle bile harikasın hayatım.'

Öğleden sonra beni bir sürpriz bekliyordu. Hükümdar kızım Otea evlenme kararı aldığını söyledi. Gözümde hala çocuktan farksız kızım kırklı yaşlarındaydı. Zaman akıp gidiyordu. Aleif dışında bütün evlatlarım evlenmiş olacaktı. Otea evlenmek istediğini söylemişti ama bir isim zikretmemişti. Ona birini bulmamı istiyor olabilirdi.

'Eğer hoşlandığın biri varsa söylemekten çekinme kızım. Köylü olması önemli değil. Senin mutluluğun krallığın mutluluğu demek. Soylu ailelerin öğütlerine uymak zorunda değilsin.'

'Farkındayım baba. Ailemiz dışında itibar sahibi başka aile yok. Son birkaç yılda krallığa iyi hizmette bulunan 2 aile var sadece. Ablamın Ateşnefes ailesi ve Muhafız ailesi var.'

'Cidden adları Muhafız mı? Şanlı bir isim.'

'Krallıkta büyük saygı görüyorlar ama liderleri çok yaşlı ve başka erkek evlatları yok. Sıradaki lider bir kadın olacak.'

'Bu yüzden Muhafız ailesi ile kan bağı kuramayacaksın. Niyetinin krallığın geleceği olduğunu görüyorum kızım. Kendi mutluluğunu krallığın mutluluğu ile karıştırma sakın. Bu sana baban olarak vereceğim son öğüt olsun.'

'Son öğüt mü? Hayır benim sana ihtiyacım var baba. Yoksa bizleri bırakıp  gidiyor musun?'

'Yeryüzünün huzuru için Şeytan'ı yenmem gerekiyor. Gücünün sınırlarını bilmediğim bir düşmanın evine gireceğim. Geri dönmeme ihtimalim var. Sana öğrettiklerimi hatırla ve başdanışmanına kulak ver.'

'Şeytan'ı yenebilirsin baba. Bu sözlerini duymamış gibi yapacağım. Cehennemden döndüğünde düğünüme katılacaksın.'

Otea ile vedalaştım. Düğününde en çok yiyip içen kişi olacağıma söz verdim. Mirana krallıktaki en üst düzey soylulardan birisiydi. Evrak işleri ve diplomatik görüşmelerin çoğunu o yapıyordu. Başdanışman Avarosa Otea'nın sağ kolu ise Mirana'da sol koluydu.

Mirana talim alanında ikizlerin antrenmanlarını izliyordu. Çocuklara 14 yıl önce verdirdiğim sözü hatırladım. Birbirlerini koruyacaklardı, ne olursa olsun. Geleceği bırakacağım nesli görebiliyordum. Gözüm arkada kalmayacaktı. 

'Yine gidiyorsun ha?' Kızım Mirana'nın yanına oturdum.

'Şeytan da beni bekliyor. Cennet'e savaş açmadan önce yeryüzünü tamamen temizlemeliyim.'

'Hikayeni anlatan bir kitap yazıyorum baba. İnsanlar gerçekleri okusunlar ve çocuklarına anlatsınlar diye. Kimse arkandan kötü konuşmasın diye.'

'Bu dünyada herkesi mutlu edemezsin kızım. İnsanlığı kurtarıyorum desemde, bu koca şehrin sokaklarında cinayetler yinede işleniyor. Ben başımızdaki bela ile uğraşırken soygunlar oluyor. Bunları durduramıyorum.'

'Herkesi kontrol edebilirsin ama.'

'Herkesi kontrol ederek suçu yok edebilirim, doğru ama özgür iradeyi yok saymış olurum. Sevilen değil nefret edilen olurum.'

'Sence Tanrılar'ı yok ettiğinde yeryüzü daha güzel bir yer mi olacak baba?'

'Hayır olmayacak. Sadece tepemizde korkmamız gerekenler olmayacak. Hür bir ortam olacak. Asıl barışı koruma faslına o zaman başlanacak. Her krallık gereken eforu harcayarak dengeyi sürdürmeyi öğrenecek.'

'Titan'ın bunu yapacağından emin olabilirsin baba.'

'O konuda içim çok rahat. Çocuklara benim için hoşçakal dersin. Antrenmanlarını bölmeyeyim.'

