Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Beyond Eternity - Bölüm 126: Gerçekleri Öğrenen Talihsiz Ruh


Buz Diyarı Krallığında alarm çanları çalıyordu. Üç devasa çan aynı anda çalıyordu. Bu en üst düzey alarm anlamına geliyordu. Surdaki askerler şaşırarak ufku taradılar ama düşman namına hiçbir iz yoktu. Öyleyse sorun ne olabilirdi?

 

Kral Gualtian taht salonunun kapısınıı yıkarcasına açtı ve mahzene ilerledi. Askerler mahzenin en derinindeki zincirlerle mühürlenmiş dev kapının önünde hazırolda bekliyorlardı. Kral öfkeyle mahzenin en derinindeki dev kapıyı gördüğünde gözleri korkuyla gerildi. Koca kalın zincirler parçalanmış ve Azyl Karagüneş'in onlara emanet ettiği Tanrı silahını koruyan askerler öldürülmüştü.

 

Başka bir darbe girişiminden şüphelenmek en akla yatkın karardı. Annesi tahtı ona bırakıp Titan Krallığına gitmişti. Kendisi tahtın ve krallığın başıydı ve rakipsizdi. Soyluların başarısız darbelerinin intikamını alma niyeti diye düşündü.

 

Askerler irkilerek bağırmaya başladılar.

 

'İçeride biri var!' Kara bir gölge Tanrı silahının mühürlendiği odadan süzüldü. Karaltı askerlere dokundu. Askerler hareketsizce yere düşmeye başladılar. 

 

Şekilsiz gölge önüne çıkan herkesin ruhunu çalıyordu. Karaltıya hiçbir büyü ya da silah işlemiyordu. Kral herkesin geri çekilmesini emretti. Garip gölge peşlerine düşmedi. Korkunç çığlıkları mahzenin üst katlarından bile duyuluyordu. Mahzen kapıları sıkıca kapandı.

 

Günler geçti fakat gölgenin çığlıkları kesilmedi. Askerler korku içinde  nöbetlerinde uyudular. 7 gün, 7 gecenin sonunda çığlıklar kesildi.

 

Mahzenin dibindeki karaltı acıyla inledi.

 

'Neredeyim ben?'

 

Buzlarla çevrili duvarları gördü. Buz Diyarına geldiğini hatırlıyordu ama o ölmüştü. Nasıl hala yaşayabiliyordu? Eleel Sho ağrıyan başını tuttu. Etrafında ölmüş askerleri gördü. Burada neler olmuştu?

 

Eli boğazına ve karşı koymaya çalışırken kopan parmaklarına gitti. Hiçbir şeyi yoktu. Akira ve Ragor'a ne olmuştu? Ayağa kalktı ama başı zonkluyordu. Öldükten sonrasını düşündü. 

 

Ruhu öfke ve hüzünle doluydu. Göremedikleri bir şeyin saldırısına uğramışlardı. Böyle bitmesine katlanamadı. Ruhu cehenneme giderken cennetin hiç var olmadığını öğrendi. Öldüklerinde herkes cehenneme gidecekti. Bu haksızlık değil mi? Hayatını iyiliğe ve doğruluğa adayanların çabası neyeydi?

 

Geri dönmek istemişti. Cehennemdeki Şeytan'ın kölesi olmamak için kaçtı. Kaçabildiği kadar kaçtı. Şeytandan kaçamayacağını biliyordu ama kendini ona teslim edemezdi.

 

Başıboş bir gücün varlığını sezdi. Ruhu bu güce yöneldi. Koca zincirlerle kapalı duvarın hemen arkasındaydı. Ama ruhu dağılmaya çok yakındı. Kendini son kez ileri taşıdı. Duvarın içinden geçti ve ruhu mühürlenmiş baltanın içine çekildi. Şeytan izini kaybetti. Eleel böylece dünyaya geri dönebilmişti.

 

'Cennet nasıl olmaz! Yaşamamızın hiçbir anlamı yok mu? Buna inanmak istemiyorum! Hayır! Hayır!!'

 

Kendi kendine konuşuyordu.

 

'Kardeşim! O da mı cehennemde yanıyor şimdi? Akira harika biriydi, bunu hak etmiyor! Bu dünya bir yalan!'

