Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Beyond Eternity - Bölüm 105: Kehanet Tanrısını Arayış


Kılıcı masaya bıraktım. En uygun kelimeyi aradım. Şaheser. Omen'in ağzını bıçak açmıyordu. Kılıca dokundu. Tek eliyle kaldırmaya çalıştı ama başaramadı. Silah 2 cm yukarı kalktı sonra tiz bir metal sesiyle masaya indi. Dağılmış kıvırcık saçlarını karıştırdı. Bu sefer kılıcı Frimold kaldırmayı denedi. Sonuç aynıydı. Kılıç çok ağırdı. Şaşkın çifte tebessüm ettim.

 

'Ne yani benim büyümle yapılan silahı kullanabileceğinizi mi sandınız? Daha kırk fırın ekmek yemeniz lazım.' Omen'e döndüm. 'Delikanlı müthiş iş çıkardın. Kızımın bir sahtekarla evlenmeyeceğinden memnunum.' Elini kuvvetlice sıktım. Konuşmuyordum ama gözlerim ona söylemek istediğim başka bir mesajı iletti. Ona iyi bak!

 

İki eliyle elimi tuttu. Deli gibi sallıyordu. Ufak bir öksürük durmasına yetti. Mutluluktan bayılabilirdi. Sonra sevdiği kadına döndü. Frimold da onun gözlerinin içine bakıyordu. Odadan sessiz adımlarla ayrıldım. Gittiğimi fark etmemişlerdi. 'Buna inanabiliyor musun? Gerçekten evlene-. Bekle sakın bana rüya görüyorum deme. Rüyaymış gibi hissediyorum. Hayır hayır…'

 

'Sus ve öp beni seni koca oğlan.' Dudakları buluştuğunda Omen bunun bir rüya olmadığını anladı. 





O gün Peri Ormanı ayrı güzel kokuyordu. Kuşlar neşeyle uçuşuyor. Parlak altın yapraklar rüzgarla sallanıyorlardı. Ormanın hayvanları sürüler halinde geziniyordu. Hava bile daha tatlıydı. Bahar ayaklanıp etrafa mutluluk saçıyordu. Ruhunuzu enerjiyle dolduruyordu. Ormanı seyretmek için teraslardan birinde oturdum. Tatlı rüzgarın esintisi göz kapaklarımı indirdi. Sadece kuş cıvıltıları, sallanan dalların hışırtısı ve rüzgarın esintisi vardı. Huzur beni buldu. Yıllardır aradığım huzur kapımı çalmıştı. Gerçekten bir insanı sevmiştim. Bunu düşünürken zihnimi kırbaçlayan anılar ve düşünceler yoktu. Boynuma dolanan eller yumuşaktı. Onları tuttum. Kim olduğunu gözlerim kapalı biliyordum. 

 

Bunu hissedebiliyor musun? Şu an hissettiğim duyguyu anlayabiliyor musun?

 

Rüzgara karışan ses nazik ve içtendi. 'Evet hissedebiliyorum. Yeni doğan bir bebeğin saflığı. Baharla eriyen karların masumiyeti.'

 

'Ve sevdiklerinin mutluluğu.' Ses tekrarladı.

 

'Sevdiklerinin mutluluğu.' Gözlerimi açtım. Extia bankı dolandı ve yanıma oturdu. Elini tuttum. Başını omzuma yasladı. Rüzgar oyun arkadaşı aramak için saçlarında gezindi. 'Biliyor musun, bu hissi tekrar yaşayacağız. Zirvede bütün sorunlardan kurtulduğumuzda. O gün geldiğinde-' parmağını dudaklarıma koydu.

 

'Ştt! Bırak o gün beklesin. Şu an tek istediğim bu hissi seninle bitene kadar yaşamak. Sorunlar yarına kalsın. Sen ve ben birde huzur.' 

 

'Haklısın…' Gözlerimizi kapattık. Rüzgar yaramazlığı bıraktı. Ellerimiz birbirine kenetlendi. Huzur dolu anı bozmamak için konuşmadık bile. 

