“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 120: İstenmeyen Vedalar


Extia'nın üzgün bir hali vardı. Kardeşini öldürdüğüm için üzgün olmalıydı.

 

'Kaybın için üzgünüm ama bunu engelleyebilecek bir şey yoktu.'

 

'Sen neyden bahsediyorsun?' 

 

'Kardeşini öldürdüğüm için üzgün değil misin?'

 

'Hayır aksine mutluyum. Beni üzen başka bir şey var.'

 

Ellerini tuttum. Extia'nın üzülmesine dayanamıyordum. 

 

'Söyle Tanrıçam. Seni üzen şey beni de üzer.' Gülümsedi. Tanrı Lordu olduğunda güzelliği daha da artmıştı. Sarı saçlarının parıltısı ve havada ilahi dalgalanışı beni mest ediyordu. Gözleri sulu, okyanus mavisi tonu büyüleyiciydi. Ve dudakları! Kıvrılırkenki gülümsemesi sayısız hayata bedeldi.

 

'Dünyada kalacağını söyledin. Benimle Cennet'e gelmeyeceksin. Oraya beraber gidecektik. Amcam Lancelot bizi bekliyordu. O kadına verdiğin söz yüzünden burada kalacaksın değil mi?'  Sözleri beni derinden yaraladı.

 

Tanrı olduğumda Draris ile evleneceğime söz vermiştim. Bu sözü yerine getirme zamanı asırlar sonra gelmişti. Verdiğim sözleri her zaman tutardım ama bu kez tutmamak istedim. 

 

Ben Extia'yı seviyordum. Medusa'ya sadece lanetini kırmada yardım etmiştim. Onunla evlenmek istemiyordum. İmkansız aşka mı tutulmuştum? Tanrı olduğum halde istediğim kadınla evlenemez miydim?

 

'O sorunu halledeceğim Extia. Bana inanmalısın. Dünyayı ayaklandırmam gerekiyor, bu yüzden kalmalıyım. Medusa ile konuşacağım. Cennetteki savaşımız da yine yanında olacağım.'

 

Süzülen yaşlarını sildim. Ağlayan kadınlar her zaman içimi burkardı. Yanaklarımı okşadı. Gözlerimiz ve dudaklarımız birbirini takip etti. Güzel saçlarına dokundum. Heykellere doğru yürümeye başladık. Ellerimiz birbirine kenetlenmişti.

 

Otea saklandığı yerden çıkmıştı. Dövüş sırasında ortada gözükmeyerek bana en büyük yardımı yapmıştı. Şimdi ise Ejder Kral'ın yanında çene çalıyordu. Ona Cornelia ile olan dövüşümü anlattığından emindim. Saklansa da uzaktan kesin beni izlemişti. Onda bir farklılık vardı. Saçlarının rengi değişmişti.

 

'Baba! Anne! İyi olmanıza çok sevindim.' Onu bıraksak bir saat daha bize sarılmaya devam edebilirdi. 'İkinizde değişmişsiniz ama tek siz değiştiniz sanıyorsanız yanılıyorsunuz.'.

 

Bizden biraz uzaklaştı ve önümüzde tam tur döndü. Pudra rengi teni normale dönmüştü. Dişleri aynı uzun haldeydi. Saçları mavi değil artık siyahtı, gözleri de gri olmuştu. Bana benziyordu.

 

Tanrılığa yükseldiğimde değişen bedenimden yarattığım melez ırkta etkilenmişti. Onlarda benden parçalar vardı. Ben güçlenmeye devam ettikçe ırkımda güçlenecekti. Bir an önce yeni oluşturacağım sistemin dallarını oluşturmam gerekiyordu.

 

Beni endişelendiren bir başka konu ise artık eski güçlerimin olmayışıydı. Gazabın Tanrısı olarak güçlerim değişmişti. Chinjoka'nın çocuklarını kurtaramayacaktım.

 

'Ejder Kral! Derin düşünceler içindesin. Çocuklarını nasıl kurtaracağını mı düşünüyorsun? Çünkü ben artık onları kurtaracak yetenekten yoksunum.'

 

'Endişeye hacet yok dostum. Bugün büyük bir zafer kazandık.' Elindeki beyaz asayı gösterdi. 'Geçmişin bedeli işte ellerimde. Ydrad'ı kurtaracağıma yemin etmiştim. Onu cennetin acımasız pençeleri arasında tek başına bıraktım. Pulları ve tırnaklarını bedeninden koparışlarını yerine getiremediğim yeminimin cezası olarak kulaklarımda çınlıyor.'

 

Ydrad'in elindeki asa olduğunu anladım. Yani bir zamanlar Ydrad olan ejderin.

 

'Bana Ydrad'i anlatmak ister misin?'

 

'O… mükemmeldi. Saf ışıktan doğan yeryüzündeki tek ejderdi. Işığın Ejderi Ydrad olarak bilinir ve itibar görürdü. Bense Kral Tbaung'un çelimsiz oğlu Karanlığın Ejderi'ydim.' Geçmişe dalıp giderken elindeki asayı nazikçe tutuyordu. 'Birbirimizin zıttıydık. Belkide bu yüzden bağlanabildik. Hiçbir zaman Kral olmak istemedim. Bu lanet Tanrılar'ı da istemedim. Ben sadece sevdiğimle beraber ölmek istedim.'

 

Elini omzuna koydum. Acılarımız aynıydı. Hepimizin acısı…

 

'Işık hayattır. Bırak eşin son kez görevini yerine getirsin. O da çocuklarının yaşamasını isterdi.' Chinjoka'nın yüzüne güneş vururken belli belirsiz gözünden akan gözyaşlarını görür gibi oldum. Uzun yaşamanın hiçbir yararı yoktu. Sonsuz ömür ise sevdiklerinizin ölümlerini görebilmeniz için yapılmış bir lanetti.

