"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

Beyond Eternity - Bölüm 95: Acı, Tatlı Hayat


Darbe bastırılmış ve onarım çalışmalarına başlanmıştı. Kraliçenin huzuruna çıkmadan önce dostlarımın ölü bedenlerini kefenlere yerleştirmelerini izledim. Akira, Eleel, Ragor… Görevleri beni bulduklarında bitmişti. Kızımı kurtarmaya gönüllü olmuşlardı. Başka kötü haberler gelmeye devam etti. Ekibimden 4 kişinin daha cansız bedenleri vahşice parçalanmış halde bulunmuştu. Kefenleri açmaya korkuyordum. İçlerinden birinin Otea olmasını istemiyordum. 

 

Başta söyleyemediğim bu gerçeği kızım Frimold'a açıkladım. Şimdi yanı başımda kefenleri açmamı bekliyordu. Aleif ise kaybettiğimiz dostlarımızın yanında sessizce bekliyordu. Extia sandalyede oturmuş işimizin bitmesini izliyordu. Kefenleri yavaş yavaş açmaya başladım. 

 

Gregor ve ekibinin bedenleriydi. Bütün maceracıları kaybetmiştik. Frimold'un derin bir nefes aldığını duydum. Kardeşi Otea dışında yardımcısı Kayn'in cesetler arasında olmaması rahatlamasına neden olmuştur. Birde dostu Rochel vardı. Rochel…

 

Bedenleri loncaya götürmeye karar verdim. Onlar ne yapılması gerektiğini bilirlerdi. Akira'nın ailesine bakacak yüzüm yoktu. Eleel de o ailenin bir parçasıydı. Grim Konağı elflerinden birisiydi. En azından bedenlerin yurtlarına dönmesine yardım etmeliydim. Kapıda bekleyen emir subayına döndüm.

 

'Ekibimizden 2 kişi ve fedaim hala kayıp. Onlara ulaşamadığınız mı?'

'Hayır lordum. Aramaya devam ediyorlar.'

 

Frimold'un sesi endişeliydi.

 

'Küçük kardeşim, yardımcım ve dostumun kaybına dayanamam.'

'Onları bulacağız. Kötü düşünmemeye çalış.'

'Babam haklı abla. Küçük kardeşimizle tanışmadım ama bizden biriyse kolayca ölmeyecektir.'

 

Extia dışardan göstermesede içindeki üzüntüyü hissedebiliyordum. Çocuğumuzu kaybetme korkusu ikimizi de perişan ediyordu.

 

'Lordum, Kraliçe sizleri huzuruna çağırıyor.'

 

Sarayın geniş bahçesinde Kraliçenin yanına gittik. Yanında 2. Prens Gualtian'ı gördüğüme şaşırdım. Onun öldüğünü sanmıştım. Kraliçenin arkası dönüktü. Önünde 5 tane mezar taşı vardı. Üzerlerinde prenslerin isimleri yazıyordu. Geriye sadece Gualtian kalmıştı. Dördü Tethos'un kurbanı olmuştu. İnsanların aklını kıskançlık duygusuyla karıştırmıştı.

 

Kraliyet giysisi yerine düz kırmızı elbiseler giyiyorlardı. Siyah ya da beyaz giyinildiğini duymuştum. Ancak ilk kez kırmızı giyinildiğini görüyordum. Mezarlığın diğer tarafında da yeni defnedilmiş naaşları fark ettim. Kim olduklarını bilmiyordum. Kraliçe biraz daha mezartaşlarına baktı ve bize döndü. İç sarayın yerlerine ilk kez kar taneleri deyiyordu.

 

'Kandırıldıkları doğru mu? Soylularımı ve oğullarımı Tanrının ele geçirdiğini söyle.'

'Kesinlikle doğru. Kıskançlık prensleri ele geçirdi. Soyluları ise duvarın ötesinde yaşayan hür insanları kıskandırmaya zorladı. Kızım, patriğin öldürülüşünden hemen sonra odaya girdi. Şekildeğiştirenle dövüştü. O kaçıp geride kızım kaldığında onu hapsettiniz.'

 

Kraliçenin başı umutsuzca yere düştü.

