“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 110: Dağılmış Aile


Kaderi kim görebilir? Kaderin Tanrısı mı? Dev bilinmezlik okyanusundaki biz minik balıklar sorular sorduk. Bu soruların cevabı çoğu zaman aranmadı. Cevabı yoktu belki sorduğumuz kafa karıştıran soruların. Cennet yok dendi cehennemin varlığı kesinken ama yaşadığımız bu evren cennette olabilir sanıldı. İşte o zaman sardı ruhumuzu korkunun dizginleri. Salardı köklerini derinlerimize habersiz. Cennetten atılıp varınca cehenneme, korkunç seması kollarını açar zifiri karanlık geceye. Orada bir ateş yanar der yaşlılar gözlerini son kez kırparken görürler onun parlayışını. Bir adamdan bahseder akıntının kitapları tarihin kuru sayfalarında. Ölmeyi becerememiş bir adamın hikayesiydi bu. Önünde sonsuz ömür serili ama mutsuz ve yılgınlığa teslim etmiş kendini amansız rüzgarlarla. Savrulmuş nereye gittiğine bakmadan ordan oraya. Her şeyi görmüş ve duymuş. Şaşırmaz olmuş.  Böylece dolanır durur bu isimsiz göçebe evrende tek başına, eceli gelip onu bulsun diye.

 

Rüzgar kitabın sayfalarını çevirirken yapraklar arasından sıyrılan öğle güneşinin ışığı masaya vuruyordu. Sıcak çayın dumanı tütüyor, kır çiçekleriyle bezeli bahçede çocuk sesleri duyuluyordu. Kapı gıcırtısını bir erkek sesi takip etti. Çocuklar sese cevap verdiler. Evin kapısına koşup içeri girdiler. Çimlere sürten ağır adım hışırtısı masaya yaklaştı. 

 

'Aylardır beklediğin kitabına kavuşmuşsun.' dedi erkek sesi nazikçe.

 

Kitap kapandı ve narin parmaklar kapağındaki güzel işlenmiş adına dokundu. Kırmızı cildin üzerine sarı kalın harfler ile yazılmış iddialı başlık göze çarpıyordu. Bilenin Cehaleti.  

 

'Favras'ın kitaplarına her zaman hayran olmuşumdur. Bu kitabın da diğerlerinden aşağı kalır yanı yok.' dedi kadın kitabın son sayfasını okumuştu kocası yanına geldiğinde. 

 

'Aldığın gün kitabı bitirmenden bunu anlayabiliyorum. Ve yemeğin hazır olduğunu seslendiğimde de kitabın büyüsünden beni duymadın.' Kadın karşı çıktı.

 

'Hayır seni duydum canım ama kitabın son sayfasındaydım. Bitirdiğimde yanına gelecektim.'

 

'Öyleyse çocukları daha fazla bekletmeyelim. Marta sofrayı çoktan hazırladı. Kitabı okumak için can atıyorum.' Kadın kaşını kaldırıp kocasına baktı. Kısa sarı saçları  kıvrıldı.

 

'Seninde bir Favras hayranı olduğunu bilmiyordum.'

 

'Yani pek sayılmam ama karımın başka bir adamın kitabından benimkilerden daha heyecana kapılarak okuması sinirimi bozuyor.'

 

'Hahaha. Sakın bana kıskandığını söyleme.'

 

'Neden kıskanmayayım? Seni benim dışında birinin mutlu etmesine dayanamıyorum.'

 

'Senin yazdığın kitapları daha çok seviyorum Taeral.' Elini kitaptan çekti.

 

'Yalan söylerken bile tatlı olmayı başarabiliyorsun Mirana.' Elf, karısının elini tuttu. Yemek salonunda çocukları Myrdin ve Meira masadaki yerlerini almış onları bekliyordu. İkizlerin arkasında hizmetçi Marta servis için hazırda bekliyordu. 

 

Mirana babasını aramayı bırakalı yıllar olmuştu. Kendine yeni bir hayat kurmuş, tapınakta yaşamaya başlamıştı. Normal olmanın rahatlığı ona huzur veriyordu. Dövüş, vahşet, kan, bunları görmekten nefret ediyordu. Koca palası mahzende kilitli duruyordu. Hava Tapınağı fedailerin koruması altındaydı ve bu dağa ulaşmanın tek bir yolu bulunuyordu. Kocası Kar Elflerinden ünlü yazar Taelmar Orinan idi. Mirana'ya kitap okumayı alıştıran kişi yine Taelmar'dı. Tapınakta vakit geçirmesi için yazdığı kitapları kadına veriyordu. Böylece Mirana kitap okuyarak içindeki dertlerini atlatmıştı. 

 

İlerleyen zamanlarda Taelmar'ın verdiği kitapların sayfalarına sıkıştırılmış mesajlar gördü. Verdiği tarihlere göre mesajları sıraladı ve elfin onu sevdiğini söylediği bir cümleyle karşılaştı. Aşk duygusundan habersiz Mirana elfin yeni yazdığı kitaplarındaki ana karakter ve sevdiği kadına olan aşkını anlatan hikayeleri okudu. Kitapların evreninde kaybolan Mirana yavaşça elften hoşlanmaya başladı ve sonunda evlendiler.

 

İkizler dünyaya geldiğinde çift evleneli 30 yıl oluyordu. Tapınak halkı bu mutlu çifte uzak bir ev tahsis etmişti. Böylece huzurla orada yaşayabileceklerdi. Çocuklar babalarına benziyorlardı. Her şey harika ilerlerken talihsizlik Mirana'yı buldu. Kocası Taelmar amansız bir hastalığa yakalanmıştı. Karısını ve kendisini baz aldığı yazmakta olduğu hikayenin son cildini asla bitiremedi. Son nefesini verirken karısına gülümseyerek vefat etti.