 

Saatler sonra tatlı uykularını bozmadan üzerlerine bir battaniye serildi. Otea sessizce terastan ayrıldı. Babasının hissettiği duyduğu hissedebiliyordu. Her zamanki çalkantılı duygu seli gitmiş, durgun sulara inmişti. Talim hocası Ailmar onu çalışma alanında bekliyordu. Son birkaç aydır bu elf ile eğitim yapıyordu. Hiçlikte kaldığı 10 yılda gerçekten güçlendiğini düşünmüştü. Babası tek bakışıyla güçsüz olduğunu söylediğinde üzülsede haklı olduğunun farkındaydı. Bu konuda yalan söylemeyeceğini biliyordu. 

 

Ailmar uzun siyah saçlı, mavi gözlü uzun bir elfti. Dövüş yeteneği olan bu elf bir Periye dönüştükten sonra kuvveti kat ve kat artmıştı. Otea’nın karnına attığı tekme ile nefesini kesmişti. Talim sırasında buz büyüsünü kullanması yasaktı. Eğer kullanabilseydi Ailmar’ın hiç şansı olmazdı. Elfte bunun farkındaydı ancak Otea büyüsüyle dövüşmeye devam ettiği sürece hatalarını düzeltemeyeceğini biliyordu. 

 

‘Bugün seni daha enerjik gördüm Otea.’

 

‘Önemli bir şey değil hocam. Çalışmamızı etkilemeyecek.’ Elf sırıttı. Cevap vermeden elindeki talim kılıcıyla saldırdı. Otea ilk antrenmanlarında bu numaraya çok düşerdi. Ansızın saldırdığı için hocasına kızsada hocası rakiplerinin saldırırken haber vermeyeceklerini söylemişti. Tahta kılıçlar birbirine çarptı. Geniş boş odada doygun bir ses yankılandı. 





 

Frimold’un evliliğinin üzerinden aylar geçmişti. Ne demeliyim ki, gelinlik giymek her kadının hakkıdır. Kızımı bu duygudan mahrum bırakmaya çalıştığım için kendimden utanmıştım. Peri Ormanında kocasıyla onu yalnız bırakarak ayrıldım. Ayrılık kolay değildi ama herkes sevdiklerinden ayrılırdı. Buna hepimiz alışıktık. Mutlu olmak istiyorsan beni düşünme. Ayrılırken Frimold’un kulağına bu sözü söylemiştim. 

 

Extia’nın Ölükabir şeytan lordunun yatak odasında bahsettiği Kehanetin Tanrısını aramak için yola çıkmıştık. Divana yükselmeye karşı çıkan tek tanrı kendisiydi. Extia adını söylemediği bu tanrının geleceği gösteren kehanetler gördüğünü söylemişti. Onunla tanışmamın zamanı gelmiş. 

 

Yollar yılların ağırlığını taşımaktan usanmıştı. At nalları belkide milyonuncu kez yolu çiğnerken çakıl taşlarını sıçratarak bizleri azarladı. Siyah mor renkli atlar dört nala insanların topraklarına girdi. Ulu elf bölgesinden insan krallığına giriş son derece kolaydı. İnsanlar elflere cücelerden fazla güveniyorlardı. Kapı ya da garnizona rastlamadan sınırdan ilerlemiştik. Küçük bir kasabada mola verdik. Mola vermemize gerek yoktu ama sağanak yağmur keyfimizi kaçırdığından durmaya karar vermiştik. Atları ahıra bıraktım. Extia’dan öğrendiğim şekilde bu üç kara mor atında kendi iradeleri vardı. Kısaca onlar gerçekten birer at olmuşlardı. 

 

Han bizi sıcak havasıyla karşıladı. Oturacak çok az yer vardı ve akşam vakti çalan müzikle beraber yoğun bir gürültü vardı. Sırılsıklam olmuş paltolarımızı çıkardık. Müzisyenden uzakta boş bir masaya yerleştik. Biraz üşüdüğümü kabul etmeliydim. Ben üşüdüysem Otea ve Extia da üşümüş olmalıydı. Otea kesin üşümüştür diye düşündüm ama Extia’dan emin değildim. Garson genç kız yanımıza geldi ve ne istediğimizi sordu. Otea hevesle atıldı. 

