"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Beyond Eternity - Bölüm 127: Yaklaşan Dünya Savaşı


Tarikatı yok edilmiş, oğullarından birini kaybetmiş beyaz saçlı bir adam elindeki şarap kadehini çeviriyordu. Cennetten kovulmuş melek Auron, Işığın Tanrıçası Vulheda'nın tapınağı yok edilirken geri çekilmek zorunda kalmıştı. Tanrıçası ona öfkelenmişti. Yenilmekle kalmamış onlarca yıldır kurdukları plan başarısızlıkla sonuçlanmıştı. 

 

Cennete dönmek ve bu iğrenç dünyadan kurtulmak artık uzak bir hayaldi. Ölümsüz şehri Ölükabir'de yeni bir ordu kurmak için uğraşıyordu. Şeytan Lordlar'ından Az'goth'un ölümü gerginliğe yol açmıştı. Ölükabir civarında başsız bir süvarinin gezdiği söylentileride o zamanlar yaygındı. Lord ölmüş ve başsız süvari de sırra kadem basmıştı.

 

Ölükabir'e yerleşen Auron, şehrin yeni Lord'u olmuştu fakat burada sahip olduğu güç, tarikatında sahip olduğundan azdı. Ne Kaidaları ne de seçilmişleri kalmıştı. Elinde sahip olduğu tek şey Ölümsüzlerdi. Talihine küfretti. Şeytan Kral uzun zamandır ortalarda görünmüyordu. Şeytan'ın en başarılı, zaferden zafere koşan generali nereye kaybolmuştu?

 

Kralla görüşebilirse eline bir koz verebilirdi. Yeniden cennete dönme planlarına başlayabilirdi. 3 oğlundan biri son savaşta hayatını kaybetmişti. Oğullarına karşı bir his beslemiyordu. Onlar amacına ulaşmadaki piyonlardı. Işık mührünü taşıdıkları sürece ona sadık kalacaklardı. 

 

Yeni kurulan Titan Krallığı canını sıkıyordu. Bütün ırkları bir arada yaşamaya davet eden manifestoları vardı. Diğer ırklar arasında çekişme olmaz ise hepsini tehdit eden tek sorun Ölümsüzler olacaktı. Hepsine karşı koymaya güçleri yetmedi. Bu yüzden bu birliğin sağlanmaması gerekiyordu.

 

İkiye ayrılan dünya saflarından Titan'a karşı savaşmalıydılar ancak sorun şuydu ki, hiçbir ırk Ölümsüzleri müttefik olarak görmezdi. Onlar herkesin düşmanıydı. Savaş çıktığında Ölümsüzler de Titan birliğine saldıracaktı. Duyduğuna göre sınır komşusu Ulu Elfler, Titan tarafında yer alacaklarmış. Eğer onlara saldırıp zor duruma sokabilirlerse güç dengeleri hızla alt üst olabilirdi.

 

'Lord'um, Şeytan Kral kalesine dönmüş.' Bekleyişi sonunda bitmişti. Hızla masadan kalktı.

 

'Arabayı hazırlayın.'

 

Şeytan'ın yeryüzünde olanlardan gökte gezenlere kıyasla daha fazla bilgisi vardı. Generalini zamanında yollamıştı. 

 

.

.

.

 

Derin cehennemin alevlerinden dönen Şeytan Kral öfkeliydi. Yeryüzünden nefret ediyordu. Bu iğrenç toprakların gözünde hiçbir değeri yoktu. Efendisi elinden kaçan bir ruhun yakalanmasını istiyordu. Bunun içinde en büyük generali olan Şeytan Kral'ı görevlendirmişti. Hiçbir ruh daha önce Şeytan'ın elinden kaçmamıştı. Kral, efendisinin isteğini yerine getirmek uğruna cehennemden ayrılırken bir ruhu avlamaya gönderildiğine öfkeliydi.

 

Savaş, katliam ve kan onun arzuladıklarıydı. Bunlar dışından yeryüzüne dönmek ona anlamsız geliyordu. Kaçan ruhun peşinden yollanacak başka askerlerde vardı. Bizzat kendisinin gönderilmesini anlamıyordu. Efendisi Triton'un öfkesini üzerine çekmek istemediğinden sorgulamıyordu.

