"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Beyond Eternity - Bölüm 124: Gerçek Zehir Lordu'nun Dönüşü


Hediye verme sırası Ursa'daydı fakat o Meira ve Myndir'in doğum gününden habersiz buraya gelmişti. En içten özürlerini sunmak üzere başını eğerken onu durdurdum.

 

'Hediyenizi Ursa ile beraber vermeyi uygun gördük sevgili torunlarım. Sağolsun Ursa isteğimi kırmayıp kabul etti.'

 

Hizmetkarlar 2 üstü örtülü kafesi yaklaştırdı. Örtüler kaldırıldı. 'Bunlar Yılanadam topraklarında yaralı bulunan iki Altın Kanat Ankakuşu.' Ankakuşları çok nadirdirler. Altın kanatlı olanları ise 1,000 yılda bir ortaya çıkardı. Bu iki eşsiz kuş yaralı olarak uzak bir dağ bölgesinde bulunmuştu ancak Ursa için hikayeyi biraz değişirdim.

 

'Asil varlıklar olup çok zekilerdir. Artık onlar sizindir.' Kafeslerin kapağı açıldı. Ankakuşları gökyüzünde daireler çizerek yükseldi. Dakikalar sonra yeni sahiplerinin omuzlarına konmuşlardı. Henüz yavruydular ama bir gün kocaman olacaklardı. Bir zamanlar sahiplendiğim buz  panterleri aklıma geldi. Jagos ve diğerleri… Onu en son gördüğümden bu yana neredeyse 15 yıl geçmişti.

 

Torunlarımın sevgi yağmurunu oğlum ile paylaştım. Verdiğim güzel hediyeye ortak olduğu için mutluydu. O gün hiç kimse önemli konuları konuşmadı. Herkes anın tadını çıkardı.

 

Ertesi günün sabahı heyecanla erkenden uyandım ve oğlumun yanına gitmek için hazırlandım. Hiç olmadığım kadar görünüşüme dikkat ettim. Odamdan ayrıldım ve Ursa'nın odasına doğru yola çıktım. Solan yaprakların hüzünlü salınışları neşemi bozmaya yetmedi. Sonbahar insanın ruhunu karamsar yapardı fakat bugün bu imkansızdı. Kapısına vardım ve hafifçe çaldım.

 

İki defa, üç defa çaldım ama cevap yoktu. Endişeyle kapı kolunu yokladım. Kapı kilitlenmemişti. İçeride kimse yoktu. Her yer düzgündü. Masanın üzerinde bir mektup duruyordu. Mürekkep ve tüy kalem de masadaydı. Mektup yeni yazılmıştı ve henüz mühürlenmemişti. Merakıma yenik düşerek okumaya başladım.

 

Kraliçe Anneme,

Dün itibari ile babamın yanına geldim. Yolculuk uzun ama sorunsuz geçti. Babama kızmaman için yaptığın her şey için sana minnettarım. Burada ablalarım ve yeğenlerimle tanıştım. Beni çok sıcak karşıladılar. Sana bu mektubu yazmayı bitirdikten sonra ablalarımla gezintiye çıkacağım. Umuyorum sende bir an önce babamla buluşup birbirinize verdiğiniz sözü gerçekleştirirsiniz. Seni seviyorum. Lütfen kendine dikkat et.

Sevgilerimle, oğlun Ursa.

 

Mektubu masaya özenle bıraktım. Ursa'nın mutluluğu için Medusa ile evlenmem gerekiyordu. Sevdiğim kadın cennette beni bekliyordu. Eğer Medusa ile evlenirsem Extia'ya ihanet etmiş mi olacaktım? Fakat bir söz vermiştim. Sözümü tutmak zorundaydım.

 

Odadan kimse beni görmeden çıktım. O gün dökülen sonbahar yaprakları gerçektende hüzünlüydü…

 

.

.

.

 

Dört kardeş kaleyi gezmeye çıkmıştı. Yüksek yapının surlarından Polis şehrini izliyorlardı. Hemen aşağılarında kocaman bir kaya üzerinde çalışan Weed'i görebiliyorlardı. Heykel hala gün yüzüne çıkmamıştı. 

