"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 108: Düşenlerin Dönüşü


Kontrol artık benim elimdeydi. Foemis karşımda hiçbir şey yapamazdı. Aklımı kurcalayan mühim soruları sormalıydım.

 

'Kızım Mirana nerede? Seni öldürmemem için bu soruyu yanıtla.' Foemis sakalını sıvazladı.

 

'Kızından daha önemli bilmediğin meseleler var Azat oğlu. Yinede kızının nerede olduğunu sana söyleceğim. Benimle yalnız konuşmak istemez misin? Yukarıda seni konuğum olarak ağırlamak istiyorum.'

 

Dönüp Extia'ya baktım. Bu bir tuzak olabilir mi? Cennete bir kez gitmiştim. Sahte güzelliği beni kandıramazdı. Extia da başını hayır anlamında sallayınca Foemis'e döndüm.

 

'Koşullar hoş sohbet edebileceğimizi göstermiyor. Kızım dahil diğer bilmem gereken olayları anlat bana.'

 

'Pekala o halde.' Parmağını şıklattı ve oturması için arkasında bir taht belirdi. 'Takipçilerim! Gitmekte özgürsünüz beni misafirlerimle yalnız bırakın.' Secdede yatan korkmuş halk yavaş yavaş ayaklanıp koşarak tapınağı terk etmeye başladılar. Keşişler de tapınağı son terk edenlere katılarak sükuneti sağladılar. 'Son zamanlarda Azatların eylemleri insanların canını fazlasıyla sıkmaya başladı. Ölseler bile yerlerini yenileri alıyormuş.' Heykelindeki gibi elinin tekini çenesinin altına koydu.

 

Kafam karışmıştı. 'Azatlar mı? Halkım yüzyıllar önce insanların işgali sonucu katledildiler.' Foemis'in yüzüne ince bir gülümseme belirdi.

 

'Evet, halkının katledilmesinde en büyük katkı sana aitti. Üzüntün ve insanlara olan nefretin buradan kaynaklanıyor. İhanetin en büyüğünü tattın. Hala içinde seni ileriye taşıyan o nefret duruyor. Basit bir nefret ile yola çıkmak. Ne kadar ilkel!'

 

Yeniden kibirli konuşmaya başlamıştı. 'Hayatının ağzından çıkan sözlere bağlı olduğunu unutuyorsun Tanrı.'

 

'Evet evet nasıl buyurursan Tanrı Katili.' diyerek dalga geçti. 'Aslında Azatlar o saldırıdan kurtulmayı başardı ve kendilerini uzunca bir süre dünyadan gizlemeyi başardılar. Hükümdar Ophelia hala yaşıyor.'

 

'Ophelia sadece bir insandı. Neredeyse 200 yıl geçti. Yaşaması imkansız.'

 

'Ölmesi gerekiyordu ama ölmedi. Ölüm döşeğinde yatarken bir kırılma anı yaşadı. İnsan bedeninin limitlerini yok saydı ve yeniden doğdu. Azatlar hiç olmadıkları kadar güçlendiler.'

 

İçimi bir mutluluk dalgası kapladı. Yurdumun yok edilmesine sebep olmamın suçu altında asırlardır eziliyordum. Halkımı yeniden görmeyi çok istiyordum.

 

'Devam et.'

 

'Güneyde hareketlenmeler var. Yılanadam ülkesinde köklü bir değişiklik yaşandı. Yılanlar evrimleştiler. Artık ayaklara ve insansı yapıya sahipler. Yinede tamamen insan gibi değiller. Azat yurdunda yaptığın hatayı başka bir işgali durdurarak telafi ettin Azat oğlu. Kraliçe Medusa ile Tanrı gücü olmadan bir mucize yarattınız.'

 

Draris'in bahsettiği şeyi hatırladım. Yılan bedenlerinden kurtulması için ona yardım etmiştim. Sonunda başardığına inanamadım. Ve Draris'e verdiğim söz vardı. Bir Tanrı olduğumda ona geri dönecektim. Böylece evlenecektik. Extia bu sözün farkındaydı. Bu konuyu hiç konuşmamıştık. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. 

 

'Hala ilk sorumu cevaplamadın. Beni oyalamaya çalışma.'

 

'Her şey sırayla. Kızının zaten nerede olduğunu bildiğini sanıyordum. Buz Diyarından sonra Kuzey Hava Tapınağına gitmeyi düşünmüyor muydun? Seni oraya gitmekten alıkoyan bir şey mi var?'

 

'Bu seni ilgilendirmez Tanrı.  Seni şimdilik öldürmeyeceğim ama canını tamamen bağışladığım hissine kapılma sakın. Bu sana merhamet gösterdiğim anlamına da gelmiyor.'  Gülmesini beklemiyordum.

 

'Sürprizlerle dolusun Azat oğlu. İnsan krallığına çok kötü bir zamanda geldin. Tanrılar yavaş yavaş yeryüzüne, bu topraklara, inmeye başladılar. Acele edip Tanrı olmalısın. Yoksa her şey ve herkes için geç olacak.'

 

'İstemesemde sana teşekkür edeceğim. Az da olsa yardımın dokundu Foemis. Tanrılar benden haberdarlar mı?'

 

'Tethos'u öldürerek dikkatlerini çektin. Kimseye güvenme, adını zikretme ve geceleri uyuma. Senin hakkında benden daha fazlasını aralarında bilen yok Azat oğlu. Tek bildikleri bir Tanrıyı öldürdüğün ve Azat olduğun. Senden nefret ediyorlar.'

