Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 118: Dünya'nın İlk Tanrısı, Gazabın Tanrısı!


Extia ikiziyle hiçbir zaman anlaşamamıştı. O insanların duygularıyla oynamaktan hoşlanırdı. Tutkuları ve arzularını yerine getirip sonra acı çekmelerine neden olurdu. İnsanların acılarını ise kendisi katlanmak zorunda kalırdı. Hayat onunla bir kez daha oynuyordu. Gözleri yaşardı. Cornelia, Azyl'i ondan çalacaktı. Abisine tokat atarken buna kendide abisi kadar şaşırdı. 

 

Her şeyden çok korktuğu abisine vurmuştu. Eden onun geçilemez duvarıydı ve bu duvar gözüne artık o kadar yüksek görünmüyordu. Az öncesine kadar neyden korktuğunu bile hatırlamıyordu.

 

'Sen küçük-' Mutlak Tanrı silahı Tutsak İhtiras'ı Eden'ın kalbine sapladı. Eden hemen Extia'dan uzaklaştı. Göğsüne saplanmış silahı çok iyi biliyordu. Ejder Kral'dan yapılan silahlardan birisiydi. Öleceğini anladığında öfkesi tavan yaptı.

 

Kara bulutlarla kaplı gökyüzü sarı halkalarla aydınlandı. Güneş kadar parlak bir ışık kümesi oluştu. Hançeri çıkarıp attı. Ölmeden beraberinde Extia'yı da götürecekti. Polis'i haritadan silecekti.

 

Öfkeden gözü dönmüş Eden ona çarpan pençeyi görmedi. Chinjoka asıl formuna dönmüştü. Ulaklar saldıraya geçti. Mor alevlerini üzerlerine püskürdü. Hepsi eriyip gitti. Eden'ı pençeleri arasına aldı. Nefesi kesilene kadar sıktı. 

 

'Söyle! Ydrad nerede?  Onu cennette tuttuğunu biliyorum.' Eden acı çekerken bile gülüyordu.

 

'Eşini mi görmek istiyorsun?' Chinjoka'nın Eden'ı tuttuğu pençesinde beyaz bir patlama oldu. Göğsünden kanlar akarken beyaz asa onu iyileştiriyordu. 'İşte karşında.'

 

Eşini silaha çevirdiğini gördüğünde Ejder Kral çılgına döndü. Ateş ve buz nefeslerini birleştirdi. Mavi buz alevi saldı. 'Babama yaptığın gibi onuda silaha çevirmişsin. Bedenini gömmek için toprak bile bulamayacaksın!'

 

Kavgaları şehri yıkıyordu. Gökyüzünde devasa bir ejder, ufak beyaz ışık parıltısını kovalıyordu. Büyüler ve alevler etrafı aydınlatıyordu. Extia gökyüzüne yükseldi. Eden'a karşı beraber çalışırlarsa kazanma şansları yüksekti.

 

Eden çok hızlıydı. Göğsündeki yara yavaş yavaş iyileşiyordu ama hançer kalbini delmişti. Tanrı olmasaydı oracıkta ölecekti. Yinede ölecekti fakat Yaşamın Işık Asasını elinde tuttuğu sürece ölmeyecekti. 'Size servetimi gösteriyorum!'

 

Gökyüzü yine sarı halkalarla kaplandı. İçlerinden yüzlerce ve çeşit çeşit silah çıktı. Hepsi altındandı. Silahlar Extia ve Chinjoka'ya yağdı.

 

Ejder Kral'ın kükremesi yeri titretti. Bulutlar korkarcasına dağıldılar. Esen rüzgar, kralı selamlayarak geçti. Şiddetle silahları dağıttı. Büyülü silahlar saçılarak şehre düştüler. Rüzgar, Şehvetin ve Görkemin Tanrısına ilerledi. Şiddetini Tanrı'ya yansıtmayı denedi ama Eden'ı sadece biraz geriye itebilmişti.

 

Extia onu yakaladı ve ikinci darbeyi vurdu. Hançerini abisinin sırtına sapladı. Ve bir daha sapladı. Havada boğuşarak yere düştüler. Extia, Ejder Kral'a bağıdı. 'İkimizide yak!'

 

Chinjoka terreddüt etmeden alevlerini püskürdü. Mor alevler iki kardeşide kavurdu. Ejder Kral yere indi ve alevler arasında ikisini görmeye çalıştı ama göremedi.

 

Mor alevlerle yüzleşmek beterin beteriydi. Hissettiği acı inanılmazdı. Kendini korumak için kanatlarını çıkarmıştı ama acıya mani olamamışlardı. Yanan tüyler yavaş yavaş ona yaklaşıyordu. Eden da kanatları altında korunuyordu. Alev cehenneminin içinde abisine saldırdı. O Acının Tanrıçasıydı. Kendisinin dayanamadığı acıya kimse dayanamazdı. Burası abisinin mezarı olacaktı. Artan sıcaklıktan terlemeye başlamıştı.

 

'Çok çabaladınız kardeşim ama hepsi nafile. Sonsuz yaşamı bahşeden eşyayı tuttuğum sürece ölmeyeceğim.'

 

'Seni istediğin kadar öldüreceğim!'

 

Tutsak İhtiras asırlardır Extia'ya aitti. Duygularından beslenip renk değiştiren bu eşsiz silah ilk kez Tanrıçası'nın elinde renk değiştirdi. Siyah mor rengi turkuaza döndü. Silahın etrafında oluşan enerji mor alevleri dağıtıyordu. Koluna ardından bedenine yayılan serinlik kanatlarına geçti. 

 

Kanatları parlıyordu. Siyah mor kanatları artık beyazdı. Gürleştiler ve büyüdüler. O kadar büyüdüler ki Ejder Kral'ın kanatları ile aynı boydalardı. Şaşırarak neler olduğunu anlamaya çalıştı. Şehrin girişinden gökyüzünü delerek sonsuzluğa uzayan bir ışık hüzmesi gördü. Her yerden görülebilecek bir ışıktı.

 

'Bu…' O ışığın ne anlama geldiğini biliyordu ama inanamadı. Azyl Tanrı olmuştu! Büyüyen kanatları ve Tutsak İhtirasın rengi her şeyi açıklıyordu. Extia artık bir Tanrı Lordu’ydu…

 

Eden şaşkınlık ve öfke arasında gidip geliyordu. ‘Nasıl?! Tanrı Lordu oldun!!’ Çelimsiz kardeşinin Tanrı Lordu olup onu geçmesine dayanamadı. İçinde hissettiği bir başka duygu ise korkuydu. Elinde Yaşamın Işık Asasını tutsada, ölebilir miydi?

 

Extia mor alevlerin içinden göğe yükseldi. Bütün bedeni turkuaz parlıyordu. Çevresini saran ışık Azyl’inki gibi ucu görünmeyen bir yere kadar uzuyordu. Etrafında sarı halkalar gördü. Abisi Eden ona bu savunmasız ve en kutsal anında saldıracak kadar alçaktı.

 

‘Öl!!’ Silahlar rüzgar ve Ejder Kral’ın alev nefesiyle Exita’ya ulaşamadı.

 

‘Ona dokunmana izin vermem! Hadi aramızdaki hesabı kapatalım.’ Chinjoka toprağa seslendi. Yer kabuğundan kopan kayalar Eden’a yağdı...

 

.

.

.

 

Onlar dövüşmeye devam ederken Extia şehrin diğer ucundaki sarı ışığı izliyordu. Dünya ile bağlantısının koptuğunu hissetti. Sonsuz boşlukta süzülüyordu. Ruhunu huzur ve sıcaklık doldurmuştu. Sonra iyi tanıdığı o içten sesi duydu.

 

‘Sonunda başardık Tanrıçam.’

 

‘Hayır.’ diye cevap verdi Tanrıça. ‘Artık dengiz ve bağımsızız. Seni kutlarım öğrencim.’

 

Öğrenci güldü. ‘Bende seni usta…’

 

Azyl’in sesi kayboldu ve parıltılar son buldu. Yeni bedenine baktı. Kopan kolu geri gelmişti. Elbisesi artık siyah değil turkuazdı. Büyüsünün değiştiğini hissediyordu. Bu tamamen yeni bir büyüydü. Acı Tanrıçası bütün zayıflıklarından arınarak yeniden doğmuştu. 