 

‘Etiniz var mı?’ Ağzından neredeyse salyalar akacaktı. Garson kız cevap verdi.

 

‘Taze kuzu eti yahnisi var yanında da elma turtası.’ İkisinden de ikişer porsiyon getirmesini istedi. Sanıyorum bu ölümsüz olmasından değildi. Kişiliği gereği iştahı kabarıktı. 

 

‘Sanırım bende yahniden alacağım. Ya sen Extia?’ Gözlerini devirdi.

 

‘Seviceğimi sanmıyorum. Seninkinden yiyeceğim.’ Garson sessizce yanımızdan ayrıldı.

 

'Demek benim tabağımdan yiyeceksin? Seni iştahlı gördüğümü hatırlamıyorum.'

 

'Acıkmadığımı biliyorsun. Sadece siz yiyorsunuz diye tadına bakacağım. Dünya yemeklerinin tadı cennettekilerden güzel olamaz.' 

 

'Cennetteki yemeklerin tadı nasıl anne?' Otea sabırsızca garsonun elinde tabaklarla gelmesini bekliyordu. Gözlerini kızın çıkacağı kapıdan ayırmadı ama garson gideli saniyeler olmuştu. 

 

'Senin için en sevdiğim yemeği yapabilirim tatlım. Gerçekten parmaklarını yersin.'

 

'Bir dakika bir dakika. Yemek yapabildiğini bana söylememiştin. Bunca zamandır bana bir kez bile yemek pişirmedin!' Sitemle karışık dalga geçtim. 

 

'Acıkmayan birine neden yemek pişirecekmişim ki? Hem benden yemek pişirmemi hiç istemedin.'

 

'Acıkmıyor olabilirim ama siz neden yemek yiyorsanız bizlerde o yüzden yiyebiliriz.' Garson kız elinde tabaklarla geldi. Extia ile tartışmaya devam ediyorduk. Otea çoktan yahnisine yumulmuştu.

 

'Neymiş o ortak yönümüz?' Aramızda duran tabağa baktı. Çatalımı ete batırdım. Büyük et parçasını ağzıma tıktım ve çiğnedim. Tadı cidden çok güzeldi. Cevap buydu.

 

'Zevk. Zevk için yemek yiyebilirsin.' Tanrıçanın kahkahası gürültülerin arasına karıştı.

 

'Zevk ha.' Tabağımdan bir çatal aldı. Eti çiğnedi ve yuttu. 'Sanırım haklısın. Tadı gayet güzelmiş ama cennettekilerle kıyaslanamaz. Zevk için yemek hoşmuş. Hahaha.' Biraz afallamıştım.

 

'Zevk için yemiyorsanız, ne için yiyorsunuz?'

 

'Birçok şey için; geçici güçlendirme, uzun seyahatler yapmak, iyileşmeyi hızlandırmak gibi.' 

 

'Yani bu yahni cennette yapılsaydı beni bir süre güçlendirecek miydi?' Extia sırıttı.

 

'Sayılır. Yemeği kimin yaptığına bağlı. Yemek Tanrısı son derece saygı duyulan birisidir. Yaptığı yemeği normal bir insanın yiyecek olması yeryüzündeki çarkları değiştireceği söylenir ama bu mümkün değil çünkü o evrenin diğer ucunda.’ Çok ilginç bir konuydu. Yemek yiyerek güçlenmek…

 

‘Pekala bu yahni seni güçlendirmeyecek ama yinede yemek istiyor musun?’ Çatalı yahniye daldırıp ona doğru uzattım. 

 

‘Kesinlikle. Bundan sonra zevk için yiyeceğim…’ Yahni dudaklarına değdi ve memnuniyetle kıvrıldı. 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1316

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1117

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 930

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 851

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 737

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 690

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 667

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 572

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 540

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 435

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 209

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 193

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 146

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 116

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 83

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 71

Site İstatistikleri

  • 17072 Üye Sayısı
  • 470 Seri Sayısı
  • 22918 Bölüm Sayısı


creator
manga tr