“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Beyond Eternity - Böüm 93: Sistemi Kıran İnsanlar


Ulaklar çevrelerini sarmıştı. Kargısını rahat kullanamayacağının farkındaydı. Frimold kardeşinin ne kadar güçlü olduğunu bilmiyordu. Aleif'i koruması ve kendilerine bir yol oluşturması gerekiyordu. Ulaklar onları sıkıştırmaya devam etti. Sırtları birbirine dayandı. Aleif kendinden çok emindi.

 

'Bana kalkanını ver.'

 

Frimold ikinci kez düşünmeden altın kalkanını çağırıp kardeşine verdi. Uzun hançerleri mızrakları kırmak için kullanışlıydı. Aleif kalkanı sol eline geçirdi. Kalkandan bedenini altın sarmaşıklar sarmaya başladı. Ablasının altın sarmaşık zırhının aynısıydı. Buzdan kılıcını kavradı. Bedenini buzdan ince tabakayla kapladı. Mızraklar aynı anda üzerine geldi. Altın kalkana çarpan mızraklar parçalandı. Kılıcını havaya savurdu. Süzülen buz dalgası ulakları yavaşlattı. Kılıcını havaya fırlattı. Havada süzülen kılıçtan 11 tane oluştu. Elinde uzun buzdan asa tutuyordu. Alnının ortasında mavi dalları andıran dövmeler oluşmuştu. Gözlerinin altında da benzer dövmeler vardı. Buzul kılıçlar ulaklara fırladı. Görünmez 11 savaşçı varmış gibiydi. Ulakların çemberi bozuldu. Altın kalkanı ablasına fırlattı.

 

Mızraklar hançerleri karşıladı. Üçü doğrudan zırhına çarptı. Biri ise kulağını sıyırdı. Sarmaşıklar buz zeminden fırladı. Yakalanan ulakların canını tek seferde aldı. Geri çekilen ulaklar kanatlanarak uçtu. Ona doğru uçan altın kalkanını yakaladı. Kalkanı ulaklara fırlattı. Kalkan 3 ulağa çarptı ve geri geldi. Peri kanatlarını çıkardı. Havada savaşmak yerde savaşmaktan onun için daha kolaydı. Ustasının sesini duydu. Bu Beşeriyetin Tanrısı İdarr'dı.

 

'Öğrencim gökyüzündeki delik Tanrıların saklandığı yere gidiyor. Tethos'un kaçmasını engellemek için deliği kapatacağım. O delik gökyüzündeyken senin bedeninden çıkabilirim.'

'Tamam usta. Bu ucubelerin icabına biz bakarız.'

 

İdarr Frimold'un bedeninden çıktı. Kar beyazı kanatlarını çıkardı ve gökyüzündeki yeşil deliğe hızla ilerledi. Ulaklar peşinden gittiler ama Frimold önlerini kesti. 

 

'Sizin rakibiniz benim!' Havada kargısını kullanabilirdi. Yerdeyken kullandığında tam hızında kullanamıyordu. Uzun hançerleri yok oldu. Eline kalkanı aldı. Diğer elinde ise kargısı belirdi. Saray koridorunda hızının rüzgarıyla un ufak olan askerlerden daha hızlı  ilerledi. İnce sarı bir çizgi belirdi ve yok oldu. Ulakların parçalanmış bedenleri yere düştü.

 

Buzul kılıçlar ulakları geri püskürttü. Aleif kılıçları çağırdı. 11 kılıç arkasında toplandı. Başta yaptığı buz dalgasını tekrarladı. 11 kılıç hareketi tekrarladı. Buz dalgaları arka arkaya ulaklara çarptı. Yavaşlayan düşmanlar çarpan dalgalarla buza dönüştüler. Hepsi buza dönüştüğünde asasından fırlayan büyü topları onları toza çevirdi. Ablası yanına geldi. Bütün ulakları temizlemişlerdi.

 

'Ulakları yenecek kadar güçlenmişsin kardeşim. Yoksa sende bir Tanrı seçilmişi mi oldun?'

'Hayır ben seçilmiş değilim.'

'Ama bu nasıl olabilir? Mithril seviyedeki insanların bile olara karşı şansı olamaz!'

 

Aleif saf ablasının sözlerine eğlenerek güldü.

 

'Mithril ha, o seviyeyi geride bırakalı 20 yıldan fazla oldu. İnsanları küçümsüyorsun ablacım. Bu dünyada sandığından daha güçlü insanlar var.'

 

Frimold duyduklarına inanamadı. Bir insanın kendi gücü Tanrıya gerçekten denk olabilir miydi? Aleif'in onlarca ulağı kolayca öldürmesi bunun kanıtıydı. Başka bir örnekse babası Azyl'in cezalandırılmadan önceki Tanrı seviyesine yaklaşan gücüydü. Yakalanmayıp güçleri elinden alınmasaydı belkide Tanrıları yenecek kadar güçlü olacaktı.

 

 Ama öyle olsaydı kendisi köle olmaya devam edecek ve öylede ölecekti!!! 