 

Yıllardır uğramadığı kalesine vardığında bıraktığı düzen yerindeydi. Onun askerleri arasında uyuşuk ve tembeller barınmazdı. Savaşmak için yaşarlardı. Yılların biriktirdiği kan arzusu generallerinin dönüşüyle zirveye ulaşmıştı. Kale haykırışlar ve ulumalarla çınlıyordu. Dipsizkuyu kalesi pençelerini çıkarmaya hazır bir yırtıcı gibiydi. 

 

Şeytan Kral Ograth lordların toplanması emrini verdi. Şeytan Lordlar'ı Şeytan Generali'nin dönüşünü duyar duymaz Dipsizkuyu kalesine akın ettiler. Kral döndüyse bu tek bir anlama geliyordu. Savaş çıkacaktı. Kral Ograth 13 Şeytan Lordu'na baktı. Aralarından tanımadığı sadece bir tanesi vardı. 

 

'Az'goth'a ne oldu?' Ona en yakın oturan 1. Lord ayaklandı.

 

'Başsız Süvari'nin suikastine uğradı Generalim. Yatak odasında ölü bulundu.' Ograth güldü.

 

'O adi herifin gebermesi iyi olmuş.' Auron'a baktı. 'Burada ne işin var cennetin meleği?'

 

'Bir zamanlar melektim. Savaşmaya geldim.'

 

'Gücüne ihtiyacım yok, gidebilirsin.'

 

Auron ayağa kalktı. Ellerini masaya vurdu. Şeytan Lordları endişeliydi. Buranın mutlak otoritesi Ograth'tı. 

 

'Savaşacağın kişi bir Tanrı! Onu yenemezsin. Ama ben onun zayıf yönünü biliyorum.'

 

'Yalanlarını başkasına sakla cennet sapkını! Tanrılar'ın yeryüzünde işi olamaz.' diye kükredi Şeytan Kral.

 

'O farklı. Dünyada doğan bir Tanrı o!'

 

'Sen aklını kaçırmışsın. Yeryüzü halkından Tanrı doğması imkansız. Zırvalıklarını dinlemeyeceğim. Yıkıl karşımdan!'

 

Lordlar arasında fısıltılar dönüyordu. 1. Lord efendisinin kulağına doğru eğildi.

 

'Efendim aslında doğru söylüyor. Gerçekten Dünyada bir Tanrı doğdu.'

 

'Ne?! Cehennemden bunun için gönderilmedim ben. O Tanrı'nın varlığı bizim için bir tehdittir. Hepsinden önce Şeytan Triton efendimize bir hakarettir. Kayıp ruhu bulmaları için elit bir takım kurun. Ben bu Tanrı ile ilgileneceğim. Sana gelecek olursak Bay Melek…'

 

Auron sonunda Şeytan Kral'ın dikkatini çekebildiğine sevindi. 

 

'Ben olmadan onu yenemezsin.'

 

.

.

.

Tarikat liderleri ve koalisyonu kabul eden ırklar toplanmıştı. Cüce Kralı Duborli, Yılanadam Prensi Ursa, Orman Elf Lordu Grim, Ulu Elf Lordu Arel, Buz Diyarı Kralı Gualtian gelmişlerdi. Gualtian'ın mektubunu o yola çıkmadan almıştım. Kayıp ruhun hikayesi huzurumu kaçırıyordu. Tanrı silahları başıboş bırakılamayacak kadar tehlikeli hale gelmişti. 

 

Ulu Elf Lordu Arel'in anlattıklarına göre Ölümsüz saflarında hareketlenme vardı. Şeytan Kral geri dönmüştü. Arel endişeli görünüyordu. Ölümsüz topraklarına sınır komşusulardı ve bir saldırı olacaksa ilk darbeyi onlar alacaktı. 

 

'İnsan gücümüz fazla olabilir ancak Ölümsüzler savaşa dahil olursa bu üstünlüğü kaybederiz.' dedi Cüce Kralı.

 

'Herkes üzerine düşeni yaparsa bir sorun olmaz.' dedi Lord Grim, sitem dolu bakışları Cüce Kral Duborli'yeydi.

 

Cüceler ve Elfler arasında asırlara dayanan bir gerginlik vardı. Böyle kritik bir zamanda tartışmamalıydık. 

