Korku dağları bekler. #Atasözü

Beyond Eternity - Bölüm 119: İkizini Öldürdüm


Savaşın geride bıraktığı yıkımın arasındaydım. Zaferin tatlı sarhoşluğunu yaşıyordum. Melek kanatlarımın büyüleyici güzelliklerini izliyor, sıradışı kızıllı beyazlı tüylerine bakıyordum. Molozların arasından Ejder Kral, Eden'ın bedenini çıkarıyordu. Beyaz parlak asayı sıkı tutan parmaklarını zorla ayırdı. Asa onun için önemliye benziyordu.

 

11,000 yıl sonra amacıma ulaşmıştım. Artık uzun zamandır beklediğim planlarıma geçebilirdim. Dünyaya kök salan sahte Tanrılardan arındırma ve yeryüzü halkına yön gösterip güçlenmelerini sağlayacak sistemi oluşturma! 

 

Kendi kurtuluşumun savaşını vermiş ve kazanmıştım. Sıra diğerlerini kurtarmaktı. Gerçeklerin gün yüzüne çıkacağı vakit gelmişti. Dünyamı baştan düzenleyecektim. Yeni yükselecek Tanrılara yol gösteren olacaktım ve nicelerine!

 

Bedenim yükselişimle yeniden doğmuştu. Uzun mor saçlarım siyah olmuş, gözlerim eski griliklerine kavuşmuştu. Belki biraz daha yakışıklı oldum diyebilirdim. Asırlarımı beden değiştirerek harcadıktan sonra aynada başka bir yüzle karşılaşmaya alışıktım.

 

Extia uçarak yanıma geldi. 'İkizimi nasıl yendin? Cornelia insanların zayıf noktalarını zaaflarıyla bulan bir Tanrıça'ydı. Onu yenebileceğini düşünmemiştim. Çünkü…'

 

'Çünkü en büyük zaafımın sen olduğunu düşünüyorsun. Bu doğru, ikizinin olduğunu bilmemem beni gafil avladı ama onu sırf sana çok benziyor diye öldüremeyeceğimi sandın.'

 

Extia istemesede buna hak verdi. Aklımdan geçen sözler tam olarak bunlardı. 'Yani benimle karşı karşıya gelecek olursan eğer…?'

 

Ne demek istediğini anladım. Extia beni yanlış anlamıştı. 'Hayır sana zarar vermeye gönlüm razı olmaz Extia. Sen benim kutsalımsın! Ama Cornelia sen değildi. İffetli ve acınası duyguları onu yoldan çıkarmıştı. Dışarıdan sadece seni andıran bir kabuktan başkası değildi. Ruhu öleli uzun zaman olmuştu. Ben onu huzura kavuşturdum.'

 

'Bana ikizimi nasıl öldürdüğünü anlat.'

 

'Emin misin?' Başını salladı. Hikayeye şehre girişimden başlayıp Cornelia'nın karşıma çıkmasıyla başladım. Ufak konuşmamızdan kısaca bahsettim ve sonra dövüşüme geçtim…

 

.

.

.

 

Boynuna savurduğum kılıcım öngöremediğim bir kuvvetle geri savruldu. Mor zincirlerle ördüğüm kodes yırtılarak parçalandı. Anlaşılan Otea'yı bu savaştan soyutlayamayacaktım. Mor ağdan dışarı çıktığımızda kızımı göremedim. Akıllılık edip ikimizi yan yana bırakmıştı. Gücünün sınırlarını biliyor ve ona uygun hareket ediyordu.

 

Cornelia'nın gerçek bedenini o zaman gördüm. Tanrıça olduğuna kimse inanmazdı. Yüzü çarpık ve çirkindi. Melek kanatları zayıf ve yırtıktı. Deminki gördüğüm Extia'nın ikizi olamazdı. Midem bulandı.

 

'Hahaha! Asıl güzelliğimi görme şerefine eren ilk insansın!'

 

'Sen buna güzellik mi diyorsun pislik yığını! Varlığın bile bu dünyaya bir hakaret!'