 

Taelmar'ı kurtarmanın bir yol elbet vardı. Tapınak katibi ilahi bir ottan yapılacak ilacın onu iyileştirebileceğini söylesede bu otu Mirana bulamadı. Kaderine lanet etti. Güçlü kalmaya, dik durmaya çalıştı. Geceler boyu ağladı. 

 

Şimdi kocası öleli 5 yıl olmuştu. Tapınak katibinin değişmesiyle daha fazla kalamayacağı söylenmişti. Çocuklarıyla nereye gideceğini bilmeden çaresizce son aylarını tapınakta harcadı. Çocuklarında kocasını görüyor ve bu onu hayata bağlıyordu. Sadık hizmetçileri Marta da onlardan zorla alınmıştı. Bunda Marta'nın suçu yoktu. O sadece bir hizmetçiydi. 

 

Tapınak çanı kulaklarda çınlarken yukarıya birilerinin geldiğini haber veriyordu. Yine aynı çanın çalışıyla aşağıya birkaç gün sonra ineceğinin farkındaydı. Ne parası ne de değerli ziynet eşyası vardı. Elindeki tek şey eski bir silahtı. Kaldığı küçük odanın kapısı sertçe çalındığında tapınaktan erkenden atılacağı düşüncesiyle korktu. Kapının sürgüsünü araladı. Kısık sesiyle cevap verdi.

 

'Buyrun?'

 

'Seni görmek isteyen misafirlerin var avluya gel.'

 

'Ya çocuklarım?'

 

'Tamam onlarıda getir.'

 

Meira ve Myrdin'in ellerini sıkıca tuttu. Avluya giden yolu izledi.

 

'Anne elim acıyor.' İstemeden Meira'nın elini sıktığını fark etti.

 

'Özür dilerim tatlım.' 

 

Avluda garip ve gösterişli giysiler giymiş 3 kişi onu bekliyordu. Giysileri mor ve siyah tonlarındaydı. İkisi kadın diğeri ise erkekti. Adamın saçları uzun ve mordu. Boya olabileceğini düşündü ama diğer taraftaki mavi saçlı kadına anlam veremedi. Teninin rengi sıradışıydı. Beyaz ve çürük morun yumuşak bir tonuydu. Bunlar kim böyle? Sarışın kadın aralarında en normal durandı ancak üzerinde değişik bir hava vardı. Çocuklarıyla yanlarına vardığında mor saçlı adam tapınak katibi ile konuşuyordu.

 

'Ah evet sonunda geldi. Sizi beklettiği için özür dilerim Efendi.' Adam gülümsedi.

 

'Problem değil. Bundan daha uzun süreler bekledim. İzninizle sayın Katip aramızda konuşmamız gereken şeyler var.'

 

'Nasıl isterseniz. Bir ihtiyacınız olursa söylemeniz yeterli.' Katip yanlarından ayrılırken Mirana katibin uysallığına hayret etti. Daha önce hiç böyle davrandığını görmemiştim. Adam merakla çocuklara baktı.

 

'Bu ufaklıklarda kim?'

 

'Çocuklarım Meira ve Myndir…'

 

'Çocukların mı? Yani...  şimdi bunlar senin çocukların öyle mi?' Adam şaşırmıştı. Mirana ne diyeceğini bilemedi.

 

'Evet öyleler. Peki siz kimsiniz?'

 

'Oh özür dilerim. Beni hatırladığın görünüşüm bu değildi gerçi hiçbir zaman asıl görünüşümü göremedin ama artık karşındayım kızım.'

 

Mirana'nın aklına tek bir şey geldi. Şaşırma sırası ondaydı.

 

'Baba?' Adam gülmeye başladı.

 

'Evet doğru bildin. Hahaha.'

 

Baba kız birbirlerine sarıldılar. Sonra adam çocuklara döndü.

 

'Bunlar benim torunlarım mı? Mirana başını salladı. 

 

'Çocuklar dedenizle tanışın.'




Torunlarımın olduğunu öğrendiğimde yaşadığım duyguyu tarif edemezdim. 13-14 yaşlarındaki iki çocuk! Onlar benim torunlarımdı. Kendimi gururlu hissettim. İki dünyalar tatlısı çocuk. 

 

Mirana'nın başından geçenleri öğrendim. Dünya adaletsiz bir yerdi. Mutluluğu hak etmek mi gerekiyordu? Mutlu olmak için fedakarlık yapmak şart olmamalıydı. 

 

Ayrıca tapınak halkının kötü tutumunu karşılıksız bırakamazdım. Normal bir hayat yaşamayı seçen kızım nasıl isterse öyle yaşayacaktı. Tapınağa el atmaya karar verdim. Burası artık Extia’ya sunacağım tapınak olacaktı. Hiçbir Tanrıya hizmet etmeyen bu yeri zapt edecektim. İçindeki herkesi yarattığım ırka çevirecektim ve bana boyun eğeceklerdi. Eğer Taelmar’a zamanında yetişebilseydim onu kurtarabilirdim. Onu tanıyabilmem için yazdığı onlarca kitap vardı neyseki.




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1458

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1199

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 987

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 906

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 801

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 779

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 718

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 633

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 596

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 596

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 151

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 129

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 15097 Üye Sayısı
    • 716 Seri Sayısı
    • 33278 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr