Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Beyond Eternity - Bölüm 115: Ejder Çocukları


Otea askere ayrıntıya girmeden dünyanın ne hale geldiğini anlattı. İnanmayacağını ve anlamayacağını bildiği halde anlattı. Bildiklerini anlattığında gerçekten rahatladığını hissetti.

 

'Tüm hayatımızın yalan olduğunu mu söylüyorsun? Sana kimsenin inanmamasına şaşmamalı. İnsanların inançlarına sahte diyemezsiniz. Biz neye inanmak istersek ona inanırız.'

'Anlayamadığın şey Tanrıların beynini yıkayacak kadar güçlü oldukları. Babam onları durduracak kadar güçlü. Hepsini ortadan kaldıracak ve dünyamız özgür kalacak.'

'Şu anda özgürüm? Kimse boynuma bir zincir bağlamıyor.'

'Tanrılara karşı gelirsen ne olur peki?'

'Cezalandırılırım, muhtemelende ölürüm ya da hayatta kalıp bir Azat olurum. Tanrım! Azat olmaktansa ölmeyi tercih ederim!'

'Konuyu saptırma. Hayatın benim ellerimde. Karşı geldiğinde öleceksen bu seni onların kölesi yapmaz mı?'

'Tanrılar bizden bir şey istemiyor ki. Onlara karşı çıkmadan istediğim gibi yaşayabilirim.'

'Bir şey istemediklerini nerden biliyorsun? Tapınaklar yaptırıyorlar ve onlara tapmanızı istiyorlar.'

'Nolmuş yani? Bu özgürce yaşamamız için ödenmesi gereken küçük bir bedel o kadar.' Otea iç çekti.

'Bir yere varmayacağız. Daha fazla canımı sıkmadan git buradan. Seni öldürmek istemiyorum.'

'Ciddi misin?'

'Evet defol hadi!'

 

Üstündeki pisliği temizlemeye başladı. Buz zırhı çok iyiydi ama dövüş sonrası eriyordu. Islak giysilerini değiştirmesi gerekecekti. Yüzü ve kollarındaki kan lekelerini sildi. Arkasından gelen sesle irkildi.

 

'Adamla ne konuştun?'

'Oh baba! Çoktan yukarı çıktın sanıyordum.' Soruya henüz cevap vermediğini fark etti. 'Şey, bir şey konuşmadık. Mesajı iletmesinden emin olmak istedim.'

'Anlıyorum.' Babası arkasını döndü. Otea babasının duygularını hissedebildiğini unutmuştu. Yalan söylediğini anlayabilir miydi?' 'Ne oldu? Sen gelmiyor musun?'

'Ha? Geliyorum.'

 

Buharlı makineye binerek yukarı çıkarken ikiside konuşmadı. Otea konuşmak istiyordu.

 

'İyi dövüştüm mü?'

'Evet. Artık gözümü üzerinde tutmama gerek yok. Kendi başının çaresine bakabilirsin.'

'Teşekkürler baba.'

'Ben bir şey yapmadım tatlım. Bu zorlukları kendin aştın. Ama sana sormam gereken bir şey var. Canımı sıkan bir şey...' Yalan söylediğini anlamış mıydı? Otea korktu. Babası yüzüne vurmadan önce itiraf etmek istedi.

'O başkente gitmeyecek! Özür dilerim!' Babasına sarıldı. Adam şaşırdı.

'Ne? Kim başkente gitmiyor?'

'Asker. Onu öldürmedim.'

'Birini sağ bırakmanı ben söylemiştim.'

'Evet ama o başkente gitmiyor.'

'Gitmiyor mu? Neden?'

'Krala kötü haberi iletirse onu öldüreceklermiş.'

'Ve sende gitmesine izin verdin?' Başını salladı. 'Bunun için sana kızmam mı lazım?'

'Kızmayacak mısın?'