 

'Güzel. Duygularımız karşılıklıymış.' Gür kahkahasından bir tane daha attı. O gülerken bedenindeki bütün kaslar kasılıp geriliyordu. 

 

'Hahaha. Cesaretini takdir ediyorum ve yolun açık olsun Azyl Karagüneş. Ebediyetin bile bir sonu olduğu bu evrende her şeyin son bulduğu o günde seninle yeniden konuşmayı umuyorum. Belki sohbetimiz daha tatlı ve görkemli olur.' Görüntüsü bulanıklaşıp önümüzden silindi. Oturduğu taht kuma dönüşerek dağıldı. 

 

Otea üzerindeki şoku hala atamamıştı. Bacaklarının titremesi Tanrı gittikten sonra anca geçebilmişti. Annesi bir Tanrı olabilirdi ancak ciddi yüzünü hiç görmemişti. Bu deneyim ona hayatın acizliğini ve kendisinin ne derece küçük olduğunu hatırlattı. Ben ne değiştirebilirim ki? Babası Tanrıya gücüyle boyun eğdirebilmişti. O ise sadece izlemekle yetinmişti. 

Parayı havuza attığında zihninde konuşan Tanrının kehaneti ise korkunçtu. Tanrı ona babasını takip etmeye devam ederse öleceğini söylemişti. Başta buna inanmak istememişti. Yalan söylediğini sanmıştı. Sonrasında babası ile Tanrı arasında geçen konuşmaya yaptığı şahitlik kehanetin doğru olduğuna inanmasını sağlamıştı. Neyin içine dahil oluyorum böyle? 

 

'Korkma kızım. Ben ve baban yanındayken sana zarar gelmez.' Annesinin yumuşak sesi onu rahatlatmaya yetmedi. Kalbi aklına gelen korkunç düşünceyle buz kesti. Ya yanımda olamazsanız! Size yüküm ben!

Üşüyen ellerine sıcaklık aktı. Sıcaklık kollarına ve göğsüne yayıldı. Bulanık karanlık düşünceler zihninde dağıldı. Babası ellerini tutuyordu. Ona yeniden can veren adama şevkatle baktı. Konuşmadan varlığı bile yüreğine su seriyordu. Eğer onunla giderse ölecekti ama yinede bir gün ölecekti ve ölümünün bir amaç için olmasını istiyordu. 

 

'Hepimiz korkuyoruz Otea. Bende korkuyorum. Ailemi, sevdiklerimi kaybetmenin korkusuyla yaşıyorum. Sizi korumaya olan isteğim beni bu kadar güçlendirdi. Sevdiğin şeyleri korumak için savaş ve güçlen...'





 

Tapınaktan ayrılırken bir direnişle karşılaşmadık. Sessizce atlarımıza bindik ve şehri terk ettik. Yılın ilk kar taneleri üzerimize konarken yönümüzü Kuzey Hava Tapınağına çevirdik. Bu tapınağa geçmişte bir kez gitmiştim. Karadan ulaşımı imkansız sarp dağ zirvesine kurulu muazzam bir yerdi. Dağa ulaşmak için zincirlerle kurulmuş bir buhar balon sistemi kullanılıyordu. Yukarıda bekleyen balon ile aşağıdakinin yer değiştirmesiyle sistem ilerliyordu. 

Gece üzerimize çökerken hızlanmış olan kar yatıştı. Ay ışığının altında bembeyaz örtü serilen toprak hoş görünüyordu. Küçüklüğümde yaptığım kardan adamları düşündüm. Masum ve saftım. Hayatında tıpkı benim gibi masum ve saf olacağını sananlardandım. Ne var ki gerçekle erkenden tanışmıştım. İnsan başkenti Polis'e uğrayıp uğramamam konusunda kararsızdım. İnsanlardan nefret ediyordum ama yapmam gereken önemli meseleler vardı. 

Mirana'yı bulduktan sonra Azatları ve insanları düşünebilirdim. Tanrı olduğumda da Medusa'yı. Her şeyin yavaş ama yakında gerçekleşecek olması beni heyecanlandırıyordu. Neyin Tanrısı olacağımı bilmiyordum. Extia da bilmiyordu. Tanrı olduğumda güçlenmem için benimde birini seçmem gerektiğini düşündüm. Bu kişi kim olabilirdi? Buz Diyarındaki Seth adında tanıştığım çocuk uygun bir adaydı. Kraliçe Esmeralda çocuğu kendine almış olsada bir Tanrıya karşı koyabilir miydi acaba? Ejderlerin gücünü hafife alamazdım. Chinjoka'nın neler yaptığını merak ettim. Ejderlerin yok olmadığı umuduna kapılıp annesini ve diğerlerini aramaya çıkmıştı. Müttefikim olan kral ve rakibim olan bir kraliçe arasında kalmıştım. 

Zıvıldayarak uçan ok gecenin sessizliğini yırttı. Derin düşüncelerimden tam zamanında sıyrıldım ve ok kulağımın yanından tıslayarak geçti. Yolumuz kimliği belirsiz adamlarca kesildi. Ay ışığında parlayan kılıçlar hiçte dost canlısı durmuyordu. Atlarımızı durdurduk. Tek görebildiğim kara maskelerinin arkasındaki kırmızı gözlerdi. En önde duran adamın gözleri ise buz mavisi parlıyordu. Azatlar...




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1369

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1143

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 952

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 886

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 777

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 728

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 690

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 624

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 588

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 548

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 507

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 155

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 115

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 104

Site İstatistikleri

  • 19098 Üye Sayısı
  • 552 Seri Sayısı
  • 26793 Bölüm Sayısı


creator
manga tr