"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 123: Aile Buluşması ve Torunlarımın Doğum Günü Kutlaması


Ailemden geriye kalan tek birey bendim. Tanrılar beni yeryüzüne attıklarında tek başımaydım. Fakat şu an çocuklarım ve torunlarım vardı. Koca bir ailem olmuştu. Hepsini çok seviyordum. Ursa'ya sarıldım. Üstünde annesinin kokusu vardı. Ona sarıldığımda ellerini başta sırtıma koymadı. Sonra o da ellerini sırtıma koydu ve sıkıca sarıldı.

 

'Merhaba baba.'

 

'Hoşgeldin oğlum. Seni beklettiğim için özür dilerim. Bana kızgın mısın?'

 

'Annem her şeyi anlattı. Aslında sana kızmak için buraya gelmiştim. Nedenini bilsemde yanımda olmanı istemiştim. Diğer çocuklar gibi beraber baba oğul vakit geçirelim istemiştim. Ama seni gördüğümde bütün kızgınlığım uçup gitti.'

 

Torunlarım öylece kalakalmıştı. Yılanadam bir oğlum olduğunu bilmiyorlardı.

 

'Ha evet! Bunlar benim torunlarım, Meira'nın bahsettiği gibi. Ablalarından üçü şu an şehirde. Onlarla da seni tanıştıracağım.'

 

'Ablalarım demek. Kaç ablam var?'

 

'4'

 

'Hahahaha, en ufakları olarak umarım beni fazla şımartmazlar.'

 

'Haha! Biliyor musun oğlum, espri anlayışını benden almışsın. Ablalarını buraya getirirken torunlarımla biraz vakit geçir. Harikadırlar. Hemen geleceğim.'

 

Hızlı adımlarla bahçeden ayrıldım. Gençler biraz çekingen davransalarda yavaş yavaş birbirlerine alışacaklardı.

 

'Sen şimdi bizim amcamız mı oluyorsun?'

 

Aralarında sadece 6 yaş farkı vardı. Ursa kendini yaşlı hissetti.

 

'Bu doğru ama siz bana ağabey diye seslenin. Yaşlarımız birbirine yakın.  Sizler hangi ablamın çocuklarısınız?'

 

'Mirana'nın. Otea teyzem dışındaki Aleif ve Frimold teyzelerim annemle aynı soydan geliyor. Annem ile Aleif teyzem geldiklerinde görüceksin, birbirlerine çok benziyorlar.' dedi Meira, aile soyuna değinerek. Babasını ve diğer teyzelerinin hikayelerini anlattı. 

 

Ursa yeni tanışacak olduğu ablalarının hikayelerinin hiçte sıradan olmadıklarını düşündü. Bu onu baya etkilemişti. İçindeki heyecan kabardı. Tek başına annesinin yanında büyümüştü. Ne kardeşi ne de babası yanındaydı. Yalnızlığını bu koca aile giderebilirdi. Kendini Myndir ve Meira'ya içini dökerken buldu.

 

'Her zaman evin tek çocuğuydum. Ne kadar sıkıcı olduğunu anlatamam. Buraya gelmekle doğru olanı yaptığıma inanıyorum. Ailemin ne kadar büyük olduğunu görmem bana sürpriz oldu.'

 

'Hahaha, bütün aile henüz toplanmadı. Teyzem Frimold'da buraya gelmek üzere yola çıkmış. Yanında kocası ve oğluyla gelecekmiş. Seninle beraber bizde onu ilk kez göreceğiz.' 

 

'Gerçekten mi? Bu konuda tek olmadığıma sevindim. Ablalarımın başardıkları kolay şeyler değil. Kendimi çok önemsiz hissettim.'

 

'Sen geleceğin Yılanadam Kralı olmayacak mısın ağabey? Koca bir krallığın tek Prensi'sin! Meira ve benim dışında ailedeki herkesin bir ünvanı var.'

 

Myndir bu sözleri söylerken son derece içtendi. Kız kardeşi ve o Titan krallığında söz hakkına sahip değillerdi. Onlar sadece teyzeleri Otea hükümdar olduğundan anneleri Prenses ünvanına sahipti. Kendileri Prenses çocukları olarak anılıyorlardı.

 

'Bazen bütün bu krallık saçmalıklarından kurtulup normal bir hayat yaşamak istediğim oluyor. Sizler imrendiğim hayatı yaşıyorsunuz. Bunda acınacak bir şey yok kardeşlerim.' 

