"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

Beyond Eternity - Bölüm 102: Yeşeren Umut


Bir ses bana sesleniyordu. Ses kendi sesimdi.

 

'Kızın tercihini yaptı. Senin yerine o adamı seçti. Sende öyle yap. Kızın yerine beni seç. Çok vakit kaybettin.'

 

Uyandığımda yatağımdaydım. Aptal Şeytan benimle oynuyordu. Sanki dertlerim yetmezmiş gibi. Dizlerimde bir ağırlık hissettim. Otea yatağımın yanına oturmuş dizlerimin üzerinde uyumuştu. Onu diriltirken kurduğum bağ… Hislerimi ve düşüncelerimi anlayabiliyor. '2 gün boyunca yanından ayrılmadı.' Extia pencere kenarında oturmuş altın yaprakların sallanışını izliyordu. 

 

2 gündür uyuyor muydum? Hissettiğim duygusal sarsıntı azalmıştı. Kalbimdeki ağırlık geçmişti. Elimi üzerine koydum. Bir terslik vardı. Kalp atışlarımı çok rahat duyabiliyordum. 'Frimold kalbinin büyüdüğünü söyledi. İnsan bedeninin sınırlarını zorlamanın yan etkisiymiş.' Bundan hoşlanmamıştım.

 

'Bunun bana etkisi ne olacakmış?' 

 

'Normal bir insan olsaydın ölecektin demek oluyor.' Normal insan ha. Normal olsaydım bunlar yaşanmazdı. Extia düşüncelerime cevap verdi. 'Biliyorum yaşanmazdı.'

 

Engin geçmiş hayatımdaki şifa yeteneğime dayanarak yaşadığım olayın bir kalp krizi olduğunu söyleyebilirdim. Duygusal baskı, yorgunluk ve yoğun stres buna sebep olmuştu. Genç görünmem ya da güçlü olmam bunu yaşamayacağım anlamına gelmiyormuş. Kendimden çok Extia'yı düşündüm. Asıl acıyı o çekmişti. 'Sen nasılsın? Bir günde 2 büyük acıya katlanmak zorunda kaldın.'

 

'Ben…  iyiyim. Atlatmam çok zor olmadı. Bu sefer acının yanında hayal kırıklığınıda hissettim.' Başını eğdi. Sarı saçları yüzüne döküldü. 'İşte ona katlanamadım.' Hayal kırıklığı. Ümitlerinin yerle bir oluşu. 

 

'Her şeye olduğu gibi bunada alışacağım.' Otea konuşmaların sesine uyandı. Babasının uyandığına çok sevinmişti. O bilmesede ablası vakit buldukça babasını ziyarete gelmişti.




 

Dev fırın 35 saattir kömür takviyeleri ile yanmayı sürdürüyordu. Fırının bulunduğu oda tavandaki özel havalandırma ile aşırı ısınmayı önlüyordu ancak içerisinin sıcak olduğu gerçeğini değiştirmiyordu. Omen tüm vücudundan akan terler ile lanet siyah taşı eritmeye uğraşıyordu. Isınmaya karşı dayanıklı taşlar görmüştü ama bu taş aralarındaki en dirençlisiydi. Fırın çıkabileceği en yüksek sıcaklığa 10 saat önce ulaşmıştı. Taş 10 saattir insanın 3 metre yakınına yaklaşamayacağı bir sıcaklıkla ısınıyordu. Dış kabuğunda hiçbir deforme yoktu.

 

Eri lanet olası! Eri! Taşa içinden sövdü. Yüzünü sıcaktan koruyan maske onu artık koruyamıyordu. Taşı cehennem kadar sıcak fırından çıkardı. Taş meydan okurcasına ona bakıyordu. Üzerinden duman dahi tütmüyordu. Yumuşadığını umarak iki eliyle tuttuğu balyozu taşa vurdu. Taş tepki vermeden darbeyi soğurdu. Omen'in kolları uyuştu. Çok sert! Balyozu bıraktı ve örse yaslandı. Birkaç saat önce taşı ısıtmakla uğraşırken Frimold onu ziyarete gelmişti. Kendisini ter ve pislik içinde görmesinden utandı. Kadın bunu umursamadan pis elinden tuttu. Gözlerinin içine bakarak başaracağına inandığını söylemişti.