 

'Burada ölmeyi bekleyen kurbanlardan başka bir şey değiliz. Haksızlık! Bu yanlış!'

 

'Tanrılar bizi kandırdı. Hepimize cenneti vaat ederek avuçlarında oynattılar!'

 

'Kabus görüyorum. Bu kabustan uyanmak istiyorum.' Çığlıklarının yerini gözyaşları aldı.

 

Mahzen kapısında nöbet tutan askerler çok sık değişiyordu. Kimse uzun süre nöbet tutamıyordu. Çığlıkların sesini ağlama ve inleme sesleri almıştı. Bir kadının acıklı ağlayışı askerlerin ruh sağlığını bozuyordu. 4 gün daha ağlama sesleri devam etti. 

 

Beşinci günün şafağında komutanlar kralın huzuruna çıktı. Garnizonda kimse huzur içinde değildi. Geceler uykusuzluk, çığlık ve ağlama sesleriyle doluydu. 

 

'Kralım! Saraydaki hiçbir asker mahzen nöbetini istemiyor efendim. Moraller düşük. Kimse uyumadı. Herkes bu kabusun bitmesini istiyor.'

 

'Bende uyumadım Mareşal. Geriye yapılacak tek bir şey kal-' Asker bağırarak taht odasına daldı.

 

'Kralım, Kralım! Mahzen kapısı! Mahzen kapısı açıldı!'

 

'Ne dedin sen?! Çabuk tüm askerleri kapıya yollayan, o ifritin şehre inmesine izin veremeyiz.'

 

'Kralım! Mahzen boş! İçeride kimse yok.'

 

'Ne?! Hemen geliyorum.'

 

Kral tüm askerleriyle mahzen kapısına ilerledi. Zırhını kuşanmış savaşmaya hazırdı fakat askerin dediği gibi ortada ne ruh ne ifrit vardı. Kapının açıldığı sırada nöbet tutan askerler korkarak geri çekilmişti. Kapı açılmış kara gölge gökyüzüne yükselerek gözden kaybolmuştu. Kral Gualtian hemen odasına dönüp Tanrı Azyl'e mektup yazdı. 

 

.

.

.

 

Festival tüm neşesiyle devam ediyordu. En küçük torunum Elisar durmadan konuşuyordu. Bütün ailesiyle tanışmanın heyecanını yaşıyordu. Etrafta koşturuyordu. Yeni neşe kaynağımızdı.

 

En büyük şaşkınlığı Omen yaşamıştı. Karısına neredeyse çok benzeyen 2 kardeşiyle tanışmıştı. Aleif'i Frimold sanıp az kalsın büyük bir fiyaskoya davetiye çıkaracaktı. Birkaç saat geçtikten sonra 3 kız kardeşin arasındaki ufak belirgin farkları ayırt etmeye başladı. Yinede aralarından en güzelleri benim karım, diye düşünüyordu. 

 

Dünürlerim eski krallığın en ünlü demirci ailesiydi. Krallığın bütün silah ve zırh yapım işlerinden sorumluydular. Titan devrinde de bu böyle devam edecekti. Bay Dust ve Bayan Zusda Ateşnefes sıradan insanlardı. Sohbetleride buna kıyasla sıradandı ama bu onları sıkıcı yapmıyordu. Garip siparişler ve sarhoş gençlerin hayallerindeki silahlarını anlattıkları pek çok hikayelerini dinledim.

 

Sıradan bir insan olsanız dahi hayat yine zordu. Belkide bizim hayatlarımızdan daha zordu…

 

Frimold, Omen ile uzun zamandır konuştukları bir konuyu yeniden sessizce gündeme getirdi. 

 

'Gidip biraz babamla konuşmak ister misin?'

 

'Şey… Bay Azyl meşgul görünüyor. Belki daha sonra onunla konuşurum.'

 

'Hala babamdan korkuyor olamazsın. Bunu konuşmuştuk ama kocacım! Şu adama bir bak.' Elini bana doğru kaldırdı. 'Şu adamın tatlılığını göremiyor musun? Dünyada görebileceğin en iyi baba o! Ve artık sende onun oğlusun. Lütfen ona "Bay Azyl" demeyi kesip "Baba" der misin?'

