Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 98: Frimold ve Omen


Sistem oluşturma düşüncem olsada bunu diğerlerine anlatabilmem mümkün müydü? Adamın biri çıkıp kafasından uydurduğu bir sistemle diğerlerine yol gösterebilir miydi? Tabikide hayır! Bu sistemi oluşturmam için Tanrı olmalıydım. Yeri gelmişken eski güçlerimi kaybedip Extia ile tamamen bütünleştiğimde güçlendiğimin farkındaydım ama hangi seviyede olduğumu kestiremiyordum. Extia’ya bunu sorduğumda Aşk aşamasına çıktığımı öğrendim. Hatta o kadar güçlenmiştim ki son katmanına tırmanmıştım. Önümde sadece Tek aşaması kalmıştı. Bunu Kıskançlık Tanrısını öldürdüğümde anlamalıydım. Son aşamaya henüz çıkmamış bir seçilmiş bir Tanrıyı yenmişti.

 

Tanrılığa bu kadar yakınken yeni sistemin alt yapısını şimdiden oluşturmamam hata olurdu. Yeryüzü sistemine yakın bir şey olmalıydı. Bu yüzden ona Gökyüzü adını vermeyi düşündüm. İlk sistemde değerli maden türlerinin isimlerine yer verilmişti. Bu yolu izlemeye devam ettim. Yeni bir sekizli sistem oluşturmak işe yarardı. Yeri geldikçe sisteme uygun isimler eklemeyi sürdürecektim. Ufuk, Yıldız gibi…

 

Kızımın evlilik konusunu düşündükçe sinirleniyordum. Haber yollanmış ve tarikata gelmek için yola çıkmışlardı. Bu sırada Ateşnefes ailesi hakkında biraz bilgi topladım. Nesillerden beridir demircilikle uğraşan bir aile olarak anılıyorlardı. Demircilik dışında uğraştıkları başka bir kayıt bulamadım.  Yeryüzünde gelmiş geçmiş en iyi demirciler hep bu aileden çıkmıştı. Diğer aileleri geride bırakmışlardı.

 

Köklü tarihlerinden etkilenmedim. Yeryüzünde yapılan en sağlam silah bile tanrılara zarar vermekten acizdi. Bunu Auron ile ilk karşılaştığımda deneyimlemiştim. Tethos'u Extylden yaptığım kılıçla bile zor zarar verebilmiştim ve onu rahatça öldürebilmemin sebebi kendi tanrı silahı olan baltayı kullanmamdı. Extia'nın silahı kadar özel değildi ancak gücü su götürmez bir gerçekti.

 

Baltayı Buz Diyarında bırakmıştım. Onu tanrıların bulamayacağı bir yere saklamalarını istemiştim. Extia'nın mutlak tanrı silahı tanrıları öldürmemde bana yardımcı olabilirdi ama ejder kralı ele geçirdiği gibi beni nefretimle boğmasından çekiniyordum. Tethos'u öldürdüğüm anı düşündüm. Bütün uzuvlarını koparırken hissettiğim rahatlama duygusu içimi ürpertti. Ellerim titremeye başladı. Daha fazlasını öldürmeyi arzuluyordum. Zihnimde 'Öldür onları! Hepsini öldür' diye bir ses bağırıp duruyordu. Bu benim sesimdi ama değişmişti.

 

'Sakin ol. Hepsini zamanla öldüreceğim.'

'Hayır! Bekleyemeyiz.'

'Biz mi? Sen değil ben var burada.'

'Ben senim. Sen bizsin.'

'Kapa çeneni moron. Beni kandıramazsın. Zihnimden defol git aşağılık!'

'Bekle!!!'

 

Zihnimdeki paraziti kovdum. Nefretim bilinç mi kazanmıştı? Yoksa tanrıların işi miydi bilmiyorum. Beni durduramazlardı. Bunlar acınası yollardı.