 

'Hatamızın bedelini ödeyemeyiz. Üstelik başımıza bela olan Tanrıyı def ettiniz. Yaptıklarınızı unutmayacağız Cesur Savaşçı. Benden ne dilersen dileyebilirsin. Para, ordu, mevki her şeyi sana sunuyorum.'

'Çok naziksiniz Kraliçem. Sözleriniz bu uğurda kaybettiğim dostlarımca duyulduğuna inanıyorum. Benim sadece tek bir isteğim var.'

'Tek bir istek mi? Sana koca bir krallığı bile vermeye hazırım.'

'Hahaha, teşekkür ederim. İstediğim bir ricadır. Buz halkının huzur ve mutlu yaşamasını sizden rica ediyorum. Savaşırken zarar gören bariyerinizi yenilemek istiyorum.'

'Halkımı benim kadar düşünüyorsunuz.'

'Yapmaya çalıştıklarınızı ve hedeflerinizi iyi analiz ettim.'

'Peki bariyeri nasıl yenilemeyi planlıyorsun? Benim gücüm onu onarmaya yetmez.'

'O konuyu kızım Aleif'e bırakabilirsiniz. Buz Cadınız ona yaptıklarınız için size kin beslemiyor.'

 

Kızımın hücredeki halini düşündüğümde sinirlendim. Bu insanlara büyük bir nefret beslemeye başladım. Kafamı toparladım.

 

'Aleif bunu yapabilir mi?'

 

Aleif öne çıktı. Ellerini açtı. Alnında ve gözlerinin altında buz dövmeleri belirdi. Gökyüzünde parçalanan bariyer yeniden oluşmaya başladı. Tamamen düzeldiğinde Aleif durmadı. Bariyer genişledi. Büyüdükçe büyüdü. Başkentin sınırlarını bile aştı

 

'Daha genişletmemi ister misiniz?'

 

Kraliçe, Aleif'in sorusuna cevap veremedi. Çok şaşkındı.

 

'G-Genişletmek mi? Daha genişletebilir misin!?'

 

Aleif başını salladı.

 

'100 kilometre daha büyütebilirim.'

 

'100-100 mü?' Prens Gualtian da şaşkınlıktan kekeliyordu.

 

'Genişletin!'

 

Bariyer genişlemesi tamamlandığında yüzündeki buz dövmeleri kayboldu. Kollarını indirdi. Buz halkı için elimden gelen her şeyi yapmıştım. 

 

Hiçbir samimiyet ya da sevgi beslemediğim bu insanlara neden mi yardım etmiştim? Çünkü az da olsa bana evimi hatırlatmışlardı. Kendi ellerimle sonunu getirdiğim yuvamı…

 

Kraliçe bana doğru hareketlendi. Karşımda durdu. Bakışları sert ve üzgündü. Bir yandan mutluluğunu ve heyecanını göstermeye çalışsada ölen oğullarının acısı içinde tazeydi. Beklemediğim bir anda dizlerinin üzerine çöktü. Ağlayışının sesi ve önümde eğilişine şaşırdım. Annesini gören oğlu da önümde diz çöktü.

 

'Çok teşekkür ederiz. Biz, ben bu ricanızı ve hediyenizi yüz üstü bırakmayacağım. Gözlerimi kapayıp son nefesimi vereceğim güne kadar sizlere dua edeceğim…'

 

Ağlayan Kraliçenin yanına çöktüm. Elimi omzuna koydum.

 

'Karşımda çaresiz bir kadın değil, güçlü bir Kraliçe görmek istiyorum. Önümde diz çökmeniz anlamsız. Sizin olan hala sizindir. Kimsenin kölesi olmayın. Kalkın Kraliçe Avarosa. Halkınızın size ihtiyacı var.'

 

Ayağa kalktım ve elimi uzattım. Avarosa ayağa kalktı. Gözlerini sildi. Karşımda bakışlarıyla korku saçan eski Kraliçe vardı. Prens Gualtian'a yürüdüm. Mezarlığın diğer tarafındaki mezartaşlarını okuyabiliyordum. Karısı Leydi Hialray ve bütün çocukları öldürülmüştü. Ailesini kaybeden bir baba. Aynı ben. Ancak mezartaşlarına baktığımda içimde bir hüzün hissetmedim. Duygularım Tanrılığa yaklaştıkça yozlaşıyordu.