 

Babasının cezalandırılmasına sevindiğini fark etti. Bunu çabucak aklından çıkardı. Böyle düşünmek korkunçtu. Ona hayat veren, kurtaran babasının acısıydı. Bunu unutmayacaktı.

 

'Öyleyse ne kadar güçlü olduğunu nasıl biliyorsun?'

 

Aleif omuz silkti.

 

'Bilmiyorum. Buraya gelme sebebim buydu. Dövüşmek ve benden güçlü insanlarla karşılaşmak istedim. Buz halkının en güçlüsünün Parlak Buz Okulu Patriği olduğunu söylediler. Onu düelloya davet ettim. Beni fena benzetti. Kaybettiğimde öğrencisi oldum. Onu yendiğimde buradan gidecek ve kendime yeni rakipler arayacaktım.'

'Tanrı güç sisteminden haberdar mısın?'

'İlk kez senden duydum.'

'İnsanların sisteminin üzerindeki sistem. Ben ve babam Tanrı Seçilmişi Sistemindeyiz. Bu sistemin zirvesine ulaştığımız birer Tanrı olacağız. Senin gücünde bu sistemde yer alıyor olmalı.'

'Bunu öğrenmenin tek yolu sizlerle dövüşmem. Sırası olmayan güç gösterisine lüzum yok abla. Ben kendi çizdiğim yolda güçleneceğim.'

 

Frimold Tanrılar ve sistemlerine o kadar kafa yormuştu ki dünyanın sisteminden uzaklaşmıştı. Mithrilin ötesi vardı ama bundan kimse haberdar değildi. Babasının anlattığı en eski sisteme geri dönülüyordu. Ne kadar güçlü olduğunu bilmenin tek yolu dövüşmekti. Yaşayıp öldürürsen güçlüydün, ölürsen zayıftın. Kardeşi Aleif gözüne çok vahşi gözüktü. İnsani duygulardan uzaklaştığını düşündü. Tanrı olmaya yaklaştıkça kişiliği sanki değişiyordu. Acaba babasıda böyle hissediyor muydu?

 

'Haklısın kardeşim. Babamızın yanına gidelim. Ekibin kalanını bulmalıyız.'

'Kimleri arıyoruz abla?'

'Bir grup Mithril seviye maceracı, -'

 

Aleif heyecanlandı.

 

'Mithril maceracılar güçlüdür. Onları görmek için sabırsızlanıyorum.'

'Evet bende. Yakın dostlarımdan bir kadın ve yardımcımda bu grubun içindeydi.'

'Yardımcın olduğunu bilmiyordum.'

'Uzun zaman geçti Aleif. İkimizde eski hallerimizden eser bırakmadık.'

'Bence hala aynıyız. Ben hala her şeye düşünmeden atlıyorum ve sende hala arkamı toplayan bir anne gibisin.'

 

Frimold istemeden güldü. Savaşın ortasında gülmek garip gelmişti.

 

'Hahaha, her şey değişmemiş...'

 

Babalarının savaştığı yere gittiler. Yıkık kristal sütunlardan birinin üzerinde oturuyordu. Yerde garip bir şey yatıyordu. Bedeni ortadan ikiye bölünmüştü.

 

'Bu şeyde ne baba?'

'Patriği öldürüp suçu senin üstüne atan adi Şekildeğiştiren. Ülkeyi ele geçirmek için Tanrıyla anlaşmış. Daha fazlasını anlatmadı.'

'Hak ettiğini bulmuş.'

'Evet… sırada aşağılık Tanrı var.' Babaları oturduğu yerden kalktı. Yaralıydı.

'Yaralarını iyileştirdikten sonra peşine gidersin baba.'

'Hayır, hayır olmaz. Extia'nın bana ihtiyacı var.' Son söylediğini kızları duymadı. 'Şerefsizin öldürdüğü dostlarımın intikamını almalıyım.' Ruhsal ejder kanatları belirdi. 'Frimold.'

 

Kızı yaklaştı.

 

'Efendim baba.'

'Etrafında olanlara bak. Bu yıkıma bir Tanrı sebep oldu. Huzur arayan insanların yuvalarını yerle bir etti. Hala bu insanlara yardım etmemekte kararlı mısın?'

'Ben. Ben bilmiyorum baba. Yıllarımızı Tanrı yoluna harcadık. Karşılığında ruhumuzdan bir şeyler kaybettiğimizi fark ettim. Tanrı olmaya yaklaştıkça duygularım köreliyor gibi hissediyorum. Buz halkının acısı beni hiç etkilemiyor. İçimde bazı şeyler öldü ve ölüyor.'

 

Babası kızına sarıldı.

 

'Bende öyle hissediyorum kızım. Dostlarımın cesetlerini gördüğümde hiçbir şey hissetmedim. Kalbim tepki bile vermedi. Buz halkına beslediğim bir sevgi yok. İşte bu yüzden onlara yardım etmek istiyorum. Ruhum ve kalbim yozlaşırken doğru olanın ne olduğunu biliyorum. Buz halkının yardıma ihtiyacı var.'