 

Ateşnefes ailesine odaklandım. Omen ailenin tek çocuğuydu. Üzerindeki baskıyı tahmin edebiliyordum. Nasıl biri olduğunu merak ettim. Eğer damadım olacaksa kızıma layık olmalıydı. Öyle olduğunu hiç düşünmüyordum. Bir haftayı daha geride bıraktıktan sonra tarikata geldiklerinin haberini aldım. İsteksizce üzerimi değiştim. Damadımı karşılamaya gitmemenin saygısızlık derecesindeki büyüklüğünü düşünerek kızımın yanına gittim. Siyah uzun ceketim ve pantolon ile bir cenazeye katılmaya hazırdım.

 

Frimold kıyafetlerimi gördüğünde bana kızdı. Kendisi kollarını saran uzun sarı bir elbise giymişti. Kıyafetlerimi kendi büyümden yaptığımı söyledim. Bu yüzden siyah, mor karışımı renktelerdi. Bunu biliyordu ancak benimde aynı şekilde bunu bahane olarak kullandığımın farkındaydı. Uzun bir ah çekip odama geri döndüm. Dolaptaki beyaz gömleği ve aynı ceketimi giydim. Kendimi sevdiği insanların karşısına çıkmaktan utanan ufak çocuklar gibi hissettim. Bu günün gelmesini hiç istemiyordum. Zamanın hızla geçmesi insanlardan sonra nefret ettiğim ikinci şeydi.

 

Kızımın yanına geri döndüm ve yüzüme yalancı bir gülümseme oturttum. İstemediği bir adamla evlenmeyi kabul etmiş olsada içindeki heyecanı hissediyordum. Bir kadının hayallerinden biri evleneceği kişi olmalıydı. Omen denen adamı daha önce görmemiştim. Yakışıklı mıydı? Belki de şişmandı. Extia bile bunu bilemezdi.

 

Kızım heyecanlıyken neden ben üzgündüm? Kızımın evlenmesini istemiyor olabilir miydim? Yoksa onu göremeyeceğimden mi korkuyordum? Hayır! Omen’in kızımı hak ettiğini düşünmüyordum!!

 

Aynanın karşısında kendine bakan Frimold son derece güzeldi. Altın sarısı saçlarını beline değiyordu. İnce ve düz saçları pürüzsüzdü. Camdan içeri giren gün ışığını yansıtan ağaçların altın yapraklarıyla müthiş bir uyumu vardı. Bu ormanı Frimold yaratmıştı. Bütün ağaçları kendi dikmiş ve hayat vermişti. O kayıp ormanın perisiydi. Doğanın anasıydı.

 

Odaya Rochel girdi. Kısa kırmızı bir elbise giyiyordu. Kahve saçlarını at kuyruğu yapmıştı. Buraya geldiğimizden beri bir kez bile konuşmamıştık. Konuşacak bir şeyimiz yoktu.  Frimold’un düz açık saçlarını gördüğünde şaşırdı. Beni görmezden geldi ve aynanın karşısında duran kızıma yürüdü.

 

‘Sakın bana bu saçlarla onu karşılayacağını söyleme. Bir perisin ve bunu kullanmıyorsun. Bana bırak.’

 

Yanaklarına dokunan saçlarını kavradı. Başının arkasında birleştirdi ve bunu izleyen diğer saç tutamlarını arkasında birleştirdi. Uzun, sivri peri kulakları kendini gösterdi. Saçlarından uzun görünen yüzü hafif genişledi ve kulaklarının uzunluğunu güzelliğine güzellik kattı. Siyah gözlerini büyüten uzun kirpiklerini gördüm. Aynada kendine baktı. Yanaklarında kızarıklar belirdi. Mutlu görünüyordu. Kızım mutlu muydu? Eğer mutluysa benimde mutlu olmam gerekirdi. Bana doğru döndü.

 

‘Ne düşünüyorsun baba? Güzel olmuş muyum?’

‘Güzel kelimesi senin yanında basit kalır. Kardeşlerinin de seni görebilmesini çok isterdim.’