 

Tanrıça'nın yüz ifadesi değişti. Sonuna kadar kıvrılmış dudakları asılmıştı. Sinirliyken yüzü daha da çirkindi. 'Seninle biraz eğlenmeyi düşünmüştüm insancık ama bu kadar kaba olabileceğini düşünmemiştim. Sana acımayacağım!'

 

'Gel Tanrı bozması! Senin acımana ihtiyacım yok!' Ellerine baktım ama hala bir Tanrı silahı göremedim. Hepsinin gücünü artıran silahları vardı. Hala neler sakladığını bilmiyordum. 

 

Düşüncelerime dalmam hataydı. Saldırısını göremedim. Beni gafil avladı. Jilet kadar keskin pençeleri suratımı sıyırdı. Yanağımı boydan boya çizdi. Dudağımın yarıldığını akan sıcak kanımdan hissettim. 

 

Gökyüzüne yükselmiş beni bekliyordu. Lanet Tanrılar herkese tepeden bakmaya bayılıyorlardı. Kendi ruhsal mor kanatlarımı oluşturdum ve yükseldim.

 

'Oh? Sende de bir iki numara varmış. Söylesene o Tanrı silahını kimden çaldın?' Ellerimin arasında sımsıkı kavradığım Geceyırtan'ı kastediyordu.

 

'Çaldığım tek şey siz pisliklerin hayatları. Silahım kendi büyüm ve yürekten inanan bir adamın teriyle yapıldı. Bunun ne anlama geldiğini anlayamazsın.'

 

Mor alevleri kılıcıma aktardım. Tehlikeli rakibime karşı her şeyimi kullanmalıydım. Zırhımı giydim ve ileri atıldım. Kılıç Tanrıça'nın deforme olmuş çarpık bedenine saplandı. Bedenimi iğrenç dokungaçlar sarmaya başladı. Kendimi kurtarmaya çalıştıkça Cornelia'ya doğru daha çok çekiliyordum.

 

Yüzlerimiz yan yana geldi. İğrenç nefesini kokladım. Kollarımı kıpırdatamıyordum. Kılıcımı çekmeye çalışıyor ama çıkartamıyordum. Miğferimi çıkarmaya çalışıyordu. Büyümle ona direndim.

 

Karnımda bir derinlik hissettim ve hemen ardından sıcaklık yayıldı. Bedenim titriyordu. Başımı eğdim ve karnımdaki deliği gördüm. Dokungaçlardan biri bedenimi delip sırtımdan çıkmıştı.

 

Ağzımdan kan geldi. Daha fazla tutamadım. Miğferimi çıkarıp fırlattı. Cornelia'nın sadece yüzü eski haline dönmüştü. İğrenç yaratık benimle oyun oynuyordu. 

 

Elini dudaklarımda ve yanağımdaki yarada gezdirdi. Akan kanımın tadına baktı. Keyif dolu mırıltıları tiksindiriciydi. Kafasını koparmak istiyordum. Karşı koymaya çalıştım.

 

'Kıpırdama, hahaha! Tadına biraz daha bakmak istiyorum. Söyle bana insancık,  hayatta en çok neyi arzuluyorsun? Kimin için ve ne için yaşıyorsun?'

 

Bakışlarından kaçınmayı denedim ama gizemli bir gücü vardı. Zihnim bulanıyordu. Dudaklarım kendi kendine hareket etti.

 

'Ben… Tanrı olmak istiyorum. Dünyamı ve… herkesi kurtarmak istiyorum. Ben yaşadığım sürece kimsenin evime musallat olmasına izin vermeyeceğim...'

 

Cornelia'nın yüzü asıldı. Asıl güzelliği diye övündüğü iğrenç yüzüne döndü. 'Acınası!' Bedenimi sarstı. Bakışları derinleşti. Bana daha da yaklaştı. 'En karanlık ve gizli arzun ne? Hazineler, topraklar, kadınlar ya da  güç? Söyle!'

 

İrademi ele geçirmişti. Sözlerine itaat ettim. 'Özgürlük ve sükuneti arzuluyorum. Gerçekleri arıyorum.'