 

'Ben, ben deneyeceğim.' Frimold tek kaşını kaldırdı. 'Tamam aşkım şimdi gidiyorum.'

 

Gergin görünen damadım ağır adımlarla yanıma geldi. Açık konuşmam gerekirse Omen'i ilk gördüğümde hiç hoşlanmamıştım ama onda kızımı etkileyen bir şey vardı. Buna saygı duyuyordum. Birbirimize karşı mesafeliydik ama bugün bunu aşacaktık.

 

'Tebrik ederim oğlum sende baba oldun. Büyüyüp koca adam olduğunda ona nasıl metal dövüldüğünü umarım öğretirsin. Aile geleneklerinizin devam etmesini isterim.'

 

Omen kayınpederinin bu kadar düşünceli birisi olduğunu bilmiyordu. Torununu kendisi gibi güçlü biri olarak yetiştirmek isteyeceğini söyler sanmıştı ama öyle dememişti. Torununun geleceğin en iyi demircisi olmasını istiyordu.

 

'Bay… baba, Elisar'ın sizin gibi çok güçlü olmasını istersiniz sanmıştım. Eğer demirci olursa…'

 

'Benimle rahat konuşabilirsin. Damadım olsan bile seni oğlum gibi görüyorum. Keşke diğer damadımla da tanışabilseydim. Huzur içinde yatsın. Elisar benim torunum olabilir ama onun geleceğine karar verme hakkı babası olan sen ve annesine ait.'

 

'Teşekkür ederim baba. Frimold da bende Elisar'ın iyiliğini istiyoruz.'

 

'Farkındayım oğlum. Bir Tanrıça adayı ile evli olmak nasıl bir duygu anlat bakalım, haha?' Suratı hafif kızardı. Turuncu kıvırcık saçları kızıllığını daha da öne çıkarıyordu.

 

'Rüya gibi, yani demek istediğim kızınızla evli olduğum için kendimi dünyanın en şanslı adamı olarak görüyorum.'

 

Elimi sertçe omzuna koydum. Gülüyor bir yandan da dostça sırtına vuruyordum.

 

'Güzel cevap evlat, güzel cevap.'

 

Frimold kardeşi Ursa ile tanışmıştı. 

 

'Bu aileye bir erkek şarttı zaten. Ailene hoşgeldin Ursa. Görüp görebileceğin en garip aile bizimkidir.'

 

'Ablama katılıyorum. Umarım alışabilirsin haha.' dedi Mirana.

 

'Hepinizde harikasınız. Benim için bu yeterli.'

 

'Hahaha, ablan o tatlı dilini yesin senin.' Otea Ursa'ya sımsıkı sarıldı. Genç Prens nefessiz kaldı.

 

'Çocuğu öldüreceksin Otea!'

 

Her şey olması gerektiği gibiydi. Beraberdik ve tek istediğimiz buydu. Uzaklara, ufka bakarken ruhum huzursuzlandı. Bu güzel, tatlı günlerin ardında bizi neler bekliyordu kim bilir? Çok düşman, az yoldaş vardı. 

 

Otea tarikattaki eğitmenini selamladı. Ailmar da onu selamladı.

 

'Hükümdar olmuşsunuz hanımım. Sizi tebrik ederim.'

 

'Üzerimde payınız büyük ustam. Bana katlandığınız için teşekkür ederim.'

 

Frimold, Rochel'i kardeşlerine tanıtıyordu. Ebedi Söz tarikatı liderinin kızıydı fakat uzun zamandır kendisi ile beraber kaldığını anlattı. Beraber omuz omuza savaştıklarından bahsetti.

 

'Ablamın dostu benimde dostumdur.' dedi Ursa zarifçe eğilerek. Rochel'in elini tutup öptü.

Oğlumun hareketini gördüğümde tüylerim diken diken oldu!




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1340

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1131

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 944

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 867

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 753

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 706

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 685

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 620

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 577

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 547

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 465

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 150

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 125

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 101

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 77

Site İstatistikleri

  • 17770 Üye Sayısı
  • 483 Seri Sayısı
  • 24161 Bölüm Sayısı


creator
manga tr