 

Şehrin sınırları görünmüyordu. 1.5 milyondan fazla yaşayan karma bir halk vardı. Ursa kendi krallığının büyüklüğünü çok sanardı ama burası başka bir alemdi adeta. Her gördüğü şey onu şaşırtıyordu. Hayatında ilk kez yurdu dışında bir yere gelmişti. 

 

'Küçük kardeş şehri gezmek ister misin?'  diye sordu Aleif.

 

'Kesinlikle isterim! Burada görmeyi arzuladığım çok şey var. İnsanların dileklerinin kabul olmasını istedikleri havuzları duydum. Dilek dileyip içine para atıyorlarmış. Denemek istiyorum! Yılanadamlar'ın şarkıları yoktur. Müzik dediğiniz şeyi duymak istiyorum.'

 

'Müzik mi? İsteklerini yerine getirmek benim için bir zevktir kardeşim. Senin için krallığımın en iyi müzisyenlerini huzuruna çağıracağım.' dedi Otea.

 

'Bakıyorum hepiniz erkencisiniz. Ursa uzun yoldan geldi. Sabahtan kapısına dayanmadınız değil mi?' Bakışlarım 3 kızım arasında gidip geldi. 'Çünkü benden önce davranmışsınız. Karşımda kapı yerine duvarla karşılaştım.'

 

Esprime hep beraber güldük.

 

'Ablalarım beni şımartıyorlar baba.'

 

'Öyle mi? O zaman seni kısa süreliğine ablalarından ayırmama kızmazlar umarım.'

 

Kızlardan hayal kırıklığı nidaları yükseldi. Ursa'yı alıp yuvarlak dövüş salonuna götürdüm. Yeteneklerini merak ediyordum. Yuvarlak salonun mermer zemininin ortasında duruyorduk. Üzerinde hiç silah taşımıyordu. Buraya neden geldiğimizi anlamıştı. 

 

'Bende bunu ne zaman yapacağımızı merakla bekliyordum baba.'

 

'Ufak bir ısınma turuna ne dersin oğlum? Annenin seni acımasızca yetiştirdiğinden eminim. Çok hırslı bir kadındır o.'

 

'Evet, kesinlikle öyle.'

 

Elleri arasında çok uzun zaman önce kullandığım zehir kılıcı belirdi. Düşmanının kanıyla beslenen zehirli bir kılıçtı bu. Beslendikçe gelişiyor, güçleniyor ve değişiyordu. Görünüşü birkaç kez geliştiğini ispatlıyordu. Yeşil zümrüt parıltıları gün ışığını yansıttı.

 

'Zümrüt zehir kılıcı demek. Zehir Lordu tekniğini kullanıyorsun. Kaçıncı seviyeye ulaştın?'

 

'Dokuz Zehir Lordu seviyesinin hepsine sahibim baba.' Bütün bedeni yeşil ışıkla parladı. Tahmin ettiğim gibi tam vücut zırhına sahipti. Benim yarıda bıraktığım tekniği oğlum tamamlamıştı. Mat siyah zırha baktım. Gün ışığı yansıyor ve yeşil ışıklar saçıyordu. 

 

Zehir Lordu tekniğini saymaya başladım:

 

'Orman Zehri Lordu Gözleri, zehre maruz kalmak kişiyi iyileştirir. Bütün zehirlerin tariflerini bilirsin ve hiçbir zehirden etkilenmezsin.

Dağ Zehri Lordu Kılıcı, düşmanın kanıyla beslenip gelişen kılıç.

Okyanus Zehri Lordu Yüzüğü, içine okyanusların sığabileceği uzay zaman yüzüğü.

Kaya Zehri Lordu Bileklikleri, kara metalden dövülmüş zehirle mühürlenmiş bileklikler. Kendi içinde 3 aşamadan oluşuyor. Bilek, kol ve tam kol ve omuz koruması.