‘Evet bende.’

‘Kızım… Bunu yapmak zorunda değilsin. Özellikle benim için.’

 

Yüzüme baktı. Dudakları gülüyordu. Gülüşünün gerçek olduğuna emindim.

 

‘Bana vermeni istediğim sözü hatırlıyorsun. Tarikata geri geldiğimizden bu yana çok düşündüm. Evleneceğim kişinin senin gibi biri olmasını istiyordum ama bu dünyada böyle biri olmadığını da biliyorum. Bencilce davrandım baba lütfen beni affet.’

 

Sarıldı.

 

‘Seni affediyorum tatlım. Lütfen söyle bana. Omen ile evlenmek istiyor musun? Mutlu olacak mısın?’

 

Dolu gözlerini kaldırdı.

 

‘Omen ile evleneceğim baba. Bana sende aradığım mutluluğu veremez ama senin olamadığım bir yalnızlığa katlanamıyorum.’

 

Gözlerini ovuşturdu.

 

Oğullar annelerine, kızlarsa babalarına aşık olurlarmış. Baba aşkı ile yanıp kavrulan kızım imkansızı başaramayacağı için pes etmişti. Ben kötü bir baba mıydım?

 

Konuklarımızı karşılamak için dev ağacın en üst katındaki peri salonunda bekliyorduk. Sarmaşıklı kapı açıldı ve Ateşnefes ailesi salona girdi. Kıvırcık turuncu saçlı, kahve gözlü, kirli sakallı, kolları demir dövmekten şişmiş Omen, yanında saçları beyazlaşmış ama eski toprak insanların sağlamlığını yansıtan uzun sakallı babası ve ondan daha genç olan erken yaşta evlenmiş, aynı kahve ve turuncu saçlara sabit annesi vardı. 

 

Güçlü kuvvetli bir adama benziyordu. Bakışları sertti. Babasından çok annesine benziyordu. Koyu kırmızı renklerde giysiler giymişlerdi. Omen’in omuzlarını saran sivri yakalı bir ceketi vardı. 

 

‘Buralara kadar geldiğiniz için teşekkür ederiz. Yolcuğunuz nasıl geçti?’ Sesim tok ve güçlüydü. Omen’in babası cevap verdi.

 

‘Teşekkür ederiz muhterem bey. Yolcuğumuz iyi geçti. Frimold’un babası Bay Azyl siz olmalısınız.’

‘Evet öyleyim… Bay?’

‘Dustion.’

‘Memnun oldum Bay Dustion. Oğlunuzun çok değerli olan zırhımı kızım için tamir ettiğini öğrendim. Bunun ödülü olarakta kızımla evlenmek istediğini duydum.’ Başımı Omen’e çevirdim. ‘Sözlerime alınma delikanlı.  Aslına bakarsanız, bu kararı alırken kızım bana danışmış olsaydı kesinlikle kabul etmeyeceğimi söylemek istiyorum. Bu gencin yaptığı şeyi takdir ediyorum. Yeteneği ile neredeyse kimsenin tamir edemeyeceği bir eşyayı tamir etti. Ancak ben bu işe sıcak bakmıyorum. Kızımın vermiş olduğu sözü yerine getirmeye kararlılığından başımı eğip kabul etmekten başka çarem yok.’

‘Sizin yerinizde ben olsaydım düşüncelerim farklı olmazdı Bay Azyl. Dediklerinizde haklısınız fakat gençlerin aileleri olarak verilen karara saygı duymak zorundayız.’

‘Evet Bay Dustion. Öyleyse bize kalan genç çiftimize yakışır görkemli bir düğün yapmaktır.’




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1385

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1159

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 960

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 889

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 780

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 739

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 697

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 629

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 594

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 554

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 518

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 214

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 156

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 128

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 125

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 122

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 121

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 120

Site İstatistikleri

  • 20049 Üye Sayısı
  • 567 Seri Sayısı
  • 28161 Bölüm Sayısı


creator
manga tr