"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 113: Bitemeyen Kavga


Taelmar'ın kitapları Mirana'yı anlattığı sıra örgülü bir seriydi. Son kitabını bitirememiş olması üzücüydü. Onun dışındaki 9 kitabı beğendiğimi itiraf etmeliyim. Tabi ana karakterlerin kızım ve kocası olduğu gerçeğini aklımdan çıkarırsam. Ve kızımın vaktinin çoğunu bu kitapları okuyarak harcamasına üzülsemde hayat onun hayatıydı. Yargılamaya hakkım yoktu. Lancelot'un iyileşme sürecinde ve devam eden inşa boyunca kitaplara göz attım. Favras gerçekten kalemi kuvvetli bir yazardı. İçimde gizlenen bir duyguyu keşfetmemi sağladı. Kendi hayatımı anlatmak istediğim bir kitap yazma düşüncesiydi bu. 

 

Yaşadıklarımı, sıkıntılarımı anlatabilirsem bir gün bunu okuyacak birinin dünyamızın yaşadığı çileyi anlayabileceği hissine kapıldım. Ama kendimde bunu yapacak özgüveni bulamadım. Belki başkası benim hikayemi yazmayı düşünecekti. Ona anlatacağım hikayeler şimdiden inanılacak gibi durmuyordu.

 

'Nereye bakıyorsun dede?' Çalışma odamda dışarıyı izlemeye dalmıştım. Torunum Meira'nın sorusuyla ayıldım.

'Hiç, sadece bir anlığına uzaklara daldım ufak maymun.'

'Annem bizi "ufak maymun" diye çağırmandan hoşlanmıyor dedecim.' Myndir'e korkmuş gibi baktım.

'Öyle mi? O zaman bunu kessem iyi olacak. Annenizin öfkesi kardeşleri arasında en korkuncudur.'

'Bana maymun demeni seviyorum dede. Annem ne derse desin.'

'Bak sen, yoksa kızgın maymun Meira annesine isyan mı ediyor?'

'Emm hayır. Tam olarak değil. Sadece annemi üzmek istemiyorum. Ona bunu söyleme lütfen.'

'Öyleyse bu maymun meselesi aramızda bir sır olarak kalırsa ne anneniz üzülür ne de siz.'

'Ama annem 2 kişinin bildiği şey sır değildir demişti. Biz 3 kişiyiz.'

'Annen doğru söylüyor Myndir ama o sözü derken hesap etmediği şey ikiz olmanız. İkizler dünyada birbirine güvenebilecek en iyi dostlardır. Yeter ki birbirinize inanmaya devam edin. Madem maymunu sır olarak saklayamıyoruz. Bu yaşlı adama bir söz vermeye ne dersiniz sevgili torunlarım?'

'Hmm. Bu sözün karşılığında ne alacağız peki?'

 

Tanrım ne yapacağım, bu çocuklardan da hiçbir şey kaçmıyor. Torunlarım olmalarına şaşmamalı. Sızlanışım Extia'nın kulağına gitmiş olmalıydı ki cevabı gecikmedi.

 

'Beni bu işe karıştırma Azyl. Tanrın şu an meşgul.'

 

Ya öyle mi? Kusuruma bakma o zaman seni rahatsız ettim. Myndir sol, Meira ise sağ bacağımda oturuyordu. Meira annesine çekmişti. Sarı uzun saçlar ve siyah gözleri vardı ama siması Mirana'yı andırmıyordu. Fazla yumuşaktı. Sanırım babası Taelmar'dan almıştı bu tarafını. Myndir ise Mirana'ya hiç benzemiyordu. Kahve dalgalı saçları ve yeşil gözleri vardı. Tanışma şerefine eremediğim babası Taelmar'ı andırıyor olmalıydı.

 

'Ne istiyorsunuz çocuklar? Bu dünyada en çok neyi arzuluyorsunuz?' Son soruyu sorarken acaba Şeytan da insanları böyle mi kendi tarafına çekiyor diye düşünmeden edemedim.

'Ben kocaman bir adam olup annemi sürekli korumak istiyorum.' dedi Myndir hemen. Babasının ruhu oğlunun içinde yaşamaya devam ediyordu anlaşılan.

'Bu harika bir istek Myndir. Ama dişini biraz daha sıkman lazım. Önünde uzun yıllar var. Ya sen Meira?'

'Ben… ben babamın dönmesini istiyorum.'

 

Tanrı olsak bile yapamayacağız şeyler vardır. Kucağımda oturan dünyalar güzeli torunlarımın isteklerini ne olursa olsun yerine getirebileceğimi sanmıştım. Bir kez daha yanılmıştım. Yeni ölen birini geri getirmenin korkunç bedellerini bir kez tatmıştım. Üzerinden yıllar geçmiş birini diriltmenin bedelini tahmin dahi edemezdim. Myndir içinse zamanı hızlandıramazdım. Onu Otea'nın başına gelen kaza gibi bir başka alemde bekletmek çözüm değildi. Torunumun hayatıyla oynayamazdım. Bende olaya biraz samimi yaklaştık.

 

'Ne zamanı hızlandırabilirim ne de gideni geri getirebilirim çocuklar. Fakat gücümün yettiği bir şey varsa o da bu akşam istediğiniz kadar tatlı yiyebilecek olmanız.' Çocuklar karamsar havalarından sıyrıldılar. Yeniden neşelenmişlerdi.

'Yey, cidden istediğimiz kadar yiyebilir miyiz dedecim?'

'Tabikide Meira ama önce bana söz vermelisiniz. İkiniz de.'

'Pekala dede sen ne dersen o.'

'Durum ne olursa olsun, birbirinizi koruyacaksınız. Küssenizde ya da artık birbirinizi sevmekten vazgeçseniz bile birbirinizi koruyacaksınız. Bana bu konuda söz verebilir misiniz?'

'Zaten hep beraberiz çokta zor gözükmüyor.'

'Evet bende zor bir şey isteyeceksin sanmıştım dede.'

'Ne diyebilirim ki çocuklar, eli cömert bir insanım ben hahaha.'

 

Havalar ısınmaya devam etsede tapınağın etrafındaki dağlarda hala karlar duruyordu. Tapınağın aşağıdaki bağlantısını tamamen ele geçirmiştim. Giriş ve çıkışlar kontrolüm altındaydı. Kendi kabuğuna çekilen kaplumbağa gibi sineye çekilmiştim. Extia amcasına yetişmek için sık sık bana baskı yapıyordu ama farkında olduğu bir şey vardı ki bu işte acele edemezdik. Yinede endişesini anlıyordum. Bana güvenmeye devam etmeliydi.

 

Önce Kehanet Tanrısı Foemis sonrada Adaletin Tanrısı Lancelot. Yukarıdaki bütün Tanrıların kötü olduğunu sanmıştım. En azından hepsi değilmiş. Sonuçta Extia da yukarıdan inmişti.

 

O akşam Mirana'nın çocukların fazladan tatlı yediklerini görmemesini sağladım. Hayatlarına karıştığımı düşünecek olursa bende ufaklıkları azarladığı gibi azar yiyebilirdim. Tanrı olacak adam kendi kızının öfkesinden çekiniyor değil mi? Ne yapabiliriz ki, ailemiz için verdiğimiz doğru kararlar onları her zaman mutlu etmez. 

 

İçten içe Mirana’nın yok olan vahşi yanını ve savaşmaktan zevk alışını özlüyordum. Odama gelip Geceyırtanı görmek istediğinde kaybolan arzusunun geri geldiğini düşündüm. Kara kılıcı çıkarıp masaya bıraktım. Parlak yüzeyinde parmaklarını gezdirirken gözlerinde belli belirsiz bir özlem aradım ama bulamadım. Bir merak vardı sadece, tutku yoktu…

 

‘Küçük kardeşim Otea bu kılıcın çok ağır olduğunu söyledi. Bende ona hiçbir kılıcın paladan ağır olamayacağını savundum.’

‘Bütün mesele bu muydu? Yani kılıcımın ağır olması ilgini mi çekti?’

‘Evet baba başka en olacaktı ki? Ben savaşmayı bıraktım. Benim kavgam bitti.’

‘Kavganın bittiğine nasıl emin olabilirsin? Dışarıda hala kol gezen binlerce Ölümsüz ve… o kendini kutsal sayan Tanrılar var.’ Onu savaş alanına geri sokmam için bir fırsattı bu.

‘Ömrümü buna harcamak istemiyorum baba. Öldürdüğüm Ölümsüzler bitmek bilmiyordu. Her gün ama her gün yenisi türüyordu. Ya Tanrılara ne demeli? Benim onları durdurmaya gücüm yetmez. Bu anlamsız döngüden kendimi kurtarmak istedim. Normal bir hayat yaşamak istedim.’ Yaptığımız bu konuşmadan sonra bir daha savaş konusunu açmadım…

‘Peki tatlım, seni kararından vazgeçiremem. Kılıç hakkında ne düşünüyorsun?’

‘Çok güzel diyecek bir şey bulamıyorum ama onu kaldıramıyorum, çok ağır. Bu kadar ağır olmaması gerekirdi. Ağır olmasının hilesi ne baba? Sen dahil kimse kullanamasın diye mi?’

‘Hayır. Ben hariç kimse kullanamasın diye. Çünkü bu silah benim büyüm kullanılarak yapıldı. Kimin yaptığını biliyor musun?’

‘Evet Otea anlattı.’

‘O küçük köpek yavrusundan da hiçbir şey kaçmıyor.’

‘Köpek yavrusu mu?’

‘Boşver kendimce laflar uyduruyorum. Yaşlılığın yan etkileri işte.’ Ellerini omzuma koydu. Omuzlarımın sert olduklarını o zaman fark ettim. Yıllardır kimse bana masaj yapmamıştı.

‘Hala genç görünüyorsun baba. Ve hala yakışıklısın.’ Mor uzun saçlarımı okşadı.

‘Haha, keşke bu tatlı yalanlar gerçek olsaydı. Bedenim genç kalsada ruhum hayli yaşlı, evladım.’

‘Belkide senin kavganda bitmiştir baba. Sen farkına varamadın?’

‘Benim kavgam 10,000 yıl önce zaten bitmişti tatlım ve ben kaybedendim. O rezil Tanrı ölmeme izin vermedi.’ Gözlerim yaşardı. Asıl gerçek buydu, ben kaybedendim. İlk kez böyle düşünüyordum ve duygularıma hakim olamadım. İlk hıçkırığım sessizdi ama arkasında bekleyen onlarcasını tutmaya gücüm yetmedi. Mirana bana sarıldı.

‘Evet kavganı bitirmek sana bırakılmadı baba. Bu yüzden bırakamıyorsun…’




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1364

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1143

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 952

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 886

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 775

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 727

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 690

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 624

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 587

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 548

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 508

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 155

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 115

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 101

Site İstatistikleri

  • 19001 Üye Sayısı
  • 549 Seri Sayısı
  • 26642 Bölüm Sayısı


creator
manga tr