 

O sırada Omen taşı elleriyle parçalayabilecek kadar kendini güçlü hissetmişti. Şimdiyse ümitsizce taşı seyrediyordu. Doğaya aykırı siyah mor rengi başta büyüleyici gelsede artık sinir bozucuydu. Sinirlendi. Eldivenini çıkarıp sıcak taşa elini bastı. Bunu yaparken yetersizliğine küfretti ama eli yanmamıştı. Taş sıcak değildi. Hatta serindi. Taşa dikkatle baktı. Önündekinin sıradan bir taş olmadığını biliyordu ama ne kadar eşsiz olduğundan habersizdi.

 

'Bu taş büyü ile yapıldı. Fiziksel kuvvetlere karşı bağışıklığı var.' Taşı fırına sokmasına gerek yoktu. Büyü kullanarak taşı eritmesi gerekiyordu. Sorun şuydu ki Omen sıradan bir insandı. Büyü yeteneği yoktu. Bir şey hariç. Yeryüzündeki en iyi demirci olmak kolay bir şey değildi. Krallığının silah üretimlerini bizzat ailesi yapıyordu. İnsanlar Ateşnefes adını duyduklarında gururlanıyor ve saygı duyuyorlardı. Omen büyü ile yapılan pek çok silahın yapılışını görmüştü. Bunun için Tılsımcı olmak gerekiyordu ama hiç büyü gücü olmayan biri tılsımcı olamazdı.

 

'Tılsımcı değilim ama elimde daha iyisi var.' Omen'in atalarından babasına ve şimdide kendine geçen bir miras vardı. O da Ateşin Adıydı. Atalarının tarihlerinde her yaptıkları eşyayı kayıt altında tuttukları bir kayıt arşivi vardı. Bu kayıtlar bilinmez bir sebeple yok olurken geriye sadece aile reisinin okuyabileceği bir kitap kalmıştı. Kitapta ateşin adı yazıyordu. 

 

Taşı tekrar fırına soktu. Gürleyen közlere baktı. 'Pekala hanımlar havanızı tazeleyelim.' Ateş minik bir çocuk gibi sevinçle yükseldi. Fırının içinde daireler çizmeye başladı. Hızı gözle takip edilemiyordu. Kırmızı rengi yeşile döndü. Fırının içindeki kara siluet kıpırdamadan duruyordu. Omen şaşırmadı. Ateşe coşmasını söyledi. Zincirlerinden kurtulan vahşi bir kaplanı andıran ateş uğultular çıkararak kükredi. Yeşil rengi açık maviye döndü. Çıkabileceği en yüksek hızda özgürce daireler çiziyordu. Fırın çatırdayarak parçalandı. Alevler tüm odaya yayılırken Omen korkmuyordu. Sadık köpek sahibini ısırmaz diyordu. 



Korkunç patlamanın sesi tüm tarikat binasında duyulmuştu. Orman hizasında devriye gezen süvari kartallardan borazan sesleri yükseliyordu. Tarikat ağacının 60. katından siyah dumanlar fırlamıştı. Olası düşman saldırısı olabileceğinden alarm boruları ormanda yankılanıyordu. Oğullarını 2 gündür görmeyen Ateşnefes ailesi endişeliydi. Tek bildikleri Bay Azyl'i Omen'e ikinci bir sınav yaptığıydı. Patlama sesini duyduğunda Dustion Ateşnefes'in yüzündeki kırışıklıklar 2 kat arttı. Karısı Zusda her zaman kocasından soğukkanlı olmuştu. Bir kez daha sakinliğini korudu.