'Hayır. İstersen onuda öldürebilirdin. Sonuçta adamın hayatı sana bağlıydı.'

'Oh… yani kötü bir şey yapmadım değil mi?'

'Hayır yapmadın.'

'Buna sevindim. Sen ne soracaktın baba?'

'Hmm… hatırlamıyorum. Başka zaman konuşuruz.'

 

 

Tapınakta yaşamaya devam ediyorduk. Civar köy ve kasabalardan insanlar tapınağı ziyarete gelmeye başlamışlardı. Çoğu yaşadığı acıyı unutmak için dua etmeye gelmişti. Bazıları ise başkalarının acılarının dinmesi için dua ediyordu. Benim dışında başkalarının Extia'ya dua etmesi garibime gitmişti. İnsanların buraya gelmesi için hiçbir şey yapmamıştık. Onlar burayı bulmuşlardı. Acılarından kurtulma düşüncesiyle harekete geçmişlerdi.

 

Burada da yapacağım bir şey kalmamıştı. Yeniden yollara düşmeyi düşündüm. 3 kızımıda sonunda bulmuştum. Hiçbiri benimle beraber gelmeyi kabul etmemesi acımasız gerçeği bana hatırlatıyordu. Eninde sonunda yalnız kalacaktım. Biraz daha burada kalıp Başkent'ten tehdit gelmesini engellemek istiyordum. Otea'nın sağ bıraktığı askerden fayda gelmeyince bir mektup yazarak başkente yollamıştım. Krala ulaşıp ulaşmayacağını bilmiyordum. 

 

Başka endişelendiğim konular vardı. Nereye gideceğimi bilmemem ve artık Extia'nın da benimle gelip gelmeyecek olması gibi. Bir tapınağı vardı ve burada kalmayı seçebilirdi. Otea annesini mi yoksa babasını mı seçecekti? Mirana'nın benimle gelmeyeceği kesindi. Çocuklarıyla beraber tapınakta yaşamaya devam edecekti. Onun için en iyi seçenek buydu. 

 

Çalışma odamda beklenmedik bir misafir ile karşılaştım. Uzun boylu bir adam masamda oturuyordu. Sırtı bana dönüktü. Siyah uzun saçları dağınıktı. Odanın balkon kapısı açıktı ve demir parmaklığa beyaz bir kuzgun konmuştu. Hayatımda ilk kez beyaz bir kuzgun görüyordum. Bilge bakışları zarafetini artırıyordu. Sonra kuzgunu hatırladım. Buz Diyarının sancağında da bir kuzgun resmi vardı. Avaros Sarayının Kuzgun Bahçesinde yaşayan beyaz kuzgun bu olmalıydı. Öyleyse masamda oturan adamı tanıyordum. Rahatladım ve elimi kılıcımın kabzasından çektim.

 

'Beni bulabilmene şaşırdım Chinjoka.'

'Meşguldüm Azyl ama seni bulamayacak kadar değil. Burada yaptıkların kilometrelerce uzakta konuşuluyor. İşimi kolaylaştırdın.'

'Ne işinden bahsediyoruz?'

'Benimle İnsanların başkentine gelmeni istiyorum.'

'Eski memleketimi özlediğimi söyleyemem. Özellikle gönderdikleri birliği öldürdükten sonra.' Chinjoka masadan kalktı. Yüz ifadesi ciddiydi. Mor gözleri derinleşiyordu.

'Çocuklarımı orada tutuyorlar. Onları kurtarmam gerek.' Kendi çocuklarımı bulduktan sonra sıra Ejder Kral'ınkilere gelmişti. Aman ne güzel!

'Pekala, sana yardım edeceğim. Aynı taraftayız sonuçta. Ne yapmamız gerekiyor?'

'Basit. Oraya gideceğiz ve taşa çevrilmiş 2 çocuğumu kurtaracağız.'

'Bir dakika. Çocukların taşa mı çevrildi dedin sen?'

