Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Beyond Eternity - Bölüm 112: Cennetin Planları


Lancelot gücünü yeniden toparladığında 6 ay geçmişti. Cennete dönmek için hazırlık yapıyordu. Extia amcasına kalması için ısrar ettiysede Tanrı Lordu dönmekte kararlıydı.

 

'Geçen sefer beni hazırlıksız yakalamışlardı. Artık neyle karşı karşıya olduklarının farkına varacaklar. Benim gibi düşünen Tanrıları etrafımda toplayacağım. Bizi bir iç savaş bekliyor. Extia benimle gelmek istemediğine emin misin? Cennette yardımın çok dokunurdu.'

 

'Üzgünüm amca kısa süre sonra sana katılacağım ama burada biraz daha işim var.'

 

'Anlıyorum. Yukarıya bir Tanrı Lordu olarak dönüşünü bekleyeceğim. Sana gelecek olursam sıradaki genç Tanrı. Bize olan nefretini biliyorum ama hepimiz öyle değiliz. Kimin iyi kimin kötü olduğuna iyice emin olmalısın.'

 

'Gözümü kör eden nefretim bana kimi öldürmemi söylerse onu öldüreceğim Tanrı Lancelot. Bu fikrimi değiştiremezsin.' Lancelot'un yüzü asıldı.

 

'Bunu duyduğuma üzüldüm. Umarım öz kızım gibi sevdiğim Extia'nın karşısında yer almazsın.'

 

'Bu da ne demek oluyor?'

 

'Nefret siz insanları yoldan çıkaran en kolay unsur. Nefretin Tanrısı seni isteyecektir. İçinizde yatan nefret ona çok tatlı geliyor.'

 

'Öyleyse benimkini tattığında dili yanacak.'

 

'Hahahaha hiçbir şeyden korkmuyor musun?'

 

'Yalnız ölmekten korkuyorum. Hiçbir şey başaramadan göçmekten korkuyorum. Ailemin acı çekmesinden korkuyorum.'

 

'Sorumu geri alıyorum. Bu cevaplar bana yeterli.' Cennete dönmeye hazırdı. Extia ile son kez birbirlerine sarıldılar. Avlunun üzerinde yeşil bir girdap açıldı. Bu cennete gidişin yoluydu. 

 

'Hoşçakal amca.'

 

'Sizleri yukarıda bekleyeceğim. Geç kalmayın sakın.' Girdaba girdi ve kayboldu.

 

Tapınağın yeniden inşası 1 yıl daha sürecekti. İşlemi hızlandırmayı düşündüm ama kararsızdım. Kontrolsüzce yeni ırkımı artırmayı düşünsemde ne gibi sonuçlar doğurabileceğini anlayamazdım. Bu arada yeni ırkla ilgili ilk bilgiyi öğrenmiş bulunmaktaydım. Otea tek olduğundan bunu daha önce fark edememiş olmam normaldi. Zamanla güçlenen bir ırk oluşturduğumu öğrendim. Otea 11 yıldır bu haldeydi ve yeni adamlara göre yeteneklerini daha hızlı ve etkili kullanıyordu. Koku alma, iz sürme, hız, çeviklik ve güç oranı diğerlerinden kat ve kat fazlaydı. İnşadan vakit buldukça adamları eğitmeye vakit ayırdım.

 

Torunlarımla vakit geçirdiğim saatler en sevdiğim saatlerdi. Beni izlemek için annelerinin yanından sürekli kaçıyorlardı. Mirana'nın çocukları bulması fazla zamanını almıyordu çünkü tapınakta bulunabileceğim yerler belliydi. Ya adamların başında duruyordum ya da kendime ayırdığım çalışma odasında planlarla uğraşırken çocuklar yanıma geliyordu.

 

Memnun olduğum bir başka konuda Otea'nın eksiklerini tamamen kapatmış oluşuydu. Ona birebir hocalık yapıyordum. Talim kılıçlarını bırakıp gerçek kılıçlarla antrenman yapmaya başlamıştık. Başta kılıcıyla beraber temel buz büyülerini eklemesini istemiştim. Bense sadece kılıcımı kullanıyordum. Bu ona verdiğim ufak bir avanstı ama eksiklerini örtmeye ve hızıma ayak uydurmasını sağladı. 