 

'Haklısın.' Asayı son kez tüm içtenliğiyle süzdü. 'Ydrad…' Sonra asayı kaldırdı. Beyaz ışıklar ejder heykellerine vurdu. Taşlaşan bedenler canlılaştı. Derin uykularından uyanan iki ejder gökyüzüne yükseldi. 

 

Harabeye dönmüş Polis şehrinin tepesinde daireler çizen ejderleri izlerken en gizli kalmış duygularımı açığa çıkardı. Benim zamanımdan bile önce bu mavi gökyüzü koca bir krallığa aitti. Ejder Krallığına. Gökyüzünün yine ejderlerle dolmasını diledim.

 

Chinjoka elini uzattı. Bu bir vedaydı. Elimi sonsuza kadar dost kalacağım adama uzattım.

 

'Eski güzel günlerimize kavuşacağız Ejder Kral. Söz veriyorum.'

 

'Sana inanıyorum Azyl Karagüneş. Son ve mutlak savaşımızda yanında olacağım. Bütün halkımla! Görüşmek üzere.' Ejder bedenine büründü ve gökyüzündeki çocuklarına katıldı. Ufukta gözden kaybolurlarken arkalarından yeni bir devrin doğuşunu müjdeliyorlardı.

 

Extia ve kızım Otea'nın yanına döndüm. Koca bir krallığın başkentini yok etmiştik. Yıkıcı gücümün boyutlarını test etmek için bu yeterliydi. Artık daha da fazlasını yapabileceğime dair inancım artmıştı. 

 

Başkenti çökmüş bir krallık yok olmuş demektir. Burası artık benim toprağımdı. Özüme dönmüştüm. Yapılması gereken çok iş ve buna ayıracak güç, imkan ve vakte sahiptim. Temelleri gerçeklere dayanan bir krallık kuracaktım. Haksızlığın ve zulmün olmadığı. 

 

Bunun için yapmam gereken ilk adım Azatları kendi tarafıma çekmekti. Ardından Yılanadamlar tarafından saygı ve sevgi gören birisiydim. Bu iki dışlanmış ırkı yanıma çekebilirsem diğer ırkları etrafımda toplayıp tek bir güç haline gelebilirdik.

 

Hiçlik aleminden gelen adamların sözünü hatırladım. Dünya kabilesinin gücünün olmadığını söylemişti. Bunun sebebi yurdumuzda bir siyasi birliğin olmayışıydı. Tanrıların evimizi işgal etmesinin sebebi de bu yüzdendi.

 

Onlara karşı koymak için bile bir fikir birliği sağlanamamıştı. Karşı çıkan ufak bir kesim ise bunu hayatlarıyla ödemişti. Benim önderliğimde bu olmayacaktı. Acı Tapınağına geri dönüp kızımı ve beraberindeki ırkımın yeni üyelerini buraya getirmeliydim.

 

Yeni bir krallığın doğuşu için daha fazla insan gücüme ihtiyacım olacaktı. Çalışmalara hemen başlamalıydım. Tanrılar hala savaş terazisindeki ağır basan taraftaydı.

 

'Chinjoka ile konuşman nasıl geçti? Eşini kaybettiği için yıkılmış olmalı.'

 

'İyi olacak. Halkını uyandırmakla kafası uzun süre meşgul olacak. Fazla düşünmeye vakit bulamayacaktır.'

 

'Evet o konu. Azyl benimde vaktim azalıyor…' Ellerim titriyordu. Extia'dan ayrılmak ölüm olacaktı. Ondan bir kez ayrılmıştım. Yaşadığım eziyeti unutabilmiş değildim.

 

'Demek vakit geliyor. Extia. Cennetin güvenli olduğu kesin değil. Burada benimle kalamaz mısın? Tüm ırkları tek yürek haline getirirken bunu beraber yapalım!' 

 

'Alem Kralı olmam için cennete gitmem gerekiyor. Burada kalırsam bunu asla başaramam.' Extia'nın önünü tıkamaya hakkım yoktu. 

 

'Ne zaman dönüyorsun?'

 

'Birkaç saatim kaldı...'

 

'Birkaç saat mi?! Bu… bu çok az! Hala seninle beraber uyumak, dolaşmak, gülmek, elini tutmak ve seni öpmek istiyorum!'

 

Ellerimi tuttu. 'Uyumak dışında hepsini yapabiliriz.' 

 

Son saatlerimizi başbaşa geçirdik. İçim buruktu, iyi şeyler olduğunda mutlaka kötü şeyler de oluyordu. Otea da annesi gitmeden önce onunla vakit geçiriyordu. İkimiz içinde üzücüydü.

 

Extia parlamaya başlarken kızım dayanamadı. Annesinin gidişine katlanamayacağını söyledi. Extia'ya son kez sarıldı ve koşarak kaçtı.

 

Hepimiz sorunlarımızla farklı yüzleşiriz. Bazılarımız kaçar, diğerlerimiz ise hüzne katlanırdı.

 

Sevdiğim kadının ellerini tutuyordum ama artık varlığı yavaşça siliniyordu. Ellerim boşta kaldığında panikledim. Buna hazır değildim. Değildim… Görüntüsü giderek bulanıklaştı. 

 

'Extia!'

 

Sıcak elleri yanaklarıma dokundu. Dudaklarımız sanki son kez görüşecekmişiz gibi buluştu. Ve dudaklarımız birbirinden ayrılamadan kollarımın arasından silinip gitti…




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1454

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1199

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 986

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 906

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 799

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 778

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 718

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 632

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 593

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 593

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 150

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 149

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 129

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 14956 Üye Sayısı
    • 712 Seri Sayısı
    • 33179 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr