Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Beyond Eternity - Bölüm 104: Kara Kılıç


'Baba!'

Kalabalığın arasında yanına gittim. Omen'in başına birşey geldiğinden korkuyor olmalıydı. Alevler saçan odaya baktım. Görünüşü değişikti. Birinin etrafında dolanıyor gibiydiler. Merkezi bir kaynaktan dengeleniyorlardı. Kapıya yaklaştım. Bedenimi tamamı büyü zırhımla sarmalandı. Frimold'a baktım.

 

'Beni hayal kırıklığına uğratsanda benim için en önemli öncelik senin mutluluğun. Kocan olacak adam hala yaşıyor. Ona yardım edeceğim.' Alevlerin içine daldım ve gözden kayboldum. Sıcak alev, dolu fırtınasını andıran sertlikle zırhıma çarpıyordu. Alevler renk değiştirmeye başladı. Artık yeşillerdi. Daha sıcak ve hızlı dönüyordu. Merkeze yaklaşıyordum. Yeşil alevler yerini mavilere bıraktıktan sonra zırhın içinde terlemeye başladım. Sıcak bir hamamdan farksızdı. Ter damlaları bedenimden akıyordu. Alevler kızgın bir boğa gibi beni dışarı itiyordu. 

 

Üzerimdeki yük hafifledi. Neler olduğunu anlamak için etrafıma baktı. Mavi alev okyanusunun içinde bir karartı gördüm. Bu Omendi. Merkezde kollarını açmış duruyordu. Ona yaklaştım ve alevlerin olmadığı dar bir odaya girdim. Gördüğüm karşısında gözlerim fal taşı gibi açıldı. Patlamanın bir kaza sonucu oluştuğunu düşünmüştüm. Alevler Omen'in emrinde hareket ediyorlardı. Onun sıradan bir insan olduğunu sanmıştım ama yanılmışım. Beni gördüğüne şaşıran Omen dikkatini bir anlığına eritmekte olduğu taştan yitirdi. Taş alev akıntısına kapılıp odanın içinde dönmeye başladı. Güçlükle kontrolü eline yeniden aldı ve taşı stabil hale getirdi. Fırtınanın gürültüsü çok fazlaydı. 

 

'Sen ne yaptın evlat!' diye bağırdım. 'Tüm bu alevler ne demek oluyor.' Sesinden kendisininde korktuğunu belli ederek bağırdı.

 

'Taşı eritmenin tek yolu bu. Buradan çıksanız iyi olur Bay Azyl. Rafine işlemine geçeceğim.' Kollarını serbest bıraktı. Taş yeniden alev akıntısında deliler gibi dönmeye başladı. Bu ona verdiğim taş mıydı? Dış kabuğu ısıdan sarı parlıyordu. Akıntının hızı artıyordu. Saniyeler sonra taştan eser kalmadı. Tek görebildiğim mavi okyanusu andıran alevlerin içinde sarı ince bir ipti. Onu eritmişti.

 

Neler olduğunu anlayamıyordum. Sıradan bir demircinin bu dünyadaki bütün metallerden daha sağlam olan büyümü işleyebilmesine imkan yoktu. Eğer benim zamanımda yaşamış olsaydı bu mümkün olabilirdi. İnsanların unuttuğu rüya büyüleri bunu yapabilecek kapasitedeydi. Durdum. Cevap ortadaydı!

 

Omen kadim rüyalardan birine sahipti. Dönen alevlerin coşkusunu hissedebiliyordum. Aynı rüzgara ve toprağa adını seslendiğimde olduğu gibi hareketleri aynıydı. Ateşin adını bildiğine inanamadım. Böylesine önemli bir büyünün sıradan bir insanın eline nasıl geçtiğini merak ediyordum.

 

Alevleri ve içindeki erimiş metali tutmak için ayrı çaba sarf ediyordu. Alevler yaramaz çocuk gibi minik odanın içine ilerliyorlardı. Onları tamamen kontrol edecek güçten yoksundu. Odayı kendi mezarına çevirecekti. Küllerini bile bulamayacaktık. Alevleri bastırmak için rüzgarı kullanamazdım. Toprak bu sıcaklığa dayanamadan parçalanırdı. Alevi bastırmanın en iyi yolu alevle karşılık vermekti.

 

'Eğer başına bir şey gelirse kızım benimle bir daha konuşmaz evlat. O yüzden hiçbir yere gitmiyorum.' Parmaklarımı şıklattım. Omen'in bedeni büyülü zırhla kaplandı. Endişelenecek bir şey yoktu artık. Minik odanın içini kendi mor alevlerimle doldurdum. Genç adam korkuyla attığı çığlık gür bir kahkaha atmama neden oldu. 'Sakin ol. Bugün ölmeyeceksin.' 

 

Mavi alevlere mor alevlerim kafa attı. İki vahşi hayvan bölge kavgası ediyordu. Hakimiyetini bütünleştirmeye çalışan mavi alevler kızgındı. Mor düşmanına dört yandan vuruyordu. Düşmanı soğukkanlılıkla mavi alevleri püskürtüyor ve aralarındaki sınırı koruyordu.




Omen minik odayı dolduran mor alevler onu yakıp yok edeceği korkusuyla çığlık attı ama hiçbir şey olmadı. Üzerindeki zırh onu koruyordu. Sıcaktan öleceğini düşündü. Zırhın içi sıcak değildi. Üşüdüğünü hissetti. Aklına eritmeye çalıştığı taş ile üzerindeki zırhın aynı malzemeden olduğu geldi. Derin bir nefes alıp mor odaya baktı. Bay Azyl'in kahkasını duydu. Bu adam neyin nesi böyle? diye düşündü. Gürültü azalmıştı. Mavi alevler içeri giremiyordu.