 

Hareketleri vahşi hayvanları andırıyor ama kılıç buna zariflik katıyordu. İki uçurum arasında dengeyi oluşurmayı başarmıştı. Memnuniyetim ve güvenimin göstergesi olarak yeni adamların eğitimini ona devrettim. Ben sadece izliyor ve gereken yerlerde küçük noktalara değiniyordum. Adamları Otea'ya emanet etmek doğru karardı. Bu sorumluluk ona kaybettiği özgüveni geri kazandıracaktı. 

 

Mirana ile uzun bir konuşma yaptık. Savaşa geri dönmek istemiyordu. Gözlerinde bu arzusunun yok olduğunu görebiliyordum. Kardeşleri arasından şiddeti ve yıkımı en çok seven oydu. Akşamları ufaklıklar uyuduğunda Otea ona ablaları Aleif ve Frimold'un kahramanlıklarını ve ne kadar harika olduklarını anlatıyordu. Başından geçen maceraları anlatırken yavru köpek izlenimini aklımdan silip atamıyordu. Ahh, dünyaya tatlı bir köpek olarak gelmeliymişsin be kızım. Nasıl oldu da bir insan olabildin?  Heyecanla anlattığı hikayeleri bitirdikten sonra Otea en büyük abla olan Mirana'nın maceralarını duymak için sabırsızlanıyordu. 

 

'Ben o tarz işleri geride bırakalı çok oluyor Otea.'

 

'Neden Mirana abla? Dövüşürken kanın kaynamıyor mu? Ya kazandığında yaşadığın coştu? Eminim o duyguyu özlemişsindir.' diye ısrar etti Otea.

 

Mirana'nın elleri titriyordu. 'Ben artık vahşet ve kan görmeye dayanamıyorum… Geceleri öldürdüğüm insanlarla ilgili kabuslar görüyorum. Buna dayanamıyorum. Palam mahzenin derinlerinde pas içinde artık. Bir daha elime almamaya karar verdim.'

 

'Hayatımda hiç pala görmedim. Nasıl bir silah?' Otea konuyu değiştirmeye çalıştı. Pekte başarılı değildi.

 

'Pala… ağır ve büyük bir silahtır. Yavaş ama güçlü darbeler indirebilirsin. Kılıcın büyüğünü düşünürsen anlayacaksındır.' 

 

Otea belindeki buz kılıcını çıkardı. Kraliçe Avarosa'nın kılıcı soğuk dalgalar yayarak kınından çıktı. 'Kılıcın daha büyük ve ağırı anlıyorum. Babamın kılıcından ağır olduğunu sanmıyorum.'

 

'Pala en ağır silahlardan biridir. En ağır kılıç bile bir paladan ağır olamaz.'

 

'Babamın kılıcı biraz farklı. Ona bakmaya çalıştığımda az daha devirip bacağımı kıracaktım.'

 

'Hmm belkide o kılıcı incelemeliyim. Bunu yarına bırakalım. Bu güzel kılıcı babam mı sana verdi?' Otea başını hayır anlamında salladı.

 

'Bunu bana Kraliçem verdi. Babamın önünde diz çökmesini görmeliydin, şok ediciydi. Koskoca kraliçe diz çöktü!'

 

'Bir dakika doğru mu anladım? Buz Kraliçesi babama diz mi çöktü?'

 

Otea ablasına Buz Diyarında yaşanan bütün olayları anlattı. İç savaşı durdururken Tanrıyı ve Şekildeğiştireni alt edişimi ve tüm bunlar olurken kendisi ile beraber 2 kişinin başka bir alemde 10 yıl kapalı kaldığını anlattı. Her duyduğu şeyle şok üstüne şok geçiren Mirana'nın o gecelik konuşmaya dili varmıyordu. Erkenden çocukların yanına yatmaya gitti.

 

O gece yatağında düşünceleriyle baş başaydı. Geçmişin vahşetini Taelmarla unutmuştu ama artık kocası yoktu. Babası savaşmaya geri dönmesini isterse ne yapacaktı? Kocası hariç kimse neden dövüşmeyi bıraktığını bilmiyordu. Hırslı ve vahşeti sevdiği zamanlarda Ölümsüzleri öldürerek vakit geçirmeyi alışkanlık haline getirmişti. Buz Elflerinin sınırında yaşar ve sık sık Ölümsüz tarafına geçerek zevk için avlanırdı. Yanından hiç ayrılmayan buz panteride Soda da onunlaydı.

 

Mirana hiçbir zaman babasının ona öğrettiği Sertleştirme tekniğini terk etmedi. Kızıl gözlerin verdiği soğukkanlı katil içgüdüsü ona haz veriyordu. Yüzlerce Ölümsüzü öldürmüş ve kafalarını düşmanlarına korku salsın diye kampının etrafına kazıklara geçirmişti. Kar elfleri sınırda bir yabaninin yaşadığını sanmışlardı. Taelmar bu yabaninin öyküsünü yazmak için evinden ayrılıp yola çıkmıştı.

 

Mirana'yı gördüğünde çok şaşırmıştı. Karşısında bir yabani beklerken son derece güzel bir kadınla karşılaşmıştı. Buz panteri Soda az daha elfi parçalayacakken Mirana onu kurtarmıştı. O zamana kadar kampa kimse yaklaşmadığı için bir yabani sanılan Mirana, kar elfinin anlattıklarına üzülmüştü. Dünya üzerindeki pislikleri temizleme gibi büyük bir görevi yerine getiriyordu. Elf onun yanında kalmaya karar verdiğinde sesini çıkarmadı. Taelmar sıradan bir elfti. Dövüşmeyi bilmeyen, elinden gelen tek işin hikaye yazmak olduğunu söyleyen biriydi. 

 

Mirana ne kadar vahşiyse Taelmar o kadar uysaldı.Birbirinin zıttı iki renk gibiydiler. Onları birbirine çeken şeyde bu oldu. Mirana elfin zayıflığına acısada gitmesini istemiyordu. Avlanma vaktini azaltıp yazdığı hikayelere vakit ayırıyordu. Kitaplardaki hikayeler onu gerçek dünyadan uzaklaştırıyor ve bilmediği evrenlere götürüyordu. Bilmediği bir büyünün etkisindeydi adeta. Böylece Mirana içindeki vahşeti bastırdı taki tekrar ava gitmeye karar verene kadar.

 

Av dönüşünde Ölümsüzlerin onu takip ettiğinden haberi yoktu. Yine geceleyin Taelmar yanında hikaye yazarken o da elfin kitaplarını okuyordu. Gece baskını ikisininde ölümüne sebep olmak üzereyken Soda sayesinde oradan kaçmayı başarmıştı. Mirana o günün korkusunu atlatamadı. İçindeki yok olan vahşet yerini korkuya bırakmıştı. Sadık yoldaşı Soda'yı bir daha görmedi. Öldüğünü düşündü. Kamptan onu çıkaran Taelmar olmuştu. O günden beri Mirana'nın aklı o geceden uzaklaşamadı. İkisi beraber Kuzey Hava Tapınağına taşındılar ve Mirana eline bir daha palasını alamadı...

 

 

 

Yüksek sütunlarla kubbesi görünmeyen cennet sarayında Tanrılar Tanrısı tahtında oturuyordu. Etrafı meleklerin güzel şarkıları ile çevriliydi ama yüzünde memnuniyet ifadesi eksikti. Bir parıltı belirdi ve kanat sesleri sarayda yankılandı. Meleklerin müziği kesildi. Parlak altın zırhı ve miğferini kuşanmış Lancelot Lass'ın karşısına dikildi. Yüzünde kendini beğenmiş bir gülümsemeyle Tanrılar Tanrısı konuşmaya başladı.

 

'Geri gelmezsin sanmıştım Lancelot.'

 

'En son ne zaman bu kadar hırpalandığımı hatırlamıyorum. Belkide ejderlerle olan son savaştaydı.’

 

‘Haklısın o zamandan beri doğru düzgün tatlı bir savaş olmadı. Görevini yerine getirdiğini görüyorum. Sevgili kardeşinin kızı cennette bir iç savaş olacağına inandı mı?’

 

‘Kesinlikle efendim. Tethos’u öldüren pisliklede tanıştım. Bana inandılar ve cennete gelmek için acele edip hata yapacaklar.’

 

‘Ala, bu görevde sana güvenebileceğimi biliyordum sağ kolum, Adaletin Tanrısı Lancelot. O insan artığı Azyl denen yılanın başını ezmenin zamanı yakında geliyor. Tanrı olup cennete yükseldiğinde ona sıcak bir karşılama hazırlamalıyız değil mi?’

 

‘Aynen öyle efendim…’




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1323

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 858

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 741

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 695

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 448

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 87

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17334 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 23459 Bölüm Sayısı


creator
manga tr