Girdap Zehri Lordu'nun Asası. Işık ve karanlık dahil 2 ilahi ve 4 temel element büyüsünü kullanabilmeyi sağlar. Ek olarak ölen kişiler kukla olarak kullanılabilir. Toplam 6 aşamadan oluşur. Birinci aşamada elementler orta düzeydedir. İkinci aşamada edinilebilecek kukla sayısı birden ikiye çıkar. Üçüncü aşamada 4 temel element büyüsü ileri düzeye yükselir. Beşinci aşamada kukla limiti üçe yükselir ve daha fazla artırılamaz. Son aşamada 2 ilahi element büyüsü ileri düzeyde öğrenilmiş olur. Kuklaların yok edilmesi durumunda 1 gün ara ile yeniden kukla çağrılabilir ya da edinilebilir.

Birinci Lordun hazinesi, Ejder Zehri Lordu Kanatları. Ejder Lordu gökleri fethetmek için öldürdüğü Ejder Kral Tbaung Morokat'ın kanatlarını aldı. Onlara bir Zehir Lordu'nun hikmetini işledi. Kan kırmızı kanatlar sert yeşil pullara dönüştü. Kanatlar Tbaung'a hizmet ettiklerinden daha güçlü ve hızlı oldular.

Birinci Lord'un mirası, bütün Zehir Lordlar'ına diz çöktüren, en güçlü ve aynı zamanda en zayıf yetenekti. Lord zamanda bir boşluk yarattı. Öldürdüğü her ruhu bu boyuta hapsetti. Tanrılar ondan nefret ettiler. Şeytan ise ona bir teklifte bulundu. Bu boşluktaki ruhların zihinlerine hükmetti. Arafta kalan ruhlar saf acıyı tattı. Dünyada en korkulan ve en saygı duyulan Lord oldu. Ölümü Tanrılar'ın onu bir çarmıha gerip cehennemin derin çukuruna atılmasıyla oldu. Ancak bu Birinci Lord'un mirasının başka bir özelliği daha var ki yeteneği kullanabilmen için çok önemliydi;

Araf boşluğunu sadece kalbi katıksız nefretle atanlar açabilir. Öldürdüğü her can, ordusuna yeni bir asker katacak. Kişinin zihni canını aldığı ruhların sesleriyle dolacak. Bu yeteneğin en güçlü ve en zayıf olma sebebi budur. Bir ruh ordusuna hükmeden aynı zamanda zihninede hükmedebilmelidir.

Benim ulaşabildiğim son seviye buydu oğlum. Kalan son 2 seviye zırhın geri kalan parçaları olmalı.'

 

'Evet baba öyleler. Sekizinci Lord, Cennet Zehri Lordu Zırhı, bedenimi fiziksel hasardan koruyor.

Sonuncusu ise Aşk Zehri Lordu Miğferi, miğfer zihnimi kontrol edilemez kılıyor. Bununla beraber tüm zırh setini kuşanmış oluyorum ve fiziksel direncimi 2 katına çıkarıyor.'

 

'Harika! Gerçek Zehir Lordu sonunda döndü. Darbelerime Tanrılar dışında birilerinin dayanmasını uzun zamandır bekliyordum.'

 

Oğlumun bedeninden akan enerjiyi hissettim. Dolup taşıyordu. Yüreği heyecanla doluydu. Bana elindeki her şeyi göstermek için can atıyordu. Tanrı güçlerimi denemek için güzel bir fırsattı. Geceyırtan'ı kınından vızıldayarak çektim. Eski zümrüt kılıcıma karşı Geceyırtan karşılaşacaktı. 

 

Yuvarlak dövüş salonunun üst seyirci koltuklarından gizlice içeri giren 3 kız kardeş başlamak üzere olan karşılaşmayı izliyorlardı.

 

Gazabın Tanrısı olarak güçlerimi ilk kez uyandırıyordum. Koca salon titredi. Kızıllı beyazlı melek kanatlarım tüm ihtişamı ile açıldı. Güneş sanki beni arıyordu. Pencerelerden gelen ışıklar kanatlarımda toplandı. 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1338

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1132

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 944

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 867

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 753

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 707

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 685

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 577

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 547

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 464

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 150

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 125

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 101

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 77

Site İstatistikleri

  • 17756 Üye Sayısı
  • 483 Seri Sayısı
  • 24036 Bölüm Sayısı


creator
manga tr