 

‘Yüksel benim yenilmez efkarımın hizmetkarları.’ Tutsak İhtiras havayı kesti ve bir boşluk yarattı. Karanlık boşluğun içinden 8 turkuaz renkte melek çıktı. Tanrı Lordu’nun hizmetindeki meleklerdi bunlar. Biçim verilmeyi bekleyen ham kutsallıklardı. Extia meleklere ilk emrini verdi. ‘Rezil Tanrı’yı öldürün.’

 

Sayıca dezavantajda olan Eden kaçması gerektiğini düşündü. Eğer Extia Tanrı Lordu olduysa kız kardeşi Cornelia yenilmiş olmalıydı. Teke tek bir dövüşte hiçbirine kaybetmezdi ama şartlar daha da zorlaşmadan gitmeliydi. Gökyüzündeki yeşil girdaba yöneldi. Peşinden melekler ve Ejder Kralı geliyordu. Melekler bacaklarına yapıştı ve yavaş yavaş onu aşağı çekmeye başladılar. 

 

‘Bırakın beni köleler!’ Silahları meleklere fırlattı ama melekler yinede onu aşağı çekmeye devam etti. Chinjoka, Eden’ı geçti ve doğruca girdaba yöneldi. Onu yok edecek ve kaçmasını engelleyecekti. Girdaba vardığında dışarı sızan uğursuzluğu hissetti ve hemen geri çekildi. Devasa bir yaratık girdaptan yeryüzüne giriyordu. Boyutu Ejder Kralın 5 katından fazlaydı. Bütün bedeni pullarla kaplıydı. Bu yaratık öldürülen bütün ejderlerden yapılmıştı.

 

Eden Cennetin Koruyucusu’nu gördüğünde rahatladı. Tanrılar Tanrısı Lass’ın ölmesine izin vermeyeceğini biliyordu. Meleklerden kurtuldu ve Koruyucu’ya uçtu. Koruyucu mızrağını düşmanlara doğrulttu ve savurdu. Eden vücudu ortadan ikiye bölünürken yüzünde her zamanki kendini beğenmiş gülümsemesi vardı.

 

Mızrağın darbesi Ejder Kral’a uzaktan çarptı. Sarsılsada durumu iyiydi ama darbe doğruca Extia’ya gitmişti. Onlarca metre yarılmış zeminde turkuaz bir parıltı vardı. Extia’nın melekleri darbeyi önüne geçerek durdurmuştu fakat hiçbiri yeniden hareket edemedi. Yere yığılıp parıltılarını kaybettiler. 

 

Bu sırada Cennetin Koruyucusu dikkatini başka tarafa verdi. Bir şey onu rahatsız etmiş gibi görünüyordu. Gökyüzünden ışık hızında bir yıldız kaydı. Parıltısı her şeyi bir anlığına sildi ve geri getirdi. Yeryüzünde yaşayan herkes bu parıltının şiddetini hissetti. Ve kalplerinde bilmedikleri bir umudun tohumu filizlendi. 

 

Cennetin Koruyucusu aldığı ağır yarayla yeşil girdaptan girip geri çekildi. Geçit arkasından kapandı ve güneş yeniden ışıklarını Başkent Polis’e yaydı.

 

O gün dünyada bir ilk gerçekleşti. Tanrılar’ın eziyeti altında yaşayanlara yeni bir umut doğdu. O umut ise Dünya’nın ilk Tanrısı’nın doğuşuydu...

 

.

.

.

 

Yakut kırmızı kıyafetimin içinde güneşe bakıyordum. Gökyüzünden inerken Güneş’ten daha parlak olduğumu düşündüm. Gözümde çok küçük ve zayıf göründü. İstesem onu yok edebilirdim. Evet… Tanrı olmanın ne demek olduğunu şimdi anlıyordum. Önlenemez bir güç ve yıkım. İstediğin her şeyi yapabilme duyusu. Mükemmellik.

 

‘Ben bir Tanrıyım. Dünya’nın Tanrısı! Ben Gazabın Tanrısı Azyl Karagüneş'im!!’




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1435

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1191

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 976

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 903

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 790

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 771

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 713

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 636

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 622

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 570

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 570

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 216

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 157

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 139

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 133

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 128

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 125

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 124

Site İstatistikleri

  • 13965 Üye Sayısı
  • 665 Seri Sayısı
  • 31472 Bölüm Sayısı


creator
manga tr