 

'İşine devam et delikanlı.' Güven verici ses hemen arkasından geldi. 'Sıvıyı senin için alevden çıkardım.' Afallayan Omen düşündü. Alevleri söndürmeliyim! Kollarını birleştirdi ve ateşe seslendi. Korkan ateş birden dağıldı. Mor alevleride beraberinde götürdü. 

 

Benim alevlerimede sözü geçiyor. Bu gücün yanlış ellere geçmediği için mutluydum. Fakat bu haliyle de yeterince kullanışlı değildi. Zırhlar dağılıp kayboldular. Erimiş büyüme baktım. Bu haliylede onu kontrol edebiliyordum. Soğumasına müsade edemezdim. Sıvıyı ufak mor alev topuna yerleştirdim. Bu onu biraz daha tutacaktı. Afallamış Omen dakikalardır konuşmuyordu. Haliyle gördüklerine alışık değil. 'Evlat ne yapacağımızı söyle yoksa emeklerin boşa gidecek.' Genç adam sıvının döküleceği taş zahneyi işaret etti. 'Oraya!' Sesindeki korku geçmemişti. Sıvıyı içine boşalttım. Tehlike sona ermişti. 

 

Odanın sıcaklığını düşürmeyi rüzgara bıraktım. Patlayan camlardan içeri girip odayı serinletti. Sıcak havayı iterek dışarı attı. Yerde oturan gence gülerek yaklaştım. Kalkması için elimi uzattım. Elimi ona tüm samimiyetimle uzattım. Daha fazla numara yok. İsle kaplı elini uzattı. Yerden kalkarken ayak sesleri yaklaşıyordu. 

 

'İyi misin?' Cevap beklemeden Omen'e sarıldı. Kızımın ailemiz dışında birine gözyaşı döktüğüne şahit oldum. Kelimeler kifayetsizdi. Frimold'un bu adamı sevdiği belliydi. Başaramasaydı sonuç değişmeyecekti. 

'İşi batırdım. Üzgünüm Frimold.' Bunun tek sorumlusu bendim.

'Sen iyisin. Gerisi önemli değil.' Birbirlerine çok yakınlardı. Orada yalnız üçümüz olsaydık sorun değildi ama 50 kişilik bir kalabalığın önünde garip görünüyorlardı. Araya girdim.

'Kim eline yüzüne bulaştırdığını söyledi delikanlı? İş tamamlaman için arkanda seni bekliyor.' Omzuna güçlü bir şaplak attım. Nefesi kesildi ve öksürmeye başladı. Güçlü görünen ürkek adamın tekiydi. Sanırım onu sevmeye başlamıştım. Gerçekten.

'Baba Omen'e öyle vurma!'

'Üzgünüm kızım elimin ayarını tutturamamışım.' 

 

Kalabalık arasında gülüşmeler oldu. Omen de gülüyordu.

 

'Sorun değil. Sanırım buna alışabilirim.' Döküm ocağına ilerledi. Eldivenlerini eline geçirdi. İtiraf etmeliyim korkağın teki olsada soğuyan metali dövmeye başladığında bambaşka bir adama dönüşüyordu. Hepimiz bu dünyaya farklı amaçlar için geliyoruz. 




Ertesi sabah erkenden atölyeye girdim. Erken geldiğimi sanmıştım ama kızım benden önce oradaydı. Geldiğimi duymamışlardı. Omen silaha son şeklini veriyordu. Kara metal kusursuz parlıyordu. Güneş ışıkları yüzüne çarpıp mor ışıklar saçıyordu. Kılıç kralların silahıdır demişti genç adam. Bu kesinlikle bir krala yakışır silahtı. Son kez parlak yüzeyini sildi. Kaslı kolları silahı iki eliyle anca kaldırabiliyordu. Kullandığı malzemenin ağırlığı yüzündendi.

 

Omen halinden hoşnut değildi. Silahın ağır olması bir kusurdu. Hayatında yaptığı en mükemmel silahı yaptığından emindi ama o kusurluydu! Suratını astı. Belini saran bir çift elin sıcaklığı karamsar düşüncelerini dağıttı.

 

'Sorun ne Omen? Mükemmel bir iş çıkardın. Yoksa babamın hoşlanmayacağından mı korkuyorsun?'

 

Omen ona silahın ağır olmasının bir kusur olduğunu anlattı. Bu kusurun onu mükemmel yapmadığını söyledi. 'Başaramadım. Baban evlenmemize izin vermeyecek.' Bakışlarını masaya yaptığı en büyük başarısızlığa dikti. Çok güzeldi ama bir o kadar tiksinçti. İçeri giren birinin sesiyle doğruldu. Frimold'un babası geliyordu. Buraya kadarmış.

 

Masanın üzerinde yatan kara kılıca baktım. Hayatımda bir istisna yapmaya karar verdim. Bir insanı kabul edecektim. Kılıcı kavradım. Omen ağırlığından şikayet etmesine rağmen kılıç tüy kadar hafifti. Genç adamın gözleri yuvalarından fırladı. İki elinin kuvvetiyle kaldıramadığı kılıcı tek elle rahatça sallayışım küçük dilini yutturmuştu. Birkaç hızlı hareket yaptım. Güneş kara metalinde dans etti. Mor parıltılar atölye duvarlarına yansıdı. 'Tüy kadar hafif. Jilet kadar keskin.'




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1316

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1117

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 930

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 851

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 737

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 690

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 667

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 572

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 540

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 435

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 209

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 193

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 146

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 116

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 83

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 71

Site İstatistikleri

  • 17072 Üye Sayısı
  • 470 Seri Sayısı
  • 22918 Bölüm Sayısı


creator
manga tr