 

Tanrıça çılgına döndü. Çığlıkları kulaklarımı kanattı. 'Sen! Keyfimi kaçırmak dışından hiçbir işe yaramıyorsun!' Beni havaya savurdu. Kendine geldim ve kontrolü ele aldım. Dengemi sağladım. Yıkıcı bir gücü vardı ama asıl sorun gözlerine baktığımda oluyordu. İrademi ele geçirebiliyordu. Cornelia'nın gücü buydu.

 

O kadar kibirli ve kendini beğenmişti ki, bir Tanrı silahı bile yoktu. Bundan adım kadar emindim. Bu da kazanma şansım olduğu anlamına geliyordu. Limitlerimi zorlamam lazımdı. Son kozumu hala kullanmamıştı.

 

Vücudum ağır yaralanmıştı fakat başka şansım yoktu. Sonucu bir felaket olsa bile denemeliydim. Hayatım buna bağlıydı. Extyl'i saldım. Mor büyüm havada dalgalandı ve ejder biçimini aldı. Bu benim yapabildiğim en güçlü ruhsal yaratık şekliydi. Gücüm bununla zirveye çıkıyordu.

 

Ancak bu yetmezdi! Daha fazlasına ihtiyacım vardı. Kendimi zorladım ve büyümü yine saldım. Kan ağzımdan boşaldı. Gözlerim karardı. Kendimi zar zor ruhsal bedenin içine attım.

 

Yaptığım şey deliceydi. Ejder ruhu bedenimin içine girmeden hemen önce büyümle bedenimin bir kopyasını yarattım. Gücümü son damlasına kadar kullandım. Öldüğümü sandım ama henüz son nefesimi vermemiştim. Oluşturduğum yeni ben ile bağımı kestim ve kendi iradesini ona verdim. Artık benden iki tane vardı.

 

Ejder bedenimin enerjisi beni hayatta tutuyordu. Korktuğum şey kendimle eşdeğer güçte yarattığım kopyamın bana karşı çıkacak olmasıydı. Özgür irade burada devreye giriyordu. Benimle beraber savaşacak mıydı?

 

'Oynamam için bana bir oyuncak daha  mı veriyorsun?' Cornelia'nın aşağılayıcı sözleri bardağı taşıran son damlaydı.

 

Alev nefesimi üfledim. Toprak ve Rüzgar'ın isimlerini seslendim. Rüzgar alevlerimi harlayıp kuvvetlendirdi. Toprak yerden çapraz sütunlar yükselterek Tanrıça'yı sabitledi.

 

Bedenini kavurdum ama bu yeterli değildi. Kopya bedenim hala olduğu yerde duruyordu. Kahretsin! Kendi kuyumu kazmıştım.

 

Tanrıça alevlerimin içinden çıktı. Pençelerimiz birbirine kenetlendi. Gücü inanılmazdı. Ona zar zor karşı koyabiliyordum. Çığlıkları düzensiz ve kulak tırmalayıcıydı.

 

'Öl öl öl öl! Güzeller güzeli yüzümü yaktın hayat artığı!' Beni geri itiyordu. Yolun sonundaydım. Onu yenmemin hiçbir yolu yoktu…

 

Geceyırtan'ın Cornelia'nın göğsünden çıkışını izledim. İkimizde şaşkındık. Kopya bedenim kılıcımı alıp Tanrıça'ya saldırmıştı. Ardından kılıç mor alevlerle kaplandı. Tanrıça'nın bedeni yanıyor ve göğsündeki kılıç hala duruyordu.

 

Kollarındaki güç zayıfladı. Onu geriye doğru itmeye başladım. Zemine üçümüz beraber çarptık. Geceyırtan Tanrıça'nın göğsünden fırladı. Kopyam deliler gibi bize saldıran dokungaçları kesiyordu.

 

Cornelia'nın iğrenç bedenini parçalara ayırırken bedenim büyük bir zevk ile titriyordu. Aldığım hazzın Tanrıça'ya ulaşmasını diledim.

 

'Hazzın Tanrıçası Cornelia! Yaşadığım bu en büyük hazzı sana adıyorum!' Bedeni hareket etmeyi kesti ve gözlerinin ışığı söndü. İğrenç yaratık ölmüştü. Dokungaçlar teker teker yere yığıldı. Kopyam kılıcımı indirdi.