 

'Kaybın için üzgünüm. Annenden daha fazla acı çekiyor olmalısın.'

 

Karısının ve çocuklarının isimlerini anmadım. Zar zor konuşuyordu.

 

'Annem yaşadığı sürece hepimiz için umut var.'

'Bundan eminim. Onun her zaman yanında olmalısın. Yaptılarının daha iyisini yapmalısın. Hatalarından dersler çıkarmalısın. Geleceğin kralı siz olacağınızdan içim rahat.'

'Efendi Azyl… teşekkür ederim. Her şey için.'

'Fedaim ve ekibimden 2 kişi hala kayıp. Lütfen onları bulun.'

'Bütün askerlere haber vereceğim.'

 

Günler geçiyor ve başkent yaralarını sarmaya devam ediyordu. Genişleyen bariyer halkı şaşkına çevirmişti. Hiç olmadığı kadar büyük bir alana yayılmıştı. Sıcak hava tüm başkentteydi. Güzel bir balkondan şehri izliyordum. Burada yapacak işim kalmamıştı. Kayıpların bulunmasını beklemek zorundaydım. Aleif yanıma oturdu.

 

'Tüm olanlardan sonra… doğru olanı yaptın baba. Babam olduğun için çok mutluyum.'

 

Başını omzuma yasladı.

 

'Doğru olanın ne olduğundan artık emin değilim. Nefret ettiğim insanlara yardım ediyorum. Dostlarım öldürülüyor ve onları koruyamıyorum.'

'Herkesi kurtaramazsın.'

'Biliyorum, bende öyle düşünüyordum. Bunu saplantı haline getirmeye başladım. Yaşananlardan sonra izlediğim yoldan bile şüphe ediyorum.'

 

Ellerimi tuttu.

 

'İzlediğin yol ne kadar kötü olursa olsun ben arkandayım baba. 

'Sağol tatlım.'

 

Herkesi kurtarmanın bir yolu var mı?

 

Bir haftadır aramalara devam ediliyordu. Hiçbir sonuç yoktu. Yola çıkma zamanının geldiğinin farkındaydık. Taht odasında Kraliçeyi ziyaret ettik. En içten özürlerini sundu. Bariyeri genişleten kızıma kendi kılıcını sundu. Gerçekten güzel bir kılıçtı. Frimold'un huzursuz hareketleri dikkatini çekti. Boynunda asılı duran witcher kolyesi titriyordu. Bunun tek bir anlamı vardı. Sarayda bir canavar vardı.

 

Taht odasında bir girdap oluştu. Askerler Kraliçenin önüne geçtiler. Kendimi hazırlamak için kılıcımı çağırdım. Geçit insan boyuna geldiğinde durdu. Dışarıya 5 kişi çıktı. Siyah giysiler giymiş kişilerin kim olduklarını göremiyordum. Kapıdan son çıkan 2 kişinin gücü kemiklerimi titretti. Onlar bambaşka bir seviyedelerdi.

 

'Baba!' 

 

Kara giysililerden biri bana doğru koşmaya başladı. Frimold silahını kaldırdı ama ona durmasını söyledim. Bu sesi tanıyordum. Otea bana sarıldı. 

 

'Seni çok uzun zamandır görmedim!'

'Hahaha, sadece 10 gün oldu.'

'10 gün mü? Biz orada 10 yıl kaldık.'

'Ne?'

 

Otea değişmişti. Boyu uzamıştı. Artık 18 yaşında durmuyordu. Rochel ve Kayn de değişmişlerdi. Frimold ikisinede sarıldı. Geçidin önünde hala 2 kişi bekliyordu.

 

'Onları geri getirdiğiniz için teşekkür ederim.'

'Zamanı geldiğinde karşılığını ödemeye hazır ol Savaşçı. Hiçlik bedavaya çalışmaz.'

'Hiçlik mi? Oradan mı geliyorsunuz?'

'Alemler klanlardır. Sizin aleminiz bir klan olmaktan çok uzak.'

'Lütfen söyleyin. Klan olmak için ne yapmalıyız?'

'Klanı klan yapan neyse onu.'

 

Geçitten geri girip yok oldular.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 661

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 423

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16643 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22392 Bölüm Sayısı


creator
manga tr