 

'Çocukluğundan beri ateşle oynamaya bayılırdı. Bırak hayatta kendi yolunu bulsun Dust.' Kocasının elini tuttu. Dustion böyle bir karısı olduğu için tanrılara şükretti. Onlarca kat üstte patlamayı umursamayan bir tanrıça doğanın güzelliğini seyrederken ansızın hapşırdı. Keyfini kaçıran hapşırık yüzünden sitemle içerledi.

 

'Yine hangi densiz adımı ağzına aldı?'

 

Frimold tarikat liderine yakışmayan bir hızla patlamanın olduğu kata koştu. Kabuslarında bile görmek istemeyeceği bir manzara ona bakıyordu. Omen'in çalıştığı oda tamamen alevlerle sarılıydı. Olamaz! Zihni Omenle ilk karşılaştığı anıları gözlerinin önünden hızla geçirdi. Babasının izinden gitmesine rağmen, bir insana aşık olabilmişti…




Işık Tarikatının ortadan kaldırılmasından sonra Frimold habersizce yok olan babasını arama umudunu çoktan yitirmişti. O beni bulabilmişti ama ben onu bulamıyorum. Bu haksızlık. Babası olmadan hayatı renksiz ve cansızdı. Bütün gününü taht odasında tek başına tahtında oturarak geçiriyordu. Hayat ona anlamsız ve boş geliyordu. Ustası İdarr dahi onu ikna edememişti. Mutsuzluğu derinlere kök saldıkça ormanın altın yaprakları döküldü. Ağaçlar kurumaya başladı. Yüce Perinin mutsuzluğu tüm Perilerin içine işlemişti. Gecenin geç saatlerinde bile tahtında karanlığa gömülü şekilde kıpırdamadan duran Frimold'u izlerken yürekleri parçalanıyordu. 

 

Kayn liderinin yavaşça ölümü beklediğinden korkuyordu. Ne yapıp edip efendisini bu durumdan kurtarmalıydı. Günlerce düşündü ve efendisinin babasına ait zırh setinin parçalanmış yığını aklına geldi. Efendisinin karşısına heyecanla çıkıp eğer zırh tamir edilebilirse babasının ona bir iz bırakmış olabileceğinden bahsetti. Gözleri ahşap zemini boş bir eylemle tarayan Frimold'un içine bir umut doğdu. Solmuş sarı sarmaşıklar tekrar altın gibi parlamaya başladı. Orman yeniden nefes almaya başladı. Kuruyan ağaçlar bir gecede yeniden çiçeklendi ve altın yapraklarla bezendi.

 

Olayların geri kalanında yeryüzünün her tarafından gelen demircilerin akınına uğrayan Peri Ormanında müthiş bir hava vardı. Bütün demircilere bir zırhın tamir edilmesi karşılığında ödül olarak istedikleri her şey teklif edilmişti. Omen kimliğini belli etmeden bu yarışmaya katılanlardan birisiydi. Kulaktan kulağa dolanan bilgilere göre zırh tamamen elmastan yapılmaydı. Bazıları değerinin koca bir ülkeden daha fazla olduğunu söylüyordu. 

 

Demircilerden zırhı inceleyip tamir edip edemeyecekleri istenmişti. Paramparça olmuş kol ve omuz metali yinede tanınmasını zorlaştırmıyor. Simsiyah metal ışıkla temas ettiğinde yeşil parıltılar saçıyordu. Çok az demirci zırhı tamir edebileceğini, neredeyse hiçbiri kendine güvenerek tamir ederim diyebilmişti. Bir kişi hariç. O kişi Omen'di.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1316

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1117

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 930

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 851

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 737

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 690

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 667

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 572

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 540

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 435

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 209

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 193

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 146

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 116

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 83

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 71

Site İstatistikleri

  • 17072 Üye Sayısı
  • 470 Seri Sayısı
  • 22918 Bölüm Sayısı


creator
manga tr