 

Ruhsal bedenimden ayrıldım. Bacaklarım beni zor tutuyordu. Kan kaydım çok fazlaydı. Karnımda kocaman bir delik vardı. Burada ölemezdim. Tanrıça'nın iğrenç cesedinden bir ses yükseldi. Cornelia ilk karşılaştığımızdaki bembeyaz bedenine dönmüştü.

 

Yerde kanlar içinde çıplak yatıyordu. Ona acımamı ve hayatını bağışlamam için yalvaran bakışları vardı. Kopyam kılıcım Geceyırtan'ı bana uzattı. Memnuniyetle kabul ettim.

 

Ağır adımlarla Cornelia'ya yürüdüm. Kılıcım zeminde sürtünüyordu. Çıkartığı gıcırtılar sonunu bekleyen Cornelia'nın ölüm fermanını çalıyordu. Sivri ucu Tanrıça'nın boğazında durdu.

 

'Azyl Karagüneş... öhö öhö, sen bu Dünya'ya gelmiş en berbat insansın.' Kan kusmaya devam etti.

 

'Sende gördüğüm en çirkin Tanrıçasın.' Kılıcı boğazına savurdum ve kafasını kopardım.

 

Daha fazla yürüyemiyordum. Dengemi kaybedip yere düşerken kopyam beni tuttu. Kolumu omzuna aldı. Kendi iradesi olsada neye inanması gerektiğini biliyordu.

 

Bedenim parlamaya başladı. Kendimi hiç olmadığım kadar dinç hissettim. Bedenimde yoğunlaşan sarı ışık gökyüzüne yükseldi. Kopyamla beraber göğe yükseliyordum. Bunun ne olduğunu anlamıştım.

 

Sonunda bir Tanrı oluyordum! Şehir meydanında başka bir ışığın yükselişini gördüm. Benimkinin aksine bu ışık turkuazdı. Bu Extia'ydı. O da artık Tanrı Lordu olmuştu. Zihinlerimiz son kez birbirine bağlandı. Ona başardığımızı söyledim. 

 

Göğe yükselmeye devam ettim ama bir sorun vardı. Kendime seçecek uygun bir seçilmişim hala yoktu. Şu an cennete gidemezdim. Yeryüzündeki işim daha bitmemişti. Omzuma konan el bana ne yapmam gerektiğini çok iyi anlatıyordu. 

 

Kopyam da aynı benim gibi düşünüyordu. Kendimin seçilmişi olacaktım. Böylece yeryüzünde kalabilecek ve özgür olacaktım! O da buna razıydı. Ona dokundum ve ikimizde tekrar parladık.

 

Kendime geldiğimde bedenim tamamen yenilenmişti. Yaralarım iyileşmiş ve gücüm yeniden dolmuştu. Kopyam kaybolmuştu. Kırmızı kıyafetim  ipek kadar yumuşaktı. İki yakalı bir kaftana benziyordu. Alt kısmı bacaklarıma kadar uzuyordu. Siyah uzun saçlarım sırtıma kadar dökülüyordu. Eskiyi hatırlatan tek şey gri gözlerimdi. Kızıllı beyaz tüylerle kaplı melek kanatlarımdan asalet saçılıyordu.

 

Aşağıda devasa bir yaratığın şehir meydanında ortaya çıkışını gördüm. Darbesi yeri yarmıştı. İkinci bir darbeyi daha vurmasına izin veremezdim. Gökyüzünden ışık hızında aşağı inmeye başladım.

 

Yaratık bakışını bana çevirdi. Geldiğimi hissetmişti. Vücudu pullarla kaplı bir yaratıktı. Kılıcımı yeni güçlerimle kapladım. Yakut kızılı parlayan kılıcı yaratığa boylu boyunca savurdum. Aldığı yarayla geldiği girdaptan geri giderek kapı arkasından kapandı.

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1340

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1131

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 944

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 867

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 753

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 706

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 685

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 620

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 577

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 547

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 465

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 150

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 125

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 101

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 77

Site İstatistikleri

  • 17770 Üye Sayısı
  • 483 Seri Sayısı
  • 24172 Bölüm Sayısı


creator
manga tr