'Evet kendilerini korumak için heykel kılığına girmişler.'

'Oh, tamam öyleyse. Başka bilmem gereken bir şey var mı?'

'Hayır yok. Hemen yola çıkalım.'

'Hey hey bekle. Neden bu kadar acele ediyorsun? Çocukların bir yere gitmiyorlar.'

'Vardığımızda anlarsın.'

'Bana birkaç saat izin ver. Diğerleriyle konuşmam lazım.'

 

Chinjoka'yı odamda yalnız bırakıp diğerlerini bulmaya gittim. Akşam çökerken bütün uzun konuşmaları yapmıştım. Sorun şuydu ki buradan ayrıldığımda tapınak savunmasız kalacaktı. Tehlike geçmiş değildi ve Otea geride kalmayı reddediyordu. Onu geride kalmaya ikna edemiyordum. Konuşma uzadıkça uzadı ve beklenmedik bir şey oldu. 

 

'Siz gidin. Ben tapınağı korurum.' Sırtında mahzenden çıkardığı paslı palası duran Mirana kapı eşiğinden bize bakıyordu.

'Bir daha savaşmayacağını söylemiştin. Bu da nereden çıktı?'

'Demek ki kavgam daha bitmemiş baba.' İşte aradığım cevap buydu. 

 

Gecenin karanlığın tapınak avlusunda Ejder Kralla buluştuk. Gitmek için hazırdık. Vakit kaybetmeden ejder biçimine döndü. Siyah pullarla kaplı kudretli bir ejderdi. Üzerine bindik ve tapınağı terk ettik. Aşağıda sadece Mirana ve Beyaz Kuzgun kalmıştı. Ejder Kral tapınağı korurken ona yardım etmesi için kuzgunu bırakmıştı. Otea ablasına el sallıyordu.

 

Başkent Polis'in yakınlarında ıssız bir alana indik. Şehre yürüyerek girecektik. 

 

'Geceleri içeriye giriş yasak. Şafağa az kaldı. Biraz dinlenip gireceğiz.' dedi Chinjoka.

'Çocukları nasıl kurtaracağımızı anlatsana.'

'Annemi nasıl uyandırdıysan onlarıda öyle uyandıracaksın.'

'Harika planın bu muydu? Afedersiniz ekselansları ama daha iyisini beklerdim.'

'Görüşmediğimiz müddette çenen kuvvetlenmiş. Belki bir rövanşa ihtiyaç duyarsın.' Otea'ya baktı. 'Küçük kızın yardımı olmadan.'

'Ben küçük değilim!' Kafasını ağaçlara çevirdi. 'Ştt! Birileri geliyor.'

'Ben bir şey duymuyorum.' dedi Extia.

'Duyulmuyorlar zaten. Onları hissedebiliyorum.'

 

Çalıların arasına saklandık. Ağaçların tepesinden hızlı bir şey geçti. Sayıları çoktu. Otea'nın dediği gibi hiç ses çıkarmıyorlardı. Birileri buraya indiğimizi görmüştü. Aranıyorduk. Yakınımızdan iki adamın konuşması duyuluyordu.

 

'Bu bilgiden emin misin?'

'Evet Piskoposun sezgilerine inanmıyor musun yoksa?'

'Öyle bir şey demedim. Piskopos her zaman doğru çıkarımlar yapar. Sadece bu ormanda bir ejderin saklandığına inanasım gelmiyor.'

'Sen emri yerine getir. Sorgulamak bizim işimiz değil.'

 

Adamlar hızla yok oldular. Ortalık sakinleşmişe benziyordu. Otea bu adamları bizden daha önce hissedebiliyordu. Onun işaretini bekledik.

 

'Piskoposla tanışsak iyi olacak. Geldiğimizi öğrenmiş. İlginç birine benziyor.'




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1324

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 859

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 743

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 695

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17364 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 23485 Bölüm Sayısı


creator
manga tr