'Buz halkına yardım edebilecek tek kişi Kraliçe Avarosa. Kraliçeyi korursak ülke darbeyi bastıracaktır.' Aleif aralarında Buz halkını en iyi tanıyandı. 

'Kardeşine katıl. Yozlaşsak bile doğrunun çizgisinden şaşmamalıyız kızım.'

'Doğru olanın ne olduğunu nasıl anlayacağım? Kalbim bana yol göstermiyor!'

'Kalbinin değil derinlerde yatan vicdanının sesini dinlemelisin. Bunu başarabilirsin.'

 

Ellerini kızından çekti. Savaşan iki Tanrıya ilerliyordu.

 

'Gidelim abla. Tarih yazma zamanı.'

 

'Tarihi yıllardır yazıyoruz kardeşim, yıllardır…'

 

Kraliçenin güvenlliğini sağlamaları gerekiyordu. Aleif taht odasına yöneldi. Savaşan askerlerin sayısı odaya doğru artıyordu. Doğru yoldalardı. Kraliçe ülkesini terk edecek birisi değildi. Ölmeyi göze alarak savaşacaktı. Taht odasının kapıları sıkı sıkıya kapalıydı. Darbeciler içeri girememişlerdi ama girmeleri an meselesiydi. Kapı kırılmak üzereydi. Kraliyet askerlerinin cesetleri yerlerde yatıyordu. Odada toplanmış olmalılardı.

 

Soylulardan biri kapının arkasındakilere seslendi.

 

'Teslim olun Kraliçem. Prensleri öldürmek istemiyoruz.'

 

Kalabalık bir grup soylulara yaklaştı. Bu 2. Prensti.

 

'Darbeler ülkenin başını devirmek için yapılır. Aşağılık yalanlarınızla Kraliçeyi kandıramazsınız.'

'Kahretsin! Prensin icabına bakacak herife ne oldu? Leydi Hialray ve çocuklarınızın canını umursamıyor musunuz Prens Gualtian?'

'Kraliçe yaşadığı sürece benim canımın bile önemi yok!'

'Şu ağırlıklardan kurtulmalıyız öyleyse.'

 

Çuvaldan çıkardığı karısının kellesini fırlattı. Gualtian sinirlendi.

 

'Aşağılık herifler.'

'Çocuklarınınkini de görmek isteyeceksindir.'

'Askerler saldırın! Kraliçe için!'

 

Kraliyet askerleri hep bir ağızdan Prensi tekrarladı ve saldırıya geçtiler.

 

'Kraliçe için!'

 

Taht odasının kapısı açıldı. Askerler darbecileri araya aldı. Kraliçede savaş alanına çıktı. Taht odası önündeki darbeci birliği yok edildi. Gualtian Kraliçenin önünde diz çöktü.

 

'Zamanında yetişebildim Kraliçem.' Kraliçenin düşünceleri soylunun tuttuğu çuvaldaydı.

'Oğullarımın kafaları onun içindi değil mi…? Söyle hepside orada mı???'

 

Gualtian başını salladı.

 

'E-Evet anne…  Glas, Percyvell, Ghoddan ve Jessop. Hepside darbecilerin yalanlarına kurban oldular.'

'Yaslarını sonra tutacağım...'

'Hayır onları darbeciler öldürmedi!' Konuşan Aleif'ti.

'Sen burada ne arıyorsun?'

 

Prens kılıcını çekti. Frimold da hançerlerini çekti.

 

'Babamın dediklerini hatırla abla.'

 

Ablası hançerlerini indirdi. Ölü Şekilcinin başını Prensin önüne attı.

 

'Asıl katil yakalandı ve öldürüldü. İnanmayacaksınız ama bu bir Şekildeğiştiren. Ülkeyi birbirine katan düzenbaz!'

'Şekildeğiştiren diye birşey yok. Saçmalığı kes!'

'Bunu izleyin.'

 

Şekilcinin ölü bedenine dokundu. Ölmüş olsada şekil değiştirmeye devam ediyordu. Ölü Prens Jessop'un şeklini aldı. Askerler arasında uğultular yükseldi.

 

'Buz halkı arasındaki iç savaşı başlatan yaratık işte buydu ve bir Tanrının yardımını aldı. Şuan babam onunla savaşıyor.' 

 

Uğultular arttı.

 

'Gezgin Efendi, Tanrı ile mi savaşıyor? Ona yardıma gitmeliyiz.'

'Hayır Prensim. Yanında Tanrıçası var. Onlara sadece yük oluruz. Bizim yapmamız gereken darbeyi bastırmak ve Kraliçeyi korumak.'

'Baban bir Tanrıyı gerçekten yenebilir mi?'

 

Kraliçe sorusunu sakince sormuştu. Aleif yerine ablası cevap verdi.

 

'Yeneceğinden eminiz.'

'Ya yenemezse?'

'O zaman hepimizin sonu gelir.'




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 661

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 423

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16643 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22392 Bölüm Sayısı


creator
manga tr