 

Bu iki genç onun gözünde babasının torunları değil, kendi öz kardeşleri gibi geliyordu. Hiç sahip olamadığı abla ve kardeşlerdi onlar. En mutlu günlerinden birini yaşıyordu. Birkaç saat öncesinde neye sinirli olduğunu bile hatırlamıyordu.

 

Sadece kızlarımı yanımda getirmek istesemde beraberinde büyük bir grup ile dönmek zorunda kalmıştım. Bir tarafta hükümdar olan kızım, danışmanı Avarosa, muhafızlar, diğer tarafta prenses olan iki kızım ve onların muhafızları ve hizmetçileri. Yanımda kimsenin dolanmaması emrini verdiğim günden sonra ilk kez bu kadar kalabalık bir heyet yanyana gelmişti.

 

Ursa ve torunlarımın gülerek konuşmalarını gördüm. Frimold hariç bütün ailenin buluşma zamanı gelmişti. Sadece üç kızımın olduğu zamanları hatırladım. En son hepimizin beraber olmasından bu yana bir asırdan fazla geçmişti. Oğlumun ve ailemin bir araya gelişini kutlamaya karar verdim. Son kızımın geleceği günde ise büyük bir festival düzenleyecektim. 

 

Yılanadam Krallığı Prensi'ni, oğlumu aileye dahil ettim. Çocuklarım arasında en küçük oydu. Otea bile 40 yaşına basmıştı. Ursa ile aralarında 13 yıl vardı. En büyük kızım Mirana 217, ortanca Frimold 216 ve küçük olan Aleif ise 214 yaşındaydı. Bugün aynı zamanda torunlarım Meira ve Myndir'in 21. yaş günüydü de. Bana gelecek olursam, 10,000'lerimde olabilirdim ama hiç göstermiyordum.

 

Ne zaman doğduğumu unutmuştum. Geçmişin bölük pörçük anılarında doğum günümü kutladığımı hatırlar gibiydim. Doğuşumu Tanrı olduğum gün kabul edecektim artık. Kocaman bir ailem vardı. Yalnız değildim. Onları seviyordum. Beraber olduğumuz sürece bizi üzebilecek hiçbir şey yoktu. 

 

'Aileye hoşgeldin Ursa Karagüneş!' Otea kadehini kaldırdı. Herkes onu takip etti. Hayatımda hiç içmediğim ve yemediğim kadar yedim. Hiçbirine ihtiyacım yoktu. Yediğim yemeğin ve içtiğim içkinin tadı her zamankinden güzeldi. Herkes mutluydu. 

 

Ursa, ablaları arasındaki çekişmenin arasında kalmıştı. Üçüde erkek kardeşleriyle vakit geçirmek istiyordu. Aralarında ufak sürtüşmeler oluyordu. Ursa ise tüm bu karmaşanın içinde gülüyordu. Bu güzel anda yanımda Extia'nın olmasını diledim. Cennetten beni izliyor muydu acaba?

 

'Sana kalemi gezdireyim küçük kardeşim. Bütün bu görmüş olduğun krallık Otea ablana ait!' Otea elindeki kozları kullanmaktan çekinmiyordu. İki ablası ise ona kaybetmek niyetinde değillerdi. 

 

'Senin halihazırda doldurman gereken evraklar vardır hükümdar kardeşim. Ursa'ya kaleyi ben gezdiririm!' dedi Mirana. Tartışmaların boyutu yükseldi. Herkes Ursa'nın bir tarafından tutup kendine çekiyordu.

 

Aleif'te şansını denemekten caymadı. 'Sen çocuklarınla ilgilensen iyi olur ablacım. Erkek kardeşime etrafı gezdirecek çok vaktim var!'

 

Akşamın serin meltemi parmaklarımda dolandı. Torunlarımın doğum gününü ve aile buluşmasının keyfini çıkarıyordum. Avarosa'nın da yüzünde tatlı bir gülümseme vardı.

 

'Biliyor musunuz, oğullarımla hiç ayrılmadım, sarayda hep beraberdik fakat hiç böyle güzel vakit geçiremedik. Ülkem hakkındaki endişelerimi ailemin önüne koymuştum. Yanaklarını okşayıp, en son ne zaman onlara sarıldığımı hatırlayamıyorum.'

 

'Senin seçimin yoktu Avarosa. Halkının refahını gözeten adil bir kraliçeydin. Kral Gualtian senin gibi bir anneye sahip olduğu için çok şanslı.'

 

Sert mizaçlı yaşlı kadına ettiğim sözler yüreğine dokunuyordu.

 

'Tanrı gibi konuşmayı bırakmalısınız.'

 

'Yapamam. Ben bir Tanrı'yım.'