 

'Davetimi kabul edip geldiğiniz için teşekkür ederim. Geçmişi bir kenara bırakma günü bugündür liderlerim.'

 

'Dünya'nın Tanrısı'na itaat etmek bizim görevimizdir.' Gualtian başını hafifçe eğdi. 'Tek sorunumuz Ölümsüzler ya da diğer ırkların birliği değil. Tanrı silahıyla birleşmiş kayıp bir ruhta gündemde.'

 

'Kayıp ruh mu? Nedir bu kayıp ruh?' diye sordu Otea.

 

Ulu Elf Lordu Arel soruyu cevapladı. 'Ölümsüz hareketlerini yakından incelettirdim. Esir alınan hortlakların anlattıklarına göre Cehennem Lordu Şeytan'ın elinden bir ruh kaçmış. Şeytan Kral Ograth bu kaçak ruhu yakalamak için yeryüzüne dönmüş.'

 

'Kaçağın bu alemden olduğuna emin miyiz?' diye sordu Ebedi Söz Lideri Specta. 

 

'Bunu bilemeyiz. Şeytan en büyük generalini o ruhun peşinden yolladıysa sıradan olmadığı kesin. Onlardan önce o ruha ulaşmalıyız.'

 

'Savaşa hazırlanıyoruz. Kayıp bir ruha gücümüzü ayıramayız.' dedi Kızıl Buz Lideri Bilge Kundi. 'Savaşlar ufak detayların atlanmasıyla kaybedilir. Eğer o ruha gereğinden fazla vakit harcarsak savaşa odaklanamayız.' 

 

'Merak etmeyin sayın tarikat lideri. Bu işi bana bırakabilirsiniz.' dedi Yılanadam Prensi Ursa. 'İz sürmek biz Yılanadamlar'ın doğal yeteneğidir. Ölümsüz leş yiyicilerinden önce onu bulacağım.'

 

'Ölümsüzlerin arasına tek başına gitmek intihar olur!' dedi Frimold. 

 

'Ben onunla giderim. Eğer sakıncası yoksa?' Konuşan Kara Mızrak Lideri Saulin'di. Onu Işık tarikatındaki savaştan hatırladım. 

 

'Gücümüzü fazla dağıtmamamız gerektiğini sanıyordum.' Ursa masada oturan liderlere baktı.

 

'Bir tarikat liderinin gitmesi yerine ben gidebilirim. Zor bir durumda kaçmamız için birçok asker çağırabilirim.' dedi Rochel. Babası hemen karşı çıktı.

 

'Olmaz! Tek kızımı o leş yiyenlerin yuvasına yollamayacağım!'

 

'Baba daha öncede Ölümsüz topraklarında bulundum. Yol gösterecek biri çok iş yarar.'

 

'Bayan Rochel'ın gücü gerçekten çok işime yarardı.' Ursa, Rochel'a destek çıktı.

 

'Haklılar Efendi Specta. Herkes bu savaşta yararlı olmaya çalışıyor.' Son sözü söylemiştim. Yaşlı adam isteksizce kabul etti.

 

Savaş planının kalan detaylarını konuşmaya başladık. İki büyük tehdit vardı. Güneyde Ölümsüzler, doğuda Azatlar ve Orklar. Titan, Cüceler, Kızıl Buz, Yılanadamlar ve Orman Elfleri doğu tarafını, kızımın tarikatı, Ulu Elfler, Kara Mızrak, Ebedi Söz ve Buz Diyarı güney tarafını alacaktı. Oğlum Ursa ve adamlarının yanında Rochel kayıp ruhu aramaya gidecekti.

 

Bende geriye kalan 2 tarikat, Derin Dehşet ve Divan ile beraber Azatlar'ı bulmaya gidecektim. Bu savaşta Azatlar'ı kendi tarafımıza çekebilirsem en büyük sıkıntılardan biri ortadan kalkacaktı.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1340

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1131

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 944

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 867

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 753

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 706

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 685

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 620

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 578

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 547

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 465

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 150

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 125

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 101

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 77

Site İstatistikleri

  • 17780 Üye Sayısı
  • 485 Seri Sayısı
  • 24181 Bölüm Sayısı


creator
manga tr