Mirana ile vedalaştım. Geriye eşim Draris kalmıştı. Kısa süre önce evlenmiştik ve o zamandan bu yana çok az beraber kalabilmiştik. Onunla kalmayı daha çok isterdim fakat sorumluluklarım ağır basıyordu. Kale bahçesinden şehri izliyorduk. Gün batmak üzereydi ve şehrin ışıkları yanıyordu. 

'Bütün bunlar senin eserin. Sana baktığımda umut kelimesi aklımda canlanıyor.'

'Gitmeden önce tatlı sözlerini duymak kalbimi yatıştırıyor Draris.'

'Tahttan çekiliyorum. Yılanadam tahttını oğlumuza bırakmanın zamanı geldi.' Konu birden değişti. Ursa için erken olduğunu düşünüyordum.

'Bunu Ursa'ya söyledin mi? Kral olmayı istiyor mu?'

'Tabikide istiyor. Onu Kral olması için yetiştirdim. Geleceğin kralları arasında yerini almalı. Benim vaktim geçti. Irkım sınırlarına ulaştı ve diğer ırkların baskısından kurtuldu.'

'Yanlış hatırlamıyorsam o baskıyı sen diğer krallıklara kuruyordun.'

'Özgürlüğüm için  gerekliydi.'

'Sırf dışarıda rahat dolaş diye ordularını istilaya yolluyordun.'

'Tamam kabul. Saçma görünüyordu ama lanetim beni bunu yapmaya itmişti.' Elini tutup öptüm.

'Seni suçlamıyorum.'

'Hoşçakal hayatım. Sağsalim bana geri dön.'

'Döneceğim.' 

Ölüm Meleği Otasis yanımda belirdi. Gitme vakti gelmişti. Draris ile vedalaştım. Ölümsüz topraklarındaki Cehennem Kapısına doğru yola çıktık. Orada Yaşam Meleği Odis bizi bekliyor olacaktı. Şeytanla 2 meleğim ve ben savaşacaktım. Oğlum Eleel'i bulmak için oraya gitmişti. Onların içeri girmesine izin veremezdim. Neye bulaştıklarının farkında değillerdi. Şeytan bir Tanrıydı. Eski Tanrılar Tanrısı Triton'du. Şu ana kadar karşılaşacağım en güçlü rakipti.

Birkaç haftalık uçuşun ardından vebalı toprakların başladığını görebiliyordum. Varmak üzereydik. Yıkılmış şehirlerin dumanları hala tütüyordu. Bütün Ölümsüzleri öldürdüklerini söylemişlerdi. Haklılarmış. Cehennemin Kapısı kendini uzaktan belli ediyordu. Kan kırmızısı bir girdap dağın içindeydi. Etrafına ahşap surlar inşa edilerek bir kamp alanı oluşturulmuştu.

Kampa indik. Odis'i göremedim. Çoktan burada olması gerekiyordu. Eleel Sho ve oğlumuda göremedim. Gelişimi görmüş olmalıydılar. Koşturarak gelen asker dikkatimi çekti. En azından geldiğimden birilerinin haberi olmuştu.

'Tanrı efendimiz! Acele edin. Şeytan Kovucu, Prens Ursa ve Melek Odis içeri girdi.'

'Ne dedin sen?!' Kapıya doğru ilerlemeye başladım.

'Şeytan Kovucu Şeytan'ı daha fazla beklemenin anlamsız olduğunu söyledi ve içeri girdi. Prens Ursa onu durdurmaya çalıştı ama başaramadı. Onun arkasından girdi. Yaşam Meleği de peşlerinden girdi.'

'Kahretsin! Tamam siz bekleyin. Başka kimse içeriye girmeyecek.'

Ahşap suru geçtim. Kırmızı girdabın enerjisi muazzamdı. İçinden geçtim. Otasis hemen arkamdaydı. Şeytan'ın işini bitirme vakti gelmişti.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1358

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1136

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 952

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 877

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 769

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 718

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 687

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 622

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 585

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 549

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 493

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 212

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 153

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 147

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 120

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 111

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 78

Site İstatistikleri

  • 18503 Üye Sayısı
  • 533 Seri Sayısı
  • 25430 Bölüm Sayısı


creator
manga tr