 

Kahkahalarımız yükselirken kadehlerimizi bu güzel günün anısına kaldırdık. Avarosa ile sohbetimizi sürdürdük. Torunlarım için hazırlanan koca pastayı kesme vakti gelmişti. Baş Danışman'dan müsade istedim. Torunlarıma vermem gereken hediyeler vardı.

 

Ursa için yapılan kavga sona ermişti. Bir sonuca varamayınca ablaların üçüde erkek kardeşlerini beraber gezdirmeye karar vermişlerdi.

 

Vereceğim hediyeler torunlarımın annesi Mirana'nınkinden şaşaalı olmamalıydı ama bir Tanrı ve dedeleri olarak torunlarımın benden beklentileri yüksek olmalıydı. Mumları üfledikten sonra herkes hediyelerini vermeye başladı.

 

'İlk hediyeyi ben vermek istiyorum.' dedi Aleif. Beyaz iki ufak kutuyu çocuklara uzatırken yüzü gülüyordu. Çocuklar hediyelerini açarken anlatmayı sürdürdü. 'Kuzey Buz Baykuşu adında son derece güçlü bir canavarı yenmiştim. Tüyleri öldüğünde bile parıltısını kaybetmiyordu. Size avladığım baykuştan yapılma kolyeleri veriyorum. Parıltıları hiç kesilmeyecek.' 

 

Masmavi parlayan tüyler çok güzeldi. Meira'nın gözleri parladı. Teyzesine sarılıp öpücüklere boğdu.

 

'Yeğenlerime en iyi hediyeyi ben vereceğim!' Otea hizmetkarlara seslendi. İki kar beyazı at kale bahçesine getirildi. Koşum takımlarıyla beraber binilmeye hazırlardı. 'Krallığımın en iyi iki atını size veriyorum çocuklar.' 

 

İkizler sevinçle atlara bakmaya gittiler. O kadar güzellerdi ki bu dünyaya ait olmadıklarını düşündürüyordu. Çocuklar atlara binip bahçede ufak bir gezintiye çıkmışlardı. Mirana'nın yüzünün gülmediğini fark ettim. Bugün o gülmüyorsa kimsenin gülmeye hakkı yoktu.

 

'Canını ne sıkıyor tatlım? Lütfen söyle.' 

 

'İki kardeşimin verdiği hediyelerde harika baba. Meira ve Myndir'in benim hediyemi beğeneceklerini sanmıyorum.' Arkasında sakladığı kutuyu bana uzattı. Orta boyuttaki bir kutuya göre hayli ağırdı. Kapağını açtığım kutunun içinde kitaplara rastladım. Üzerinde hiç başlık bulunmayan kitaplardan en üsttekini aldım ve kapağını açtım.

 

Bu kitabı tüm kalbimle sevdiğim Mirana'ya adıyorum…      -Taelmar

 

Son cildini bitiremeden vefat eden damadımın kızıma yazdığı kitaplardı bunlar. Maneviyatı yüksek kitapların kızım için öneminin farkındaydım. Çocuklar dönüşe geçmişti. Geldiklerini görebiliyordum.

 

'Çocukların için bu kitaplardan daha değerli bir şey yok Mirana. Babaları burada olmasada en azından kitaplarını okuyarak anısını yaşatacaklar.' Aklıma bu sırada bir fikir geldi. Kutuyu elime aldım ve üzerine bir büyü yaptım. Kitapları hafif bir parıltı kapladı ve sonra söndü. 

 

'O da neydi?'

 

'Birazdan anlarsın, hahaha.'

 

Çocuklar atlarından inip annelerinin yanına geldiler. Elinde tuttuğu kutuya merakla baktılar. 

 

'Bu… babanızın yazdığı kitaplar çocuklar. İkimizin hikayesini anlatıyor.' Kutuyu çocuklara verdi. Çocuklar kitapları ellerine aldılar. Myndir kitabın sayfasını çevirdiğinde hiç beklemediği bir şeyle karşılaştı. Satırlardan yükselen parıltılar bir görsel çizdi. Gözüyle takip ettiği satırlar kitabın üzerinde canlanıyordu. Taelmar'ın hikayesi canlanmıştı.

 

'Vay canına. Müthiş. Bu harika bir hediye anne. Teşekkür ederiz!' Mirana da gördüklerine şaşırmıştı.

 

'Bir şey değil oğlum…'

 




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1460

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1200

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 992

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 907

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 801

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 782

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 719

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 632

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 600

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 600

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 151

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 130

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 15289 Üye Sayısı
    • 722 Seri Sayısı
    • 33472 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr